Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
HÜSEYİN BARANER
BAKIŞ
mail_outline : hbaraner@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

25.08.2008

Okunma Sayısı

18258

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Washington, Berlin Moskova ve Antalya

Bir tarafta dünya turizmindeki fırsatlar ve imkânlar çoğalırken, diğer tarafta yine ayni dünya da turizm sektörü için tehlikeler ve sıkıntılar çeşitleniyor. Turizmci olarak her gecen gün biraz daha dünya siyasetinin içine çekiliyoruz: Eskiden Türkiye satışlarını kendi ülkemizdeki siyasi gerginlikler, terör ve doğal afetler genelde etkiler iken, bugün dış piyasalarda bambaşka baskılar ve belirsizlikler ile ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Bu son günlerde yaşadığımız ve etkilerini sektörümüz için henüz tam ölçemediğimiz Kafkaslardaki savaş ve gerginlikler ve bunun değişik ülkelerin turizm piyasalarında Türkiye satışlarına yansıması, bizler için ne ifade ediyor? Acaba Türkiye'ye yoğun şekilde turist gönderen ülkelerin Kafkaslar'daki kendi ulusal çıkarları, beklentileri ve gizli bölgesel stratejileri, bu ülkelerin toplumlarının kamuoyunun doğru veya yanlış, hakli veya haksiz yargıları turizm piyasalarında bir etki yapar mi?
 
Kafkaslar dünyamızın yeni Ortadoğu'su mu?
Daha bundan birkaç hafta öncesine kadar dünyanın Rusya'ya bakışı ve özellikle zengin Rusların Avrupa pazarlarındaki en verimli şirketleri teker teker ele geçirmeleri, hareketsiz yatırım piyasalarında yeni bir heyecan yaratırken, bugün Rusya ile Batı dünyasının ilişkilerinin koptuğu, güven kalmadığı ve Rusya'nın Batılı ülkeler arası ilişkilerinde bir deprem yaşandığı söyleniyor.

Rusya, Avrupalılar için bir gecede yine 'Vahşi Ayı'ya' döndü
Avrupa'nın en saygın siyasi dergileri, yeni bir soğuk savaş döneminden bahsediyor. Almanya'nın en saygın ekonomi dergisi "Die Wirtschaftswoche", daha da ileri giderek "Ruslar, gelecek yıllarda doğalgazları ile bizleri sömürecekler" diye başlık atıyor.

Atlantik'in öbür tarafında ise, Rusya - Gürcistan savaşı Amerikan Başkanlık seçimlerinin şimdiden ana konusu oldu bile, muhtemelen seçimlere kadar da gündemden düşmeyecek.
 
Bence McCain ve Barack Obama arası siyasi yarışı, Gürcistan ile ilgili gelişmeler ve buna Avrupa'nın göstereceği yaklaşım tayin edecek.
 
Daha bundan bir ay evvel Alman Başkentinin meşhur Tiergarten meydanında, dünya da ve Amerika da değişim isteyen ve Woodstock tarzı coşkulu bir pasifist topluma " We can make it" diye var gücü ile seslenen Obama ya McCain, Nah değiştirirsin - "You can not make it" der gibi bir siyasi manevra ile ciddi bir çalım atıyor ve bu tek hamle ile Amerikan kamuoyunda 15 puan topluyor.
 
Bu anlayışa göre dünyamız yüzde yüz barış ile dönmez deniliyor: Şöyle yüzde onbeş-yirmilik ülkeler ve toplumlar arası bir savaş payı olsun ki dünya hareket etsin diyenler mi var acaba, yoksa Rusya Gürcistan savaşı, ABD başkanlık secimi için senaryosu önceden yazılmış Irak'tan da hatırladığımız yeni bir derin Amerikan manevrası mı?
 
Gelişmelere nereden bakarsanız bakın, biz turizmciler için ciddi sıkıntılar söz konusu...
 
İster istemez aklımızdan geçiyor: "Rus kamuoyu, Türkiye'yi aşırı Gürcistan taraftarı gibi algılarsa; Amerika'nın bölgede NATO üzerinden kendi siyasi ve ticari nüfusunu artırma çabalarının faturası ya bize çıkarılırsa? Avrupa halkları Ruslardan iyice koparsa, toplumlar arası önyargılar iyice artarsa...

Siyasiler çok sert mesajlar veriyor:
 
Özellikle ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, son günlerde  çok sert çıkışlar yapıyor.  ''Rusya'nın çok tehlikeli bir oyun içinde olduğu'' uyarısında bulunuyor. Avrupa'da yeni bir 'Demir Perdeye' izin vermeyeceğini söylüyor ve ekliyor: Rusya'nın Avrupa'yı boydan boya geçen yeni çizgiler çizerek, Soğuk Savaş'ı yeniden yaratma çabalarının, eski SSCB cumhuriyetlerinin ve eski ''uydu ülkelerin'' gözünü korkutarak bu ülkeleri ''teslim alma'' çabalarının başarısız olacağını vurguluyor:
 
Rusya bu sözleri hiç umursamıyor.
 
Putin, bu tehditler karşısında çok rahat davranıyor. Yarım trilyonu asan döviz rezervleri ve Avrupa ekonomisinin en önemli hammaddesini oluşturan yeraltı kaynakları ile artik Rusya'nın zamanı geldiğine inanıyor. Sovyet rejiminin bitişinin neredeyse 20. yılında artik bir "Kendinden emin yeni bir  Rus profili' bahsediliyor: 
 
Putin, büyük bir strateji ustası olarak, ülkesinin geleceğini önümüzdeki 20-30 yıl için önemli ölçüde değiştirmeyi planlıyor. Ruslara göre, Putin'in büyük idolü Çar Büyük Peter, "ne zaman ondan bahsedilse, gözleri parlıyor.. 20-30 yıl içersinde yeni bir Rusya değil, yeni bir kıta yaratacağız, Batıdan Doğuya dünyanın en müreffeh yaşam haritasını yaratacağız. Olaylara ve gelişmelere birde Moskova açısında bakin diyor ve önemle vurgulayarak Rusya'nın haklarının meşru olduğunu hatırlatıyor.
 
Savaş sonrası Rusya'ya çok sert çıkış yapan Almanya, yavaş yavaş geri adim atıyor
Farklılıklar halen devam ediyor. Saakaşvili'nin, Rusların tuzağına düşerek,  Güney Osetya'ya saldırısı, Berlin'de bir 'Harakiri Saldırısı' olarak algılandı. Her ne kadar Amerika yalanlasa da, Saakaşvili'nin bu cesaretinin arkasında ABD'nin olduğu düşünülüyor. Kesin olan, NATO genel sekreteri Jaap de Hoop, Gürcistan'ı askeri maceralardan uzak durması gerektiği konusunda uyarması. Aynı uyarıyı ABD'de yapmış mıdır, şüpheli, zira Gürcistan savunma bakanlığında 130 kişilik ABD'li askeri uzmanlardan oluşan bir danışma heyeti oturuyor. 


Putin, bu bilgilerin ve buna bağlı gelişmelerin ilk sinyallerini Şubat 2008de, Münih'teki 43'üncü Güvenlik Politikaları Konferansı'nda vermişti:
Uzman siyasiler hepsi bir ağızdan "Putin'in bu konuşması ile Sovyetlerin yıkılmasından beri yaşanan tek kutuplu dönem sona eriyor" dediler.

Unutulmamalıdır ki, bu toplantıda, aralarında ABD Savunma Bakanı Robert Gates ve Başkan adayı John McCain, arasında soru-cevap kısmında gayet üst düzeyde ve gayet sert tartışmalar yaşanmıştı. Putin dünya başkanlarının önünde ABD' ye dur demişti.

Putin için tek kutuplu dünya 'yalnızca haksız değil, aynı zamanda imkânsız'
Bakın bu konu ile ilgili FAZ.de neler yazıyor:


Saakaşvili, ABD ve Almanya arasında uzun süredir bir tartışma konusu. Münih'teki 43'üncü Güvenlik Politikaları Konferansından hemen 4 ay sonra, Trinswillershagen'de bir yemekte buluşan Merkel ve Bush, Saakaşvili konusunu da enine boyuna tartıştılar. Merkel'e göre Bush, "Tiflis'teki 'gözü kara' adama" yeterince eleştirisel bakmıyor. Bush bu fırsatta da, "himayesine aldığı adamı" korumaya devam etti. O günden beri Saakaşvili, Bush ve Merkel arasında her zaman "iğneli konuşmalara müsait' bir konu oldu. 
Bu arada Dünya otoriteleri halen Rusya'da kimi muhatap alacağından tam emin değil

Medvedev  mi veya Putin mi, Rusya'yı kim yönetiyor?
Washington ve Berlin, Medvedev'i muhatap almak istiyor. Rusya'da kimi kişiler bunu bir risk olarak görüyor. Onlara göre, "Rusya'da bir şey elde edebilmek için, halen her ikisini de muhatap almak gerekiyor. Bu yabancı ülkeler için de geçerli" Moskova Carnegie Center'de oturan Rus siyasi uzmanı Dimitri Trenin'e göre, "Başkanlık sistemi sürdüğü müddetçe, kimse Putin'i görmezlikten gelinemez. Bu sebeple Berlusconi veya Sarkozy halen doğrudan Putin'i telefonla arıyor."


Medvedev, Putin'le kıyaslandığında, sokakta büyümüş kabadayı edaları yok, askeri strateji ve politikaları yerine, daha çok ekonomi sorunlarına eğiliyor.


Sovyetler zamanında yoldaşların vatana ve sisteme olan bağlılığı nasıl çok yakın takibe alındıysa, bugün de Rusya'nın yüz bine yakin milyoner ve milyarderi gizlice takip ediliyor. Rusya'nın bu sayısız zenginleri arasında


herhangi bir şüphe halinde servetlerini gizli bir müdahale sonucu  kaybetme korkusu tamamen kalkmış değil.

Büyük Rusya Rüyasını kimse yıkamaz
Avrupa da çeşitli sektörlere büyük yatırım yapan ve zaman içersinde Rusya'nın sınırları dışında kazandıkları ekonomik ve siyasi itibarin yarattığı gücü, Moskova'ya taşıyacak olan Rus şirketlerinin takibi de söz konusu.


Putin'in bir "Büyük Rusya" rüyası var. Bunu kesinlikle tehlikeye atmayacaktır. Putin Rusya'nın bu büyük şansını bir yüzyıl projesi olarak görüyor ve hiç bir karsı gelişmeye veya tedbirsizliğe şans tanımıyor ve tanımayacaktır.


Kalkınma planlarını engelleyecek her türlü gelişmeye karşı Rus devleti önemli kozlarını elinde hazır tutuyor.


Avrupa'yı doğalgaz ve yeraltı kaynakları ile disipline ederken, her yıl katlanarak büyüyen Rus turizm piyasasından büyük pay alan ülkelerin sahillerini geçici de olsa, bir defaya da mahsus olsa da, denemek için bir kereliğine boş bırakabilir:


AB-Rus-Türk müşterek turizm yatırımları çerçevesinde, Almanya'da yapacağımız bir workshop'ın hazırlık çalışmaları için Berlin'de gecen hafta verdiğim yemekte Rus ve Alman bankacıları, bu söylenenleri teyit eder gibiydiler. Değişik projelerin finansmanı ve fonlandırılması ile ilgili temaslar üst düzeyde olsa da, siyasi derin bilgi ve tecrübeleri olmayan bankacıların bazıları, biraz da olsa ürkmüş gibi bir tavır içersindeydiler.

 

AB'nin Ruslar ile turizm alanında  ilk büyük yatırımlarının önemli parçası olması beklenen  2013 Sotschi  Kış olimpiyatları yine bu talihsiz zaman denk geliyor: Yatırım bölgesinin Abaza bölgesine sınır olması bu 20 milyar dolarlık yatırımın cazibesini şimdilik bazı kuruluşların gözünde azaltıyor.

Ülkeler kendi ulusal çıkarları doğrultusunda Rusya ile ilişkilerini yeniden gözden geçirirken ekonomik beklentilerinin ışığında karar verme eğilimi gösteriyorlar.

Ankara son yılların en önemli dış siyaset imtihanından birisini daha verecek. Dünyanın para eder en son yeraltı kaynaklarını içinde barındıran Kafkasların kaynayan eteklerinde dünyanın bilinen ve bilinmeyen güçlerinin siyasi, ticari ve askeri savaşlarında cepheler arasında kalmayız diye umut ediyorum:


 


--
Hüseyin Baraner
Managing Director

TRAVEL NETWORK
Turizm Araştirma ve Strateji Merkezi
Zerdalilik Mah.,Burhanettin Onat Cad.No: 74/9, 2nci Ateş Apt.
Antalya/Türkiye
+90 0242 321 64 11 Fax: +90 0242 321 64 11  /
Mobile: +90 532 5570459 /+49 177 8387972
hbaraner@gmail.com     baraner@baraner.com
www.tourexpi.com      www.baraner.com, www.trav.io

MAKALE Yorumları