Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
Y. Mimar ERCAN EVREN
DUAYEN
mail_outline : erevren1932@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

21.10.2019

Okunma Sayısı

978

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Sanat Ve İlim

Sanat konuları işlemek kadar keyifli bir şey yok. 80 öncesi bir ara politik yazılar yazmıştım da, az kalsın başıma hapisten, tazminata kadar pek çok dert geliyordu. Buna karşın, politik yazılar heyecanla okunuyor ve eş-dost sık sık fikrini belirtiyordu. Şimdi, hiç kimseden yanıt gelmediği için yazılarımın okunduğundan doğrusu şüphe ediyorum. Asiad dergisi ticari bir dergi olmadığı için, okunsa da okunmasa da herhalde bu işe bir müddet daha devam edeceğim.

Bu günkü anlamda sanat, insan kültürünün en eski ifade tarzıdır. Bu da oldukça ağır olmuştur. Uzun zaman, insanlar zanaatkarların, alimlerin ve sanatkarların faaliyetlerine aynı gözle bakmışlardır. Ortaçağda zanaatkar ile sanatkar hep karışmıştır.(örneğin,ressamlar uzun süre boya ve baharat satan esnaflar sınıfından sayılmışlardır.) XVII asırdan sonra Güzelsanatlar zanaattan ayrılmaya başlar. Sanat, o günden sonra faydalı teknikten ayrı olarak düşünülür. Neticede sanat ve ilim birbirine yaklaşır. Her türlü salt faydanın dışında, ilim gerçeği, sanat ise güzeli görür.

Sanat ve ilim arasındaki benzerlikler:

Sadece insanoğlunun faaliyetleri olan sanat ve ilmin benzer tarafları hep belirtilmiştir. Teorik meselelerden habersiz olan hayvan, sadece engelleri tanır. Yine, hayvan güzel ile değil fayda ile ilgilenir. Anatol France'ın dediği gibi:köpek karın doyurmayan mavi gökle hiç ilgilenmemiştir. Sadece insanoğlu eşyaları salt fayda karakteristiğinden kurtarmıştır.

Sanat ve ilim, her ikisi de bize,dış görünümlerin arkasında saklı başka bir dünyayı keşfetmezler mi? İlim kolay anlaşılır strüktürü arar. Sanat ise, ilahi bir bakışın içinde saklı ahengin sırrını keşfederek, sonsuzlaştırmaya layık olanı tespit etmek için dış görünüm ile ilgileniyor gözükür.

İlmi bir teori görünüşte çok farklı olayları bir kaç formüle sıkıştırır. "Gözüken teferruatı, basit görünmeyene" dönüştürür. Sanat eserleri de böyledir. Poincaré 'nin dediği gibi: Alim ,"Estetik bir heyecanı tekrar duymak ve onu ispat edebildiklerine bağlayabilmek için" çalışır. Tersini düşünürsek müzik,mimari ...... bir matematiktir.

Yaratıcı hayal gücü olmadan ne sanat ne de ilim yapılabilir. Âlimler de sanatkârlar gibi yaratıcı muhayyelenin varlığını kanıtlarlar. Değerli bir sanat eserinin yaratılması muayyen reçete ve kalıplardan ayrı şeyler gerektirir. Aynı şekilde ilmi bir buluş da dedüktif  bir mekanik otomatiğin neticesi değildir.

Bazı şeyleri ispat etmek için reçeteler vardır ama "bulmak" için bunlara ihtiyaç yoktur. Bir alimin buluşu, verimli bir hipotezi, her hangi bir şekilde bir sanat eseri gibi ortaya çıkmaz mı?Alimler ve sanatkarlar dünyayı taklit etmezler  onu tekrardan yaratırlar. Einstein da Balzac gibi evreni birden bire ortaya çıkarttılar."İlmi deha ;dünyamızı olduğu gibi keşfetmek için , Allah’ın insana vergisidir."

Sanat ile ilim arsındaki bu beraberlikler bazı farklılıkları da görmemizi engellememeli. Bunu da başka bir gün inceleyelim.

 

(Vernez-Huisman’ nın “Yeni Felsefe Dersleri” adlı eserinden çeviri)

 

MAKALE Yorumları