Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
Y. Mimar ERCAN EVREN
DUAYEN
mail_outline : erevren1932@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

27.04.2020

Okunma Sayısı

530

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Sosyal Devlet

Normal zamanlarda, işler tıkırında giderken bir arkadaşınızın karakterini anlayamazsınız. Ne zaman bir zorlukla karşılaşsanız; atalarımız bu anları alış-veriş ve seyahat anları olarak örneklemiş, işte o zaman gerçek karakter meydana çıkar. Gülen yüzler asılır, menfaatler ortaya çıkar, o dost bildiğiniz insanlar size düşman olur. Hiç unutmuyorum, arkadaş grubuyla yaptığımız bir Bursa gezisinde, bir arkadaşımız otobüsten inince hemen; her kesten önce, danışmaya koşup en manzaralı odayı kendisine ayırtmıştı.

Devletler de öyledir. İşler iyi giderken; sosyal devletiz diye eser savururlar, işler biraz kötüleşince yüzleri asılır ve en zalim davranışları vatandaşlarına uygularlar. Zor zamanlar turnusol kağıdı gibi iyiyi kötüyü hemen meydana çıkartır. Kovid-19 virüsü de öyle bir şey oldu. Okullar, işyerleri kapandı. Öğretmenler, işçiler işsiz kaldı. Sözleşmeli öğretmenlere hiçbir ücret ödenmiyor.

Yorum yapmadan şu bilgileri bir kenara yazalım.

  • Türkiye’de açlık sınırı (4 kişilik bir ailede) 2 220,- Tl.
  • Türkiye’de yokluk sınırı (4 kişilik aile için) 7 229,- Tl
  • Asgari ücret net / aylık 2 324,- Tl
  • İşsizlik yardımı asgari 1168.- azami 2 336, Tl. Net/aylık
  • Zorunlu izin maaşı yaklaşık 1 200 Tl. net/aylık
Asgari ücretin açlık sınırında olması bir lütuftur. Daha altında olabilirdi. İşsizlik yardımı ve zorunlu izin maaşı asgari ücretin, yani açlık sınırının yarısı kadardır. Böyle bir sosyal devlet olabilir mi? Tabii bu kadarla kalmıyor. İşçilerimize açlık sınırının altında ücret verirken başka ülkelere yardımlarda bulunuyoruz, çılgın ve pahalı projeler uyguluyoruz, yöneticilerimiz saraylarda yaşıyor…. Böyle bir sosyal devlet olabilir mi? Bunun da mazereti bulunmuş, “İtibarda tasarruf olmazmış”. Bu söz bile ne halde olduğumuzun itirafıdır. Durumumuzu anlatan güzel bir Anadolu deyimi var: “Ayranı yok içmeye tahtırevanla gider s..maya”. Hepinizin bildiği bir hikâye vardır: Subay komutana gelir ve “ kaleyi alamamamızın on sebebi var efendim” der. Kumandan say bakalım der. Subay saymaya başlar: bir… barut yok… Kumandan subayı hemen susturur ve “Yeter daha fazla saymana gerek yok der”. Sosyal Devlet olmanın en önemli şartı “hür sendikaların” olmasıdır. O yoksa gerisini saymaya zaten gerek yok.

Şimdi sizlere İsviçre’den bir örnek vermek istiyorum. İsviçre’de erkekler her yıl bir ay askerlik yaparlar. Bu hem bildiklerini unutmamalarını hem de yeni teknolojileri öğrenmelerini sağlar. İsviçre sokaklarında zaman zaman çantası, silahı omzunda gençlerin dolaştığını görürsünüz. Çünkü silah dâhil her türlü askeri teçhizat herkesin evinde durur. İsviçreliler bu işi pek yadırgamazlar, hatta “Askere değil tatile gidiyoruz” derler. Asıl söylemek istediğim maaşlarının %80 ninin devlet tarafından ödenmesidir. Genel teamül olarak % 20 yi de işveren öder. İşsizlik aylığı ve zorunlu izin maaşı da yine; İşçi maaşının % 80 ni dir. İşçi hakları ve sendikalaşmayı yazmaya dahi gerek duymuyorum.

 Rahmetli Ecevit hep İskandinav ülkelerindeki; İsviçre’ye benzer, sosyal devlete özenmiş ve uygulamaya çalışmıştır. Bazı CHP’ liler ise sosyal devleti sosyalizm olarak algılamışlar ve maalesef devletçiliği benimsemişlerdir. Sanırım bunun nedeni, ekonomiyi idare ederek gücü artırmak ve taraftarlarına arpalık yaratmak olmalı. Aslında bu tüm partiler için de geçerli, çünkü bizim gibi ülkelerde güç ideolojiden her zaman daha önemli.

MAKALE Yorumları