Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

16.10.2014

Okunma Sayısı

18238

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Tarihimizde Açılımlar ve Bugünkü Açılım Süreci

1900 lü yıllarda ;

Tevfik Fikret “Sis”şiirinde

Alabildiğine karamsar

İstanbul’u anlatırken

İstanbul’un üstüne

“Düd-i munannid” çökmüş

Yani “inadcı  karanlık”...

İstanbul’u da işveli bir

Faişeye benzetiyordu.

Faişenin ” umrunda değildi.

Dünya…

O

İşveli ve nazlıydı

İşini yapıyordu.

Geleneksel…

 

Ufuklarımızda yine inatçı

Bir karanlık var…

Ufuklardan aşıp geliyor üstümüze

Karanlığa buyruk verilmiş

“Adliyenin , mülkiyenin

Can damarlarında dolaşın…

Hedefe kadar “

DİYE…

Ey cumhuriyetin aydınlık

Yüzleri

Aydınlığınızı artırın karanlığa karşı…

Aydınlık daim galip gelecektir.

Geçmişte hep öyle olmuştur.

Yakın farlarınızı karanlık üstüne

Zorbalık üstüne…

Üzerinize gelenler kan emici

Yarasalardır.

 

Rahatsız olurlar ışıktan…

“Rencide olur dide-i huffaş Ziya’dan

Demiştir Ziya paşa

1868 lerde …

O

Işık,

1. Meşrutiyet

2. Meşrutiyet

  Ve

Cumhuriyet aydınlığı olmuştur.

Cumhuriyetin aydınlığı devam edecektir.

Olmayalım karamsar…

Diye düşünürüm

Hep.

Eski başbakanımız

Şimdi,

Cumhurbaşkanımız

Açılıma destek ister

Hep.

Bu günkü açılımın gerekçelerini

Anlamıyorum da.

Tarihteki açılımlardan

Biraz laflayalım istedim.

           

Yıl 16 Ağustos 1866

Grit Rum milliyetçileri

Mihail Korakas, önderliğinde,

Ayaklandı.

Kadın, çocuk, ihtiyar

Tüm Müslümanları kıydılar

Osmanlı ordusu çeteleri darbelerken

İngiltere, Fransa araya girdi…

Acılım yapılmalıydı.

Yapıldı.

Askeri harekat durdu.

Genel af çıktı.

Yazışmalarda Türkçe

Zorunluluğu kalktı.

Girit halkı, iki yıl vergiden muaf oldu.

Giritliye barış geldi.

“Açılım güzel olmuş” dedi.

 Batılı devletler.

Bu birinci açılımdı.

 

On iki yıl sonra 1878 de

Ruslara yenildik. Ruslar İstanbul'a kadar geldi.

Girit’te AYAKLANMA

Çıktı tekrar.

 

Türkler birinci acılıma kurban gitti.

Grit'te katliama uğradılar.

Osmanlı ayaklanmayı bastırıyordu.

Devreye girdi Avrupalılar…

25 Ekim 1878 Helepa sözleşmesi ile,

Vali Hıristiyanlar dan seçilecekti.

Rumlar çoğunluktaydı.

Mahkeme dili Rumca olacaktı.

Jandarma halktan seçilecekti.

Açılıma Osmanlı “Evet” dedi.

Fotyadi paşa , Sava paşa,Kostaki paşa

Sırasıyla Girit’e vali oldular…

Adaya huzur gelecekti.

Beklenen huzurdu.

Analar ağlamasındı…

Bu ikinci açılım.

 

1888 deki katliamdan daha korkunç

Bir katliam oldu.1896 da

Rumlar ayaklandı.

250 Yıldır beraber yaşayan halk

Birbirini boğazlıyordu acımasız.

GİRİT YANIYORDU…

İngiltere- Fransa- İtalya-Almanya

Rusya- Asayiş için gemilerini

Girit’e gönderdiler…

Şimdi ki NATO gibi

Dünyada barış sağlıyorlardı

Güya…

Osmanlıya açılım

Dayattılar

YİNE…

Bu üçüncü açılımdı.

 

Girit valisi kesinlikle

Hıristiyan olacaktı.

Karışıklıklarda vali batıdan yardım isteyecekti.

Hemen genel af ilan edilecekti.

Adli ıslahat yapılmalıydı.

Osmanlı acılıma boyun eğdi.

 

Birinci açılımla Girit

Köylerindeki bütün Türkler katledildi.

Şehirlerde binlerce Türk öldürüldü.

II. Acılımla Osmanlı Askeri Girit'ten çıktı.

Asayişsizlikte Hıristiyan vali Osmanlıdan

Yardım istemiyor…

Türkler boğazlansın istiyordu.

Oluk oluk Türk kanı akıyordu.

Osmanlıdan gelmeyince yardım

Giritli Türkler

İran şahından yardım istediler.

Avrupa'nın gözü kör, kulağı kapalıydı.

Birinci ve ikinci açılımlarda

Kayıplarımız böyle oldu.

 

 

Gelelim üçüncü açılımdaki

Kayıplarımıza.

1897 de Yunan savaş açtı Osmanlı'ya..

Bir ayda Yunanı perişan etti Osmanlı.

Mehmet Emin ilk defa Türk adını

Kullandı.

“Ben bir Türk’üm

Dinim cinsim uludur”

Dedi.

Yunan’ı tepelememiz moral oldu TÜRK'e.

Selaniğe giriyorduk

Rusya ve İngiltere’nin baskısıyla

Abdülhamid orduyu durdurdu.

Barış yapıldı .

Toprak almayı bırak

Savaş tazminatı da alamadık…

Kazandığımız savaştan

Zararlı çıktık

1853-1856 Kırım harbinde

Olduğu gibi...

Avrupa'nın kandırmasıyla

Osmanlı ordusu Girit’ten çekildi.1898

Hani savaşı kazanmıştı.

Cesaret vardı da TÜRK'te

Akıl yoktu.

 

Ada “otonam” ilan edildi.

Girit’in kaderi Avrupa'ya bırakıldı.

Güvenliğini Türklerin Avrupalılar

Sağlıyacaktı.

Girit valisini Osmanlı seçecek

Ama,

Avrupalılar onaylayacaktı

Onaylamazsa

Atamayı kendileri yapacaktı.

Osmanlının istememesine rağmen

Prens Otto vali yapıldı

Dört Avrupalı devlet adadan

Çekildi.

Adanın her yerine

Yunan bayrağı çekildi.

Şiddetle protesto ettik

Açılım masallarına inandık

1910 da Girit meclisi

Yunanla birleşme kararı aldı.

Anadolu'dan halktan tepki aldı.

"Girit canımız, kanımız"  dendi.

1913 de elimizden kuş olup

UÇTU gitti Girit.

Üçüncü açılımda böylece sonlandı.

 

Bizim şimdiki açılımımız

Açılım sürecimiz nice olur

Bilinmez.

Bindik bir alamete

Gitmeyiz inşallah, kıyamete ,

Derken,

Kıyamet koptu ülkede!...

35 vatandaşımız öldü.

113 bina yakıldı.

Atatürk heykelleri yıkıldı.

Türk bayrakları yakıldı.

Türkiye cumhuriyetinin

Kuruluş felsefesinin sosyoloji

Ziya Gölalp müzesi yakıldı.

Milli bellek yok oldu.

            Başın sıkıştı mı bayrağın

Altına gelirsin .

Canın sıkıldı mı  bayrağı yakarsın.

 

            Kaç yıldır Türkiye'mizde de

            Bir  Terane var "açılım süreci" diye,

            Milli yapı sindirildi.

            Resmi dairelerden TC ler silindi.

            Andımız kaldırıldı.

            Türban ilk okula kadar inip

            Akıl rafa kaldırıldı.

            "Yeni Osmanlı demiştik.

            Komşularımızla sorunsuz Dış Politika demiştik".

            Kendimizi Orta doğunun ağabeyi sanmıştık.

            Ateş aldı orta doğuyu yandı yüreğimiz

            Kerkük ,Musul Telafer, Sincan Türkleri,

            Yok oldu.

            Kardeşimiz dediğimizi kardeşlerden darbe yedik.

            35 can göçtü gitti.Darül Bekaya.

            Çözüm süreci tehlikeye girermiş.

            Kobani Askerlerimizce

            Kurtarılmamalı imiş.

            Yakarlar yıkarlarmış

            Türkiye'yi.

            Öyle diyor PKK bozuntuları.

 

            Devlet otoritesinin zaafa

            Uğradığı iç ve dış güçlerin ,

            Çirit attığı bir ortamda.

            İyi planlanmış

            Bir başkaldırı gibi algıladım.

            Olayları.

            Tarihte devletlerin

            Kuruluşlarını, yıkılışlarını

            Akıl süzgecinden geçirdim.

            Kanla

            Sınırları çizilmeyen

            Tek devlet

            YOK…

 

            Kalemle kağıtla kurulan

            Tek devlet yok…

            Tabi ki:

            “ Kalem kağıt nedir?

            Birer oyuncak !

            Zafer süngülerle yazılır ancak”

            Irak, Ürdün,körfez ülkeleri

            Suriye cetvelle kurulan

            Suni devletler,

            Açısını çekiyorlar

            Bizdeki kardeşimiz dediklerimiz

            Dış güçlerin oyunuyla Türk'ün

            Suskunluğunu zafiyet sandılar

            MUTLAK.

            Sen öğlemi anladın

            Behey

            Ahmak.

           

            Tarihe bir bak bakalım,

            Kaç kere dikilmiştir düşmanının karşısına 

            Koca TÜRK

            Burma bıyığıyla kalpağıyla!

 

            Ders çıkarmaz mısın

Tarihten

            Bak

            SANA

            Bir fıkra anlatayım

            Tarihî…

            Ders al bu yaşanmış olaydan

            Diklenme

            Olur olmaz zamanda

 

            Senin iyiliğin için bu fıkra

            Bence hava HOŞ…

 

            Rus ihtilali 1917

            Kafkasya…

            Azerbaycan- Ermenistan- Gürcistan

            Coğrafyalarının bulunduğu alan

            O zaman ki adı,

            Maverâ –yı Kafkasya…

            O

            Zaman bu alan,

            Dünya Devletlerince

            TÜRKİYE

            Olarak adlandırılmakta,

            Öyle

            Bilinmekte …

 

            22 Nisan 1918 de bağımsızlığını

            ilan etti.

            Mavera-yı Kafkasya…

            Meclis Ermeni –Azeri- Gürcü

            Millet vekillerinden oluştu.

            Bu devlet 35 gün yaşadı…

            Etnik guruplar bağımsızlığını

            İlan etti…

 

            1918 Birinci Dünya Savaşı sonu,

            Osmanlının paylaşımı…

 

            Kafkasların ve Osmanlının

            Paylaşımı için

            Batum da,

            Tam 20 adet toplantı

            Düzenlenir

            Emperyalist devletlerce…

 

            Bu toplantılardan biri,

            Üçgün sürer…

            Toplantıya,

            Osmanlıyı temsilen

            Okuması yazması olmayan

            Doğu Anadolu Aşiret reislerinden

            Mevlüt Ağa katılır.

            Üç gün boyunca Osmanlıyı

            Ve

            Kafkasları parçalama planlarını

            Dinler…

            Hiç konuşmaz

            Mevlüt Ağa

 

            Galip devlet temsilcileri

            Üçüncü günün sonunda

            Mühtehzi tavırlarla

            “ SEN

            NE DERSİN

            BU İŞE

            MEVLÜT AĞA”

            Derler…

 

            Mevlüt Ağa, ağır ağır

            Kürsüye gelir…

            Şöyle der…

            "Üçgündür benim ülkemi paylaşan

            Planlar yaptınız.

            Ben dinledim

            Şimdi bir fıkra anlatacağım

            Siz

            Dinleyin"…

 

            Bilirsiniz

            Eskiden karven yolu benim

            Coğrafyamdan geçerdi .

            İshak paşa sarayı da

            Kervanların uğrak yeriydi

            Ağrıda…

            Kervan,

            Develerin arkada

            Eşeklerin önde olduğu 

            Bir yük taşıma şeklidir.

            Bir kervan

            Doğuda

            Bir vadide yol alırken

            Bir deve ile eşek yük taşıyamaz

            Hale gelir.

            Kervancı

            Deve ile eşeği

            Salıverir

            Vadiye…

 

            Günler geçer

            Sene-i Devriye

            Olur.

            Bahar gelir

            Yeşillenir vadi.

            Suların çağlaması

            Kuşların cıvıltıları

            Rengarenk vadi

            İlham verir

            Eşeğe…

           

            Eşek,

            Koşarak gelir

            Deve’ye

            “Deve Kardeş !

            Ben şarkı söyleyeceğim”

            Deve

            Devran geçirmiş

            Tecrübe kazanmıştır.

            “Aman eşek kardeş

            Yapma.

            Şarkını bir kervancı

            Duyar

            Yüke koşar bizi

            Bozulur vadideki rahatımız

            Bozmayalım rahatımızı

            Olalım akıllı…

            Bak ;

            Kardeş kardeş

            Yaşıyoruz

            Bir şikayetimiz yok

            Hayattan…”

 

            Tamam der

            Eşek

            Gider vadiye

            Oynar koşar

            Yatar – yuvarlanır

            Şevke gelir, duramaz,

            Şarkı söylemek

            İster derinden

            Gönlü…

            Koşar dereye

            Bir böyle

            İki böyle

            Üç böyle

            Dayanamaz deve

            Söyle beee

            Der

            Kızgınca…

            EŞEK,

            Nameli bir şarkı söyler

            Dağlardan geri döner

            Şarkının nameleri

            Namenin ahengiyle dolar vadi…

 

            Tam 

            O

            Anda

            Bir kervancı geçmektedir vadiden…

            Şarkının olduğu yere

             Yönelir kervancı.

            Bir de ne görsün

            Semiz bir deve

            Birde semiz eşek…

            Alır yüke…

            Tırmanır sarp dağları

            Deve ve eşek hamdır

            Zorlanırlar yoldan

            Eşeğin çarıkları da

            Yoktur

            NALDAN…

            Kan revan eşeğin ayakları

            Yürüyemez tek bir adım.

            Kervancı

            Alır eşeğin yükünü

            Koyar devenin üstüne!

            Tırmanırlar

            Ziğana dağlarının zirvesine.

            Her yer uçurum

            Kervan zor geçmektedir yoldan

            Eşeğe semeri de yüktür.

            Semeride alır koyar

            Devenin üstüne

            KERVANCI…

 

            Yola devam edilir

            Eşek yüksüzde yürüyemez

            Eşeği de  alır kervancı

            Devenin üstüne

            KOYAR…

 

            Dağın zirvesine ulaşmıştır

            Kervan

            Gözler bakarsa aşağı

            Uçuruma

            Kararır gözler

            Döner başlar

            Böyle bir

            AN…

 

            Eşek sıkı sıkıya

            Yapışmış

            Devenin hamuduna

            Titriyor korkudan .

 

            Deve seslenir aşağıdan

            Üstündeki eşeğe…

            “Eşek kardeş

            Benim

             OYNAYASIM GELDİ”

 

            Aman deve kardeş

            Ne olur oynama…

            Görüyorum uçurumu

            Bin bir parça olurum

            Kıyma olurum

            Yok olurum…

 

            Deve dinlemez

            Eşeğin mazeretlerini

            Ve

            OYNAR…

 

            Büyük devletlerin

            Mahrur elçilerine

            “Biz develeri oynatırız

            Eşekler,

            Başının çaresine baksın “

            Der…

            Okur yazar olmayan

            Eşraftan

            MEVLÜT AĞA

            Bundan tam 96 yıl önce…

 

            Anlayana

            SİVRİSİNEK SAZ

            ANLAMAYANA

            DAVUL ZURNA AZ

 

            Eğer böyleyse

            Plan,

            Eşekler başının çaresine

            Baksın

            Biz

            DEVELERİ OYNATIRIZ.

MAKALE Yorumları