Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN
YARINA YOLCULUK
mail_outline : faikardahan@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

19.08.2014

Okunma Sayısı

14492

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Ortaokuldan Sonra Ne Olacak?

Bilindiği üzere ülkemizde zorunlu eğitim 12 yıldır ve ücretsizdir ve herkesçe farklı yorumlanan eğitimde fırsat eşitliği ilkesiyle sürdürülür. Yani avantajlı ve dezavantajlı her yerde aynı standartta eğitim girdisinden ve çıktısından söz edilir. Diğer bir deyişle köyde yaşayan da şehirde yaşayanda aynı kalitede eğitim hizmetinden faydalanır.

Teorik olarak “Eğitimde Fırsat Eşitliği” sosyal devlet anlayışının bir parçası, bir göstergesi ve hatta mecburiyeti ise de gerçekte böyle değildir. Eğitimde fırsat eşitliği “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” hadisini her fırsatta söyleyen ama asla hayatının bir parçası yapamayanların yaşamları gibidir.  Özü sözü bir olmayan, sözleri ile davranışları bir olmayanların yaşamları gibidir.

İlköğretim yani eskinin deyimiyle ilkokul ve ortaokul, şimdinin deyimiyle ilk ve ikinci kademe öğretimde sorun nispeten çözülmüş gibi duruyor. 1,2,3,4. sınıflar ilk kademeyi, 5,6,7,8. sınıflar da ikinci kademeye karşılık gelir ve okulu olmayan köylerde taşımalı eğitimle gerçekleştirilir. Taşımalı eğitim merkezi bir okula eğitim fırsatlarını toplamak ve bundan yararlanması gereken yakın çevrede yaşayanları da bu okula taşıyarak eğitimi geçekleştirmektir. Devletin bu uygulaması her türlü zorluğa ve imkânsızlığa rağmen Anadolu’nun her yerinde başarı ile uygulanmaya çalışılıyor. Hatta ikinci kademe eğitimde alternatif bir çözüm olarak Yatılı Bölge İlköğretim Okulları (YİBO) eğitim hayatında görev üstlenmekte. Taşımalı eğitimden faydalanamayan ailelerin çocuklarının yatılı olarak kaldıkları YİBO’lar ilköğretim ikinci kademenin eğitim yükünü kaldırmakta.

Diyelim ki dağ köylerinden birinde yaşayan üç çocuklu bir ailenin üç çocuğu taşımalı eğitimden faydalanıyordu ve sekizinci sınıfta sınava girdi herhangi bir liseye yerleştirilemedi. Bu durumda ne oluyor biliyor musunuz?

Bundan sonrasında devlet kendini geriye çekmiş rol üstlenir halde değil. Çocukların okuyabilecekleri okulların oldukları yerde eşi, dostu, akrabası olanlar onların yanında kalarak eğitim hayatlarını devam ettirtmekteler. Olmayanlar bir şekilde hem okusunlar hem de dinini, edebini de öğrensin diyen ailelere hizmet üreten cemaat ve vakıfların yurtlarında kalmaktalar. Yani devletin rol almadığı yerde boşluğu cemaatler ve çeşitli vakıflar üstlenmekte. Köylünün gücü, kudreti çocuğunu okulda okutmak için ev tutmaya, yurt ücreti ödemeye yetmemekte. Ve çocuklar çaresizlik ve ümitsizlik içinde geleceğe akmaktalar.

Hani 12 yıllık zorunlu eğitim ücretsizdi, hani 12 yıllık eğitimde devlet her zaman yanımızda ve destekçimizdi. Bunların hepsi içi boş sözler. Bugün Antalya merkezde olan Çağlayan Lisesi’nin durumu içler acısı. Boyaları, duvarları, camları dökülüyor. Devlet birçok okulun elektrik, su ücretlerini ödemekte zorlanıyor. Tamir ve tadilatlar yapılamıyor. Eğitim döneminde ailelerden (çoğu zaman zorla) toplanan paralarla okulun çarkı döndürülmeye çalışıyor.

Bana göre Köy Enstitülerinden sonra devlet kırsaldaki eğitimden elini ayağını çekmiş ve halkı kaderleriyle baş başa bırakmıştır. Ben bir baba, bir eğitmen olarak devletin görevini yerine getirmesini istiyorum. Bir vatandaş olarak yasalar önünde herkesin eşit olmasının karşılığını hayatın akıp gittiği her yerde görmek istiyorum.

Bunun için yapılacak en temel işlerden biri; devlet her çocuğa eğitimi için ister devlet okulunda olsun ister özel okula gönderilsin bir bedel koymalı. Bunu çocuklar adına ilgili okulların hesaplarına yatırmalı. Hatta üniversitede olduğu gibi öğrencilere burs vermeli. Devlet vatandaşına sahip çıkmalı ki, vatandaş ta başı dimdik, ne merde ne namerde muhtaç olmadan hayatını sürdürebilsin.

MAKALE Yorumları