Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DR. SEVİLAY ZORLU
PSİKİYATRİST
mail_outline : drsevilayzorlu@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

28.04.2018

Okunma Sayısı

1060

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Sanat Terapisi

Ruhun Görsel Müziğinde Yolculuk:

Halk arasında “nasılsın?” dendiğinde “iyiyim, iyi diyelim iyi olalım “ demek adettendir. Gerçekten ruhumuza değmek isteyen yakınlıkta olan insanlar “daha daha nasılsın?” derken gerçekte içeride neler oluyor, seni merak ediyorum demek istercesine sorgularlar duygudurumumuzu.

Herkesin hayatında zaman zaman destek alması gereken durumlar olabilir. Stressiz yaşam ne yazık ki yok. Kafamızı dinlemek için mekan değişikliği bile yaparız bazen. Ancak kafamız ve içindekiler de bizimle gittikleri için çoğu zaman sonuç alamayız. İşte bu durumlarda psikiyatri uzmanlarına danışmak hem süreci rahat aşmanıza hem de güvenilir biri ile sorununuzu paylaşmanıza yardımcı olur.

SANAT TERAPİSİNİN DOĞUŞU…

            Sanat terapisi yöntemlerinden olan müzik terapisinin tedavi süreçlerinde kullanılması çok eski bir uygulamadır. “Müzik ruhun gıdasıdır atasözünden de anlaşılacağı gibi müzik hastalıkların tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Gerek Türk müziğindeki bir takım makamların, gerekse batı müziğinde bazı bestecilerin bestelerinin hastalıklar üzerinde yaptığı olumlu sonuçlar bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

            Büyük İslam bilgini ve filozoflarından bir olan İbn-i Sina (980- 1037) müziğin tıpta oynadığı rolü şöyle tanımlamaktadır. “… tedavinin en iyi yollarından, en etkililerinden biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek, onu sevdiği insanlarla bir araya getirmektir.” Son yıllarda yapılan araştırmalar artık müziğin fiziksel etkilerini ve beynin gelişimine katkılarını ortaya koymaktadır.

            Türklerde müzik ve dans ile tedavi yöntemi çok eskiye dayanır. Özellikle şamanik inanç çerçevesinde ayinlerin en önemli malzemeleri melodi, ritm ve danstı. Bu ayinler sırasında kullanılan müzik aletleri kutsal kabul edilirdi. Müzik eşliğinde icra edilen danslar genellikle bazı kutsal figürlerin taklidi şeklinde olurdu. Kazak, Kırgız ve Altay Türklerinde “Baksı dansı ya da baksı tedavi seansı” yıllardan beri Avrupa ülkelerinde kullanılmaktadır

            Günümüzde müzik terapisinin yanı sıra, resim, dans, edebiyat, seramik , drama, tiyatro, sinema gibi sanat terapisi teknikleri, kendimizi ve çevremizi farklı bir gözle algılamamıza, anlamamıza yardımcı olur.

KANSER VE HASTALIĞA RUHSAL UYUM

            Normal hayatımızı sürdürürken aklımıza nedense pek de ölüm düşüncesi gelmez. Sanki kötü hastalıklar, kötü olaylar ve ölüm hep başkalarının başına gelir gibi hissederiz. Sanki hepsi bizden uzaktır. Fakat bir gün kalktığımızda kendimizi biraz yorgun, halsiz hissederiz, bu durum birkaç gün sürünce doktora gideriz. Bize o hep başkalarının başına geldiğini düşündüğümüz ve hiç de konduramadığımız bir gerçeği söyler.     Ya da hiçbir şey yoktur; genel bir sağlık taraması yaptırmak için doktora gitmişizdir ve beklenmedik bir şekilde bir hastalık tanısıyla karşılaşırız.

            Yaşam alt üst olur, gelecek beklentileri sarsılır ve belki de ilk kez bizi biz yapan şeylerden (anne olma, eş olma, arabası olma, …mesleği olma, ….) bağımsız olarak yalnızca “hastalık ve ölüm karşısında aciz bir varlık olduğumuzu” fark ederiz. İşte bu bizim temel gerçeğimizdir.

            Bu temel gerçeği dilimiz söylemesine rağmen kalbimizin söylemesi ne yazık ki çok da kolay olmamaktadır. “Ben artık hastalığı olan biriyim, hastalığımın gereklerine göre yaşamak durumundayım” demek, bu durumu kabul edebilmek bir süreç gerektirir. Kimilerinde bu süreç hızla gelişir ve kabul etme gerçekleşirken, kimilerinde bu süreç çok uzun sürmekte hatta kişiler hastalığını kabul etme aşamasına gelememektedir.

KANSER HASTALARINDA SANAT TERAPİSİ

Sanat terapisi, dışavurumcu terapinin bir biçimidir. Sanat dışavurumu kanserli hastalarda özellikle yararlıdır. Çünkü ciddi bir şekilde hastalık tanısı almış kişiler durumlarını sözel ve söz dışı olmak üzere iki biçimde ifade ederler.

Sözel ifade; sıklıkla onların hastalıklarıyla ilgili tıbbi olarak tanımlamalarıdır ve bu tanımlamalarda tıbbi bilgiye dayalı olarak kişi durumunu tekrar akılcı bir biçimde anlatır.

            Söz dışı ifade ise hastalıklarının çok fazla kişisel ve gizil algısıdır. Bu kişisel ifade bilinçli ya da bilinçdışı olabilir ve evham, karmaşa, yanlış anlama, korku ya da anksiyeteyi kapsayabilir. Bu söz dışı ifadenin kelimelerle iletişim kurmaktan çok sanat gibi söz dışı bir yöntemle açığa çıkarılabilme olasılığı çok daha fazladır.

YARATICILIK

 

Yaratıcılık bireyin en büyük gizidir. Sanat terapistleri ve diğer ruh sağlığı profesyonelleri, yaratıcılık sürecinin doğal bir iyileşme sağladığına inanırlar .

Sanat ve terapi arasında bir benzerlik vardır: Her ikisinde de İÇE ATILMIŞ veya İÇE ALINMIŞ YAŞANTILARIN, gerçek dünyadaki insanlarin, fikirlerin ve gerçekliğin yeniden var edilmesi veya yapilandirilmasidir. ŞİMDİ VE BURADAKİ yaşantıya etkileri, yansımaları vardır.

İçe atılmış yaşantılar bir yolla dışa vurulamazsa ruh sağlığı risk altındadır. Bastırarak yok saydığımız tüm olumsu duygularımız ruhsal ve bedensel dengemizi bozarak ortaya çıkabilirler. Sanat, bu riske karşı koruyucu işlev görür

Sanat ögeleri simgeler yolu ile içte olanın dışavurumunu sağlar. Bilinçdışına itilmiş ve deforme olmuş yaşantı ve duygu içeriği sanatın renk, ses, biçim, hareket, ezgi, ritm, dil araçları ile dışa vurulur. Dışa vurulan bu içerik, ruhsal aygıtın iyileşmesi ve tekrar organizasyonu için terapiste imkan verir ve zengin ipuçları sağlar.

Psikoterapi giderilememiş ihtiyaçların simgesel yoldan gerçekleşmesini sağlamakla geçmişte yaşanan travmaların etkileri değişir. Hasta geçmişin etkisinden kurtulup şimdi ve burada olanı yaşama gücü kazanır.

SANAT TERAPİSİ NE ZAMAN KULLANILABİLİR?

Sanat terapisi sözün bittiği, yetersiz kaldığı yerde başlar. İnsanları iyileştirir, onarır, dönüştürür. Kişi kendisinin anlatmak istediği kadarını ortaya koyar. İstemediklerini ise kendisine saklar. Yani bu yöntemde doğrudan probleminiz hakkında konuşmak durumunda kalmazsınız. Bunun yerine, bu problemi sanat yoluyla, daha estetik, daha yumuşak bir şekilde ortaya dökersiniz.

Sanat terapisinde metaforlar ve semboller kullanılır. Yani ortaya dökülen şeyler problemi birebir yansıtmak zorunda değildir. Kişilerin kendi acılarıyla yüzleşmesi imkansız ya da çok zorsa bu yöntem etkin bir şekilde kullanılabilir. “Yaptığım şey bende değil, kağıt üzerinde. Benimle bir alakası yok. Sadece içimi döktüm, ama neye tekabül ettiğini bilmiyorum” düşüncesi insanların içindekileri daha rahat ortaya dökmesini sağlar.

Sanat Terapisi grup halinde, bireysel olarak ya da çiftlere uygulanabilen, iletişimi kolaylaştıran ve eğlenceli hale getiren bir tekniktir..

Sanatla terapinin temel esaslarından biri, kişinin kendisi hakkında yorumu kendisinin yapmasıdır. Kişi grup içinde kendini güvende hissettiğinde, diğer üyelerin görüşlerinden de yararlanarak kendi ürünlerinden daha iyi yararlanabilir. Bu süreçte duyarlılık önemlidir. Diğer üyeler, ona sorular sorup, onun kendi ürünü hakkında görüşünü aldıktan sonra yorum yaparlarsa, ona daha yararlı olabilirler. Bir dizi oturumun sonunda, aynı temada başka ürünlerin değerlendirilmesi de kişinin içgörüsünü güçlendirecektir,

SANAT, DIŞAVURUMCU NİTELİĞİ İLE YENİLENMEYİ VE KENDİNİ YENİDEN YARATMAYI SAĞLAR …

Sanat terapisi bireyin yaratıcılığını tetikleyip, ortaya çıkarırken aynı zamanda kişinin "BİR" ve "BİRLİKTE OLMA" kapasitesini geliştirebilir.

            Sanatla çalışma KORUYUCU ve İYİLEŞTİRİCİ RUH SAĞLIĞI İşlevlerini içerir.

Ailelerden, okullara, öğretmenlerin yetiştirilmesinden iş ve çalışma ekiplerinin oluşumuna kadar her türlü kurumsal ortamda var olan bütün işleyiş korunurken insanın birey olarak mutluluğu ve ruhsal sağlığı da korunabilir.

Eğitim, yönetim, işleyiş, yapılanma ve yeniden yapılanmalarda durumsal analizler, veri toplama, değerlendirme ve iyileştirici önlemlerin planlanıp uygulanması, sanat terapisi yöntemleriyle sağlanabilir. Alışılagelmiş analiz ve değişim metotlarının aksine zaman tasarrufu sağlamak ve değişime dirençli yapıları eğlenceli bir çerçevede çözmek mümkündür.

Yaşamın resmi, geçmişin renkleri ve geleceğin ritmini birlikte yoğurup bizden sonraya kalacak değerli bir eser olabilir aslında…

İçimizde varolan yaratıcılık aslında günlük hayatın bir parçasıdır. Ancak, çoğu insan yaratıcılık gücünün farkına bile varmaz. Yaratıcılık, duyguları tanımayı ve ifade etmeyi, kendi ile iletişim kurmayı ve sorunlara farklı bir noktadan bakmayı sağlamaktadır. Sanatla terapi, içimizde varolan büyük gücün -yaratıcılığın- açığa çıkmasını ve bu güç sayesinde kendimizi ifade etmemizi, geliştirmemizi ve sorunlarla başa çıkabilmemizi sağlayan bir terapi tarzıdır.

Uzm.Dr. Sevilay ZORLU

Psikiyatrist &  Psikoterapist

www.antalyaterapipsikiyatri.com

www.antalyacinselterapi.com

Şirinyalı Mh. İsmet Gökşen Cad.

1528 S. Şahbaz Apt. K:2 D:5

0 (242) 316 98 99 /ANTALYA

MAKALE Yorumları