Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
CAN PULAK
DUAYEN
mail_outline : info@antalyabugun.com
Dinle

Yayın Tarihi

04.02.2019

Okunma Sayısı

1296

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Sokağın Farklı Sesi

     Sokaktan iyi sesler gelmiyor. Şikâyetler ayyuka yükseliyor. Bir değişim rüzgârı, bir değişim arzusu esiyor ülkede. Sadece iktidar için değil bu esinti, muhalefeti de iyice etkiliyor.

     Bir bıkkınlık var millette. Bir yılgınlık, bir bezginlik, geleceğe ilişkin bir umutsuzluk iyice dikkati çekiyor. İktidarın seçim manifestosuna bir bakın, sanki 17 yıldır Türkiye’yi onlar idare etmiyor. Her şeyin gizli, kapaklı, kapalı kapılar ardında çözüldüğü, Parlamento’nun bile önemli ölçüde devre dışı bırakıldığı, ciddi medyanın fişinin çekildiği bir ülkede nihayet şeffaflıktan bahsediliyor. İnanılacak gibi değil ama, bahsediliyor işte..

     Anketlere filan bakmayın, aldırmayın yapılan tahminlere. Sokağa bir kulak verin, artık iktidara oy vereni de yakınıyor gidişten, muhalefete oy vereni de.. Hayat pahalılığından, geçim sıkıntısından, ikide bir yapılan zamlardan, elektrik ve doğalgaz ücretlerinden şikâyet etmeyeni yok. Hele elektrik, doğalgaz ve su faturalarındaki atıksu bedeli, dağıtım bedeli, bağlantı bedeli, okuma bedeli, açma kapama bedeli, TRT bedeli vatandaşı iyice öfkelendiriyor. Ne demek sayaç okuma bedeli, ne demek sayaç bakım ve ölçümleme bedeli, hizmeti verene değil alana nasıl yüklenir bu paralar? Yarın bakkallar kepenk açıp kapama parası isteseler, otobüs ve vapurlar yakıt, lastik ve tamir parası talep etseler, manavlar sebze ve meyve yetiştirme parası deseler

ne olacak? Elektriği veren sayacı da okuyacak, bakımını da yapacak, dağıtımını da üstlenecek.. Normali bu değil mi? Nasıl özelleştirmeler yapıldı ki? Bu özelleştirme anlaşmalarında (her şey vatandaşa aittir) diye bir madde mi var acaba?

     Şaka gibi bir şey, yıllardır şikâyet ediliyor ama aldıran yok. Şikâyetler arttıkça, bedelleri de arttırıyor şirketler. Nasıl şirket bunlar böyle, kimden alıyorlar bu cesareti, kime sorup yapıyorlar zamları? Doğu ve Güneydoğu’da kullanılan kaçak elektriği, namuslu insanımızın faturalarına nasıl ve hangi hakla yüklüyorlar? Böyle bir haracı ödememize, bizi yönetenler nasıl müsaade ediyorlar? TRT’nin masraflarını niye bize ödetiyorlar ki..?

     Çok kötü yönetiliyoruz dostlar çok kötü.4 milyon Suriyeliyi nüfusumuza neden ekledik, bunlara milyarlarca doları kime sorup harcadık? Yapılan onca masraflar, dikkatsiz devlet harcamaları, gereksiz yatırımlar, inanılmaz israflar vergi olarak dönüyor hepimize. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmayan bir yönetim, yapılan tüm hataların bedellerini vergi olarak millete ödetiyor. İşte bunun içindir ki iktidardan da şikayet var, bunca rezalete mani olamayan ve milletin hakkını savunamayan muhalefetten de..

     Demokrasi diyoruz, ortada demokrasiden eser yok. İşte seçime gidiyoruz, aylardır aday kavgaları sürüp duruyor. Ne iktidar koyuyor sandığı partili delegelerin önüne, nede muhalefet. Liderlerin iki dudağının arasından çıkan isimler aday olabiliyor. Sonra da onları şatafatlı törenlerle halka ilan ediyorlar. Hangisi kendi iradesiyle aday olabildi acaba? AKP zaten tek adamla yürüyor ama CHP’ de farklı mı sanki? Ankara’dan İstanbul’a kadar adalet diye yürüyen ve devamlı hak hukuktan bahseden ana muhalefet partisinin başkanı, iş karpuz gibi aday seçmeye gelince, hakkı hukuku ve adaleti unutuveriyor. Koyamıyor sandığı delegenin önüne, koyamayınca da demokrasiyi boğazladığını filan fark edemiyor.

     Bugün hangi partimizde gerçek demokrasi var ki? Hangi vatan evladı rahatlıkla adaylığını koyup, endişe etmeden seçim yarışına girebiliyor acaba? Aday olabilecek miyim, listeye girebilecek miyim, genel başkanın etrafındakileri aşabilecek miyim, genel başkanın vizesini alabilecek miyim? Atletizmdeki 400 metre engelli yarışına çevirdiler işi. Bu engelleri aşacaksın ki, adaylığın kesinleşsin. Ölme eşeğim ölme. Acı ama gerçek bunlar. Bu gerçekler ortada durdukça, biz özlediğimiz demokrasiden nasıl bahsedebiliriz ki..?  Böyle bir ortamda, ister istemez  siyaset esnafına kalıyor meydan.

     Oysa ülkemizde o kadar değerli insanlar var ki, bunlar siyaset sahasına inemiyorlar.Daha doğrusu,bunların varlığından rahatsız olan siyaset esnafı,tüm yolları kapatıyorlar böylelerine. Dünyanın saygısını kazanan bilim adamlarımız, doktorlarımız, yüksek yargıçlarımız,ciddi ve donanımlı yazarlarımız, büyük ve saygın işadamlarımız, sanayicilerimiz, diplomatlarımız, dünyayı ayağa kaldıran sporcularımız nerede? Son yıllarda, siyasi partilerde hiç rastladınız mı bunlara..? Yok değil mi, yerlerini taşra politikacıları, fırsatçılar, milli davalar yerine küçük hesaplar peşinde koşanlar aldı çünkü. Peki, mevcutların içinde, kıymetli kimseler yok mu yani? Olmaz olur mu, az da olsa var ama onlar da seslerini çıkaramıyorlar pek. Malüm siyasette erken öten horozu keserler.

     Israrla söylüyorum, iyiye gitmiyoruz. Ayrıca söylememe gerek yok, sokağın sesini dinleyin kafi. Düzelmemiz lazım, tüm bozduklarımızı düzeltmemiz lazım. Bunun için elele vermemiz, sıkıntıları ve problemleri birlikte göğüslememiz, çözümlerini birlikte bulmamız lazım.İşte Mart sonunda seçime gidiyoruz. Seçim çözebilecek mi sorunlarımızı, giderecek mi şikâyetlerimizi, düzlüğe çıkarabilecek mi ülkemizi? Bu kavgalarla, gürültülerle, milleti ayrıştırmalarla hiçbir meselemizi halledemeyiz. Hal yolu milli birlik ve beraberliğe inanmak, bunun ciddi bir planını yapmak ve cesaretle uygulamaya koymaktır. İşte o zaman, seçimlerden beklediğimiz sonuçları alabiliriz. Aksi halde havanda su dövmeye devam ederiz.

MAKALE Yorumları