Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
ADİL GÜRKAN
DÜŞ-ünü-YORUM
mail_outline : adilgurkan@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

19.10.2019

Okunma Sayısı

1890

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Turizme Fırsat: Dünya Yalnızlıktan Kırılıyor

Bu yıl Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu, 2019 için en önemli üç sorunu belirledi. Bu konuları vurgulayan bir video hazırladı.

Üç başlık, İnsan, Çevre ve Ekonomi ile ilgili.

Bunların her üçü de turizmcileri çok yakından ilgilendiriyor.

Konuya turizmin uzun vadeli bir bakış açısı ile yaklaşırsak, kişisel başlık altında tanımlanan sorun sektör ile doğrudan alakalı görünüyor.

Kişisel sorun nedir, derseniz, Yalnızlık

Yalnızlık

Bütün Dünyayı teslim almak üzere olan bir sosyal tecrit olgusu olarak yalnızlık turizm için çok önemli fırsatlar yaratıyor.

Önce Yalnızlık ile ilgili bilgi paylaşalım.

Tıp yalnızlığı en az sigara kadar zararlı görüyor.

İşin kötüsü bu durum küresel bir tehdit haline geldi. İnsanlar baştan, gönüllü olarak yalnız kalmayı tercih ediyor. Bir süre sonra bu durumu mutlaklaştırıyor. Çevresine ördüğü sosyal duvarlarla kesin bir izolasyon sağlıyor. Belli bir süre sonra da geri dönüşü olmayan bir psikolojik yıkıma maruz kalıyor.

Bunun için suçlanacak birileri var mı?

Elbette var! Yalnızlığı seçen insanın kendisi suçludur.

Paris’te yalnız insanların oranı ytüzde 50’yi buldu. Stokholm’de yüzde 60. İngiltere’de tek kişilik evlerin sayısı 20 yıl içinde iki katına çıktı.

Birleşik Krallık’ta, 75 yaş üzeri insanların yarısından fazlası tek başına yaşıyor. Bunların içinde, en az bir ay boyunca hiç kimse ile konuşma olanağı olmayanların oranı da çok yüksek. Hiçbir yakın arkadaşı olmayanların sayısı da katlanarak büyüyor.

ABD’de, yakın arkadaşı olmayanları bir araya toplamak fırsatı olsaydı, başlı başına bir ülke oluşturacak nüfus sayısına ulaşabilirlerdi.

Kapitalizm için bir varoluş nedeni olan kentleşme, dayattığı yaşam modeli ile bundan 100 yıl önceki canlı, diri ve neşeli insanın da ölüm fermanı oldu.

Aile bağları konusunda en tutucu ülke sayılabilecek Çin’de bile kırsal nüfus yarıya düştü. Beraberinde sosyal izolasyon arttı. Hem kenttekiler, hem kırda geri kalanlar yalnızlaştı.

Bu tehlikeyi, “ Ne olacak canım? Onların yaşam biçimi tercihi bu” diyerek geçiştirmek pek mümkün görünmüyor. Kafalarımızı kuma gömemeyiz.

Yalnız yaşayanlar yaşadıkları ülkeye çok büyük bir ekonomik maliyete neden oluyor.  İngiltere’de yapılan bir araştırma, yalnız yaşayanların ekonomiye yılda 6 bin sterlin erk maliyet çıkardığını ortaya koyuyor.

Yalnızlık, neden olduğu fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar vasıtası ile Ülkeleri büyük mali ve sosyal yükler altına sokuyor.

Yalnızlık sendromunun 2018 yılında küresel ekonomiye yüklediği maliyetin 2.45 trilyon doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Ülkeler yalnızlığı yenmek için yeni çözüm yolları bulma konusunda çalışmaya başladı.

İtalya'da öğrencilerin yaşlılarla birlikte yaşaması için onları uygun fiyatlı konut karşılığında yalnız yaşayan insanların yanına yerleştiren şirketler var.

İngiltere yalnız yaşayan insanların sorunlarına çözüm bulmak için Yalnızlık Bakanlığı kurdu.

Yalnızlık, sosyal izolasyon ile birlikte yaşlıları vuruyor

İnsan sosyal canlıdır. Diğerleri ile kurulan bağlantı bizi ayakta tutar, moral ve fiziksel olarak güçlendirir. Ama, başta Batı olmak üzere, Dünya hızla yalnızlaşıyor.

Yaşlanan nüfus toplumsal sahneden çekilmeye zorlanıyor. 

Kişisel sınırlarının gerisine çekilmeye zorlanan yaşlılar sosyal izolasyon ve moral çöküntü ile karşı karşıya kalıyor.

Bu durum da, bilişsel gerilemeye, depresyona ve kalp rahatsızlıklarına neden oluyor.

Sosyal izolasyon ve yalnızlığın sağlığa etkileri

Bilinen gerçeklerdir, ama kısaca tekrarlayalım. Sosyal izolasyon ve yalnızlık, özellikle yaşlılarda, yüksek tansiyon, kalp rahatsızlıkları, bağışıklık sisteminde zayıflama, anksiyete, depresyon, algı bozukluğu, Azlheimer ve hatta ani ölümlere bile yol açabiliyor.

Eşi ya da hayat arkadaşını kaybeden, arkadaşlarından bir anda kopan, aileden ayrılan yaşlılar kendilerini bir anda yapayalnız buluyorlar. Emeklilik, hareket kabiliyetini kaybetmek, ulaşım zorlukları da yalnızlığı tetikleyen etkenler.

Tam tersine, anlamlı ve üretken aktivitelere yönelen ve diğerleri ile bağlarını koparmayan insanlar daha uzun yaşıyor, ruhsal dengeleri sağlam oluyor, bir amaç uğruna var olmanın heyecanını sonuna kadar hissediyorlar. Bilimsel çalışmalar, bu aktiviteleri devam ettiren insanların sağlıklı bir yaşam sürdürdüğünü kanıtlıyor.

Yalnızlığın tanımı

Genel tanımlamalar yalnızlığı tek başına kalmak olarak tarif etse de, bu yetersiz kalır. Yalnızlık bir algı durumudur. Yalnızlık insanlara kendilerini boş, tek başına ve istenmeyen birisi gibi hissettirir. Yalnız hisseden insanlar genellikle bir insani temas için yalvarırlar. Ama tek başına kaldıkları algısı onları diğer insanlarla temas kurma noktasında çok zorlar.

Uzmanlar, yalnızlığı tek başına kalmak olarak tanımlamıyorlar. Bütün mesele dış etkileri fazlaca önemseyerek kendini yalnız hissetmektenm ibaret.

Bu durumda yalnızlık olgusu bilincinize işlemeye başlıyor. Mesela bir kafeye giren yaşlı çift, görevlilerin soğuk yaklaşımından ve çevreden hiç kimsenin kendilerine selam vermemesinden dolayı bir anda yalnızlık hissine kapılabilirler.

Yalnızlık duygusuna yol açan etmenlere değinmiştik. Özellikle, insanın hayatında çok önemli olan birisini kaybetmek şiddetli bir yalnızlık hissini tetikleyebilir.

Özgüven eksikliği, dış dünyaya karşı kuşkulu yaklaşım, kendisini değersiz hissetmek de yalnızlık duygusunu güçlendirir.

Yalnızlık duygusunu güçlü olarak taşıyan insanlar daha çok alkol tüketir. Daha az hareket eder. Dengesiz beslenirler. Uyku sorunları vardır. Gün içinde hemen yorgunluk hissine kapılırlar. Çok sık hastalanırlar. Hastaneleri daha çok meşgul ederler. Daha çok sağlık harcaması yaparlar.

Yalnızlık bulaşıcı olabilir

Yalnız ve kendisini dışlanmış hisseden insanlar ile ilişkide olanlar da bundan etkilenebilir. Yalnızlık sosyal ağlar vasıtası ile yayılabilir. Bilimsel çalışmalar, yalnız insanlarla temasta olanların yarıdan fazlasının aynı sıkıntıyı yaşayabileceğini gösteriyor.

Batı’nın yaşlıları mutsuz ve sağlıksız

Yetmiş yaş ve üzeri insanlar artık ülkelerinde sosyal kabul görmüyor

Gençler ve orta yaşlılar, yaşlı ve yalnız insanları toplumun sırtında bir yük olarak görüyor.

Yaşlı ve yalnız insanlar çevrelerinde onlarla konuşacak, onları anlayacak ve zaman paylaşacak insanlar arıyor.

Aşırı izolasyoncu kent yaşamı yaşlı ve yalnız insanları boğuyor.

Yaşlı ve yalnız Batılı doğayı, doğallığı, hayvanları, çiçekleri, böcekleri özlüyor

Yaşlı ve yalnız insanlar hala üretken ve canlı olduklarını kanıtlamak istiyor.

Türkiye yalnızlara kucak açabilir

Yaşlı da olsa insanın en vazgeçilmez gereksinimi iletişim…

Birileri ile konuşmak. Birilerinin kendisine konuşması…

Dünyanın neresinde olursa olsun yaşlılar var olduklarını hissetmek, bunu sonuna kadar yaşamak istiyor. Yaşamakta olduklarını hem kendilerine, hem de herkese kanıtlamak için her şeyi yapıyorlar.

Bunun için gerekirse yılda birkaç kez yurtdışına seyahate gidiyorlar. Uzun süre kalıyorlar.

Orada en fazla yaptıkları şey her fırsatta bol bol personelle konuşmak, şakalaşmak…

Yoksa siz Side bölgesindeki otellere onuncu, yirminci, kırkıncı kere gelen Almanların gerçekten de o otelin ‘eşsiz’ kalitesine geldiklerini mi sanıyordunuz?

Yoksa siz ülkelerinde kış başlarken evini kapatıp Alanya’daki apartlara gelen yaşlı İskandinavların gerçekten de o apartın ‘eşi benzeri bulunmaz’ hizmet kalitesi için mi orayı tercih ettiklerini düşünüyordunuz?

Onlar öncelikle İNSAN’a geliyorlar.

Onların ülkelerinde ve komşularında artık olmayan şeye, İNSAN’a geliyorlar.

İnsan sesine. Gözlerdeki dost bakışa. Sıcaklığa. Heyecana. Sevecenliğe. Konukseverliğe. Saygıya. Şefkate. Yaşadıklarını anlamaya, bilmeye, hissetmeye geliyorlar.

Zira geldikleri ülkelerde insan olduklarından bile emin değiller. Oralarda gençler ve orta yaşlılar artık onları insan yerine koymuyor.

Türkiye’nin bundan sağlayacağı fayda nedir?

Türkiye akıllı bir planlama ile imajını da parlatır, milyonlarca Batılı yalnıza ‘analık, babalık’ da yapar, hepsini yeniden hayata döndürür.

Bir Batı yaşama tekrar tutunma cenneti olur.

Öyle aşırı yatırım bütçelerine gerek yok. Biz olalım yeter. Binlerce yıldır olduğumuz gibi…

Yalnız ve sosyal izolasyona maruz kalanlara özel projeler

Pilot bölgeler seçilerek projeler üretilebilir.

Bu bölgelerde yaşayanlar, başta esnaf ve turizm çalışanları olmak üzere, herkes Almanca ve İngilizce eğitimi almaya teşvik edilir.

Seçilen bölge Avrupalı yalnızlar için bir sosyalleşme vahasına dönüştürülür. Kentin genel eğitim seviyesine yatırım yapılarak, yaşayanların kültürel eşiği yükseltilir.

Dünya, sanat, spor, kültür, müzik, tarih, sosyal yaşam konularında bilgili ve sohbet edebilen insanlar yetiştirilir. Sokağa çıkan yalnız Avrupalının sohbet edebileceği insanlar bulabilmesi sağlanmış olur.

Bu bölgeledeki otel çalışanlarının genel kültür seviyesin yükseltecek eğitimler verilir. Otel çalışanlarının bölge, kent hakkında daha fazla güncel bilgi sahibi olmaları sağlanır. Böylece yalnız konuklara kent hakkında rehberlik yapılabilir.

Yerel yönerimler ve sosyal kuruluşlar yalnız Avrupalıya kentte, doğada aktviteler düzenler. Yakın yörelerdeki köyler, mahalleler ziyaret edilebilir. Bu mahall eve köylerdeki insanlarla iletişim kurabilmeleri içn rehberler verilebilir.

Anadolu’nun unutulmakta olan meslekleri ve el sanatları kursları ile yalnız Avrupalılara yeni beceriler kazandırılabilir.

Otellerin içinde ya da dışında mutfak kursları açılıp, onların katılımı sağlanabilir.

Eğer Avrupa’da kimi tur operatörleri bu alandaki açığı görür ve başlık olarak Sosyalleşme Turları adı ile bir kategori açarsa, turizm yeni bir mevzi kazanmış olur.

Küresel turizm hareketi yeni bir alan kazanır. Bu alandan yürüyerek yeni yatırımlar gündeme gelir. Farklı ürün ve hizmetler ortaya çıkar.

Bu öneriler daha da geliştirilebilir. Yeter ki, Türkiye turizmcileri bu büyük potansiyeli görsün ve onlara özel insani projeler geliştirsin.

 

MAKALE Yorumları