Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close

Antalyalı profesörün senaryosu Cannes'te dereceye girdi

- Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Günseli Orhon'un yapay zeka ve ölüm temalı senaryosu, Cannes Film Festivali’nde senaryo yarışmasının ‘gerilim ve gizem’ kategorisinde dereceye girdi - Prof. Dr. Günseli Orhon'un en büyük hayali senaryonun filme dönüştüğünü görmek
Dinle
 Antalyalı profesörün senaryosu Cannes'te dereceye girdi
 İsa Akar - Mustafa Bürge   
Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Günseli Orhon'un "Romana çevir daha çok satarsın" denilen yapay zeka ve ölüm temalı senaryosu, Cannes Film Festivali’nde senaryo yarışmasının ‘gerilim ve gizem’ kategorisinde dereceye girdi. Prof. Dr. Orhon'un en büyük hayali senaryonun filme dönüştüğünü görmek. 
  Prof. Dr. Günseli Orhon, 4 yıl önce küçük öykü ve tiyatro senaryolarının ardından arkadaşlarının tavsiyesi üzerine uzun metraj senaryo yazmaya başladı. 2 hafta içinde Türkçe yazdığı 108 sayfalık senaryoyu filme dönüştürmek isteyen Prof. Dr. Orhon, bazı yapımcılarla görüştü. Prof. Dr. Orhon’a görüştüğü yapımcılardan bazıları “Türkiye’de bu kapsamda bir senaryoyu çekecek alt yapımız yok”, bazıları ise "Bunu kitap haline çevirin, roman gibi olsun daha çok satarsınız” cevabını verdi. Aldığı cevaplar karşısında bu işe daha da eğilen Prof. Dr. Günseli Orhon, senaryosunu makine mühendisi Mehmet Aksu’nun desteğiyle 7 aylık bir çalışmanın ardından Amerikan İngilizcesine çevirdi. Senaryoyu 110 dakikalık bir aksiyon  filmine göre hazırlayan Prof. Dr. Orhon, ulusal ve uluslararası yarışmalara başvuru yaptı. Prof.Dr. Orhon’un senaryosu Cannes Film Festivali senaryo yarışmasında ‘gerilim ve gizem’ kategorisinde binlerce senaryo arasında ilk beşe girdi. Prof. Dr. Orhon’un en büyük hayali ise senaryosunun film olarak izleyiciyle buluşması. 
 
  "Ben bunu film olarak görmekte ısrar ediyorum"  
  Senaryodan önce sahne oyunu yazdığını anlatan Prof. Dr. Günseli Orhon, personel tiyatrosunda vodvil (tiyatro türü) yazdığını söyledi. Yazdığı vodvilin ardından tiyatro sanatçılarının bunu canlandırmasının kendisine keyif verdiğini dile getiren Prof. Dr. Orhon, vodvilin ardından yazdığı senaryoların hızlandığını belirtti. Prof. Dr. Orhon şöyle devam etti:    
  “Aklıma gelen komik olaylarda, ‘Bundan güzel film sahnesi olabilir’ diye düşünüyordum. Korkunç, üzücü olaylarda ‘Tam dramatik bir sahne. Bunu kesinlikle yazmam lazım’ diye aklımda fikir üretiyordum. Böyle başladım. Tavsiye ile teknoloji ve ölüm temalı bir senaryoya başladım.”   
  Senaryoyu yaklaşık 3 hafta sonra teslim ettiğini dile getiren Prof. Dr. Orhon, senaryonun çok beğenildiğinin altını çizdi. Orhon, “Bana, ‘Türkiye’de bu kapsamda bir senaryoyu çekecek alt yapımız yok dediler.’ Bazıları ise ‘Bunu kitap haline çevirin, roman gibi olsun daha çok satarsınız’ dedi. Ben bunu film olarak görmekte ısrar ediyorum. 108 sayfalık bir senaryo. Tahmini 110 dakika sürebilir, çünkü aksiyon sahneleri var. Kafasında birçok proje olan bir bilgisayar dehası ile bir yapay zeka geliştiren şirket CEO’su arasında geçen entrika ve mücadeleler. Yapay zekanın bir radyoaktiviteden etkilenerek yavaş yavaş temel yazılım kodlarını değiştirerek, oradaki karakterlerin hayatını olumlu ve olumsuz etkilemesini konu alan bir gerilim filmi. İçinde yapay zeka var, teknoloji var ama bilim kurgu değil. Çünkü yapay zeka sadece filmin ortamını oluşturuyor. İnsanların hevesleri yapay zeka ile var olabilir mi? Filmin ana teması bu” ifadelerini kullandı. 
  Senaryonun Türkiye’de filme çevrilmeyeceğini anladıktan sonra İngilizce'ye çevirdiklerini aktaran Prof. Dr. Orhan, senaryo üzerinde yaklaşık 7 ay çalıştıklarını belirtti. 
 
  “Seyirci bizim filmimize kusur bulmamalı” 
  İngilizce'ye çevirmek için haftada 4 kez 9 saat aralıksız çalıştıklarını dile getiren Prof. Dr. Orhon, “Birçok yeri çok değişti. Temel kavram ayrı ama ayrıntılar, detaylar farklı. Bizi en çok yoran şey oradaki teknolojinin çok gerçekçi olması. Buna çok dikkat ettik. Birçok bilim kurgu biraz uçuk ve çocuk filmi gibi. ‘Neden öyle oldu?’ diye sorduğumuzda cevap alamadığımız filmler. Bizimki öyle değil. Hedef kitlemiz, bilim kurguya önem veren ve bu konuda uzman olmuş seyirci. Bizim filmimize kusur bulmamalı ve izlediğinde ‘filmin mükemmel bir alt yapısı var’ diyebilmeli. Biz bunu düşünerek yaptık” dedi. 
 
  “Cannes Film Festivali’nde resmi listede yer aldık” 
  Yurt dışında senaryo yazma eğitimleri aldığını belirten Prof. Orhon, yazmayı kendi filmini yazacak kadar ilerlettiğini söyledi. Senaryosunu filme çevirecek yapımcı bulamayınca yarışmalara katıldığına değinen Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Günseli Orhon sözlerini şöyle sürdürdü:  
  “Yurt dışında ve Türkiye’de de her zaman söylenen şu; ‘Siz bir yapımcıya senaryo verdiğiniz zaman kimse dönüp yüzünüze bakmaz. Ancak yarışmalarda bir ödül, derece aldığınız zaman şans verirler’. Bu gerçekten de böyle. Haklılar da çünkü binlerce insan, ‘ben senaryo yazdım’ diye çıkabiliyor. Senaryo yazmak bir bilimsel makale yazmakla aynı şey. Bunun kurallarını yerine tam getireceksiniz ki insanlar size şans versin. Bunun da en güzel yolu yarışmalar ve festivallere katılmak. Bizde senaryomuzla 8 civarında yarışmaya başvurduk. Birinde yarı finalist, bir tanesinde ödül aldık, diğerinde ise sonucu henüz belli değil ama ilk elemeyi geçtik, bizi konferansa çağırdılar. Cannes Film Festivali’nde ilk 3’e giremedik. Zaten öyle bir beklentimiz yoktu orada çok iyi filmler yarışıyor. Ama bizi şaşırtan bir başarı elde ettik resmi finalistler listesinde yer aldık. Zaten 10 tane seçiyorlar. Bizde ilk 5’e girdik. Finalistlerin ilk 5’inin senaryosunu festival kullanabilecek, bir nevi bağışlamış gibi olduk. Umuyorum ki birilerinin ilgisini çekeriz.”  
 
  En büyük hayali senaryosunun filme dönüşmesi 
  Hedeflerinden bahseden Prof. Dr. Orhon, “Amerika’da iyi aktörlerle beraber yapımcının keşfetmesi bizim için muazzam bir şey olur. ‘Türkiye’de bu konu işlenebilecek bir olgunlukta değil’ deniliyor. Ben bu konuyu anlattığımda ‘Türkiye’de olmaz böyle şey, çok uçmuşsun’ diyorlardı. Maalesef kültürel önyargılar var. ‘Bu sadece Amerika’da olur’, bu ayrım olduktan sonra siz ne yaparsanız yapın gerçek dışında algılanıyor. Bizde İngilizce'sini onun üzerine yaptık. En büyük idealim saygın bir yapımcı tarafından filmimin yapıldığını görmek. Birileriyle yarış halinde değilim. Sadece filmimi görüp hayallerimin gerçekleştiğini görmek istiyorum” diye konuştu. 
 
  İlk kez senaryo ile uğraştı 
  İlk kez bir senaryonun içinde aktif olarak rol aldığını dile getiren makine mühendisi Mehmet Aksu ise,  “Öyküyü okuduğumda güzel olduğunu fark ettim. İngilizce'ye çevirdik ve gereken değişiklikleri yaptık. Cannes Film Festivali’nde böyle bir derece beklemiyordum. İlk defa bunu yaptım. Bu dereceleri gördükten sonra devam etmeyi düşünüyorum. Şimdi ikincisini hazırlıyoruz" ifadelerini kullandı. 
 

Haberin Diğer Fotoğrafları

HABER Yorumları