Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

01.04.2015

Okunma Sayısı

2956

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Yaşar Kemal'i Uğurlarken

                Cumhuriyetle yaşıt 06.Ekim 1923 de doğan Yaşar Kemal 2015 yılı şubat ayının son günü cemre toprağa düşmeye ramak kala, cemre'den evvel toprağa düşüverdi.

                Benim doğduğum köy Beydağlarının orman köylerinden: Doğduğum zamanı yıl ve ay olarak bilen olmadığından, bende bilmiyorum doğduğum zamanı. Hiç okur yazar yokmuş o zaman köyde .Demek ki benim köyüm insanı Yaşar Kemal'in yaşadığı mekan insanlarından daha geri cahilmiş. Gerçek böylede benim köyümden  bir feryat yükselmemiş.Devlete karşı Yaşar Kemal fakirliğin acısını edebi olarak işleyip büyük yazar olmuş bu bir başarı...

                6 yıllık Aksu öğretmen okulunun 3.ncü sınıfındayken, yani orta üçte okudum, İnce Mehmed romanını  Okulumuzun zengin bir kütüphanesi vardı.Başında kütüphane memuru olurdu hep. Okulda okuyan tüm öğrencilerin kitap okuma fişleri vardı memurda.Türkçe öğretmenlerimiz sözlü notunu  o fişe bakarak verirdi. Okuduğumuz kitaplar , kitap alış veriş tarihlerine göre o fişlerde yazılı idi. Herkes çok kitap okurdu.  Köy enstitülerinin çok ses getirmesi , köy romancılığının bu okul mezunlarından çıkması tesadüf değildir mutlak.Talip Apaydın,Sunullah Arısoy gibi.

                Bademcik ameliyatı için hastaneye yattığım zaman 1963 lerde okul kütüphanesinden aldığım "İnce Memed " romanını da yanımda götürmüştüm . Orta üçte olmama rağmen zorlanmadım zevkle okudum romanı.O zamanlar  bizim kuşak Efe romanlarıyla  Kerime  Nadir  ve Oğuz Özdeş'in romanlarını, göz yaşlarıyla zevkle okurdu. Aşk romanıydı o romanlar.Ergenlik çağı çocukları için duygularımızı açığa çıkaran romanlardı. Biz öğrenciler bu romanları okurdukta,   öğretmenlerimiz Yaşar Kemal'i, Orhan Kemal'i,  Kemal Tahir'i v.s. tavsiye ederlerdi.

                İnce Memed romanının  akıcı, yalın  bir dili vardı.

                Kurgu basitti.O kurguyu öğretmen olacağımız için öğretmenlerimiz hep anlatırdı. Köy öğretmeni olarak köye gittiğimiz zaman, köyde bizi bekleyen üç düşman vardı. Köy ağası, imam, cahil köylüler. Bunlarla mücadele için donanımlı idik. İnce Mehmet'e  bunları buldum.Ezilen soyulan köylüye acıdım. Abdi Ağa'ya kızdım.Baş kaldıran İnce Mehmed'i sevdim. Aklımda kalan tekşeyde ; Hatice'yi dağa kaçırdıktan sonra mağarada saklanırken , Hatçe ile sevişmelerinden mağaralarda kalan iz.  Hatçe  olgun,dolgun çıplak kalçalarından mağara kumları üstünde iz bırakmıştı. İçimi gıdıklamıştı o zaman Hatçe'nin kalçalarının kumlar üzerindeki  izleri...

                Sonra varlık yayınlarından satın aldığım "Teneke" romanını okudum.İdealist Kaymakam , Çeltik işçileri Ağaların siyasal baskısı , kaymakamın Teneke çalınarak ilçeden sürgüne gönderilmesi.v.s. Tüm romanlarında kurgu aynı.İki, romanını okursanız tüm romanlarını okumuş olursunuz.Ağrı Dağı Efsanesi  ve Köroğlu Efsaneleri' de Anadolu da zulme eşkiyaya başkaldırının destanlaştırılmış hikayeleri...  

               Yazmakla iyi etmiş Yaşar Kemal. Fakat bu romanların hepsinde de ideoloji kokar... Romanda ideoloji esassa o romanın edebiyatla ilgisi yoktur. Edebiyatı  ideolojisi için kullanıyordur.  Tüm insanlığı kapsamaz veya dünyada kendi ideolojik yandaşlarınca taraftar bulur. Kendi ideolojik dünyalarında devleşirler.

                Maksim Gorki fakirleri ezilenleri realist olarak romanlaştırmıştır. Kurgu değildir .  İnce Mehmet kurgudur . Yaşar Kemal'in dili kullanışı,  Maksim Gorki kadar derin olmasa da o'na benzer, tabiat ve insan tasvirlerinde ona yaklaşırda ,Tolstoy'a Dostoyevski ,Hugo'ya, Flaubert ve Balzak'a ulaşamaz.

                Yaşar Kemal, insana ve tabiata ideolojik bakmıştır  "Tanpınar şöyle diyor, Yaşar Kemal 'in istismar ettiği köy insanı için ..."  ... İhtilal komitesi bir taraftan devlete düzen veriyor bir taraftan da köylünün sefaleti üzerinde lüzumundan fazla ısrar ediyor. Köy ve köylü meselesi  tarihin azdırdığı meseledir. Onu hangi hükümet bir günde veya bir devrede düzeltebilir. Devlet bunun için çalışmalı fakat,santimantal propagandasını yapmamalıdır. Karşımızdaki kütlenin herşeyden mahrum olduğunu, herşeyi bizden istediğini unutuyoruz. Biz sosyalist olamayız. Derhal öbür kutba geçeriz, ve hele Kur'an ve ahkam-ı şeriye o gözle bir mütealaa edilsin neler çıkar o zaman görülür.  Ateşle oynanılmaz.

-Köylü ,sefalet ,halkçılık, Türkiye'nin meseleleri, 23 milyon insanın hakkı...

- Hepsi doğru ... Fakat evvela TÜRKİYE.

Türk varlığıyla, istiklaliyle TÜRKİYE.

Evvela Türkiye... Evvela O'nu kurtaralım. Yaşar Kemal Bey , sınıfını ve kitlesini düşünüyor.                   BEN MİLLETİMİ DÜŞÜNÜYORUM.i( Sf.306 Günlüklerin ışığında Tanpınar'la Başbaşa  Dergah yayın)

                Büyük romancı  şair Ahmet Hamdi Tanpınar doğru düşünüyor. Önce vatan ve bağımsızlık . Türk varlığının devamı...Mozaik diye diye mozaiği parçalarsak toparlayamayız, mozaik dağılır. Dağılan mozaiği süpürüp çöpe atarlar. Mozaiğin dağılmasını isteyen ,Türk varlığını mozaiğin parçası kabul etmeyen bir anlayışı temsil ettiğine inanırım Yaşar Kemal'in.Hiç bir eserinde Türk insanını öne çıkarmaz. Müphem ağa-ırgat- yobaz imam - cahil köylü üçlemesiyle kurgu ana fikir olarak sevgiye değil, KİN'e ulaşır.  Romanlarının hiç birinde sevgide birleşilmez.  Kinde ötekini yok etmede birleşilir.  Bizim  dediğimiz büyük yazarımızda benim tespitlerim böyle.

                Orhan Pamuk'un romanlarında ideolojik tiplemeler yoktur.Onun roman dilini beğenirim. Cevdet Bey ve Oğulları romanında kendi neslinden ve ideolojisinden olan 1970 de Çapa Yüksek Öğretmen Okulunda  ümmetçi kürtlerle meydana gelen çatışmada ölen Alevi Hüseyin Aslantaş'ı bir sahife ideolojik anlatmıştır.Devrin analizinde buda normaldir. Fark ettirmeden ideolojisini  zerk etmiş romancı öyle olur . Portakalı yersin C vitamini  aldığının farkında olmazsın ideolloğlar fikirlerini hap gibi sunarlar hemen tesir etsin diye...        Orhan Pamuk bana göre, başarılı bir romancıdır. Yaşar Kemal ile mukayese edilemez.

                Yaşar Kemal öldüğünde bakın ne demiş, seçkinlerimiz .

-"İnsan ötesi heybetli varlık- Cengiz Candar

...  insani dokuları işleyen adam, Ağaçların dilinden anlayan, herkeste izi olan adam

 Can Dündar.

... Devrimler gibi inançlı saf bir insandı.

 Mustafa Alabora.

Edebiyatın büyük ustası , çok yönlü bir insandı.Yol gösterici idi. 100 yılın Türkiye'sinin  en büyük insanıdır."Herkesin özgür olduğu Türkiye" dedi.

Ercan Karataş.

Bizim gazetecilerinin de ustasıydı. 

Derya Sazak.

...  gazeteci olarak , yazı hayatına başladı.

Ustamızdı.O'nu kaypetmiş değiliz.

O Yaşayacak.

Hasan Cemal

... Doğduğumuz toprakları dünyaya tanıtan adamdır. Destan yazarıdır O.

Çoşkun Aral

Kalemini ezilenlerden yana kullandı.

Toprak-işçi sorununu bambaşka şekilde anlattı.              

Ahmet Ümid

... Anadolu kültürünü modern kültüre taşıdı. Yaşadığı yerin tarihini sosyolojisini yazdı. İnsanlığın baş kaldırısını yazdı.

Doğan Hızlan

                Bu lafları etmiş seçkinlerimiz,

                Benim lafım şöyle;

                Yöresinin insanlarının , basit davranış ve yaşayış biçimlerini romanlarında başarı ile anlattı. Yarattığı soyut kahraman İnce Mehmet'in heykeli doğdu köye dikilerek ,İnce Mehmet somutlaştırıldı.

Belki İnce Mehmet  yüzyıl sonra Evliyaya dönüşerek, hastalarına şifa verir hale gelecek. Bizim topraklarımızda bu mümkün.

Alan araştırmacısı Sosyolog   Prof. Dr. Orhan Türkdoğan;  bir özel sohbette bana,

Yaşar Kemal'in doğduğu Van'daki köyünde yaptığı alan araştırmasında

Ermeni kökenli  olduğunu söylemişti.

Ermeni olması kusur değil

Ermeni Agop Dilaçar'ı Türk dilinin başına getirdi Atatürk.

Bir kişi Türk soyuna düşmanlık yaparsa

İnce ince , İnce Mehmet'leyin

Bu kusur.

Van'daki köylerinden hicrete mecbur kalmışlar.

Adana bir Türkmen köyüne gelip yerleşmişler.

Babası takip edilip, cami avlusunda Yaşar Kemal'in gözü önünde katledilmiştir.

- Bir Kurban esnasında, kurbanın derisini yüzen kasabın bıcağı sıçramış bir gözü kör olmuş.

Anlatıyordu TRT. de  açılımcı.Bir akademisyen diyor ki,

... Cumhuriyet asimile etti kürtleri. Yok etmek istedi  onları.

Yaşar Kemal'in Babasını gözü önünde öldürdük.

Kendi gözünü çıkardık... Güya Cumhuriyetin kötülüklerini  Yaşar Kemal  üzerinden anlatıyordu adam.

 " Ne denilebilir . Hainlik pirim yapıyor  ülkemizde.

Biz Türkler,

Yücelttiğimiz düşmanları ,

Kendi ruh dünyamızdaki güzellikler gibi zannederiz.

Derin düşünemeyiz hiç.

Düşünmeyi Semerkantlı  gökbilimci Ulu beyden sonra unuttuk.

Düşünmek tıpa tıplaşmanın dışına çıkmaktır. Kişiliğe ulaşmaktır. 

Düşünen adam arayan adamdır.

Arayan  adam gerçeklere ulaşan adamdır.

Dondurulmuş durumu parçalayan ,dayatılan yanlış fikre direnen  adamdır.

Medya baskısıyla oluşan moda fikirlerden sıyrılıp,

Gerçek fikri gerçek doğruyu bulan adamdır.

Herkesin bir doğrusu vardır.

Dayatılan doğruları kendi doğrusuyla mukayese eden,adamdır düşünen kişi

O zaman ulaşılır tek doğruya.

Bu ideale ulaşan entelektüelimiz  yetişmedi. Yetişti dediklerimizde

Soyumuza düşman çıktı.

Belki soyumuzdan değil.... Birisi  soyuma  karşı soyculuk yaparsa savunma

Mekanizmamız harekete geçmeli.

Bu mekanizma çalışmıyor bizde.

Osmanlı tarihine bir bakalım.

Düşünen kaç adamın derisi yüzüldü. Bu topraklarda düşünen adam vede

Karşı düşünen adam olmalı. Demokrasi bu değil mi?

Karşı düşünen olmayınca Türk fikri yapısı yerlerde sürünüyor.

Orta okulu bile okuyamayıp ,bu seviyelere ulaşan bir adamı

Türkçeyi yalın bir şekilde kullanan bu adamı

Yaşar Kemal 'i

Bu topraklardan ,

2 Mart 2015 günü ,

Teşvikiye camiinden , Zincirli Kuyu mezarlığına defn etti

Sevenleri .

Kendi inandığı dünyaya uçtu.

Kadrinin "Seng-i musallada" bilinmediği kesindi.

Kendi ideolojik dünya insanlarınca sevilmiş,

Değerlerince de,

Hakkı  teslim edilmişti.

Bu topraklar insanına yakışan bir uğurlama yapıldı.

Arkasından hazırlanan programda , onu sevenler ;

 Türk'ten bir tını bir ses duyurmadan

İdil Biret Chopen'in 1. nolu Balad'ını seslendirdi.

Kürt ve Ermeni ezgileriyle gitti kendi bilinmezine.

Türk'ten  bir ses bir tını yoktu!

Fakat,

Türkler'de göz yaşı döküyorlardı  arkasından...

MAKALE Yorumları