Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
SİBEL ÖZEL
BENCE
mail_outline : ozel.sibel63@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

07.04.2015

Okunma Sayısı

3530

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Y-Türkiye

Sosyo-Ekonomik, Ekonomi-Politik,  kavram ve zincirlerini bir yanda tutmak kaydı ile “Yeni Dünya” düzeni benim baktığım yerden, yeni bir düzen değildir esasen. Bugünün anlağında, güçlünün arsızlığıdır “Yeni Dünya Düzeni” denilen düzen.

Ne güç ne de arsızlık her ikisi de yine psikolojik, sosyolojik, psiko-sosyal, teknolojik veya tüm beşeri bilimlerin kavram ve zincirlerini bir yanda ve özenle tutmak kaydı ile hiç de yeni değillerdir de üstelik.

Yeni olduğu söylemlenen dünya düzeni, 1980’lerden itibaren ekonomistleri ile temellendirilip, neyi ifade ettiği muğlak ulan, somut tarihsel gelişmeleri ve gerçekleri tersyüz edip, kavram karmaşası oluşturan bir işleyişi işaret etmektedir ki muğlak olmayan tek bir şey vardır; O da gelişmiş ülkelerin “çevre” olarak adlandırdığı görece gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerin serbest piyasa ekonomileri ile fakirleştirilmeleridir.

 

Sözkonusu ekonomi o denli serbest olmalıydı ki ulus ve millet karakteristliği bu serbestliğe engel olamamalıydı.

Nitekim öyle de olup yaklaşık sadece  400 kadar yeni dünya düzeni küresel milyarderinin toplam serveti dünya nüfusunun %45’inin toplam gelirine eşit hale geldi.

İşte tam da bu; Güçlünün arsızlığı ile değil de ne ile özetlenebilirdi  daha başka.

Ancak bir diğer yandan da sormak gerek;

Ne pahasına.?

Başka bir soru..

Ne adına.?

…..

Bir başka soru..

İnsanlığa yeni olarak sunulan tam olarak ne idi.?

-Yoksa, hiç de lüzumu olmayıp, alım güçlerini zorlayan satınalmalar mıydı yeni olan.?

Oysa yeni, özümsenmiş eskinin içinden çıkıp gelen gelişkinlik değil miydi tarihsel sürecinde insanlığın.

Elde olan ve elde de kalan.

Haydi ülkem dön yüzünü aydınlığa.

Dön ki.. tarih tekerrür etsin.

Sağlıcakla..

MAKALE Yorumları