Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DR. SEVİLAY ZORLU
PSİKİYATRİST
mail_outline : drsevilayzorlu@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

02.04.2017

Okunma Sayısı

1606

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Önemli Olan Ne Söylediğiniz Değil, Nasıl Söylediğinizdir

         Kelimeler cama benzer; görmeye yardım etmedikleri zaman görüşe engel olurlar.”

                                                                                                                   Joseph Joubert

         “Konuşmasını öğrenmek iki yılımızı alır. Sunmasını öğrenmek ise altmış yıl.”

                                                                                                           Çerkez Atasözü

 

Kendini ifade etmek evrensel bir ihtiyaçtır. Şekli kişiden kişiye değişir ve  davranışlarımızın çeşitli öğelerini kapsar.

Sözlü iletişim akıl, mantık ve düşünceyi; sözsüz iletişim duyguları ve ilişkileri en etkili ifade etme aracıdır.

Sözsüz olarak iki şekilde iletişim kurarsınız:

1-Beden hareketleriyle, örneğin yüz ifadeleri, el kol hareketleri ve duruş,

2-Uzamsal ilişkilerle, örneğin diğer kişiyle aranıza koyduğunuz uzaklık

Beden dilini anlamak önemlidir. Çünkü bir iletinin % 50’sinden fazlası beden hareketlerinden gelir:

  1. %7   sözel iletişim (sözcükler)
  2. %38 ses (yükseklik, ton, ritm)
  3. %55 beden hareketleri (çoğunlukla yüz ifadeleri)
Dünyanın dönmesini bireysel farklılıklara borçlu olmanıza rağmen, hepimiz iyi iletişim kurmak için gerekli becerileri kazanabiliriz. Siz kendinizi ifade etmekte ne kadar etkinsiniz?

         Çoğu insan atılganlığı sözlerle ilgili bir davranış olarak görür ve bir durumla etkin bir açıkla bir şekilde başa çıkmanın ‘’doğru kelimeler’’i kullanmaya bağlı olduğuna inanır. ‘’NASIL’’ ilettiğinizden ziyade ‘’NE’’ söylediğiniz daha önemlidir.

 

NE KADAR GİRİŞKENSİNİZ?

         Sosyal kinezi (beden dilini inceleyen bilim) ya da beden iletişimi büyük oranda öğrenilen bir şeydir. El kol hareketleri, özel bir eğitim olmaksızın bir nesilden nesile ailelerimizden bize geçer.

         *GÖZ TEMASI; Bir başka insanla konuşurken nereye baktığınız çok önemlidir. Genelde, konuşulan kişiye bakmak sizin içten olduğunuz anlamına gelir ve söylediğiniz şeyin daha etkili olmasını sağlar. Sürekli başka tarafa bakar ya da gözlerinizi kaçırırsanız karşınızdaki kişi sizin kendinize güvenmediğinizi veya onu ciddiye almadığınızı düşünür. Öte yandan, çok ısrarla bakarsanız, konuştuğunuz kişiye rahatsızlık verirsiniz.

         Göz teması kültürel bir değişkendir. Birçok kültürel grubun, konuşan kişilerin yaşına ve cinsiyetlerine göre değişen kuralları vardır. Karşınızdaki insana, arada bir başka tarafa da bakarak, sakin bir şekilde ve gözlerinizi  kaçırmadan bakmak konuşmayı özel bir hale getirir, sizin karşınızdaki insanla ilgilendiğinizi ve ona saygı duyduğunuzu gösterir ve söylemek istediğiniz şeyin etkisini arttırır.

       *VÜCUT DURUŞU; Başka insanları konuşurken izleyin ve her birinin nasıl durduğuna ya da oturduğuna dikkat edin. Ne kadar da çok insanın birisi ile konuşurken vücutlarını başka yöne çevirdiklerini görüp şaşırabilirsiniz. Konuşurken yan yana oturmakta olan çoğu kişi birbirine sadece başlarını çevirir.

       *EL VE VÜCUT HAREKETLERİ; Uygun el ve vücut hareketleri ile sözcüklerinizi desteklemek mesajınıza açıklık ve sıcaklık katabilir. Bu hareketler insanın içinde yetiştiği kültür ile ilgili olmakla beraber, konuşulan şeyin içeriğine derinlik ve güç kattığı da bir gerçektir. Doğal bir şekilde yapılan el ve vücut hareketleri ( sinirli ve anlamsız olmamaları kaydı ile), aynı zamanda, konuşmacının açık, kendine güvenli ve spontan olduğunu gösterir.

       *YÜZ İFADESİ; Hiç gülümserken veya gülerken öfkesini ifade etmeye çalışan bir insan gördünüz mü? Bu çaba sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Mesajınızın etkili olması için, yüzünüzdeki ifadenin de ona uygun olması gerekir. Kişi öfkesini dile getirmeye çalışıyorsa, yüzünde gülümseyen bir ifade olmaması, mesajının daha iyi anlaşılmasını sağlar. Aynı şekilde, bir dostla sohbet ederken de kaşlarınızı çatmamanız lazımdır. Bırakın yüzünüz ve kelimeleriniz aynı şeyi söylesin.

       *SES TONU, İNİŞ VE ÇIKIŞ, YÜKSEKLİK; Sesimizi kullanış tarzımız insanlarla iletişimizin önemli bir parçasıdır. Aynı kelimeleri öfke ile sıktığımız dişlerimizin arasından veya neşeyle veya korkudan fısıldayarak söylediğimizde farklı mesajlar iletiriz.

         İyi ayarlanmış bir ses tonu ikna edicidir, ürkütücülükten uzaktır. İnişsiz çıkışsız bir fısıltı ile konuştuğunuzda ciddiye alınmayabilirsiniz. Bağırdığınız zaman ise karşıdaki kişi savunmaya geçer ve iletişim sekteye uğrar.

Ses günümüzdeki olanaklar sayesinde, hakkında en kolay ve net bir şekilde bilgi edineceğimiz kullanarak bir kasete kayıt yapabilirsiniz.

       *AKICILIK; Her türlü iletişimde, söylemek istediğiniz şeyin karşı tarafça anlaşılması için akıcı bir konuşma yapmak çok etkilidir. Uzun bir süre hızla konuşmamız gerektiğini söylemiyoruz; ama eğer konuşmanızda uzun süren boşluklar oluyorsa, dinleyicileriniz sıkılır ve sizin kendinizden pek de emin olmadığınızı fark edebilirler. Aslında hızlı konuşan kişiler de sık sık duraklarlar ve kekelerler. Açık telaşsız bir şekilde söylenen şeyler hem daha kolay anlaşılırlar, hem de daha etkili olurlar.

         *ZAMANLAMA; Kendinizi kendiliğinden olarak ifade ettiğiniz zaman hayatınız daha berrak olacak ve duygularınız üzerine yoğunlaşmaya fırsat bulacaksınız. Ancak, bazı zamanlar, kuvvetli bir duyguyu tartışmak için özellikle fırsat yaratmak gerekebilir. Bunu yaparken, rahatsız edilmeyeceğiniz bir yer ve zaman dilimi seçmeye dikkat edin. Başka insanların yanında bir tartışmaya girmek başka sorunlar yaratabilir.

       *DİNLEME; Bu davranış öğesi beklide tanımlaması ve değiştirmesi en zor olan öğedir, ancak beklide en önemlisidir. Atılgan dinleme yapan bir insan, diğer insanla aktif olarak ilgilenir. Bu dikkat isteyen bir şey olmakla birlikte dinleyen kişinin, göz teması kurmak ve bazı el ve vücut hareketleri, örneğin baş sallamak dışında bir eylem yapmasına gerek yoktur. Dinleyerek, diğer insana saygınızı belli edersiniz. Bunun için bir süre kendinizi ifade etmekten kaçınmalı, hatta beklide ihtiyaçlarınızı askıya almalısınız. Böyle yapmanız, atılgan davranmadığınız anlamına gelmez.

         Dinleme, insanın duyduğu seslere gösterdiği fiziksel bir tepki değildir. Aslında sağır insanlar çok iyi dinleyiciler olabilirler. Etkin dinleme yapan insan karşındakine duyduğu şeyden ne anladığını belirtir. Böylece, doğru anlayıp anlamadığından emin olur.

  • Başka meşguliyetleri bir yana bırakarak, televizyonu kapatarak, diğer çeldirici şeyleri görmezden gelerek enerjinizi konuşan kişi üzerinde yoğunlaştırmak, kendinizi ona ayarlamak;
  • Mümkünse göz teması kurarak, işittiğinizi göstermek için başınızı sallayarak, belki de konuşan kişiye dokunarak söylenen şeye ilginizi belirtmek;
  • Söylenen şeylerin ardında gizli olan mesaj ve duyguları, yorumlamadan veya hemen cevap vermeden, anlamaya çalışmak.
Atılganlık, başka insanların haklarına ve duygularına saygılı olmayı da içerir.

Başkaları kendilerini ifade ederken başkalarını gözetmeniz anlamına gelir. İyi bir dinleyici olmak kendinizi daha etkin bir şekilde ifade etmenizi sağlayacak ve ilişkilerinizin kalitesini yükseltecektir.

      *DÜŞÜNCELER; Atılganlığın doğrudan gözlenmesi mümkün olamayan bir öğesi de düşünme sürecidir. Uzun süredir, yaklaşımların davranışları etkilediği sezgisel olarak bilinse de, psikolojik araştırmalar ancak çok yakın zamanlarda aradaki bağlantıyı bilimsel olarak kurabilmişlerdir.

 

         “Akıllı insan düşündüğü her şeyi söylemez, fakat söylediği her şeyi düşünür.” Aristotoles

 

         Kendinizi ‘’nasıl’’ ifade ettiğinizin önem taşıdığı birçok durumu hayal edebilirsiniz. ‘’Doğru’’  kelimeleri seçmek için harcayacağınız zamanı kendinizi ifade etmek için kullanabilirsiniz. Nihai amaç, size uygun düşen bir hal ve tavır içerisinde, kendinizi dürüstçe ve spontan olarak ifade etmenizdir.

         Etkin bir kişilerarası iletişim bir müzik ale­tinin akort edilmesine benzetilir. Elinizde diyapazon gibi bir standart vardır ve yavaş yavaş tonunuzu o standartla uyumlu hale getirirsiniz. Aynı şekilde, iletişimde de, amaçlarınıza ulaşabilmeniz için en iyi yol, diğer kişi ile dilbilimsel bir uyum veya "sintoni" içerisinde olmanızdır. Sözcüklerinizi ve söz dışı veya söz ötesi tarzınızı, sizi dinleyen kişininkiler ile uyum sağlayana kadar akort edebilirsiniz.

     "Sintoni" tekniklerinden birisi, karşınızdaki insanın görme, duyma, dokunma, koku ve tad alma duyularını fark edip, kendinizi on­lara uyumlu hale getirmenizi kapsayan "duyusal üslup eşleştirmesi”dir. Dolayısı ile bir insan size "Ne dediğini anlıyorum" der­ken, bir başkası "Seni duyuyorum" diyebilir. Aslında ikisi de aynı şeyi kastediyordur. Burada ana fikir, dinleyicilerimizi "okuyabilmemiz" ve onları mesajlarımıza olumlu tepki vermeye yön­lendirebilecek bir şekilde, söylediklerimizi sözel ve söz dışı yollarla ile­tebilmemizde. Bunu özenli ve ahlâklı bir şekilde yapabilirsek, bu tür yöntemler iletişimimizin daha etkin olmasını sağlayabilir.

     Yüz ifadelerini çeşitli kültürler bağlamında inceleyen araş­tırmacılar, ifadelerin farklı yanlarının hem evrensel, hem de belli bir kültüre özgü olabileceği sonucuna varmışlardır. Bireysel farklılıklar kültür grupları arasındaki farklılıklardan çok daha fazla değişkenlik gösterebilmektedir.

     İnsanları zorlayan sadece içerik değildir. Endişe, beceri eksikliği veya "Benim buna hakkım yok..." gibi düşünceler de bazen belli bir durumla ilgili eyleme geçmemizi engelleyebilir.

     İletişim ailede okulda edindiğiniz, sizi siz yapan, geçiminizi kazanmanızı sağlayan beceriler kadar önemli olan bir temel yaşam becerisidir. Etkili iletişim hayatın yolunda gitmesini sağlar. 

MAKALE Yorumları