Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

19.01.2018

Okunma Sayısı

3280

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Tanrı’nın Peygambere İhtiyacı Var mı?

TÜRK İNSANI VE DEİZİM

Türk insanı; İnanmasının felsefesini yapamadı.

Kör kütük sarhoş gibi,

Baskılanan fikirlerin altında kaldı.

Oysa;

Türk fikir üretendi,

Tanrıyı yaratandı.

36 Tanrısı vardı, yaşanan tarihinde.

36 Tanrı yaratan Türk;

Başka Tanrılara boyun eğer, boyun büker hale geldi, zamanla.

Atatürk Türk tarihini 7000 yıl önceden başlattı,

Ve Türkçü şöyle tarif etti.

Bu memleket,
Dünya’nın beklemediği,
Asla ümid etmediği
Bir müstesna mevcudiyetin
Yüksek tecellisine sahne oldu.
Bu sahne yedi bin senelik en aşağı bir Türk beşiğidir.
Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı;
Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı,
O çocuk
Tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından
Evvela korkar gibi oldu;
Sonra onlara alıştı;
Onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu.
Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu;
Şimşek, yıldırım, güneş oldu, Türk oldu.
Türk budur.
Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.

 

Şimdi Atatürk’ün tarif ettiği Türk’ün Tarihi ikiye katlandı.

Bilimsel verilere göre 13 bin 500 yıl öncelerde Türk var.

Ve insanlığın Atası sayılıyor.

Bu bilgi rüya ve masal değil,

Başkurdistan’daki  Şölenkes mağarasında  ki  runik yazısı Göktürk yazısı.

Bu yazı M.Ö.16 bin yıla endexlenmiş.

Nasyonel Geographc dergisi ,

İkibin Türkistanlı üzerinde yaptığı gen araştırmasında;

İkibin nesil önceki geni taşıyan, Niyaziov’u Kazakistan da buldu.

Prof. Dr. Spencer’in araştırmasına göre Cavis olarak adlandırılan,

Bu boy 13.500  yıl önceki bir kavim.

Amerika Asya ve Hind’lilerin ataları.

Araştırınca doğruya ulaşıyor insan.

 Bize dayatılan bilgileri;

Sormadan, araştırmadan kabullendik hep.

Biz de hiç araştırmadan benimsedik;

 Dayatılan dini ve tarihsel kabulleri,

Hap gibi yuttuk.

Tanrılarımız millete yabancılaştı.

Hiç soru soramadık.

Tembelce kabullendik.

Zora geldik kabullendik.

Kendimiz kendimize yabancılaştık.

Nasıl? Niçin? Nedir soruları bizi gerçeğe götürür.

Tanrı nedir ?

İnanma nedir?

Bilgi nedir?

İnanma daima bilgiyi kuşatır.

Bilgiyi gördüklerimizden kazanırız.

İnanma ise;

Bilgi alanı değildir.

O alan, yani inanma alanı, rahat alandır. Tembel  ve üretmeyen alandır.

Bilgi;

Deney, gözlem, tecrübe, düşünme, mantıksal kurgulama sonucu elde edilir.

İnanma ve imanın alanı sevgi duygusal ve menfaatsal alandır.

Cennet özlemi, huri özlemi, öbür alem de rahat olma özlemi bu alanı kuşatır.

Bu bakış ve bekleyiş menfaatçi insanın beklentisidir.

İnsanlar inanma ihtiyacında olmuşlardır hep.

Ve belli dinler ve inanç felsefeleri yaratmışlardır.

M.Ö. İki bin yılından önce Tanrılar yerde idi.

Tanrılar göğe yükselince aşağıdaki dini algılar ortaya çıktı.

Teizm, Deizm, Ateizm .

Teizm ve Deizm inançlılık.

Ateizm inançsızlıktır.

Biz bu yazıda Deizm üzerinde duracağız.

 Deize Fransızca Tanrı anlamındadır.

İngilizcede özgür düşünce anlamına gelmektedir.

Tanrıyı kabul eden aracıyı ve peygamberleri kabul etmeyen bir düşünme anlamına gelir.

Charles Blount’ın (D: 1563 – Ö: 1606) “ Deizmin  Özeti “eserinde deizm incelenmiştir.

Acaba deizim  evrenin gerisindeki tahtında ,

Evrene hareket veren Tanrı algısı mıdır?

Bu Tanrı insanların eylemlerine karışır mı?

Yoksa; sadece yarattıklarına hareket mi verir?

Bu sorular; insanların beyninde ola geldi Hep.

K.Marks;’Madde bir de onun hareketi vardır. Her şey bundan ibarettir’’ demişti.

Madde kendiliğinden var; kendiliğinden hareket etti “diyerek, bir kuram ortaya atmıştı.

Yüzyılların beyinlerde birikimi olan dinlere karşı bir tavır alıştı bu.

Onun için; Karl Marks’a komünist ve ateist demişlerdi.

Marks; dine afyon demişti.

İnsanları afyonla uyuşturmaya kalksan, bu uyuşturmanın bir maliyeti vardı.

Halbuki dinle uyutmanın maliyeti yoktu.

Deizler Tanrıya inanır. Elçiye ve elçiye gönderilen kitaba inanmazlar.

Düşünürlerden;

 Dalton Deistir

 (D: 1766- Ö: 1844)

NİETCHE D:1844- Ö:1900

Carl marx D:1818-Ö 1883

Bertnard Russell D: 1872-Ö: 1970

Linst bloch D:1885-Ö: 1977

Ateistiler.

Deizim Avrupa’da 16- 17 yıllarda gelişti. Toplumsal eşitlikçi bir hareketti.

Deizim; Maddi çıkarları ilgilendiren sorunlara cevap ararken;

 Bir düşünce akımı olarak ortaya çıktı.

Dini bağımlılıklar sistemine ve Kilise sömürüsüne saldırdı.

Kilise; en büyük toprak sahibiydi.

Papazlara göre;

Mülk Tanrınındı. Kişinin mülkü olamazdı.

Tanrının temsilcisi; ise İsa’dan sonra Papa idi.

Müslümanlarda da ‘’Mülk’’ Allah’ındır.

17 VE 18 YÜZYIL Katolik kilisesi inancının İslami görünümü  olan;

Mülk Allah’ındır algısının somutlaşmış şeklini yazı olarak

 Apartmanlarda ve camilerde sık sık görürüz.

Deizler inanç ve mülkiyet özgürlüğünü savunmuşlar

 Tanrıya inanmışlar,

Temsilcilerine saldırmışlardır.

Deizlere göre;

Herşeye gücü yeten Tanrının bir temsilciye bir peygambere ihtiyacı yoktur.

Tanrı; kendinde herşeyin biline bileceği güçtür.

Duyumcu İngiliz filozof John Locke (D: 1632 –Ö: 1704)

Bilgilerimizi beş duyu organlarıyla elde ederiz” demiştir.

Mülkiyet sorunlarını işlemiş, mülkiyeti özgürlüğün ana unsuru olarak görmüşlerdir.

Mülkü olmayan, mülkü olanın kulu ve uşağıdır.

Deizim tüm insanlığı kucaklayan,

Tanrı adına insanların sömürülmesine tepki veren bir hareket olarak doğmuştur.

Tüm insanlığın aydınlanması ve özgürlüğünü savunmuştur.

İngiltere de doğmuştur.

Tek Tanrılı dinlerin her biri; diğer dinler karşısında kendisini, gerçek kabul eder.

Bu anlayış mutlakiyetçi ve baskıcı bir anlayıştır.

Başka dinlere ve düşüncelere tahammülü yoktur.

Tek Tanrılı dinin kurucusu Hz. İbrahim dir.

Tanrıları göğe göndermiştir.

Tek Tanrılı dinlere göre;

Kendi inançları dışındakiler kafirdir. Mal ve mülklerine el konulmalıdır. Ganimettir.

Deis Carles Blount;

Tek tanrılı din koyucusu Hz İbrahim ve ardılları;

 Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammed,

İnsanlık adına ne yapmışlardır, düşünülmesini ister.

Deizim 1789 Fransız aydınlanmasına ve devrimine sebep olmuştur.

İnsanların inanç ve düşünce dünyalarına hareket ve yenilik vermiştir.

Deizim hareketi geriye doğru;

Aristo, Epikuros’a kadar uzar gider.

Modern bir olgudur. Modern algılar karanlık güçlerce hep baskılanmıştır.

MS 600 lerde erken dönem Arap düşünürleri de Deiztiler.

17. yüzyıl Thomas Hobbes (D: 1588-Ö:1679)

 Jj Roussou  ( D: 1712-Ö: 1787)

 Volter( D:1694- Ö:1776’ de Deiztiler.

Deizim peygamber olmayan bir inanç sistemidir.

Deizlere göre;

Dünya, insan tarafından Tanrının verdiği akıl sayesinde algılanabilir.

Dünyayı algılamak için, akıl yeterlidir. Aracıya ihtiyaç yoktur.

Tanrı evreni yaratmış, bir daha hiçbir işe karışmamıştır.

Bilmek, insanlar ve Tanrı arasındaki ilişkidir.

Tarih boyunca, çeşitli dinler tarafından Tanrılara sunulan kurbanlar;

Açlığı, sefaleti, kuraklığı, depremi, veremi, kanseri vs önleyemedi.

Dünyadaki temel bilimler için de yani;

Matematik, fizik, kimya, biyoloji için Tanrının yardımına gerek yoktur.
Egeli iki düşünür; Tales( MÖ. 640-550).  Anaximander (MÖ. 610-540)

Tanrılara gerek olmadan, evrenin kanunlarını insanların anlayabileceğini söylemişlerdir.

Bu iki filozof Eleştiriyel düşüncenin babalarındandır.

Tales; Tanrının yardımı olmadan bir yıl evvelden güneşin tutulacağını hesap etmiştir.

Tales yaşarken otoriteydi, insanlarca bilgeliği kabul edilmişti.

 Öğrencisi Anaximander Tales’e ; Sen yanılıyorsun. O, öyle değil diyebilendi.

Aristo ile batı dünyasında bilgi otoriterliği,

Aristo’ya geçti. 1500 yıl Aristo’nun dogmalarına insanlar dinle karışık olarak inandılar.

Aristo;(  M.Ö. 384- M.Ö:322)  Atın ağzında 36 diş var demişti.

 16 yüzyıla kadar Atın ağzındaki dişi sayan olmadı.

Otoriteye boyun büküştür bu.

Bilgi edinmek için, otoritenin bilgisine boyun bükülmediği,

Soru sorulabildiği zaman gerçek bilgiye ulaşılır.

Anaximander ve çağdaşları böyle yaptığından;

 İsa öncesi zamanda, bilim ve hukuk gelişmiştir.

İsa ile insanlık karanlığa itilmiştir.

İsa’dan önce evren;  fizik ve matematikle izah edilebilir anlayışı vardı.

Dinlerde ise herşey Tanrı ile izah edilir.

Bilime giden yol, Keşif ve deneyle mümkündür.

Keşif ve deney sonucunda elde edilen bilgi deneysel bilgidir, sağlam bilgidir.

Socrates delphoi tapınağının kahinine ; “Senin Tanrın yanılıyor”

Diyebilen adamdır.

‘’Tanrıya yanılıyorsun ‘’ diyen Soktaresi 40 hakim ölüme mahkum etti.

Sokrates sözünü geri alsa affedilecekti.

Sözünü geri almadı şöyle dedi.

‘’Benim bu eylemim Roma yasalarına göre ölümü gerektirir. Kanunu uygulayın’’ .

Baldıran zehrini içerek bu dünyaya veda etti. Hukuka saygı böyle erdemdir.

İki bin yıl önceki insanların inançlarında;

Yeryüzü insanların ve şeytanın,

 Gökyüzü Tanrıların ve meleklerindi.

20.07.1969 günü insanoğlu Aya ayakbastı.

Ay yüzyıllarca insanlara Tanrılık yaptı. Kutsallığı vardı.

Ay tutulmasında bu gün dahi İnsanların silah atması,

 Aya musallat olan Şeytandan kurtulmak içindir.

İnsan oğlu Aya ayak basınca Tanrı oradan kaçtı.

Bu durum evrimsel kozmik bir başarıydı.

Aya ayak basmak Şeytanın işi değil, bilim ve aklın işiydi.

Divan edebiyatımızda sevgililerin yüzü hep aya benzetilmiştir.

Melek Sima, Mehlika , Ezeli bir aydır Cemalin vs

Akıl ve bilim sayesinde; Ayın çorak toprak parçası olduğu anlaşıldı.

 Şimdi artık kimse sevgilisinin yüzünü çorak toprağa benzetmiyor.

1957 de radyo, Türkiye de yayın hayatına geçince, Saidi Kürdi;

 Bu medeni aracı kabullenemedi. Müritlerine;

 “Burada konuşan şeytandır, şeytanı dinlemek cahiz değildir” demişti.

Müritleri şeyhlerinin masallarını dinleyerek çoğaldılar.

Soru çaldılar, mensuplarını askeri liselere koydular.

Orduya doldular, bürokrasiye doldular, adalet mekanizmasına daldılar.

 General oldular, akıl tutulmasına uğramış bu generaller,

 Amerika’nın koruyuculuğunda 15 Temmuz 1915 darbe karanlığını yarattılar.

Asrın idrakine İslamı söyletmek” ana ilkemiz olmalıdır.

Hayatta en hakiki mürşid ilimdir.

 

KAYNAK:

  1.  
  2. Aza  Felsefe Tarihi      : M. Waber
  3. Aristo                             Metafizik
  4. Armstrong                   : Tanrı’nın Tarihi Yahudilik, Hristiyanlık, İslam
  5. Kapital                         : Marx
  6. Sokrat’ın Savunması   : Eflatun 
  7. Bilim ve Ütopya         : Aralık 2017 Sayısı.

MAKALE Yorumları