Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. TUNCAY NEYİŞÇİ
HAVADAN SUDAN
mail_outline : tneyisci@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

05.07.2019

Okunma Sayısı

4310

Makaleyi Paylaş

Tarım Orman Bakanına açık mektup

Yaz aylarıyla birlikte orman yangınları kadar sık duyduğumuz bir başka konu var. Orman yangınlarının %90’ının insan kaynaklı olduğu. Geriye kalan %10, ülkemizde aktif volkan olmadığından, yıldırım gibi insan dışı bir nedene ait. Orman Genel Müdürlüğü (kurum) 2017 yılında çıkan yangınların %53’nün nedenini belirleyememiştir. Belirlenenlerin %30’u İhmal-kaza ve %6’sı kasıt olarak sınıflandırılmıştır.

Diğer benzeri coğrafyalarda olduğu gibi yaşadığımız coğrafyada da orman yangınlarının hemen tamamının insan kaynaklı olduğunu tahmin etmek hiç de zor bir iş değildir. Zor olan, ya da üzerine düşülmesi gereken insanların hangi nedenlerle yangına neden olduklarının tüm ayrıntılarıyla incelenmiş, araştırılmış, analiz edilmiş olmasıdır.

Birinci sıcak soru; Nedeni belirlenememiş orman yangınları oranının %53 gibi çok yüksek bir rakam olması  şaşırtıcı değil mi? Soruyu biraz daha ısıtalım; yetkililer bu oranı düşürmek, makul sınırlara çekmek konusunda hangi çalışmaları yürütmüşler, hangi önlemleri almışlar, gelecek yıllar için ne gibi çalışmaları planlanlamışlardır?

Soruyu somutlaştırmak anlamında, herhangi bir yangın sırasında ya da sonrasında özel uzman ekipler görevlendirilerek yangının gerçek nedeni araştırılıp rapora bağlanmakta mıdır?  Yüz yıla yakın bir süreden beri orman yangınlarıyla uğraşan, büyük bütçeler kullanan bir kurumun bu konuda yetkin ve deneyimli ekiplerinin ve zengin bir rapor arşivinin olması gerekmez mi?

Daha önceki onlarca yıla ait yüksek veriler ile 2017 yılına ait veriler arasında küçük bir iyileşme izine bile rastlanamaması  dikkate alınarak, bu konu üzerinde yeterince durulmadığı ileri sürülebilir.

Nedenini, failini bulamadığınız, bulmak yolunda etkin adım atmadığınız çetin bir konu ile nasıl mücadele edebilirsiniz? Bu, güçlü bir istihbarat ekibi kurup, alan çalışması yapmadan terörle mücadeleye kalkışmak gibi bir şey değil midir? Bu saptama ihmal-kaza ve kasıt için verilen değerleri (%30, %6) de tartışmalı hale düşürmez mi?

Bu alanda eksiğimiz var.

İkinci sıcak soru; doğruluğu tartışmalı olsa da, her üç yangından birinin ihmal ya da kaza sonucu çıktığı ileri sürülmektedir. İhmali ya da kazayı yapanlar kimlerdir? Bunların cinsiyet ve yaş dağılımları nasıldır, Sosyal, ekonomik, eğitim durumları nedir? gibi önlem geliştirmede gerekli olabilecek pek çok alt başlık konusunda (bunlara enerji hatlarını terörü, kastı, vb. de dahil edebilişiniz) veri toplanmış mıdır? Toplanmışsa, ne gibi stratejiler geliştirilmiş, toplanmamışsa nedenleri nelerdir.

Eğer bu konularda ayrıntılı verileriniz, analizleriniz, üzerinde tartışılmış stratejileriniz yok ise, orman yangınlarının baş aktörü olarak gördüğünüz insanı   nasıl değiştirecek, nasıl bilinçlendireceksiniz?

Bunların yapılmamış, uygulamaya konulmamış olması durumunda kurum en büyük yangın aktörlerinden bir konumuna düşmez mi? Daha açık bir ifade ile bu kurumun ihmali (yangına neden olan) olarak görülemez mi?

Bu alanda da çok eksiğimiz olduğu kesin.

Üçüncü sıcak soru; failinin neredeyse tamının (90) insan olduğu bir alanda mücadele ederken, bütçe kaynaklarınızın % kaçını insan davranışını değiştirme, eğitime, kamuoyu oluşturma, insan-orman ilişkilerini düzeltme gibi önleyici tedbirlere ayırıyorsunuz?

Orman içinden akıp giden ana yollarda sigara izmariti koşunda uyarıcı, eğitici akılda kalan bir uyarı levhası gördünüz, jandarma ya da polisten bir uyarı, hatırlatma işittiniz mi? Örneğin; medyada akciğer kanserine neden olduğu için sigara içme oranını düşürmeye yönelik başarılı bir kampanya sürekli dönerken, “ciğerlerimizi yakan” orman yangınları konusunda benzer bir kampanyanın başlatılamamış olmasının nedeni üzerinde düşünülmüş müdür?

Bu alanda da çok eksiğimiz olduğu kesin.

Dördüncü sıcak soru, ülkemizde yaşanan hatırlardaki büyük orman yangınlarının çoğu düşük enerjili ancak kolay ateş alabilen anız yakmaları (bazı istatistiklerde %8-10 olarak gösterilmektedir) ile başlamıştır. Uzun yıllardan beri (sanıyorum1995) bu konuda ormana 4 km mesafede anız yakmanın yasaklanmasından başka bir önlem alınmamıştır. Ancak anız yakmaları devam etmiş, bazı vatandaşlar cezalandırılmıştır. Kurum ne yol kenarlarında ve ne de tarım-orman, yerleşim yeri-orman sınırlarında anız ve benzeri kolay ateş alabilen, düşük enerjili ince ve kuru (anız, ot, yaprak, ince dal,vb.)  yanıcılardan temizlenmiş şeritler açarak basit bir önlem almaya bile gerek görmemiş, alınmasını sağlama gayretine girişmemiştir. Bu durumun örneklerini seyahatiniz sırasında en işlek ana karayolları boyunca gözlemleyebilirsiniz. Oysa kurum yılda önemli bir bütçeyi yangın emniyet yol ve şeritlerinin yapımı ve bakımına ayırmaktadır. Anız tarlası ile orman arasında iki pulluk genişliğinde sürülmüş bir alan yaratılması bile çok etkin sonuçlar verebilir.

Bu alanda da çok eksiğimiz var.

Beşinci, ve şimdilik, son sıcak soru; orman içindeki kırsal kökenli nüfus azalsa da, orman içine ve bitişiğine yerleşenlerin sayısı artmaktadır. Orman içinde yaşayan, içine giren her eğitimsiz, bilinçsiz insan orman yangını riskini artırır. Mermer ocakları, tatil köyleri, kadim köyler, yollar, HES’ler, RES’ler, katı tık depolama alanları vb. de buna dahildir. Yangın anında, can ve mal güvenliği önceliği aldığı için, orman yangınlarına müdahale strateji ve planlarında önemli karmaşaya neden olmaktadırlar. Bu nedenle kurumun orman içi ve bitişiğinde mevcut her türden yapının yangına karşı belirli standartlarda olmasını sağlama gibi bir sorumluluğu vardır. Kurum bu sorumluluğu yerine getirecek standartlar konusunda çalışmalar gerçekleştirmiş, uygulamaya koymuş mudur? Kurum tarafından orman içine inşa edilmiş tesislerde bile, bu tür tedbirlerin alınmamış olduğunun, üstüne üstlük çok kolay yanabilen ve yandığında yüksek enerji çıkaran malzemelerin kullanılmış  olduğunun gözlenmesinden yola çıkarak, bu alanda da pek çok eksiğimizin olduğu anlaşılmaktadır.

Bu soruların, işin erbabına bile önemsiz görünme riski yüksektir. Kamuoyu da dahil orman yangınının ancak ve sadece helikopterle söndürülebileceğini düşündüğü bir toplumda bundan başkası düşünülemeyebilir.   

Ancak bu sorulara somut yanıtlar bulunmadan, çalışmalar gerçekleştirilmeden orman yangınlarını yönetmek mümkün değildir. Olamaz da. Bunlar orman yangınlarının çıkmasını önlemeye ağırlık veren konulardır. Oysa kurum orman yangınlarıyla mücadele (söndürme odaklı) etmektedir. Orman yangınları yönetimi orman yangınlarının önlenmesi stratejisini olduğu kadar, orman yangınlarıyla mücadele stratejisini de içerir. Uzun yıllardır uygulanmakta olan dar alan orman yangınlarıyla mücadele stratejinden orman yangınları yönetimi stratejisine geçilmediği sürece orman yangınları ciğerlerimizde giderek büyüyen yaralar açmaya devam edecektir. Salt mücadele stratejisiyle, en kısa sürede söndürülmeye çalışılan her yangın, bir sonraki büyük yangına su taşır.

Sözü bir örnekle bitirelim; dünyanın en mükemmel arabasına sahip olabilirsiniz ancak o arabanın yeteneğini ortaya koyabilmesi için onun standardına uygun ehliyet ve yollarınız (alt yapınız) olmalıdır. Stabilize bir yolda Ferrari ne işe yarayabilir ki?

Kurum, bu temelde bir alt yapı hazırlamadan başarılı olabileceğini düşünüyor mu?

MAKALE Yorumları