Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
iBRAHİM UYSAL
ANKARA'DAN
mail_outline : ibrahimuysal.ant@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

19.02.2020

Okunma Sayısı

1046

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Nazım, Mehmet Akif, Necip Fazıl

Geçenlerde sevgili soyaddaşım Faruk Uysal ile sohbet eder iken, konu müslüman, islami düşünen, islamci, siyasi islam gibi alanlara doğru yayıldı ve çok güzel bir sohbet oldu Konur sokakta bir kahvede.

--Sevgili Faruk gerçekten inançlı, dürüst, çalışkan, vicdanlı bir hemşehrim, devletine-milletine onuru ile hizmet etmiş bir dostumdur.

--Ben soldan, o sağdan bakar isek de ortak bir noktada buluşuruz. O da akıl, bilgi, dürüstlük ve vicdan.

--Bana, "bak sen/siz(sol demokrat cenah) islami kesimi/camia'yı tek algı boyutundan değerlendiriyorsunuz. Oysa her kesimin içinde,  gerçekten bilgisi, yaşam biçimi ile onurlu bir duruş sergileyenler olduğu gibi, kendini, bilgisini ve kişiliğini satan/kirlayanlar da vardır" deyince;

--olay vardı Mehmet Akif Ersoy ile Necip Fazıl Kısakürek'e dayandı. Ve bana 12.02.2020 günü Karar Gazetesi'nde yayınlanan Mustafa Çağırıcı'nın  "İdeoloji insanı olarak Necip Fazıl" makalesini yolladı.

--Gerçekten okuyunca ne demek istediğini, neden farklı bakış açılarımıza rağmen ortak bir noktada buluştuğumuzu anladım.

--İkimizin de çıkış noktası bilgi, dürüstlük ve vicdan idi. Ben soldan, o sağdan gelerek, o ortak noktada buluşuyor, biribirmizi tamamlıyorduk.

--Bu arda Sevgili Faruk önemli bir Devlet Kurumundan emekli olduktan sonra daha aktif bir yayın kurumunda gönüllü çalışmaya başladı.

--"19. Yüzyıl’ın modern toplumun süregelen sorunlarının temellerinin atıldığı veya sağlamlaştırıldığı bir yüzyıl olduğu söylenebilir. 21. Yüzyıl’da da hala bu temel sorunlar devam etmektedir. 21. Yüzyıl’a miras kalan sorunları o zamandan analiz eden Marx hala güncelliğini korumaktadır. Bundan dolayı Marx’ı yeniden düşünmemiz gerekmektedir.

--Özgür bir toplumun ön koşulu ne olabilir? Bir birey kendini gerçekleştirirken bu aynı zamanda toplumun tüm bireylerinin kendini gerçekleştirmesine nasıl olanak tanır? Daha da önemlisi insanın kendisiyle tekrar insanca karşılaşması nasıl mümkündür?"

--Nasıl bir toplum, insanın yeniden kendine dokunabilmesini olanaklı kılar? Tüm bu sorunların yanıtı bizi yeniden Marx’ı düşünmeye götürmektedir DÜŞÜNCESİ, arkadaşları Olkan Senemoğlu'na "Marx'ı Yeniden Düşünmek"  yapıtını yazdırmıştır.

--Hece Dergisi, Haziran 2019 özel sayısını da iki cilt "Marx Özel Sayısı" olarak yayınlamıştır.

--Ortak noktalarımız da, sanırım daha net alaşılır olmuştur.

--"İslami" kesim ile "İslamcı" kesim arasında çok kalın bir çizgi vardır.  İslami kesim daha aydın, demokrat, ilerici iken; İslamcı kesim ise, tam tersidir. Buna örnek olarak da yukarıda sözünü ettiğim köşe yazısı kaynaktır.

--Mehmet Akif, yurtsever ve içten inançlı bir müslüman; Atatürk'ün ricası ile Kur'an-ı Kerimi bile tefsir etmeye çalışmış; işin kendi iyi niyetli düşünce ve duruşunun ötesine geçeceğini düşünerek tamamlamasa da bu gün bir Kuran tefsiri bulunmaktadır.

--İhtiyacı olduğu halde, İtiklâl Marşı için konulan ödül parasını bile almayacak kadar onurludur. Kendisinin ve Oğlunun nasıl bir yokluk ve yoksulluk içinde öldüğü  bilenler bilir.

--Necip Fazıl ise, önceleri saydırdığı Adnan Menders'ten para alaçaak ve siyasi yardakçılk yapacaak kadar işi ileri götürür. Hatta işi o kadar ileri götürür ki.  1938 yılında bu "Büyük Doğu Marşı"nı bile, İSTİKLÂL MARŞI'NA alternatif yazar.

--Günümüz versiyonu ve siyasi cigisini ise  "Fesli" Lakaplı, "Yunan galip gelseydi" diyen zat ile "cübbe" ile özdeşleştirlen jet-ski kullanıcısının temsil ettiği de iddia edilemktedir, bu cenahca.

--Bunlara bakınca, nasılda iki elle sarılmaz insan:

"Nasıl üzülmem düşündükçe hâlini memleketimin,

Çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin" diyen  Nazım Hikmet'e

MAKALE Yorumları