Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
ADİL GÜRKAN
DÜŞ-ünü-YORUM
mail_outline : adilgurkan@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

07.01.2017

Okunma Sayısı

1686

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Terör ve Turizm: Bize umutsuzluk yasaktır!

Bütün Türkiye acı çekiyor. Ama Türkiye turizmcileri acı çekmenin ötesinde, kan kusuyorlar, kızılcık şerbeti içtiklerini söylüyorlar…

 
 
Kan ter ve çile dolu yıllar boyunca dikilmiş tesisler, bu tesislerden evine ekmek götüren milyonlar, tedarikçiler, bu tesislere turist getiren acenteler, taşımacılar… Herkesin gözü akan kanda, yanaklardan süzülen gözyaşında ve karanlık ufuklarda…
 
Önceki on yıllarda birkaç ayda bir yaşadığımız şokları bu yıl neredeyse her gün yaşar hale geldik. Türkiye için hiç de iyi düşüncelere ve duygulara sahip olmayan birileri, vampirlere özgü karanlık yerlerde değerlendirme yapıyor, tartışıyor ve kararlar alıyor.
 
Bu coğrafyada olup bitenlere anlık değerlendirmelerin ışığında yaklaşırsanız… Bu dev kapışmaya iç siyasetin argümanları ile açıklama getirmeye çalışırsanız… Bu güne kadar savunageldiğiniz siyasi ve sosyal aidiyetlerinizin taraflı gözlüklerinden bakarsanız…
 
Siz şöyle geri durun… Yanlış taraftasınız!
 
Bir yerlerde birileri Ortadoğu ve bağlantılı olarak Kafkaslar, Orta Asya, Kuzey Afrika’da senaryolar kuruyor… Dost ve düşman tasniflerini yapıyor… Ortada kanlı bir tahtırevalli var. Denge noktasına Türkiye’mizi yerleştirmeye çalışıyorlar. Türkiye’nin çıkışlarına ve pozisyon değişikliklerine ayarlı bu senaryolar sürekli olarak güncelleniyor.
 
Ülkemiz adeta bir laboratuvara sokulmuş, en hassas noktalarına ısrarlı acılar yaşatılıyor. Anlaşılan o ki güzel ülkemize bir Pavlov Testi uygulanıyor. Israrlı ve inatçı terör atakları ile diz çöktürmek istiyorlar.
 
Biraz açalım;
 
Türkiye’yi bu güne kadar uyguladıkları düşük yoğunluklu savaştan farklı olarak, şok bombalı eylemlerle, intihar saldırıları ile dize getirmek istiyorlar. Önce bunun adını koyalım.,
 
Bu eylemler, Türkiye’ye, açıktan ilan edilmese de, mesaj olarak verilen bir savaşın aşamalarıdır. Muhtemelen daha berbat ve iğrenç eylemlerle karşılaşacağız da…
 
Durumun stratejik tahliline girmeden ve zihinleri fazla yormadan bazı öngörülerimi paylaşayım. Özellikle de geleceğe dair minik de olsa umut kırıntılarımı ve gerekçelerini arz edeyim. Bu noktayı özellikle vurgulamak isterim; geleceğe dair umutlar… Umutlarımız da ölürse geriye tutunacak ne kalır ki?
 
Ortada bir kavga var. Adına ne derseniz, deyin, bir kapışma var.
 
Batı ile Doğu.. Emperyalizm ile Avrasya’nın mazlum milletleri… Asya ve Afrika’nın yüzlerce yıl kanını emen Derin Akıl ile bu ezilen kıtaların özgür ve bağımsız iradeleri… En doğrusu, haklı ile haksız arasında…
 
Eğer bu vahşi, bu alçak ve bu hain savaşı böyle görmezseniz…
 
Bir tarafta bir bütün olarak Türkiye, karşısında PKK, FETÖ, PYD, IŞİD, ABD Derin Devleti, Derin Avrupa aklının olduğu gerçeğini ısrarla görmezden gelir, konuyu günlük siyasi kapışmalar boyutuna indirgerseniz…
 
Yanlış yaparsınız
 
Bu kapışmanın arka planında ne var?
 
Neden bütün Dünya, Kıbrıs – Suriye- Irak- Mısır- Kuzey Doğu Afrika- İran- Kafkaslar tarafından çevrelenen bu coğrafyaya üşüştü? Bu vahşi kapışma, birkaç liderin patlayan kaprislerinden kaynaklanan bir kavga mıdır?
 
Değil elbette!
 
Bütün mesele enerji… Bütün mesele yukarıdaki ülkelerin çerçevelediği alan içinde kalan petrol ve doğal gazın nasıl talan edileceği ile ilgilidir.
 
Bu kaynakların ait olduğu coğrafyadaki milletlerin olduğu gerçeğinden hareketle safını belirleyen Türkiye bu talanı sürdürmek isteyenlerin hedefine girmiştir. Bu kadar net!
 
Türkiye safını Avrasya’dan, binlerce yıllık mazlumlardan yana belirlemiştir.
 
Kopan kıyametin nedeni budur!
 
Gelecek ne gösteriyor?
 
Türkiye’ye güvenmek zorundayız. Türkiye’nin geleceğine inanmak zorundayız. Burası her önüne gelenin ağzına vurup lokmasını alacağı bir muz cumhuriyeti değildir.  Türkiye jeostratejik avantajları, dinamik nüfusu, tarihten gelen mücadele geleneği, doğası, tarımı ve kaynakları ile 80 milyonluk aktif bir devdir.
 
Denilebilir ki, Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Büyük Atatürk’ün zamanından bu yana sürekli bir savaş hali yaşamaktadır. Son 40 yılda yaşatılan ekonomik, sosyal, politik krizler ve güvenlik ile ilgili operasyonların tamamını bertaraf eden Türkiye artık çelikleşmiş bir mücadele iradesine sahiptir. 
Her kavga ve her kriz bu güzelim ülkeyi güçlendirmiştir.
 
Buna inanın.
 
Dar bir özgüven perspektifinden sallanan temelsiz iddiaları değil, somut gerçekliği seslendiriyoruz. Lütfen ellerinizi vicdanınıza koyun. Bu günden geçmişe bir bakın. Son 40 yılda üzerimize çullanan terörü, iç savaş provokasyonlarını, ekonomik haçlı seferlerini bir düşünün. Hepsini atlattı güzel Ülkemiz.
 
Türkiye’nin 40 yıllık baş belası 2018’de bitebilir
 
Gelecek yıl, PKK’nın ya bir büyük operasyon sonrası dağıtıldığına ya da silah bırakmasına tanık olabiliriz. Türkiye, bu işin sonuna geldi. Bu iddialı sözleri buraya yazarken bana deli, uçuk gözü ile bakabilirsiniz.
 
Kabul.
 
Türkiye bu kez işi sıkı tutuyor. İçindeki hainlerden temizlenmiş güvenlik güçleri tavizsiz ve hatasız operasyonlar ile terör örgütünü dizlerinin üzerine çökertiyor. 1990’lı yılların acemiliklerinden ders alan güvenlik güçleri provokasyonlara ve sivil halkın zarar görmesine yol açmadan sert darbeler ile terör örgütünün yapılanmasını kökünden sarsıyor. Dikkat edin, 1990’larda her provokasyondan sonra Türkiye’mizin Güneydoğu’su kitlesel gösteriler ile sarsılırdı. Halkı da hedefleyen şiddet tepki doğuruyor, haklı mücadele Kürtler gözünde haksız konuma düşüyordu. Bu gün bu hatalar yapılmıyor. Siviller ile eli silahlı eşkıyaların ayrılması konusunda uzmanlaşan asker, polis ve istihbarat nokta atışları ile başarı sağlıyor.
 
Dört Ülkeyi parçalama planı paramparça ediliyor
 
Kürtlerin yaşadığı dört ülkeyi parçalayarak Kürtlere bir Ülke ve Devlet vaat eden emperyalist plan bölge milletleri tarafından yırtılıp atıldı. Kendisine biat edecek bir kukla devlet peşindeki emperyalizmin bu hain niyeti en başta onurlu Kürt halkı tarafından görüldü ve reddedildi. Kürtler Batı’nın bölgedeki maşası olma siyasetine hayır, diyor.
 
Irak ve Suriye’de Kürt sorunu çözülecek. Bu mazlum ve çilekeş halk artık maceraperestlerin, Batı uşaklarının önünde bir sosyal ve siyasal kalkan olmayacak. Üç ülkede onurunu, statüsünü, refahını, huzurunu kazanmış Kürtler Türkiye’de de bu ihanete karşı ayağa kalkacaklar. Buna tarih tanık olacak.
 
PKK’nın siyasi uzantısı halkın gözünde bitti
 
Kendisine açılan onlarca yıllık hoşgörü ve sabır kredisini basit hesaplarla harcayan PKK uzantısı sivil yapılanma bitiyor. Bu yapı, hem siyasi hem de sosyal ve ekonomik rezaletleri ile kendisini tarihin akışının dışına attı. Elindeki yerel yönetimleri sosyomiliter mevziler olarak kullanan bu sivil uzantının yöneticileri yargı önünde hesap veriyor. Hiçbir başarısı olmayan yapı halkın gözünde de bitiyor.
 
Kürtler 40 yıllık sahte hayallerin ardından koşmayı bırakıyor. Bunu panik içinde gören PKK, kitlesel eylemler yerine giderek daha fazla teröre, intihar saldırılarına yöneliyor. Bir anlamda sahibinin sesi olarak havlıyor. Suriye ve Irak’ta pozisyon ve mevzi kaybeden derin ABD aklı adına Türkiye’ye bombalı eylemlerle saldırıyor. Açık ve net olarak emin olun, her bir bombalı eylem Güneydoğu Anadolu’daki kitle tabanını biraz daha azaltıyor…
 
Türkiye bu konuda çok usta bir politika izliyor. Bir yandan PKK’ya hak ettiği tonda cevap verilirken, bir yandan da el konulan belediyeler vasıtası ile halka hizmet yağdırılıyor. Bölgeden gelen haberler umut verici. El konulan belediyeler ilk kez halkın emrinde faaliyet gösteriyor. Kentlerin kasabaların yolları yapılıyor. İçme suları, atık su yatırımları hızla bitiriliyor. Kentlerin peyzajı insanları sarıp sarmalayan renklerle donatılıyor. En sorunlu kentlerin altyapı gereksinimleri tamamlanmak üzere…
 
Tarihinde ilk kez bu kadar yoğun bir hizmet bombardımanına tutulan bölge halkı PKK’dan hızla kopuyor. Gözünü ve gönlünü çağın sunduğu nimetlere açıyor. Bölgede açılan havalimanları, fabrikalar, GAP ve tarım yatırımları 20-30 yıl önce hayal edilemeyecek bir Güneydoğu resmini oluşturuyor. İnsanlar iş ve ekmek sahibi oluyor.  Terör bittiğinde inanmakta zorlanacağımız bir tersine göç yaşanacağı kesin…
 
Bütün bu yatırımları dar bir siyasi kadroya bağlamak yanlış olur. Son birkaç 10 yılda oluşturulan bu strateji binlerce yıldan süzülüp gelmiş bir Devlet Aklının başarısıdır.
 
Turizm bölgeyi uçurmak için hazır…
 
Turizm, Güneydoğu’nun tarihini ve talihini kökünden değiştirmek ve bölge insanına çağ atlatmak için tek bir stratejik gelişmeyi bekliyor; PKK’nın bitmesi. Terörün bir daha hortlamamak üzere tarihe gömülmesi…
 
Bu muhteşem coğrafyada turizm için her şey var.
 
Termal…
Doğa…
Kadim bir tarih…
 
Konuğunu baş tacı etmeyi her zaman bir yaşam biçimi olarak benimsemiş bir halk…
 
Kültür…
 
Muhteşem bir mutfak…
 
Turizm adına hangi tür var ise, hepsinin yatırım alanı bulacağı bir coğrafya burası..
 
2018’de PKK silah bıraksın… Otel yatırımları patlar…
 
10 yıl sonra bölge yılda 10-12 milyon turist çeker…
 
Bu hayali sadece potansiyel turizm yatırımcıları ve profesyoneller değil, bölgenin işsiz gençliği de kuruyor ve bekliyor. Üstelik bu hayal silah ve kan ile değil, iş ekmek ve barış ile kuruluyor. Bu hayalin tadını hisseden Kürt gençliği yönünü barışa, yaşamaya, demokrasiye, kardeşliğe dönüyor.  Bölgeden insancıl haberler geliyor.
 
2017’de direneceğiz, sabredeceğiz, kazanacağız
 
2018’de terörü yenmiş bir Güneydoğu’dan yayılacak enerji sadece o coğrafyayı değil, Türkiye’yi ve hinterlandını da ısıtır.
 
Korkmayacağız…
 
Neden korkmayacağız ve neye güvenmeliyiz?
 
 
Neler olur, gelecek yazıda anlatalım…
 
Gönderen zaman: 10:01 

MAKALE Yorumları