Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
HÜSEYİN BARANER
BAKIŞ
mail_outline : hbaraner@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

15.07.2008

Okunma Sayısı

2878

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Mısır patladı, Tur operatörleri sevindi!...

Geçen hafta bir iş için 2 günlüğüne Kahire'ye uçtum: Mısır'a ilk defa bundan tam 30 yıl önce gitmiştim. O gün bugün birçok Mısırlı şirket ve kişi ile ilişkilerim hep devam etmiştir.

En çok turist çeken Müslüman ülkeler…
Batılı dünya'dan en çok turist çeken ülkelerin başında Türkiye geliyor halen, ama hemen arkasında Mısır takip ediyor. Bundan sonraki ülkeleri Dubai, Malezya ve Endonezya olarak sıralayabiliriz. Fas ve Tunus'ta son iki yılda tekrar bir kıpırdanma hissedilse de, Mısır'ın yanına bile yaklaşamazlar.

Mısır'ın olağanüstü zorluklara rağmen bu başarısı nereden kaynaklanıyor?

Mısır, 76 milyonluk nüfusu ile Suudi Arabistan'dan sonra Ortadoğu'nun en büyük ekonomisine ve büyük bir iç pazara sahip olan Mısır. Dünya turizminin Akdeniz Çanağında son yıllarda parlayan iki yıldızını, Türkiye ve Mısır'ı kıyasladığımızda, aslında birbirlerinden ne kadar çok şey öğrenebileceklerini, birbirlerini tamamlayabileceklerini ve rekabet etme yerine el ele vermeleri gerektiğini görürüz.

Mısır, Osmanlı topraklarından koptuğu ve uzun süre İngiliz hâkimiyeti altında varlığını sürdürdüğü yıllarda  ortak mirasa rağmen, uzun yıllar Mısır -Türkiye arası ilişkiler pek sıcak değildi.  Şu an iki ülke aralarında en iyi çağını yaşıyor. İki ülke, özellikle Türklerin Mısırda yatırımları ile ilişkiler daha da çoğalıyor, karşılıklı beklentiler büyüyor.

Bir siyaset virtüözü, bir politika ustası olan Cumhurbaşkanı Mübarek sayesinde Akdeniz, Ortadoğu ve Afrika'nın düğümlendiği noktada küresel güçlerin sayısız oyun, senaryo ve strateji planlarının alenen ve çok gizi uygulandığı eski firavunlar ülkesinde yapılabilinecek en makul ve kendi ülkesi için en fırsatçı politikaları izliyor.

Ekonomi her şeyden önce gidiyor. Yatırım ve ortaklıklar İdeolojilerin önüne geçiyor:

İtiraf etmeliyiz, bir konuda Mısır bizden daha iyi bir iş yaptı:

İdeolojik hükümet yerine teknik hükümeti tercih etti.

Muhammed Hüsnü Mübarek çok akıllı bir iş yaptı…
Hüsnü Mübarek ülkesinin batılı standartlarında bir demokratik yapı sergilemediğinin bilincinde olarak, Türkiye'den önce davranıp, devlet yapısının bir kısmını, ideolojik bir yapıdan kurtarıp, tekno-kurumsal bir yapıya büründürdü. Ülkenin önemli icraat bakanlıklarını, parti yakınlarına, ideolojik yoldaşlarına veya başarılı bürokratlara, diplomatlara bırakmadı, tamamen sektör içinden ve sektör tarafından onaylanmış teknokratlara bıraktı. Sektörün "en iyi o yapar" dedikleri kişileri kilit noktalara yerleştirdi.

Örnek mi… ?
Mısır'ın en başarılı incoming acentasının Genel Müdürü olan Zaher Garanah'ı Turizm Bakanı ilan etti. Oysa, şahsen de çok iyi tanıdığım Garanah'ın herhangi bir siyasi kariyeri hedeflemediğini herkes biliyordu… Ama sektöre göre en iyisi o idi ve o bakan oldu.
Turizm, ulaştırma, ekonomi gibi icraat bakanlıklarını, branşlarının en başarılı ve en deneyimli sektör temsilcilerinin arasından atadı ve şimdi çöl kumunda bile bazı konularda  bizden daha hızlı koşuyor, koşabiliyor, üstelik elinde çok önemli gizli bir kozu var…

Mısır, genel ekonomi ve ticaret, özelleştirme, dış ticaret ve gümrük alanında yapılan birçok yasal düzenleme ve COMESSA, GAFTA, AB Ortaklık Anlaşması ile ABD himayesinde imzalanan ve ayrıcalıklı bir statü ile İsrail'i de kapsayan bölgesel bir ticaret anlaşması olan QIZ gibi düzenlemelerle yabancı firmaların rekabetine oldukça açık hale geliyor.

Hüsnü Mübarek Akdeniz'de de büyük oyuncu olmaya başladı…
Bence dünya'daki en büyük 'uluslararası fon-avcısı' olan Mübarek, Arap dünyasının Akdeniz politikalarındaki pasifliğini değiştirip, Arap dünyasının Akdeniz'deki gelişmelerle ilgili sözcüsü ve lideri olma yolunda. Fransa başbakanı Sarkozy'nin ayağa kaldırmaya çalıştığı Akdeniz Birliğine en büyük desteği veren Mübarek, şu an elinde bir nevi 'siyasi master key' bulunduruyor. İstediği zaman ve duruma göre: Arap, Magrep, Afrika, Ortadoğu ve Akdeniz şapkasını takıp, harekat alanını büyütebiliyor. Global düzeyde Akdeniz politikalarıyla ilgili, bence şimdiden Türkiye'nin de önüne geçti. Bu gidişle  altyapı harcamaları için milyarlarca dolar tutarındaki kalkınma, geliştirme ve yatırım fonları Türkiye yerine Mısır'a akarsa şaşırmayalım.

Turizmde ise sayısız zorluklara, talihsizliklere ve Terörist saldırılara defalarca hedef olan Mısır'lılar, sektörü her defasında yeniden toparlamayı birlik ve beraberlik içinde başardılar.

1997'deki Luxor saldırısından sonra büyük bir uluslararası tanıtım kampanyası başlatan Mısır, tarihi kitaplar yazdırdı, filmler yaptırdı.Turizme milyarlarca dolar yatırım yapmaya da devam etti. Mısır'ın Gayri Safi Milli Hasılası'nın (GSMH) yüzde 5'ini oluşturan turizm gelirlerinin teröre rağmen arttırılması için Mısır Hükümeti sürekli özel yöntemler uygularken dünyadaki ve avrupa daki tüm tur operatörlerini ve turizm şirketlerini profesyonelce takibe alan yagane ülke oldu. Konuşmadı çalıştı.

Luxor'da turizmin bittiği gün  turizmde yeni kalkınma planı harekete geçirildi.
Mısır turizminin dönüm noktası olan 1997 yılında gerçekleştirilen Luxor saldırısında  60 turist öldürülmüş ve aynı hafta  Mısır'a gelen turist sayısı 1998 yılında yüzde 45.4 oranında azalmıştı. Mısırlı işadamları aynı gün harekete geçerek Mısır'ın tanıtım stratejisini oluşturmak amacıyla bir araya gelerek bir iletişim şirketi ile anlaştı. Mısır'a en fazla turist gönderen ülke olan Fransa'nın üzerinde çalışıldı. Fransızları ve diğer turistleri Mısır'a çekecek bir iletişim stratejisi oluşturuldu.

 

Christian Jacq isimli yazara Mısır tarihini dekor olarak kullanan bir kitap yazdırdılar Bu kitap başta İngilizce olmak üzere bütün dünya dillerine, Türkçe'ye de çevrildi. Kitabın başarılı olması üzerine birçok yayınevi harekete geçerek benzer kitaplar yazdırdı, böylece bir Mısır yayınları kitaplığı oluştu. Kitapları Mısır filmleri izledi, yetişkinlere yönelik uzun metrajlı, çocuklara yönelik çizgi filmler yapıldı. Mumya  ve Kleopetra filmleri geniş ilgi uyandırdı. Bu filmlerin serileri yapıldı.

Luxor faciasından sonra turizmde olağan üstü büyük artışlar sağlanırken 2001 yılında ABD'ye yönelik olarak gerçekleştirilen terörist saldırıların ardından yine yüzde 20'lere varan düşüler yaşandı.

Tur Operatörlerine "Bize turist getir, tanıtım ve taşıma riski ve maliyetlerine biz üstlenelim" sözü vererek charter uçuşları ile Mısır'a turist getirmek isteyen İngiliz tur operatörlerine uçaklarda boş kalan her koltuk başına 124 Sterlin ödeme yapmayı kabul etti ve sadece 2002'de turizm sektörüne 600 milyon dolar tutarında katkı sundu ve duruma göre sunmaya devam ediyor.

Şarm El Şeyh İnşa Edildi
Mısır hükümet'i turizm maraton koşusuna ara vermeden devam etti: Şarm El Şeyh, Gulf of Makadi, Taba, Dahab inşa edildi. Dünya'nın tüm marka otel işletme şirketleri ülkeye davet edildi ve Mısır'da yatırım yapması, onların ellerini taşın altına koymalarını sağlandı. Kızıldeniz'in kıyısına kurulan Şarm El Şeyh, Türk turistlerin de ilgi gösterdiği önemli bir yeni destinasyon haline getirildi.

Mısır uluslararası etkinlikler atağına geçti. Başta çeşitli Golf Şampiyonaları, müzikaller ve Türkiye'nin bir türlü başaramadığı Turizm ve Alışveriş Festivalleri düzenliyorlar.

Çok değişik vizyoner fikirler ile dünya piyasalarda müşteri akışını yakın takibe alıyorlar: 'Turist gelen ülkeye yatırım yap' kampanyası başlatarak en fazla turisti çektikleri ülkelere turist başına tanıtım harcamasını artırdılar. Anlaştığı reklam ajanslarına ülkesine gelecek her fazla turist için ekstra ödeme yapan Mısır, bütün olumsuzluklara rağmen ziyaretçi sayısını hızla artırmayı başardı.

Turistlerin kişi başına harcaması her gün artıyor
Ülkesinde yeni yatırım kaynağı olarak kitle turizmini keşfeden ve tarih-kültür turizmin yanında, sahillerini deniz, kum, güneş turizmine açan Mısır, son yıllarda turistlerin kişi başına harcaması 760 dolar'dan 2003'te 916 dolara çıkardı ve şimdi 1200 doları hedefliyorlar.

Mısır son kozunu daha oynamadı…
Mısır'ın Akdeniz'e olan 100lerce kilometre uzunluğundaki muhteşem sahili, henüz kitle turizmine açılmadı. Bu sahilin tam ortasında bütün ihtişamıyla ve tarihi derinlikleriyle duran İskenderiye Şehri duruyor.

O yüzlerce kilometre genişliğindeki bakir ve altın sarısı sahiller, Mısır'ın en büyük kozu. Bu muhteşem güzellikteki ve verimli sahillerde "En az 20 Belek çıkar" diye düşündüm bir an. Zira dünya çapındaki yabancı yatırımcılar şimdiden bu bölgeye odaklandılar ve sıraya girdiler. Ve netice olarak Mısır'da 2008 yılında 11 milyon turist bekleniyor. Bu sayı on yıl önce 4milyonun altındaydı:

Türkiye ve Mısır'ı BDT ülkeleri ateşledi…
Her iki ülkede de bu önemli artışı son 5 yılda ateşleyen Rus ve BDT pazarı oldu. Her iki ülke de Rus kartını iyi oynadı ve oynamaya devam ediyor.

Dünya Turizm Örgütü, 'Haziran 2008 Dünya Turizm Barometresi' raporuna göre, Turizm talepleri arttı, Mısır'a mart-mayıs aylarında gelen turist sayısındaki artış oranı, çift haneli oldu.

Yıllarca komünizm baskısı altında ezilen ve dünyayı keşfederek kendilerini "dışarı atan" Ruslar, aradıkları güleryüzü, saygıyı, güneşi, denizi, mutfağı, başlıca bu iki ülkede buldu.

Russia Today gazetesi:
"Rusya'nın ekonomisi güçlendikçe, daha geniş ekonomik bir orta sınıf yaratılıyor. Ve bu orta sınıf, turizm dünyasının en büyük turizm potansiyelini arz ediyor. Rus vatandaşları daha 15 yıl öncesine kadar Sovyet sosyalist sisteminden ve daha düne kadar ekonomik koşullardan dolayı istediği gibi yurtdışı tatili yapamıyordu. Buna ilave olarak, bir Rus vatandaşı için, Rusya'da tatil yapmak, Türkiye veya Mısır'da tatil yapmaktan daha pahalıya geliyor. Moskova, St. Petersburg veya Sochi'deki otel fiyatları, dünya ortalamasının çok üstünde" diyen gazete, durumu şöyle özetlemeye çalışıyor: "Bu güçlü potansiyeli bütün ülkelerin turizm sektörleri anladı. Bu EMITT fuarında bunun yankılarını gördük. Yabancı ülkeler kendiliğinden gelip, "vize kolaylıklarından" bahsediyorlar. Rusya'da ofisler açalım, ortak olalım diyorlar. Bunları daha 10 yıl öncesi kimse hayal bile edemiyordu. Deniz ve güneş için Türkiye, kültür için Mısır, egzotik bir ortam için Uzakdoğu veya Çin, şehir gezileri için Orta ve Batı Avrupa şu an için en popüler olan ülkeler"

Kıyaslamaya gelince…

 

Tanıdığım Mısırlıların hemen hepsi birer Türkiye aşığı. Çoğu Türkiye'yi bir model ülke olarak görüyor. Özellikle Fethiye, Marmaris ve Bodrum'a âşık oluyorlar. Mısırlılara Marmaris'ten bahsedince hem hayranlıktan gözleri parlıyor hem de yüzlerinde bir şaşkınlık ifadesi görünüyor. Şaşkınlıklarını böyle dile getiriyorlar: "Nasıl olurda, Marmaris gibi cennet bir yere turist çekmekte zorlanıyorsunuz?"

  
Türkiye'nin şüphesiz en büyük avantajı, yerli şirketlerle Rus pazarına girmesi oldu. Türkiye'ye gelen Rus turistlerin yüzde 80'i Türk kökenli tur operatörleriyle geliyorlar ülkemize. Şunu rahatlıkla iddia edebiliriz; Türk Seyahat sektörü devleri, Rus seyahat pazarına önemli ölçüde damgalarını vurdular, yani çok başarılı oldular.

Mısırlı turizmciler bunu önceden sezmiş olabilirler, zira erkenden Türk kökenli tur operatörleriyle dirsek temasına geçtiler ve bir "win-win" – "kazan-kazan" örneği gösterdiler.

Türk tur operatörlerini kullanarak, hem Rus, hem Alman ve başka milliyetlerden turist çekmeyi başardılar. Hele kış aylarında BDT ülkelerinden Mısır'a gelen turistlerin neredeyse hepsini Türk tur operatörleri taşıyor.

Şu an Antalya'da sektördeki 800 milyon dolara varan borç stokunun bir kısmının Hurghada ve Sharm'da ön ödeme olarak yattığını da biliyoruz.

Türk-Mısır turizminin organik bağı zamanında Öger Tur, Pacha, Marmara, Nazar gibi şirketlerle başlamış şimdi Bentour, GTI, Teztour, Magic Life, Turtess ve Oti grubuyla devam ediyor. Bu şirketlerin bazıları artık Türk şirketi değil ama Mısırlıların gözünde onlar halen Türk kuruluşu. Bugün birçok Türk otel yatırımcısı, Mısır'ı yeni yatırım alanı olarak gözlerine çoktan kestirdiler bile. Şu an incelemeler yaparak değişik projeler üzerinde çalışmalarını yürütüyorlar.

Yatırım maliyetlerinin düşüklüğü ile başta tekstil olmak üzere Türk sanayicisinin gözdesi haline gelen Mısır, turizmciler için de cazibe merkezi haline geldi ve şimdi ilk otel yatırımları başlıyor

Devlet desteği olan tek yer; Mısır…
Fame Residence Hotel Koordinatörü Erkut Kara, "Mısır'da yatırım maliyetleri çok düşük. Devlet desteği olan tek yer de Mısır. Burada 2010 yılında 80 milyon dolarlık yatırımla 5 yıldızlı bir resort otel inşaatına başlamayı planlıyoruz" dedi.

Diğer bir örnekte, Delphin otellerinin sadece Rus ve Alman pazarında değil, uluslararası platformda konaklamada kaliteyi temsil eden bir marka olacağını söyleyen Ufuk Cömertoğlu, çok yakında Mısır'da da otel açacağının müjdesini verdi.

OTI grubu Yönetim kurulu başkanı  Ayhan Bektaş: "Stratejik anlamda ürünlerimizin Kemer, Belek ve Side bacağını tamamladık. Bundan sonra Ege ile Alanya'da yeni oteller düşünüyoruz. Türkiye ayağını tamamladıktan sonra Mısır'da bir tesis düşünüyoruz"

İki ülke arasındaki bağın manevi yönleri de kuvvetli; Adı bende saklı olan bir turizmcimiz 1999 yılında "All Inclusive" çalışma konseptini Hurghada'da Azur otelde tanıttı. Bugün nerdeyse bütün Mısır otellerinde "All Inclusive" kokusu var.

Avrupa pazarı…
Mısır, bir destinasyon olarak elbette sadece Rus piyasasına bağlamadı bütün ümitlerini. Avrupa pazarında da ilginç gelişmeler başladı: Mart ayında Alltours ve TUI, aynı anda ve aynı önemli açıklamayı yaptılar: "Türkiye ve Mısır bize ivme kazandıracak"

2008 ITB'de açıklama yapan TUI Almanya Müdürü Volker Böttcher, "en büyük artışları Türkiye ve Mısır satışları gösterdi" dedi. Yıllardır böyle iyi bir sezon başlangıcı yaşamadık" dedi.

Weg.de sitesinde Mısır dördüncü…
Alman "Stiftung Warentest" (Ürün denetleme vakfı) tarafından en iyi internet seyahat satış sitesi seçilen Weg.de sitesi: "İnternet satış kanalının en kazançlı çıkan ilk beş destinasyonu da şimdiden belli oldu: İspanya (Mallorca), Türkiye (Antalya) ve Mısır (Hurghada ve Marsa Alam) ve Kanarya Adaları."

Mısır, tur operatörlerini yakın takibe aldı: Tüm maneviyatıyla…
Mısır'ın da aynı Türkiye gibi hem tur operatörleriyle, hem de oteldeki turistlerle çok çabuk manevi bir bağ oluşturmakta uzman olduklarını yıllardır izliyoruz. Tur operatörleri özellikle son yıllarda altyapıya önemli yatırımlarını övüyorlar  ve gerçekten kaliteli bir destinasyon ürünü yarattıklarını vurguluyorlar..

Mısır bugüne kadar Avrupa ve Rus pazarı için tipik bir kış destinasyonu görünümünde olmuş olsa da, artık otelleri yaz aylarında da Türk otellerine yakın bir doluluk oranı gösteriyor.

Uzun yıllar Öger Tur'un Mısır temsilciliğini yaptığı zamanlardan beri çok iyi tanıdığım Garanah ile Kahire'deki müşterek bir arkadaşımızın evinde bir yemekte buluştuk ve turizm sektöründeki gelişmeleri enine boyuna konuştuk. Kafamıza sıkça takılan bir konu ise, 07 Temmuz'da Duma Uluslar arası İlişkiler Komitesi Başkanı Konstantin Kosaçev'in, Rusya ve AB'nin, iki, üç yıl içinde vize uygulamasının tamamen kaldırılması konusunda anlaşmaya vardığını açıklaması oldu

Ya Ruslara AB vizesi kalkarsa… ?

"Gerçekten Rus turistlere AB – Şengen vizesi kalkarsa ne olur" diye düşündük. Bu konuda, Mısır Turizm Bakanı eski dostum Garanah'ı rahtlatmak bana düştü:
Rus turistlere AB vizesi kalkarsa, her ne kadar ilk zamanlarda değişik ülkeler görmek istediklerinden kimi boşluklar yaşansa da, orta ve uzun vadeli olarak, Türkiye ve Mısır'ın alternatifi yok, geri dönecekler. Bizdeki fiyat/hizmet endeksi, bizdeki iklim ve en donanımlı otellerin alternatifi yok dedim ve en önemlisi bizim Ruslara gösterdiğimiz misafirperverliği diğer ülkelerin göstereceğine inanmadığımı kendisine söyledim.

Mısır Turizm Bakanı Zaher Garanah ile vedalaştıktan sonra Kahire havalimanında Türkiye'nin Kahire Büyükelçisi Şafak Göktürk ve daha yeni atanan Kenya Büyükelçisi Levent Şahinkaya ile görüştüm. Bana verdikler samimi bilgiler arasında, hükümetimizin pek yakında dünyadaki bütün büyükelçilerini bir toplantıya çağıracağını ve Türkiye tarihinde ilk defa bir ilgili ve yetkili bütün dinamiklerle bir Türkiye – Afrika zirvesi düzenleyeceklerini söylediler.

 

Bu zirvenin öneminin altını çizen büyükelçiler, bir şekilde Afrika kıtasını yıllardır ihmal ettiğimizi itiraf eder gibiydiler. Dakar, Senegal tecrübesi de olan Kenya Büyükelçimiz Levent Şahinkaya Kenya'lıların Türk turizmine gıpta ile baktıklarını ve mutlaka Türk turizm yatırımcıları ve işletmecileri ile temasa geçmek istediklerini bana iletti. İlgi duyan yatırımcıların bizzat kendisi ile temasa geçebileceklerini de sözlerine ekledi.

Kahire'de bir Türk sermayeli Banka

Konuşmamız Afrika pazarının Türk ürünleri için ne kadar ideal bir Pazar olduğu konusunda devam etti. altını çizdim. Bende bu pazara ulaşmanın en iyi yolu olarak ta, Mısır'ı bir "atlama tahtası" olarak kullanmayı, Afrika pazarına sıçramanın en iyi yol olarak, Mısır'ı bir "üs" olarak kullanmanın avantajlarını hatırlattım. Büyükelçilerle birlikte uçağa bindikten sonre, uçakta bulunan Mısırlı yatırımcılara "bunun için en önemli etkenlerden biri, Mısır'da, Kahire'de bir banka satın almalıdır" dedim. Türk sermayesini temsil edecek bir banka, Kahire'yi, Arap dünyasına karşı bir "Türkiye Showroom"una dönüştürür, güven verir ve Türkiye ile ilgili bütün mali ve ticari girişimlerin ilk adresi olur.

Artık Istanbul TAV'dan Kahire TAV'a uçuş sadece 1 saat 40 dakika.
İstanbul'dan Kahire, THY'ile 1 saat 40 dakika. Üstelik yakında, Kahire'de ineceğiniz havalimanı, bir Türk TAV işletmesi olacak. Yeni yapılacak olan büyük ve modern Kahire havalimanı hazır bir Türk işletmesiyken, bu fırsatı kaçırmamak gerekir.

Bu üssü kullanarak, Mısır'ın, Afrika'nın turizm sektörüne kolaylıkla girebileceğimiz gibi, Know How, hizmet ve bilgi ihracatında bulunabiliriz. Böylece, Mısır turizmiyle zaten var olan organik bağımızı, daha da sağlamlaştırıp, ilerde Mısır'ı bir rakip değil, bir İş Ortağı olarak algılayabiliriz. Üstelik bu üssü kullanarak, bütün Afrika kıtasına Türk markalarını ihraç edebiliriz. Yeter ki, Mısır'ı küçümsemeyelim...


MAKALE Yorumları