Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
HÜSEYİN BARANER
BAKIŞ
mail_outline : hbaraner@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

05.01.2010

Okunma Sayısı

19894

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Türkiye büyüyor İzmir küçülüyor, olacak iş mi bu?

 
 
Küresel çağın yeni milleniyum'un ilk onyıllık bölümü geride kaldı. Nelerin değiştiğini nelerin değişemediğini herkes gördü, yaşadı. Geride bıraktığımız taze yıllar bize çok şey öğretti, zaman zaman da hepimizi korkuttu. Bazende beklenmedik bir şekilde umutlandırdı. Bu arada şahidi olduğumuz 'Dünya'nın son gerçekleri' bizlerinde günlük yaşama, siyasete ve özellikle ekonomiye bakış acımıza değişik boyutlar kazandırdı. Gözlüklerimiz çercevesi eskiden kalma olsada coğumuzun gözlükcamları yenilendi.
 
Coçukluğumun bir bölümünü geçirdiğim İzmir'in bu on yıllık süreçte hala ne ekonomide, nede turizmde beklenen gelişmeyi gösteremediğine şahit olmak beni üzüyor.
 
Gerçi İzmir için çok çabalar sarfedildi, fikirler üretidi, uçak şirketleri bile kuruldu, 'Expo' için dünyanın dört köşesinde koşturuldu ama yine ciddi bir hamle, dünya piyasalarınında kayda aldığı bir ilerleme yok. Üstüne üstelik daha yılın ilk günlerinde Milliyet gazetesinde okuduğum habere bir bakın:
 
 
Türkiye büyüyor, İzmir küçülüyor

"Türkiye’nin 2010 yılı bütçesinde bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15 gibi bir büyüme öngörülüyor. İzmir’de ise yatırımcı kuruluşlar olan İl Özel İdaresi, Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin neredeyse tamamının bütçeleri küçüldü.

Doğal olarak İzmir’de İl Genel Meclisi ve belediyelerin zaten az olan yatırımlara ayırdığı paylarda da azalma olacak.

Büyükşehir Belediyesi’nin 2009 bütçesi 1 milyar 865 milyon TL iken 2010 yılı bütçesi gerileyerek 1 milyar 792 milyon TL olarak kabul edildi. 2010 bütçesi bir önceki yıla oranla yüzde 4 düştü. İller Bankası’ndan Büyükşehir’e 2009 yılında 242 milyar TL gelmesi öngörülürken, 101.6 milyon TL geldi.
Büyükşehir bütçesine Maliye’den ise 2009 yılında 1 milyar 41 milyon TL beklenirken, 554 milyar TL geldi.
İzmir İl Özel İdaresi’nin 2009 yılı bütçesi 128 milyon lira iken  2010 yılı bütçesi ise geriye çekilerek 102 milyon TL olarak bağlandı. İl Özel İdaresi’nin 2007 bütçesi 115 milyon TL, 2008 bütçesi ise 107 milyon TL olarak gerçekleşti. Özel İdaresi bütçesi son üç yılda sürekli küçüldü."
 
 Milliyet gazetesinin haberi  bu haksızlık iması dolu yorum ile böyle devam ediyor...
 
Bana göre:
 
Artık İzmir'in kaybedecek vakti yok. Kimse İzmir'i kendi siyasetine alet etmesin. İzmir siyasete doydu. Artık iş, aş, vizyon, yatırım olmalı İzmir'in bu acımasızca hırçınlaşan dünya piyalarındaki gündemi. Vakit kaybeden sadece zaman kaybetmiyor, gelecek kaybediyor, umut kaybediyor, yaşam kaybediyor.
 

Şimdi gelelim önerilerimize:

İzmir önce karar verecek.
 
İzmir’in artık kendini dünyada ticaret, turizm, kültür ve liman şehri olarak deklare etmesi lazım. İzmir bu ligde oynamalı. Bunu dünya piyasalarına, dünya kamuoyuna böyle aktarmalı.
 
İzmir’in hem ulusal hem de uluslararası bir mega strateji planı olması lazım.
 
Türkiye’de İzmir’in gelecekteki yerini somut olarak bilmemiz lazım.
 
Burada İzmir’in Türkiye’nin vitrini olduğunu, en büyük sağlıklı yaşam sahasını sunduğunu dünyadaki yatırımcılara tam olarak inandırıcı bir şekilde anlatmamız lazım. İzmir’in her konuya heyecanlanmaması lazım, seçici olması lazım. Mesela son 20 yıldır İzmir’de sağlık turizmi diyoruz ama bir türlü istenen ilerleme yok.
 
Balçova’ya şu haliyle 200 milyon Euro’luk sağlık yatırımı yapılabilse, Akdeniz’in en büyük sağlık kenti çıkarılır ve o Balçova tek başına eski Agamemnon sınırları içerisinde her yıl en az 100 milyon Euro ciro yapabilir.
Ayağımızın altındaki kaynaklara basıp geçiyoruz.
 
Kaynak arayan Türkiye’nin en büyük kaynağı, gelecek yıllarda İzmir olacaktır. Çünkü İzmir, dünyanın şart koştuğu kriterlere hem tarih hem kültür hem coğrafi konum hem eğitim hem de yaşam tarzı ile son derece uygundur. İzmir aynı zamanda uluslararası ticaret merkezi olabilir. Bunun için dünyadaki önemli sektörlerin bazı stratejik hatlarının İzmir üzerinden geçirilmesi sağlanmalıdır.
 
İzmir Akdeniz çanağının en büyük sağlıklı yaşam merkezi olabilir. Buna gönülden inanıp bu inancın askerleri olmalıyız.
 
Yoksa biraz ondan, biraz bundan ile bu iş netice getirmez.
 
Tüm İzmir yarımadasında ciddi bir mastır planı ile hiç taviz vermeden bu projenin bekçiliği yapılmalıdır.
 
Günlük rantlar, sezonluk beklentiler, uzun vadeli hedefleri bozmaktadır.
 
İzmir’i Türkiye’nin en büyük misafir odası, gerçek yaşamnoktası olarak  olarak tanzim edebiliriz.

Bu arada İzmirli yetkililerin ı daha ciddi bazı uluslararası,medyatik tatminden de öte netice getirir koordinasyonları yapmasında fayda görüyorum.

Gerçek kanaat önderlerini, dünyada trendleri yönlendiren gerçek şirketlerin başındakileri, dünya kamuoyunu yönlendiren büyük medya gruplarının yetkililerini elimizden geldiğince İzmir’e bağlamamız, çekmemiz ve onların zihinlerinden İzmir’i çıkartmamak için devamlı bazı etkinlikler yapılmalıyız.
 
Artık dünyada çok değişik bir kent anlayışı var:
 
Yaşama Şefkat kültürün önüne geçti. Daha doğrusu 'yeni kültürü anlayışı' şöyle oldu:
 
Artık iddialı mega kentler, bir kırkayağın tek ayağına bile basmayacak şekilde dikkatli olup, bir tek solucanla bile yüz yüze gelebilecek kadar ufalabiliyorlar.
 
O bölgedeki ekoya olan şefkat ve korumacılık gerçek anlamda o şehrin kültürünü puanlandırıyor.
 
Siz benim şehrimde 10 bin yıllık kültür var deyip de bu şefkati göstermediğiniz zaman o kültür de puan alamıyor. İzmir böyle yapıyor demiyorum, İzmir bu konuda iyi yolda. 
İzmir'de yıllardır uyuyan bir dev var:
 
Çeşme;
 
Çeşme: geleceğin, güzel günlerin, sağlıklı yaşamın, aşkların , özgürlüklerin, tarihin , deniz kenti Çeşme
 
Kesseniz kanının her damlasında  her derde deva termal su akan, duygusal rüzgari ile size binlerce yıl yaşanmış zenginliklerin altın tozcuklarını ayağınıza serpen Çeşme, Evet, bu Çeşme :
 
Yıllardır uyuyor, yada uyutuluyor, Zaman artık koşma, koşturrma zamanı;
 
Bir kaç fuar ile veya bir iki broşür olacak iş değil bunlar:
 
Peki, İzmir'in dünya'da hiç tanınmayan o harika bölgeleri'ne ne demeli?
 
Mesela Çandarlı;
 
Ben ilk defa gördüm Çandarlı’yı. Olağanüstü etkileyici bir yer. Çandarlı Türkiye’nin tanınmayan, beni en çok etkileyen gizli bir cenneti. Bunu mesela kimse bilmiyor yurtdışında. Ben bile bilmiyordum, kaç yıllık turizmciyim. Foça çok iyi tanınıyor ama kendini piyasalarda göstermiyor eskisi kadar. Bunlar hep pazarlama ile olan şeyler. İzmir’in içi de turistin gözünde İzmirlilere ayrılmış bir yer olarak kabul ediliyor. İzmir’in de kent olarak turiste açılması lazım.


İzmir yatırıma çok uygun

İzmir’in artık mega projeler ile bütün arsa tahsisi, vilayet sınırları içinde turizm teşvik bölgelerini tespit etmiş, bütün mevzuatını bitirmiş, bütün yönetmenliğini tamamlamış, hiçbir şaibe ve soru işareti bırakmadan bütün plan ve projeleri son noktasına kadar tamamlamış olup, yabancı yatırımcının karşısına çıkması lazım.

Türkiye'de ve Dünya'da Eğer Akdeniz’de gelecek vaat eden bir nokta arıyorsanız, ilk adres bence İzmir. Çünkü  İzmir’in yatırımcılara sunduğu ve diğer Akdeniz kentlerinin kolay kolay rekabet edemeyeceği çok önemli zenginlikleri var. Burada gerçek bir Akdeniz medeniyeti yaşıyor.
 
İzmir, Yaşam tarzı Avrupa’ya en yakın, en uygun vilayeti.
 
Olağanüstü bir insan birikimi var. Kültürlü, eğitimli ve yeni düşüncelere açık, vizyon sahibi insanların yaşadığı bir yer. Coğrafi konumu ile Ege ve Akdeniz’in en sağlıklı yarımadası. İklimi insanlara can katıyor. Tüm dünya ile ulaşımı yeterli derecede olmakla birlikte 10 yıl içerisinde zaten ulaşımda bir ihtilal yaşanacak ve belki Akdeniz çanağında ulaşımı en zengin noktalardan biri olacak. Bunun dışında Avrupa ticareti ile Asya, Ortadoğu ticareti arasında gerçek bir buluşma noktası olabilir. Çünkü dünyanın hızından yorulmuş tepe yöneticileri hem büyük iş yapabilecekleri hem de onları her boş dakikasında bile gerçek anlamda dinlendirebilecek bir nokta olarak İzmir çıkacak. İzmir sakin kafayla karar alınacak bir özelliği taşıyor. Dört istikamete de 3-5 saatlik uçuşlarla dünya ticaretinin yüzde 65’ine ulaşılabildiği bir noktada İzmir.
 
İzmir dört TTTT felsefesine sarılmalaı ve azimli ve teviz vermeden bu istikametten ilerlemeli:
Nedir bu dört T derseniz açıklıyayım:
Ticaret 12 ay açık ve aktif tutulan İzmir Fuarı: (Get it first in İzmir) sloganıyla

Turizm: Sağlık ve kültür ağırlıklı yeni yaşam turizmi,

Tarım :(High Class Gıda) ve

Teknoloji :( Bilişim Teknolejileri:

Bunun dışında İzmir her kültürden gelen yatırımcıya ikinci bir vatan olabilir.
 
Çünkü İzmir geleneksel olarak binlerce yıldır birçok medeniyeti içinde barındırmakla kalmamış, bugün de gerçek anlamda yaşatan bir şehir. Musevi, Türk, Yunan, Arap kültürlerinin daha uçaktan iner inmez kendini evlerinde hissettiği bir kent. Bu yatırımcılar için de önemli.
 
İzmir aynı anlamda Anadolu’da üretilecek malların ciddi anlamda dağıtım noktası ve showroom'u  olabilir. 
 

Bu söylediklerimin tabii hiç biri lafla olmuyor.
 
Bunları devamlı yurt dışında ilgili noktalara anlatmak gerekiyor. Yılda bir kere bir fuara giderek olmuyor. Bu mekanizmaların içinde İzmirli adamlar yetiştirmemiz lazım. İzmir ne kadar yurt dışından katkı istiyorsa İzmir’in de yurt dışına o kadar katkı vermesi lazım. İzmir aynı zamanda Avrupa Birliği Eğitim Programları’nın Türkiye tarafındaki üssü olabilir.
 
Her türlü personel gereksinimi için İzmir burada çok önemli roller ve görevler üstlenebilir.
 
Ama benim hayalim, İzmir yarımadasında büyük bir alanda, sağlıklı yaşamın dışında hiçbir şeyi sokmayarak, yürüyüş yolları, kilometrelerce bisiklet yolları, yapay göletleri, denizden ısıtılmış deniz suyuyla thalasso hizmeti veren, büyük havuzlarıyla, Akdeniz – Ege karışımı bir cennet yaşam vadisi yapılması... Buna Türkiye’de en uygun yer, İzmir bölgesi. Bu İzmir’in esas tanıtımını sağlayabilir.
 
Belki  çok büyük uluslararası  yatırım projesi olabilir. Bu vizyonları ve projeleri dünyaya taşımalısınız.
 
Bu tip mega projeleri mutlaka devreye sokmalıyız. İzmir küresel krizden sonra yeniden yapılanan ekonomilerde, beyinlerde ve yeniden oluşan yeni yapılarda sürdürülebilir tüm projeler ve yatırımlar için dünya vitrininde en önde yerini almalıdır.
 
Eğer keşfedilmek istiyorsan güneşe çıkmanız lazım. Gölgede ağacın altında oturamazsınız.

Kendinizi vitrinlemeniz lazım.

MAKALE Yorumları