Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
HÜSEYİN BARANER
BAKIŞ
mail_outline : hbaraner@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

19.11.2008

Okunma Sayısı

20072

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Tatil kutsaldır !...

Tur opertatörlerinin 2009 katalogları piyasalara sürüldü. Seyahat acentalarının vitrinlerinde rengarenk tatil süslemelerinin tepesinde doğan 2009'un güneşi  yoldan geçenlerin gözünü alıyor; turkuaz denizlerin dalgaları karton posterlerden  fışkırarak vitrinlerin camında köpükler oluşturuyor. TUI'nin hazırladığı 2 metrekarelik vitrin reklamlarında dokuz-on yaşında üzgün ve hafif kızmış tatlı bir yüz ifadesi ile bir oğlan çocuğu vitrinin önünden hergün gelip geçen binlerce insana soruyor;„ Wann kommt der naechste Sommer:

Gelecek yaz ne zaman?

Avrupa'da soğuklar kendini artık iyice hissettiriyor. Paltolar, mantolar diz boyu:  Sokaklardaki milyonlar ısınmak için seyahat acentalarının vitrinlerine doğru yaklaşmaya başladılar:

Mutluluk ve neşeli günler vadeden sıcak ülkelerin, güneşli sahillerin, masmavi denizlerin daveti önünde gözleri vitrinlerdeki tatil zenginliklerine  kenetlenmiş olarak dikilenler kafalarında hesap yapıyorlar.

Ekonomik durumları ve yaşadıkları zor süreç içerisinde mantıkları bu güzelliklerin önünde beyin ve kalp'leri arasında gidip geliyor:

Vitrin önündeki iç değerlendirmelerinde Avrupalılar ne diyor, ne düşünüyor, ne hissediyor:

Cevap: 'Tatil kutsaldır!'

Bu inanç Avrupalılar'ın her kesiminde hakim. İster zengin, ister fakir, ister ekonomik krizden yara almış, ister krizden haberi bile olmamış olsunlar, hiç fark etmiyor: neredeyse hepsi bir ağızdan:

“Tatil hakkımızı kimseye, hiçbir soruna, engele kaptırmayız. Endüstri ve sanayi toplumlarında yaşayanlar bizler için Tatil  'Temel Gıda Maddesi' ile aynı konumdadır. Yıllık tatilimiz bizim sağlıklı ve mutlu bir yaşam için en vazgeçilmez alışkanlığımızdır, gönüllerimizin coştuğu, senenin en tatlı günleridir. 2009'da yeni bir Buzdolabı, otomobil veya TV-Set bekleyebilir, gecikebilir veya hatta olmayabilir de, ama tatil bizim için ertelenemez, vazgeçilmez bir yaşam kaynağıdır; şartlarımızı sonuna kadar zorlar yinede tatilimizi yaparız" diyorlar...

Sonra bu yüksek duyguları biraz yumuşatarak ekliyorlar;

“Belki biraz kısaltır, biraz mütavazileştiririz ama yinede yıllardır gittiğimiz sahillere yeniden gideriz."

Alman Seyahat endüstrisi bu toplumsal ruh halini satışlara döndürecek çok doğru karar alıyor:

Almanya'daki seyahat acentaları , yeni bir konsept ve yeni bir dizaynla  önümüzdeki yıl da sürdürecekler. 'Reisebüro. Hier fängt Ihr Urlaub an' Tatiliniz burada başlıyor' sloganıyla yürüyecek reklam 'Pro Reisebüro' imaj kampanyalarını başlatıyorlar:

Hemde tam zamanında:

DRV Başkan Yardımcısı ve Komunikationsgremium Vertrieb (İşletmeler İletişim Komitesi -KGV) üyesi Ralph Osken piyasaları bilgilendiriyor:

“2009 imaj kampanyası esnasında, reklamlar, Almanya genelinde bulunan üye acentaların yakınlarına yerleştirilecek, büyük alanlı afişlerde görülecek 3 tamamen yeni resim motiflerine odaklanacak" diyor ve bence

şu en doğru tespiti ekliyor:

"Biz yalnızca geniş alanlı afişlere karar verdik, çünkü halka açık bir medyum olarak tatil konusuyla ilgili duygusal mesajı kusursuz olarak iletiyor, görsel olarak acentanın yerleşimine en iyi şekilde işaret ediyor ve varlığıyla, müşteriler tarafından çok iyi algılanıyor, üç ayrı motif ile insanlara tatil sevdası aşılayacağız bu  uzak mesafe

tatil, aile tatili ve şehir tatil daveti ile piyasaları canlı tutacağız"

Ve hemen ilk olarak İspanya turizm bakanlıkları DRV'nin 2009 imaj kampanyasına desteklerini açıklıyorlar..

İspanyollar Avrupa’daki seyahat acentalarını olabilecek en sıkı ve yakın takibe aldılar: her kapıdan seyahat acentalarına giriyorlar...

DRV'nın 2009 kampanyasında sponsor olacak destinasyonlara  2 ayrı hizmet paketi seçime sunuluyor: 'All-inclusive-Paket'te afiş motifini kendiniz seçiyorsunuz ama afişin yerini belirlemiyorsunuz. 'Best Select' paketi ise, katılanlara bütün hizmetleri serbest seçme imkânını tanıyor: Afiş motifi, afişlerin sayısı ve konumları. Ralph Osken, "Böylelikle, kararlılığımızı ve işletme kanalımızın

gelecekte istikrarını tekrar ispatlayabiliriz" diyerek, seyahat acentaları, hizmet tedarikçilerini ve destinasyonları bu kampanyaya katılmaları için cesaretlendiriyor:

Turizm seyahat acentasız olmaz:

Verilen mesajda önemli olduğu kadar gerekli özgüven hemen göze çarpıyor:

Seyahat acentalarındaki danışmanlık ve hizmetin avantajları, kamuoyunun tekrar dikkatini çekiyor. Seyahat acentasına gitmeyene, uğramayana sanki, bir ucu eksik, sanki bir tarafı sağlam olmayan bir tatil alınmış hissi yerleştiriliyor:

Ve gerçektende öyle: Tatil seyahat acentasında başlar: Buna inanmalıyız ve inandırmalıyız:

Almanya sektör olarak seyahat acetalarına sahip çıkıyor:

Zor günlerde diğer ülkelere örnek olarak birbirleri ile kenetlenip alkışa layık bir güçbirliği sergiliyorlar:

Reklam etkisi kuvvetli reklam afişleri ile kararsız müşterileri seyahat acentalarına yönlendiriyorlar:

Amaç bol keseden tahmin ve yorum yerine gerçek istatikler, doneler ve veriler ile geleceği Garanti altına almak..

Bu anlayış içersinde Alman Seyahat acentaları Birliği  (DRV) erstmals vorgestellten “Reisebürobarometers":

Seyahat Acentası Barometresi'ni kuruyorlar:

Barametre'ye bak:

Son durumu gör: kar mı, zarar mı?

“Seyahat acentası işletmeciliğindeki net kâr ve bilançolar ortalamada istisnasız olumlu.

Almanya'nın seyahat acentaları kârlı çalışıyor.

Seyahat acentası işletmeliği, birçok yıldan sonra ilk defa işletme rakamlarıyla ilgili güvenilir verilere sahip: Bir seyahat acentasının istatistiksel ortalama getirisi 33.000 Euro'da. 2008 yılında Alman Seyahat Acentaları ortalama olarak sadece yüzde 0,8 net kar

yapabilmiş.

Çok ciddi çalışmalara imza atıldı: DRV İşletme Komisyonu, Münih Üniversitesi ile birlikte, bugüne kadar görülmemiş bir işbirliğiyle, Ta.Ts ve Accon.rvs veri sağlayıcıları ile Almanya çapındaki seyahat acentalarının rakamsal verileri ile ilgili bir araştırma gerçekleştirdi.

 

Başkan Klaus Laepple "Seyahat Acentası Barometre'si ile sektör için önemli bir karar verme yardımı oluşturduk; bu araştırmada, toplam hacimleri 2,3 milyar Euro'yu bulan 300'den fazla seyahat acentasının girdileri, ciroları, giderleri ve kârları veri sağlayıcı şirketleri tarafından araştırıldı ve akabinde Münih Yüksek Okulunda görevli Prof. Dr. Peter Voigt tarafından isimsiz analizleri yapıldı. Ciro gruplarına göre ayrılmış olan bu rakamlar, Almanya'da 2007 yılındaki seyahat acentaları pazarının ekonomik gelişmeleriyle ilgili temsili görüntüsünü veriyor" dedi.

DRV İşletme Komisyonu Başkanı Bernd Zillich sektöre ikazda bulunuyor: "Verimli çalışma ve dengeli ve sağlıklı bir işletme ortamı için, seyahat acentaları ve tur operatörleri gelecekte daha yakın çalışmaları gerekiyor."

Diğer önemli tespit  şunu gösteriyor:

Bir seyahat acentası ne kadar büyükse, paket tatil satışının oranı o kadar küçük oluyor. Buna göre, yıllık cirosu 6 milyon Euro'yu geçen ciro grubuna ait acentaların 2007 yılında satılan paket turlarının oranı yüzde 47 oranına karşın, yıllık cirosu 2 milyon Euro'ya kadar

olan seyahat acentalarında bu oran yüzde 78'e ulaşıyor. Acentalar büyüdükçe pakat tur satış oranı azalıyor, diğer ek ve kendilerine ait olan ürünlerin oranı artıyor:

 

Avrupa'da en pahalı birim personel giderleri olarak kayda giriyor:

Seyahat acentalarının 2007 yılı giderler hanesinde yazılı en büyük kalem  personel giderleri olarak karşımıza çıkıyor: Araştırılan hiçbir grupta bu değer cironun yüzde 50'si altında değildi.

Bu araştırmada ortaya çıkan bir diğer gerçek ise: Seyahat acentaları, kendi organize ettikleri turlarla, tur operatörlerine bugüne kadar rakip olmuyorlar: Kendi organize ettikleri turların ortalama oranı sadece yüzde 4. civarında kalıyor:

Tüm gerçekler ortada: Kim ne alıyor, kim ne veriyor: Kim kime kazanç sağlıyor, kim kimden geçiniyor:

Tek gerçek: satışlar iyi ise herkes memnun:

Avrupa'da turizm piyasaları bu düşünce ile bir haftadır atağa geçti; 2009 pazarı düdük çaldı:

DRV Başkanı Klaus Laepple bir takım teknik direktörü edası ile gelişmeleri çok akıllıca komuoyuna, medya'ya ve kendi sektörüne açıklıyor:

“2009 yılında "istikrarlı taleple" birlikte "belirgin bir büyüme" yaşayanacak, ben güvenle geleceğe bakıyorum, ama aynı zamanda aşırı coşkudan uyarıyorum"

 

Piyasalarda amaçlı bir iyimserlik ve iyimser beklentiler tüketime yol açıyor: Kendini piyasalarda gösteren kazanıyor: Bizde  Türk turizm sektöründeki tüm birimler ve işletmeler  olarak ta vakit kaybetmeden tüm piyasalarda kendimizi gösterip ilk blok satışları ülkemize, kendi işletme ve tesislerimize çekmek için sahaya çıkmalıyız.

 

Geç kalanları 2009'da piyasalar cezalandıracak

MAKALE Yorumları