Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

20.07.2020

Okunma Sayısı

2304

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Rektörlük Seçimi Öncesi Üniversitede Neler Oluyor?

Pandemik dönem nedeniyle okulların uzaktan eğitim gördüğü, eğitim ve öğretimin dijital sisteme geçildiği, sessiz sedasız yürütülen eğitim sırasında, bu sessizlikte ortamında, Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden iki Bölüm başkanlığı seçim sonucu yankılandı. 

Son aylarda, Edebiyat Fakültesinde Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde ve yine birkaç ay öncesinde de Tarih Bölümü’nde Bölüm Başkanlıkları için seçimler yapılmış ve çok oy alanlardan ziyade, az oy alanlar Bölüm Başkanı olarak atanmışlar.

Söylendiği kadarı ile Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde; Prof. Dr. S.T. 3 oy almış; fakat S.T. yerine, 2 oy almış olan Prof. Dr.  F.T. Bölüm Başkanı olarak atanmış.

Yine, Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı için yapılan seçimde de Prof. Dr. Ş.N. 4 oy almış; fakat Ş.N. yerine, 2 oy almış olan Prof. Dr. A.C. Bölüm Başkanı olarak atanmış.

Dekan Prof. Dr. Mustafa Ertürk tarafından yapılan bu atamaların, Üniversitelerde Akademik Teşkilât Yönetmeliğine göre takdir hakkının kullandığı belirtilmekte ise de eğitim camiası içinden gelen biri olarak ben de merak edip yönetmeliği okuduğumda atamaya ilişkin böyle bir takdir yetkisinin olmadığını gördüm. Kaldı ki seçim yapıldıktan sonra seçim sonucuna aykırı atama yapılmasının da seçime ve seçilenlere bir haksızlıktır diye düşünüyorum.

Demokratik yaşantının, hak ve özgürlüklerin, hukukun üstünlüğünün, seçimlere saygının öneminin öğretildiği, ilim yuvası olan Yüksek Öğretim Kurumlarında az oy alanın, çok oy alana tercih edilmesini anlamak pek mümkün değil. Üniversitelerde, fakültelerde bu şekilde yapılan demokratik olmayan uygulamalar yarın mezun ettikleri öğrencilerin hayattaki bakış açılarına da ters etki yapacağı, onların da yanlış uygulamalar içinde olacağı kuşkusuzdur.

Rektör Prof. Dr. Sayın Mustafa Ünal’ın bu yanlış uygulamadan da haberi olmadığını düşünmek istemekteyim. Hemen her fırsatta, öğrencilerin kendisine attığı twetlere bile aksatmaksızın cevap veren, çözüm üreten bir konumda iken şimdi bir fakültede yakın tarihlerde iki ayrı olayda arkadaşları olan profesörler arasında sürekli tartışılacak bir konunun devamını istemeyeceğini düşünmek istiyorum. Rektörün, seçme ve seçilme hakkının ve sonucunun göz ardı edildiği bir üniversite rektörü olarak anılmak istemeyeceği de muhakkaktır. Eğer, yetkisi dâhilinde bu atamalar yapılmışsa bunun da adil olmadığı, doğru olmadığı çok açıktır.

Rektör Prof. Dr. Sayın Mustafa Ünal’ın süresinin dolduğu ve yeniden atama beklediğini öğrendiğimiz bu günlerde bu demokratik ortama aykırı olan işlemlerden haberi olmadığını düşünmek istiyoruz. Haberi var ise bunun da yanlış olduğun ve rektörlük seçimi öncesi çok da hoş olmayan bir uygulama olduğu muhakkaktır.

Çok oy alan Ş.N. işlemin iptali için Antalya İdare Mahkemesi’ne dava açmış, ayrıca Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında seçim sonucundan bir suretin verilmesini dekanlıktan, atamaya ilişkin bilgisi olunup olunmadığı noktasında da rektörlüğe yaptığı müracaatın cevapsız kalması ile de yasal yollara müracaat ettiği öğrenilmiştir.

Hak ve hukuka saygıyı, hukukun üstünlüğünü hemen her fırsatta dile getiren Yüksek Öğretim Kurumu Başkanlığı (YÖK)’nın az oy alanın atandığı bir görevlendirmeleri de tasvip etmeyeceğini düşünmekteyim. Zira böyle uygulamaların tüm üniversite ve fakültelerde olumsuz örnek teşkil edeceği muhakkaktır.

Ülkemiz badireli günlerden geçmekte, herkes koronavirüs salgının sona ermesi için elinden geldiğince bir gayret içerisinde iken böyle bir ortamda sulh ve sükûn içindeki üniversitenin demokratik kurallara aykırı iş ve işlemlerle adının anılması üzücüdür.   

Rektör seçiminin yapılacağı bu günlerde Rektör Prof. Dr. Sayın Mustafa Ünal’ın konuya muttali olduğunda düzelteceğine inanmak istiyorum.  

MAKALE Yorumları