Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. RAMAZAN DEMİR
BİLİMSEL DÜŞÜNCE
mail_outline : rdemir@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

03.06.2018

Okunma Sayısı

732

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Türkler Budist Olursa...

Türk halkının Müslümanlık inancı, Araplardan daha koyu ve güçlü olması ilginç bir durumdur.

Örneğin Türklerin ağladığı bazı şeylere, Peygamberin ülkesi Arabistan'da Arapların kahkaha ile gülmeleri çok anlamlıdır! Bu, anlamadan inanmak, bilmeden ibadet etmek sapkınlığıdır ve son derece önemli bir tespittir.

Çarpıcı bir örnek verelim; Arabistan'a Hacca giden ya da umre ziyareti yapanlar bilir; Arabistan'da hiç "evliya" diye damgalanan insanların mezarı gördünüz mü?

Hayır, göremezsiniz.

Eli ayağı öpülen ne hacı, ne hoca, ne şıh-şeyh, ne 'mübarek ermiş kişi', ne de onların kutsanmış mezarı vardır, bulamazsınız!

"Efendim şu zat mübarek zatlardandır, falan da şeyhtir, şu da tarikat erbabı ermiş kişidir" diye bir manevi sömürü düzeni Arabistan'da bile yoktur. Ama Ülkemin her köşesinde sayısızcadır!

Ülkem insanı inanır de, neye ne için inandığını derinliğine tam bilmez.

Kur'an okur, ya da okunurken dinler, fakat ne anlattığını bilmez ama duygulanıp ağlar.

Türk halkının ağladığı bazı ayetlere, anlamadığı için, Arap güler!

Nedeni mi sordunuz?

İşte cevabı; anadilde ibadetin yapılmayışının sonucu!

***

Tibet Budizm'in yaygın inanç olduğu Moğolistan seyahatim sırasında, manastırda ayin yapan Budist keşişlerin ne dediklerinin anlaşılması mümkün olmadığından emin olduğum bir sırada, fukara kılıklı Moğol dinleyicilerin ağladıklarını görünce, Türk Müslüman'ı vatandaşlarımın "Tebet" suresine ağlama halini anımsadım.

Moğol fukarası halk da Tibetçeyi anlamadan ağlıyordu!

Yol arkadaşıma sordum, şayet mümkün olsa günün birinde Türkler kitleler halinde "Budist" olsa ne düşünürsün dedim.

Her haliyle şu anki durumdan farklı olmayacağı için, "inancımı sadece kendi içimde yaşardım gene" deyince, konunun inceliğini anlayıp anlamadığını irdeledim. Arkadaşım haklıydı.

Türk halkının yaşadığı Müslümanlık ne kadar Kur'ani İslam ise, Moğolların da yaşadığı Budizm o kadar Tibet'i kurallara uygundur.

***

Devletin dini olmaz, bireyin dini olur ve ibadetini de ona göre yapar. Örneğin, birey birilerine iftar verebilir, fakir fukaraya, yakınlarına, dostlarına... Fakat devlet iftar düzenlemez/düzenleyemez! Çünkü devlet insan gibi Tanrı'ya (Allah'a) borcu olan bir canlı değil ki! Devletin kasasındaki parayla "iftar veriyorum" diyemezsiniz! Devletin kasasındaki para, babanın parası mı ki bol keseden harcıyorsun?!

Devlet kasasından ihtiyacı olana, devleti yönetenler olarak iftar olarak değil, sosyal yardım olarak verilir, bu devletin de görevidir zaten. Buna kimsenin itirazı olmaz, bir şey de demez!

Ancak, devletin parasıyla karnı "tok" sanatçı olduklarını söylenenlere iftar verilmez. Verilirse yanlış olur, işlem haram olur.

Devlet'in kasasındaki para, 80 milyonun parasıdır!

Bunu harcama yetkisi, sadece o 80 milyonun yararına olduğu bir işlemde harcanabilir.

Peki, 80 milyonun onayını (rızasını) aldınız mı ki, sanatçı olup olmadığı belli olmayan karni toklara iftar veriyorsunuz?

Politikanın da, siyasetin de bir haysiyeti olmalı, bu kadar iğrenç, irin kokan bir uygulama ancak bu dönemde görülüyor!

Bu konuda söylenecek çok şey var, ancak yasal sınırlamalar ifade kolaylığını zorlaştırabiliyor! Sağlığımızı dahi zorlayacak kadar baskı oluşturan olayları görmek, duymak, okumak artık bardağı taşırdı! Haksiz yediğiniz, yedirdiğiniz her lokma, zehir zıkkım olsun! Onurlu, gerçek bir Müslüman böyle bir davete icabet etmez...

***

İnançları yozlaştıran, çıkar için istismar eden, devlet kasasından iftar sofraları donatıp nutuk atan lafazan mürai ruhlu insanlarla aynı inanç sistemini paylaşmak zor bir tahammül gerektirir.

Dolayısıyla, mürailerin egemen olduğu bir inanç sisteminde taraf olmak yerine, Tanrı'ya olan inancını ve imanını sadece kendi benliğinde, ruhunda, beyninde, kalbinde yaşamak en temiz ibadet şekli olmalıdır

MAKALE Yorumları