Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
iBRAHİM UYSAL
ANKARA'DAN
mail_outline : ibrahimuysal.ant@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

23.09.2019

Okunma Sayısı

1710

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Siyaset ve insan ilişkileri!..

Gelişmiş toplumlar ile gelişmemiş, az gelişmiş hatta geri bıraktırılmış toplum diye tanımladığımız toplumların insanlarının davranışları arasında, dünyalar kadar fark olur. Oysa, hani insan her yerde insan idi.
--Evet, insan her yerde insan da; her doğrunun, her yerde aynı doğru olmadığı gibi; her insan da her yerde aynı insan olmuyor.
--Geleneksel toplumların tavır ve davranışları, bu toplumların gelenek, görenek, etik ve aldıkları kapalı eğitim çerçevesinde olur. Genellikle dışarıdan çok az etkilenir. Çünkü toplum, dışarıdan gelen değişim ve dönüşümlere hemen kendini kapatır. Toplumsal Muhafazakarlık da böyle bir süreç içerisinde oluşur, gelişir ve büyür.
--Bütün toplumlar, kendilerini etkileyen ve belirleyen üst yapı kurum ve kuruluşları tarafından yönlendirilir. Bunlar, eğitimciler, sanatçılar, din adamları, siyasiler gibi roller ile karşımıza çıkarlar.
--Aile ve kişiler de bu etkileşim ile kendilerine çizilen sınırlar içinde kalır ve davranırlar. Bu sisteme karşı çıkanlar ise, aykırı, tuhaf ya da başka bir şekilde farklı sözcükler ile tanımlanırlar.
--Bir güldürü ustası Charlie Chaplin, Kemal Sunal, ya da Atomu bile parçalayan ama dilini de çıkartmayı ihmal etmeyen adam Albert Einstayn olmasaydı dünya çekilmez olurdu sanırım.
--O yüzden, kuralların içinde olmak ve kalmak ne kadar iyi ise, dışına da çıkmak hepten kötü değildir. Daha tepeden bakmasaydı insanlık, dünyanın hala düz olduğunu düşünürde sanırım!..
--Bu yüzden, gelişmiş toplumlar, o çemberin dışına çıkılmasına izin veren toplumlarıdır. Tavır ve davranışları daha devrimcidir. Niteliksel değişimlere daha açıktırlar.
--Bizim gibi az gelişmiş, ya da geri bıraktırılmış (ki bu gün, geri bıraktırıldığına yüzde yüz eminim artık) toplumlar ise daha evrimsel değişimlerden, niceliksel değişimlerden yanadır.
--Dünyada olan biten her şeyi, kendi gözlüğümüzden anlamaya çalışır, bir yorum getiririz ama bir türlü de mantığını kavrayamayız. Anlayamayız.
--O yüzden, hep hayal kırıklığına uğrarız.
--Hani ABD ile müttefik idik.
--Hani Almanya dostumuz idi.
--AB ile o kadar görüşmüştük ya.
--Şu komünist Rusya yok mu, hani kapıya şapka asılan ülke ile kan davamız vardı hani.
--iyi ve kötü şeyleri say say bitmez ama, hiç birinin bir anlamının olmadığını, Ülkelerin dostlukları değil, çıkarlarını olduğunu; Osmanlı İmparatorluğu döneminde anlayamamıştık, Allah'tan adamlar Orta Doğu'yu paylaşmaya geldiklerinde gördük. Öğrendik!..
--Milliyetçilik ile Ümmetçilik taban tabana zıt dünya görüşleridir. Biri diğerini ret eder. Birisi olur ise, diğeri olmaz. Olamaz!..
--İşçi sınıfı ile sermayenin ittifakı diye bir şey olmaz. Bu bir arada olmayacakları, kavga edecekleri anlamı da taşımaz.
--İşte ülkede en olmadık yerde, medeni oluyoruz. Çelişkilerin had safhada olduğu yerlerde medeni birlikteliklerimiz var; anlaşmamız gereken, ittifak etmememiz gereken yerlerde savaşıyoruz. Kavga gürültü gırla gidiyor!..
--Hükümet ile bazı sendikalar kanka, ama aynı kesimin çıkarlarını koruduğunu iddia edenlerin örgütleri ve kişileri kavgalı.
--Bazı kesimler hâlâ hükümetin Rusya ile olan silah da dahil anlaşmasına bir anlam veremiyorlar. Dün Trump ile muhabbete de.
--Ortada anlaşılmayacak bir durum yok. Her şey , herkesin gözü önünde oluyor. Günümüzde artık, o eski dostluk, müttefiklik gibi anlayışların yerini çıkar birliktelikleri aldı.
--Al gülüm,ver gülüm.
--Burada şaşılması gereken durum, bu tarafların anlaşması değil. Kimin ne alıp ne verdiğidir.
--Rus Putin, Amerikalı Trump ne aldı, biz ne verdik!..

--Siyaseti, insan ilişkileri ile ilişkilendirmek, ahbap çavuş ilişkileri ile götürmek, gelişmemiş toplumların işidir.
--Günümüz dünyası, ya de gelişmiş toplum ilişkileri günü birlik çıkarlar ile gidiyor.
--Dün, AB'yi kurmak için canla başla uğraşan İngiltere, Postu Almanlara kaptırınca, nikahı atıverdi. AB'ye "boş ol!." deyiverdi.
--7.Haziran ve 16.Nisandan sonra da Türkiye'de hiç bir şey eskisi gibi değil artık!..
--Artık iki kutuplu bir yapaya muhtacız. Hani o eski az olsun, benim olsun gitti.
--Kazanmak için kim ne alacak ne verecek?.
--Toplumsal kesimler, etnik kesimler, Siyasi Partiler dahil Örgütler herkes yeni dönemde bir hesap kitap yapmak zorumda.
--Eski alışkanlıklar, sevmeler, sövmeler, kırgınlıklar, kavgalar artık bir anlam ifade etmiyor.
--Artık siyasette geleneksel insan ilişkileri gibi davranış biçimleri sergilenmeyecek.
--Az gelişmiş ülke ve toplum olarak, gelişmiş miş gibi yapıp, böyle modern, medeni ilişkiler içinde olacağız artık.
--Ak Parti, MHP yönetimi ve HDP'liler bunu anladılar. Sonuç ne diye bana sormayın. Onlara sorun. CHP ve İYİ Parti flörtünde ki son günler gelişmelerine bakmak gerek.
--Anlamayanlar da anlasa iyi olur. Çünkü, ne %50+1'in, ne de %49.9'un bir garantisi yok.
--Ülke için, kendimiz için, geleceğimiz için bir şeylerin farkında olsak mı ne?

  

MAKALE Yorumları