Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
NEŞE KAREL
SOKAK KEDİSİ
mail_outline : nesekarel07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

04.08.2015

Okunma Sayısı

1792

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

( Susuz Köy )

Antalya’dan  Korkuteli’ne  doğru  dağlara, yaylara tırmanmakla başladı  son serüvenimiz. Sabahın yedi buçuğunda aniden  karar vererek yollara düştük. Eşimin yıllar önce açtığı, arkadaşlarıyla birlikte asfaltladığı yolların öykülerini bizzat eski karayolcudan dinleye dinleye vurduk dağlara. Kaş, Kalkan’ı  da görecektik ama esas yolculuk nedenimiz, çook eski, çok sevgili arkadaşlarımızı, çocuklarımızı ziyaret etmekti. Havalar da daha az sıcaktı. Hele yukarılara tırmandıkça serinledi. Korkuteli’nin  yanık  dondurmasının, Elmalı’nın  köfte piyazının tadına baktıktan sonra, Kaputaş  vadisine sarkmak  için  taze mıcır dökülmüş virajlı yollardan  döne döne indik. Çam ağaçlarıyla bezeli dağlara el salladık. Ağaçların aralarında koşuşan keçilerle merhabalaştık. Aklımın bir ucunda da keçi Neşe vardı. Aşağı yukarı beş yıl önce henüz oğlakken tanıyıp sevdiğim, kendi adımı verdiğim,  arkadaşımın okul ve mahalle arkadaşı olan, bilge çoban  Memet’ten, özellikle, kesmemesi ve kimseye  satmaması için ricalar ettiğim  keçimi merak ediyordum. Tabi ki onu hiç unutmamıştım. O benim yerime dağlarda özgürlüğü meleyip dolanan bir canlıydı. Bir tane de Amerika da  gezip dolaşan bir  zenci Neşe vardı. Hiç  görmediğim .Yaşamı boyunca hiç karşılaşmadığı halasının adını koymuştu, melez kızına ,Amerikalı anneden Türk babadan doğan yeğenim. Yaşamım boyunca beni sınırsız mutlu eden olgulardır  bunlar. Sağda, solda tek tük olsa da hâla varlığını sürdüren  Likya mezarları da gördük.  O binlerce yıllık medeniyetlerden artakalan  taşlar, sütunlar, heykeller beni o  binlerce yıllara çeker götürür her  bakışımda. Tanrım diye yüreğimden bir ses feryada başlar. Acaba bu taşlara kimler baktı, kimler işledi, kimler yonttu, kimler dokundu. Bizden sonra gelecek olanlara onlar kadar bile bir kalıntı bırakabileceğimizi ummuyorum.Acıdır ama  gerçek . Sevgili arkadaşlarımın evleri, Yumru tepesi, Kavga tepesi ve Şahan Kayası   adındaki üç tepenin ortasında kalan, vadinin içindeki  Sarı Belen köyüne ulaştık. Yılın bir bölümünü kentte, diğerini köyde geçiriyordu köyün nüfusunun büyük bir bölümü. Tarlalarını ekip dikenler, keçilerini bakıp geçimlerini doğdukları topraklarda sağlayanlarda vardı. Aydınlık yüzlü, aydın insanlar yaşıyordu bu köyde. Benim adaşım keçinin sahibi çoban Memet bile lise mezunu, gayet kültürlü bir insandı. Sağ olsun geldiğimizi duyunca ziyaretimize geldi. Hemen  adaşımın  ne olduğunu sordum. Yaşıyormuş. Dört tane erkek yavru yapmış.  başına buyruk, dağlarda gezip dolaşıyormuş. Diğer keçi arkadaşlarını da peşine takıp dağlara kaçıyormuş. Yine tepelerde olduğu için göremedim. İyi haberlerini aldım ya , yeter ,mutlu oldum. Sevgili arkadaşım Nazmiye de ,zeytin  fideleri dikerek ,yeniden bir zeytinlik oluşturmaya sıvanmış. Karşı ki  Yumru tepesinin eteklerinde sonsuzluk uykusuna yakan babacığı Kâtip de kızının çabalarından kim bilir ne denli mutlu oluyordum. Buraya kadar her şey güzel, iyi hoş, gece her boydan baykuş   gelip  ötüyor. Sabahın olduğunu bülbüller şakıyarak haber veriyor. Motor gürültülerinden azade  bir sessizlik vadisi. Tam insanların ruhlarını dinlendireceği bir  yerleşim parçası. Gök  yüzünde  yıldızlar  parıl  parıl. Yanıyordu.  Bizim olduğumuz gece dolunay da tüm görkemiyle dağların üzerinden göründü. Eskiden gürül gürül  akan suları  yok oluvermiş. Gecenin ikisini üçünü beklemek gerekiyor, çamaşır yıkayabilmek, bahçelere su salabilmek, evdeki kabı- kacağı doldurabilmek için. Gündüzleri suyun damlası yok. O güzel vadide yaşayan, güzel  insanların susuzluk çilesi ne zaman biter bilmem ama işleri zor. Yöneticilerin mutlak bir çözüm geliştirmesi şart. Susuz yaşanmaz. Dökme suyla da değirmen dönmez derdi büyüklerimiz. Allah yardımcıları olsun.

            Huzur sessizliğiyle kaplı  o  vadide  konuk  olmak bizi çok  mutlu etti. Hiç belli olmaz,  bakarsınız kısa bir  zaman  sonra soluğu  yine  oralarda  alırım. Belki adaşımla da buluşuruz bu kez..Serin serin esen rüzgârları soluyarak halleşiriz iki Neşe. Hele bayram yaklaşsın bakalım, gün ola harman ola. 

MAKALE Yorumları