Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
Y. Mimar ERCAN EVREN
DUAYEN
mail_outline : erevren1932@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

17.11.2019

Okunma Sayısı

452

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Suçlu Beton mu?

Bizim gençliğimizde “Beton” sözcüğü bir iltifat gibi kullanılırdı. “Beton gibi sağlam”, “Beton gibi adam” vs….. Şimdilerde beton sözcüğü çirkinliğin sembolü oldu. Hele şehirlerimizin zevksizliğini anlatırken “Betonlaşmak” sözcüğünü oldukça sık kullanıyoruz. Kötü şehirleşmenin tek sorumlusu adeta beton oldu. Bu; bence suçlu çocukların yaptığı gibi, kabahati başkasına atmaya benziyor. Gerçekten betonun suçu var mı? Asıl suçlu kim olabilir onu konuşalım istedim.

Kısaca betonun tarihi şöyle: 1812 yılında Fransa’da, Louis Vicat ilk yapay çimentoyu üretti. 1824 yılında, İngiliz Joseph Aspdin “Portland Çimentosu ”nu geliştirdi. 1850 yılında Fransız bahçıvan Joseph Monier, daha sağlam saksılar üretmek için betona demir çubuklar ekleyince betonarme ortaya çıktı. Bu buluşların ardından çimento ve betonun ürün özelliklerine ve kullanımına ilişkin yenilikler birbiri ardına geldi. 1879 yılında İskoçya’da portland çimentosu kullanılarak ilk beton yollar yapıldı. Bunu 1889’da Fransa’da yapılan ilk betonarme köprü izledi. 1902 yılında Fransız mimar Augus Perret, ilk apartman binasını tasarladı ve inşa etti. Hazır beton ve transmikserler betonun kullanımı artırdı. Betonun pompalanması uygulamayı daha da kolaylaştırdı. Katkı malzemeleri ise betona inanılmaz özellikler kazandırdı. Günümüzde beton en yaygın ve ekonomik bir yapı malzemesi haline geldi. Akışkanlığı; form verilebilmesi nedeniyle, ayrı bir avantaj sağlıyor. Betonu köprülerde, sualtı tünellerinde, gökdelenlerde velhasıl pek çok amaçlar için kullanabiliyoruz. Bütün bunlar gösteriyor ki beton asrımızın en önemli buluşlarından birisidir. Ömrü; eğer demir korozyonu iyi korunabilirse, sonsuzdur. Japonlar paslanmaz demir kullanılarak bu sorunu da gidermişler Çelik yapının en yoğun olduğu Amerika bile; beton kalitesinin bu kadar iyileşmesi nedeniyle, beton inşaatlara geçmeye başladı. Betonun tek mahsuru; priz müddeti nedeniyle, inşaat süresinin çelik ve ahşap yapılardan daha uzun olmasıdır. Eh, “Bu kadar kusur kadı kızında bile olur”.

Bu kadar güzel bir malzemeyi en ağır şekilde eleştirmek haksızlık değil mi? Çok samimi olarak söylüyorum,  mevcut binaları çelik hatta ahşaptan yapsaydık görünüm hiç değişmezdi. Demek ki şehirlerin çirkin olmasında betonun bir suçu yok. Pekiyi suçlu kim?

Suçlu “Tasarım”. Yani, tasarımı yapan şehirciler ve mimarlar. Bunlara; bilgisizlikleri nedeniyle doğru ve güzeli seçemeyen, yöneticileri ve halkı da ilave edebilirsiniz.. Hiç unutmuyorum, binlerce kurban verdiğimiz 1999 depreminde de zavallı bir tek yüklenici suçlanmış ve hapse atılmıştı. Orda da suçlu; ister kamuda ister serbest çalışsın, mimarlar ve mühendislerdir. (Bu ayrı bir tartışma konusu) Hatırladığıma göre, 1956 Macaristan depreminden sonra onlarca teknik adam cezalandırılmıştı.

Hastalığı doğru teşhis edemediğimiz için çözümü de doğru bulamıyoruz. Onun için şehirlerimiz, kasabalarımız hatta köylerimiz çirkinleşmeye devam edecek.

MAKALE Yorumları