Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

02.11.2019

Okunma Sayısı

1344

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Mevlâna Aldı Götürdü Beni Geçmişe

07 Aralık 2010                                  

Bir zaman

ANKARA

Söğütözü

Ulusoy Terminali

Saat 23.30

İstikamet Antalya

Bindik hanımla

Ulusoy otobüsüne

Otobüste az yolcu…

 

Servis yapıldı.

Kek ve şeftali suyu

İyi geldi mideme

Yolcular horlayarak

Mışıldayarak daldılar

Uykuya…

800 yıl öncelerdeydim

Şimdi…

Mevlâna okuyorum

Şu an

Şöyle demiş

Adam.

Hergün bir yerden göçmek

Ne iyi.

Her gün bir yere

Konmak ne güzel

Bulanmadan donmadan

Akmak ne hoş!

Dünle beraber

Gitti cancağızım

Ne kadar söz varsa

Düne ait,

Şimdi yeni şeyler

Söylemek lazım”

Demişya…

Mevlana denen

Adam…

 

Dünü düşünmemek istiyor Mevlâna

Mevlânayı bilemezdik

Dün olmasaydı

Dün damarımızda dolaşan kan,

Genlerimize sinmiş gelecek.

Bana göre geleceğimiz

Dünde saklı…

Katılmıyorum

MEVLÂNA’ya

Değişelim mutlak

Ama değişimde

Geçimimizle uyumlu olmalı

Bence…

Dünü red edemeyiz.

Mevlâna…

Sen dünde saklısın…

Bildiğim tek şey,

Bilmediğimi bilmemdir

Diyen

SOKRAT,

Bildiğim bir şey varsa

O da,

Yakında ölecek olduğumdur.

Diyen

PASKAL,

Krallar –papazlar

Peygamberler- veliler

Ve NİCE’ler

Dekart’lar

Yunus’lar

İbn-i Sina’lar

Patlamyus’lar

Homeros’lar

Dedem Korkut’lar

Mete’ler

Atilla’lar

Cümle

Toprak olanlar.

Hep geçmişte saklıdır.

Tüm yaşayanların

Geçmişi vardır.

Geçmiş -yani yaşanmış

Bugünümüzün birikimidir.

Birikimimizi red edemeyiz

MEVLÂNA

Şairane konuşma

Kafaları karıştırma!

Yeteri kadar karıştığın

Zaten yeter…

Masadaki bir bardak

Su

Koca bir okyanus

Değil midir?

O halde

Her şey bütünün

Parçalarıdır

Mevlâna…

 

“Dün dünle gitti “

Dedin ya

İşte ben o lafa taktım

Şimdi…

Mevlâna…

İyiki öğle bir lâf ettin.

Bu lâf beni bir yere

Götürüyor her halde…

EVET

Ankara’da

Dört günümüz

Dün

Oldu…

Bizim geçmişimiz

Oldu…

Yaşın yarısında (Yaş 64)

Dökülen dişlerimizin

Çirkinliğini güzel

Kılmak için

ANKARA’daydık.

Dört gündür …

Ankara’da olmamıza rağmen

Ankara’dan dağılan

Siyasi kirliliğe rağmen

Fikret’in sis’ine

Benzeyen

Karamsarlık

Yok

Üstümüzde…

Zira

Dört gündür

Gazete okumuyor

Televizyon

İzlemiyoruz.

Dişlerimiz acılı

Beynimiz dingin!

 

Bülent Arınç’a

Suikast

Edeceklermiş

Çukurambardaki evinde…

Bu haberle sarsıldı

TÜRKİYE

 

Bugün

Çukurambarı gördüm

Çukur adamların

Oturduğu ,

Sosyetik dini

Mahal…

Mustafa götürdü,

Bizim Yalçın Mustafa

Köy masonu,

Köy masonuymuşuz

Biz…

Öğle dedi

Mustafa.

Okumuş bir yerden

Bende benimsedim

Bu tanımı

EVET,

Biz köy masonuz

Yüksek öğretmenlileriz.

Her gittiğimiz yerde

Sorarız birbirimizi

Dayanışmamız

Köylü saflığında

Safçadır.

Ticaret menfaat

Beklentimiz yoktur.

Birbirimizden

Bizim.

Biz birbirimizin

Gönüllerinde yaşarız.

Köylerinden öğretmen okullarına

Süzülerek damlayan damlalar

Deniz olmuştur

Tayfun olmuştur

Çığ olmuştur

Yüksek öğretmenlerde.

Türkiye’mizdeki  

Tüm olumsuzluklara

Rağmen

Bugün,

Türk eğitim sistemindeki

Başarılı pırıltılar

Başarılı eğitim kurumları

Onların eseridir.

Onlar,

Cumhuriyet’in

Aydınlık yüzleridir

 

Dün

Yüksek öğretmenli

İstanbul Çapalı

Türkolog

Hüseyin Özbay’ı

Aradım.

Şimdi Gazi üniversitesinde

Öğretim üyesi

“ Ben Muharrem Yellice”

Dedim.

Durdu- şaşırdı

Sesi şaşırık geldi.

“Sesin değişmemiş

Adını niye söyledin

Tanırdım”

Dedi.

 

Tam kırk yıldır

Görüşmüyoruz

Özbay’la…

Kırk yıl önceki

Ses aynı kalır mı?

Kalsa bile

Beyin o sesi

Kırk yıl sonra

Algılayabilir mi?

Sen nasıl tanırsın

Beni sesimden

Atma bee…

Özbay…

 

Hatice- Mustafa Yalçınlar

Yemeğe çağırdılar bu akşam

Özbay; beni saat altıda

Alacak öğretmen evinden

Böyle kararlaştırdık telefonda …

 

Özbay iyi bir akademisyen

Yabancı dili iyi olmadığından

Olamamış profösör…

Hatice-Mustafalar hayatlarında

Başarılı…

Çift çift yazlıkları kışlıkları

Var…

Çocukları da bir kız bir oğlan,

İyi yetiştirmişler onları,

Özbay  da öyle

Bende öyleyim.

Yoksul köylü çocuklarının

Var olma

Başarısıdır

Bu.

 

Sağcımız

Solcumuz

Ülkücümüz

Kürtecumüz

Nemelazımcımız’da

Dahil

Hep

İdealleri olan

Nesilleri yetiştirmiştir

Yüksek öğretmenler…

İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen

Ankara Beşevler Yüksek Öğretmen

İzmir Yüksek Öğretmen

Biz 68 kuşağıyız

Bu kuşağa şekil

Verenlerdeniz,

68’in ilk kurşunu

Çapada atıldı.

İlk kavga Çapa’da

Oldu…

1968’de

O kurşunun sesini duydum

BEN…

Daha sonra ne kurşunlar atıldı

Ne…

Kurşunlar attık birbirimize

Kan düştü toprağa …

Sağcı- Solcu kavgasıydı

O zaman

Bu

Kavganın adı…

Kavgayla şekillendi

Fikirler

Birbirimizin

Kanını

Döktüğümüzde oldu

Boş yere…

Çapa’da

Solcu Hüseyin…

Ankara yüksek öğretmende

Ülkücü

Süleyman Özmen!

 

Kırk yıl önceden

Kavga edip

Dövüşmüş olsak

Bile

Siyasi anlayışlarımızı

O

Zaman

Kavgayla çözüme odaklamışken

Bugün

Dünya için

Ülke için

Yeni şeyler söyleriz.

“Dün dünde –Kalmıştır Cancağızım”

Deriz

Sarar – Sarılırız birbirimize

 

Mevlâna böyle anlam

Verdiği ise söze

Tamam.

ANLAŞTIK

MEVLÂNA

Koyma

Hatır

BANA…

 

Şartlar beraber yaşamamızı sağladı.

Aynı karavanalardan yemek yedik

Soğuk yatakhane koğuşlarında

Birbirimizin nefesiyle ısındık.

Birbirimize sevgiyle , kinle

Karışık bakışlarımız oldu.

Ama kaderimiz aynıydı.

Kökümüz köylü idi…

Hedefimiz başarı idi.

Bu duygularla günü doldurup

Hacettepe  Tıpta …

Geldik saat beşte

Öğretmen evine.

 

Bir telefon…

“Ben kırk yıllık arkadaşın

Ders çıkışım saat altı

Alacağım seni öğretmen evinden

Bekle

Beni”

Dedi.

ÖZBAY…

Sesinde

Tılsımlı bir tat vardı

Tat aldım

Bu

SESTEN

 

Yatılı gidiyoruz

Yalçınlara…

İndirdik valizi Ankara öğretmen evindeki Oda’dan.

Kırk yıllık arkadaş

Geldi arabasıyla

Çocuksu sevinçler

Taşıyorduk yüreklerimizde

Bu belli oluyordu.

Sergilediğimiz

Hallerimizden…

 

Çiğdem mahallesi

B-6 kat:4 No:17

Nolu daire’de

Hazırlanan sofrada

Yalçınlar heyecanla

Bekliyorlar

Bizi

Selam verip

Kurulduk hazırlanan

Sofraya…

“Kırk yılda bi,

Kırk yıllık arkadaşınızı

Yemeğe

Dişleri söküldüğü zaman mı

Çağırıyorsunuz?

Ayıp be”

Dedi

ÖZBAY …

Gülüşerek geçtik

Kuçaklaşıp öpüştükten

Sonra

Sofraya…

 

Yemeklerin

Sevgi ve heyecanla

Hazırlandığı

Lezzetlerinden

Belli oluyordu.

Beraberliğimizin tadı

Torna yiyen 32 dişin

Acısını

Tatlı kılmıştı !...

Hasan Dağında

Aslının kucağında

32 dişini

Keşise çektiren

Kerem

Gibiydim

SANKİ…

 

Kıraç Tarlalardan

Yurdun dört bucağından

Cumhuriyet için

Derlenen

Kır çiçekleriydik

Biz.

Yüksek öğretmenliler !

Arkadaşlarımızı yadettik…

Kimin nerde

Nasıl olduğunu

Birbirimize

SORDUK…

Ölenlerimiz olmuş

Onları hayırlı andık

Hacı olmuş Faruk Sezgin’le

Felç olmuş Cemil Doğan’la

Telefonda konuştuk…

Gece çabuk geçiyordu

Sabah oluyordu

Sabah olmadan uykuya

DALDIK…

Yalçın’ların evinde…

Bir Ankara gecesinde…

 

ŞU AN

Herkes mışıl mışıl

Uyuyor otobüste

Benimde geldi

Uykum

Bırakıyorum yazmayı

Zaten bitti günün anısı

Saat 1.45

Kapattım ışığı

Uyuyorum.

 

 

MAKALE Yorumları