Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
HÜSEYİN BARANER
BAKIŞ
mail_outline : hbaraner@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

04.09.2018

Okunma Sayısı

1018

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Türk Alman İlişkileri Önemli Bir Şekilde Değişecek

1. TÜRK ALMAN ŞURASI

Gerginlik  yılları sonrası 27. Eylül’de Federal Almanya’yı ziyaret edecek olan Türkiye Cumhuriyeti Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın Alman mevkidaşı Frank-Walter Steinmeier ve hükümet yetkilileri ile yapacağı görüşmelerde 1. Türk  Alman Şurasının gündeme alınmasını istiyorum .
Bu önerimi yazılı ve sözlü olarak İki tarafta ilgili merci ve kişilere ilettim.

Önce belirtmek isterim ki, aramızda duygusal yakınlıklar , hatta bazı konularda benzerlikler olsa da, iki ülke arasında yönetim, idare ve hükümet sisteminde çok önemli farklılıklar mevcuttur.

Almanya daha çok geniş katılımlı olarak yerelden ve Federal sistem ile yönetilirken; buna karşılık Türkiye yönetim, idare ve hükümet konularında heryıl artan sert ve katı merkezi sistem yapısı sergilemektedir.

Anlaşamadığımız konular çoğu zaman siyasi olsada özünde yönetim ve hükümet etme farklılıklarından oluşmaktadır .

Almanya ile ilişkilerimizi tüm ülke ve halk düzeyinde yeniden düzeltmek sadece iki Cumhurbaşkanının ve Dışişleri Bakanlarının el sıkışması ile mümkün olmaz; Almanya’da yerele inmek, bağımsız kurum, kuruluşlar ile biraya gelmek, halka yaklaşmak şart.

Bilindiği gibi Türkiye ile Almanya arasında, 2. Dünya Savaşından bu yana görülmemiş bir gerginlik yaşandı. Alman toplumunun derinden etkilendiği bu gerginlik bir kısım Almanın Türkiye ve Türklerden hızla uzaklaşmasına neden oldu.

Her iki ülke medyasının bir bölümü bu gerginliğe çanak tuttu.

Uzun zaman Almanya’da yaşayan Türklerin komşuluk ilişkilerinden, Türkiye Almanya arası ticarete kadar bu gerginlik kendini hissettirdi.
Geleneksel dostluğun yerini bu gerginliğe bırakmasında her iki taraftan kaynaklanan yapısal, yönetimsel, kültürel ve siyasi nedenler var.

İlişkilerin yeniden düzelmeye başladığı bugünlerde Almanlar ve Türkler olarak aramızdaki çok kapsamlı ve boyutlu kadim birlikteliği kurumsallaştırmak, her iki tarafında çıkarına olacağına inanarak yola çıkıyoruz.

Türk Alman ilişkilerinin her ayrı konusu iki tarafın geniş katılımı ile en az 20 komisyonda  masaya yatırılmalıdır diye düşünüyorum .

Dünya’da yeni siyasi ve ticari blokların oluştuğu bu günlerde; Yeniden yapılandırılan ve güçlendirilen Türk Alman ilişkileri iki ülkeye her konuda önemli katkılar sağlayacaktır. Bunda şüphe yok!

İlki Almanya’da yapılacak  olan 1. Türk Alman Şurası  iki ülke arasında değişimli olarak
heryıl geniş katılım ve tüm sektör temsilcilerinin ve işadamlarının katılımı ile gerçekleştirilmelidir.

Uzun Türk Alman ilişkilerine bakacak olursak böyle bir kapsamlı ve tüm birlikteliğimizi kurumsallaştıracak 1. Türk Alman Şurası çok değişik neden ve zaruret arz ediyor;


Silah arkadaşlığı ile başlayan dostluk, 1960’lar sonrasında ekonomik boyut kazanarak Alman ekonomisine Türk işgücü desteği ile derinlik kazandı. 1970lerde Side ve Alanya, Marmaris, Bodrum, Didim’i keşfeden Alman tatilciler, bu bölgelerde karşılaştıkları inanılmaz sıcaklık nedeniyle Türkiye’ye bağlanmaya başladılar. Yıllar içinde birçok Alman bu bölgelerden ev aldı, yerleşti. Aynı zamanda hemen hemen her sektörde Türk Alman ortaklıkları oluştu. 6 binin üstünde Alman şirketi Türkiye’de irili ufaklı yatırımlar yaptı.
200 binin üzerinde  evlilik yapıldı: ortak yuva kuruldu.
Türklerin Almanya’da 250 bin adet tapulu evi  var.
200 bin Türk gençi Alman  üniversitelerinde okudu.
Türkiye’deki birçok köprüye, havaalanına , çeşmeye, fabrikaya Almanlar kredi verdi.

Almanlar ve Türkler Avrupa’nın iki kadim ve onurlu milletidir.

Birçok özellikleri birbirine benzeyen bu iki millet arasında, birkaç yüz yıla uzanan bir hukuk vardır.

İlişkilerimizin önemli unsurları arasında Almanya'da yaşayan ve sayıları 3 milyonu aşan vatandaşlarımız ve Türk kökenli Alman vatandaşları, Almanya'nın en büyük ticaret ortağımız olması, her yıl ülkemizi ziyaret eden 5 milyona yakın Alman turist ve ülkemizde yerleşik 55 bini aşkın Alman vatandaşı ile ciddi bir volüm ve zenginlik kazanmış iki ülke arasında kalıcı değere dönüşmüştür .

Almanya’ya yerleşen Türklerin 1 milyon altı yüzbini Alman vatandaşlığına geçmiştir.
Almanlar Türkiye’de dev yatırımları olduğu gibi, dış ticaret anlamında da bu ülkenin en güçlü partneridir. Türkiye, ihracatının en önemli bölümünü Almanya’ya yapmaktadır.

Geçen hafta İstanbul’da gerçekleşen FVW Çalıştayındada gördüğümüz gibi Almanya bizim için bir turist fabrikası: Yılda toplam 66 milyar euro’luk tatil ve seyahat satılıyor . Türkiye bu pastadan şimdilik yılda sadece 3 milyar Avroluk pay alsada, akıllı ve zamana uygun projeler , özellikle yaşlı rehabilitasyon ve bakım merkezleri ile bu cironun 8 milyar Euro’ya kadar çıkması mümkün olarak hesaplanmaktadır .

1957 tarihinde imzalanan Kültür Anlaşma fikir, sanat ve ilim alanlarındaki işbirliği konularını düzenlemek ile kalmayıp meslek grupları arasında bağlar oluşturmuştur.
İki ülke arasındaki bilimsel ilişkiler Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına kadar dayanmaktadır.

Türkiye Almanya arası belediyeler düzeyindede çok yoğun ve sıcak ilişkiler vardır ve Türk Belediyelerinin en çok Kardeşşehir ilişkisi yine Almanyadadır.

Ayrıca düzenli aralıklarla ‘Türk-Alman Karma Eğitim Uzmanları Komisyonu’ toplanmaktadır. Her toplantının sonunda iki taraf ortak protokol imzalamaktadırlar. Son toplantı 25 – 27 Şubat 2014 tarihinde Ankara’da gerçekleşmiştir.

İki ülke ilişkilerine, ilk kez yeni bir boyut eklenerek, aynı fabrikada, aynı okulda, aynı mahallede kader birliği yapan Alman ve Türkiyeli emekçiler arasındaki ilişkiler dönemi başlamıştır.


Zaman kadim ve zengin Alman- Türk Dostluğunu kurumsallaştırmak ve ortak geleceği inşa etmek zamanıdır.


2019 yılında birincisi yapılacak olan Türk Alman Şurasının yıllar içerisinde yüksek sayıda katılımcıların birbirleri ile doğrudan samimi ve profesyonel iletişim kuracakları büyük bir platforma dönüşeceğine inanmaktayım .

Eğer bu düşünülen Türk Alman Şurasını Almanya’da başarırsak 2020 yılı ilkbaharında 10 bin Türk Alman siyasetçi, sanatçı , işadamı, sporcu , araştırmacı bilim adamı ve tabii sayısız NGO’ların , STK,ların yöneticilerini Belek’te konuk edebiliriz .
Bu buluşmanın ülkemizin , turizm , emlak , yatırım ve ihracat gibi ivedi konu ve sektörlerine yapacağı iateşleyici tesirini düşünün.

Şuranın  katılımcıları; her iki milletten komisyonları oluşturacak  sanatçılar, kültür insanları, sporcular, yerel yöneticiler, işadamları, siyasiler, ünlü kişiler ve üçüncü yaş grupları, toplumların her kesimini temsil eden STK’lar olması halinde ne kadar büyük yelpazede yeni dostlukların yanında, projeler ortaya çıkar artık siz düşünün.

Dil, din, ırk, cinsiyet, cinsel tercih ve yaşam tarzı gibi bariyerlere takılmadan belirlenecek olan katılımcılara ek olarak Türkiye’deki yerleşik Almanlar, Antalya ve Ege aşığı üçüncü yaş grupları ayrıca Almanya’daki iki ülkenin gelişmesine katkı sağlamış Türkler bu projelerin doğal dayanağı olarak Türk Alman ortak geleceğinin tohumlarını ekeceklerdir.

Düşünülen Türk Alman Şurası aktuel gündem maddelerine masaya yatıracaktır.  Her yıl Şurada bir araya gelecek olan temsilciler katıldıkları komisyonlarda  bir önceki yılı bütün boyutları ile değerlendirip gelecek yıl için kapsamlı bir rapor hazırlayacaklardır.

1. Ulaşım,havacılık
2. Turizm, sağlık, Termal, yat, marina
3. Banka, finans, borsa
4. Tarım, çevre, Su, orman, hayvan
5. Eğitim
6. Din, ibadet
7. Hukuk
8 Basın,  Medya
9. Spor
10. Emeklilik , 3. Yaş, Yaşlı Bakımı
11.  Enerji, Maden
12. Kültür, sanat sinema, tiyatro,TV dizileri
13. Ekonomi,  yatırım, teşvik, vergi
14. Gençlik
15. Kadın
16. Türki Cumhuriyetler  ile ilgili müşterek çalışmalar
17. Türk Alman Afrika vizyonu
18. Sağlık, Tıp
19. Dijital
20. Terör, iç güvenlik.


Yaşamın her alanını kapsayan bu bu başlıklar ilişkilerimizi hızlandırılacak , kurumsallaştıracak ve yıllar içersinde zenginleştirecektir

Zaman, artık her iki milletin birbirini daha derinden tanımasını, sevmesini, saygı duyması için gerekli olan diyalog ve iletişim kanallarını açma ve açık tutmak zamanıdır.

Zaman müşterek zenginliklerin ve değer paylaşımının zamanıdır.

Hüseyin Baraner

MAKALE Yorumları