Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
ERDOĞAN KAHYA
ANTALYANIN KAHYASI
mail_outline : erdogan.kahya@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

26.03.2019

Okunma Sayısı

706

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Turizmde eksiklerimiz…

Turizm Sektörümüz, dünya turizm destinasyonları ile rekabet edecek konuma geldi. O yüzdendir ki, dünya liderliğine soyunuyoruz. Bunun için de yıllardır söylediğimiz ve sektör temsilcilerinin sık sık gündeme getirdiği bir Turizm Yasası ile bu Yasa’ya bağlı olarak belirlenecek politikaların gerçekleşmemiş olması elimizi kolumuzu bağlıyordu.

Kültür ve Turizm Bakanı, hemşerimiz Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği'nin (TÜRSAB) konuğu olarak Antalya’da düzenlenen toplantıda, sektörle ilgili genel değerlendirmeler yanında,  önemli açıklamalarda da bulundu.

Ersoy, öncelikle 1618 Sayılı Turizm Yasası’nın güncellenip, Haziran ayında Meclisten geçeceğini söyledi. Sektörün paydaşları ile birlikte hazırlanan yeni Yasa’nın sektördeki birçok sorunu düzelteceği inancını da dile getirdi.

Anladığım kadarıyla bu yeni Yasa ile Turizm Sektörü öncelikle “stratejik sektör” olarak ilan ediliyor. Turizm; hedefleri olan, hedefe ulaşmak için yatırım yapılan, teşvik edilen, ileriye dönük projeleri olan, politikalar üreten, tanıtıma ağırlık veren, pazarda daha aktif hareket ve rekabet edebilecek bir yapıya sahip bir sektör haline gelecek.

İlk iş olarak da, hükümetin 2023 hedeflerinde “50 milyon, turist 50 milyar dolar döviz girdisi” hedefi, 70 milyon turist, 100 milyon Dolar döviz olarak revize ediliyor. Şüphesiz bu değişimin gerçekleşmesi konusunda Antalya’mıza büyük görev düşüyor. Bizim hedeflerimiz de 20 milyon turisti gösteriyor.

İşte bu hedefi yakalamak konusunda hepimize görev düşüyor. Bakan bey “Antalya’da yaşayanların tamamının, halkın ve esnafın da turizmden daha çok gelir elde etmesi ve yararlanmasını istiyoruz. Antalya'da sürdürülebilir kalıcı bir turizm ortamı yaratmak istiyoruz" derken, aslında Turizmin Başkenti Antalya’yı uçurmak için herkesin ortak çabasına ihtiyaç olduğunu dile getiriyor.

Peki biz Antalya’da yaşayan insanlar ne yapacağız?

Öncelikle turizmin sadece güneş ve deniz turizmi olmadığını kabullenecek ve buna göre turizmi çeşitlendirmek konusunda elbirliği İle çalışacağız. İspanya’nın bir zamanlar yaptığı gibi, belki ileriki yıllarda evlerimizi turistlere açarak hem kültürlerarası diyalogu sağlama, hem de turizmin ev ekonomisine yönelik boyutunu sektöre kazandırmış olacağız.

Çevremize, doğaya sahip çıkacağız, gerekirse yanlışlara karşı eylem yapacağız, direneceğiz, herkes kurallara uyacak…

Akdeniz çanağını da içine alacak ve coğrafya’ya turizmi yayarak termal ve Sağlık Turizmi başta olmak üzere, eko turizm, av turizmi, spor turizmi, kültür turizmi vs’nin geliştirilmesi konusunda çalışacağız, yeni bir iş kurarken bir ucundan turizme bulaşacağız.

Turiste iyi davranacağız, yardımcısı olacağız, bunları yapabilmek iç.in de önce dillerini öğreneceğiz.

Devlet daha doğrusu Kültür ve Turizm Bakanlığı ne yapacak?

Avrupa Birliği’nde Turizm Politikaları Ve Türkiye’de Kültürel Turizm konusunda politikalar belirlemek gerekiyor. Bu politikalar uygulamaya konduğunda AB’ye giriş sürecimizin hızlanacağını da unutmadan AB Üyesi ülkelerden gelecek turistlerin ne istediklerini bilerek yatırımlar yapmalıyız. Birlikte yapmalıyız…

Bakanlığın, Turizmde yeni teknolojiler kullanarak, sektör içinde bilginin paylaşımı ve dağıtımının kolaylaştırılmasını sağlayacak, sektörde kaliteyi artıracak, mesleki eğitim yanında üniversitelerdeki turizm okullarında eğitimin mutlaka uygulamalı yapılmasını sağlayacak, dil eğitimi başta olmak üzere eğitime yatırım yapacak,

Öncelikler arasında Turistik ürünlerimizin çeşitliliği, sürdürülebilir oluşu ve kalitesi yükseltilecek,

Bakanlığımız en önemlisi çevreyi koruma konusunda, diğer bakanlıklarla işbirliği yaparak, Maden Ocağı ruhsatı verilirken söz sahibi olacak, bu konuda çevrenin ve doğanın bozulmamasını sağlayacak,

Turistik bölgelerde başta altyapı olmak üzere turiste hizmet anlamında belediyelerin bütçeleri yetersiz kalmaktadır. Alt yapı bizzat Devlet tarafından yapılmalı, belediyeler üst yapı ile ilgilenmelidir.

Antalya’da sahibi çok Kaleiçi bir türlü düzene girememiştir. Kendi ellerimizle bu tarihi değerimizi, yok etmek üzereyiz. Kaleiçi ve benzeri kültür değerleri tümüyle Kültür ve Turizm Bakanlığına verilmeli, eski tarihi değeri, olan yapılar restore edilmeli, yakın geçmişte yapılan betonarme binalar mutlaka yıkılmalı, (Sahiplerine yeni yer göstererek) kamulaştırılmalı, Kaleiçi Turizme kazandırılmalıdır.

Turizmin hiç giremediği az gelişmiş bölgeleri turizmle tanıştırmalı, örneğin Akseki’de Kayak Turizmi, Gündoğmuş’da av ve eko turizmi gibi konularda destek vermeli,

Coğrafyamızdaki Batı Akdeniz kentleri, turizm planlanırken ihmal edilmemeli, Antalya’ya gelen turist Termal Turizm için Afyon’a, doğa turizmi konusunda Burdur ve Isparta’ya götürülmeli, düzenli turlar düzenlenmeli,

Hülasa her işimizde turizm ön planda olmalı, bu bölgede yaşayan herkes turizmin bir ucundan mutlaka tutmalı, tutturulmalı…

Yeni Yasada inşallah bu ve buna benzer politikaların üretilebileceği maddeler yer alır diye düşünmekteyim…

MAKALE Yorumları