Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN
YARINA YOLCULUK
mail_outline : faikardahan@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

06.04.2016

Okunma Sayısı

2016

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Sömürge Ülkesi Türkiye

Başlığım sizi şaşırtacak biliyorum ama gördüğüm o ki ülkem giderek sömürge ülkesi olmakta. Bağımsızlık hem siyasi hem de ekonomik bağımsızlığın varlığı ile mümkün. Ama maalesef ki siyasi olarak bağımsız olsak da ekonomik olarak, küresel sermayenin ağına düşmüş bir kelebekten farklı değiliz.

 

Neden böyle bir başlık koyduğumu gelin anlatayım size:

 

Bir zamanlar “Kral Karıncalar”  adında bir belgesel izlemiştim. Kral karıncalar, işçi karınca yuvalarından yumurta çalmakta ve kendi yuvalarına getirip yavruların yuvalarında doğmalarını sağlamaktalar. O yuvada doğan işçi karıncalar da ömürleri boyunca o yuvaya hizmet etmekte, çiftleşmekte, yavru yapmakta ve sisteme yeni köleler üretmektedirler. Kral karıncalar da hiçbir emek harcamadan beslenmekte ve varlıklarını sürdürmektedir.

 

Şu an ülkemde doğan her çocuk kral karıncalara hizmet edecek köle karınca yavrularından farksız.

 

Ekonomik olarak ülkemin neredeyse her sektörü küresel sermayeye satıldı. Elektrik ve doğal gaz dağıtımı, bankacılık, sigortacılık başta olmak üzere diğer birçok sektör yabancıların elinde.

 

Ne mi oluyor, sömürülüyoruz. Afrika’daki sömürge ülkelerinden farkımız yok. Ve ben içime sindiremiyorum, kral karıncalara hizmet eden bir birey, bir toplum olmamızı.

 

Amerika’daki yatırımcının %1.5 ile bankaya yatırdığı dolar cinsinden parayı biz sistemimize dahil edip %13 faiz ödüyoruz. Bize satılan paranın kaç katı kazançla bize satıldığını varın siz hesap edin.

 

Ev kredisi, araba kredisi, ihtiyaç kredisi adı altında sömürülüyoruz.

 

Bir başka örnek de doğal gaz dağıtımında yaşanmakta. Diyelim ki kendi oturacağınız mülkiyeti size ait eve doğal gaz bağlatacaksınız. Bunun için önce sokaktaki tesisattan apartmanınıza hat döşüyorsunuz, bedelini siz ödüyorsunuz. Sonra evinize tesisatı siz döşettiriyorsunuz bedelini siz ödüyorsunuz. Sonra abone olurken sizden iki ayrı ücret talep edilmekte. Biri “Abone Bağlantı Bedeli” diğeri “Depozito”. İlkinin neden alındığı belli değil. Aynen konut kredisinde dosya masrafı gibi (ben 501 TL ödedim). İkincisi ise depozito, aboneliği iptal ettirttiğinizde size faiziyle geri ödeniyor (ben 480 TL ödedim).

 

Düşünün ki kendi evinize doğal gaz bağlatıyorsunuz ve ömür boyu kullanacaksınız, aboneliği iptal ettirme ihtimaliniz yok. Bu para ne olacak? Ne mi olacak ben söyleyeyim size; bizim oralarda bu işe “başkasının taşıyla başkasının kuşunu vurmak” derler. Sizin paranızı şirket çalıştırır ve para kazanır.

 

Bugün itibariyle Antalya’da 50.000’in üzerinde tüm Türkiye’de 12.000.000 den fazla abone var. (501+480)*12.000.000= 11.772.000.000 TL (yaklaşık ; 12 milyar TL veya 4.3 milyar $) abone bağlantı ücreti ve depozito parasını dağıtım şirketleri çalıştırmakta.   

 

Bu nasıl bir soygundur anlatabildim mi? Bizim orada buna soygunun, sömürünün “ballısı” derler.

 

Ülkemin kaynaklarını ve vatandaşlarının emeklerini, helal kazançlarını ve alın terlerini yabancı şirketlere, küresel markalara sömürmeleri fırsatını yaratan siyasiler, lütfen yemininizin gereklerini yerine getiriniz.

 

Aynen kredilerde “masraf”, kredi kartlarında “aidat”, hesaplarda “hesap işletim ücreti” gibi adlarla alınan ve mahkemeye verilince iadesi hakkını kazandığımız diğer masraflar gibi bunun için de başkaldırmak gerekecek.

 

İlk davayı ben açacağım.

İçime sindiremiyorum.

Hazmedemiyorum sömürü ülkesi olmayı.

 

Şimdi anlatabildim mi neden böyle bir başlık koyduğumu.

 

MAKALE Yorumları