Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DR. RÜŞTÜ BOZKURT
BUZDAĞININ DİBİ
mail_outline : rbozkurt@dunya.com
Dinle

Yayın Tarihi

06.02.2014

Okunma Sayısı

10102

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Madenciliğimizi tartışalım

Şişeecam Topluluğu’nun cam girdisi üreten önemli kuruluşlarından biri de Mersin’ndeki soda üretim tesisleridir. Benim Şişecam Topluluğu’na katıldığım yıllarda 350 bin ton üretim yapan tesiste, bugün 1.3 milyon tona yakın üretim yapılmaktadır. Enerji-yoğun üretim alanı olan soda üretiminde o günlerde Türkiye sivil fuel-oil kullanımının yüzde 2,5'i tüketiliyordu.

Enerji sıkıntısının had safhada olduğu dönemdi: Genel Müdürümüz Talat Orhon bizden soda tesisinin kömüre dönüştürülmesi için ön araştırma yapmamızı istedi. Acar Özel, Selçuk Buyurgan, Atilla Didin ve bu satırların yazarından oluşan bir ekip, ülkemizde bilinen bütün kömür yataklarını sahada inceledik: Zonguldak’tan Beypazarı’na, Konya Ilgın’dan Ermenek ocaklarına, Çorum’dan Erzurum’a, Gölbaşı yakınlarındaki Harmanlı linyitlerinden Milas Sek Köyü’ne, Silopi ve Şırnak asfaltıtlerinden, Soma ve Tunçbilek yataklarına kapsamlı bir arıştırma yaptık.

Ekibimiz maden mühendisi, jeoloji mühendisi, enerji mühendisi ve işletmecilik alanında uzmanlardan oluşuyordu. Bu kapsamlı incelemeden sonra, kendi adıma ulaştığım bazı genellemeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Amacım, ülkemizde maden zenginlikleri konusunda bir tartışma çağrısı yapmak, eksiklerimizi tamamlayan, yanlışlarımızı düzelten, doğrularımızı onaylayan değerlendirmeler alarak net bilgi düzeyimizi yükseltmektir.

Ulaştığım ilk genelleme benim için de şaşırtıcı oldu: Bütün bulgularımız, “Türkiye fakir madenler bakımından zengin ülkedir” savını doğruluyordu. O dönemde boraks, krom, bakır gibi birkaç maden dışında uluslararası nitelikte madenimizin olmadığını öğrendim. Bugün önemli kaynağımız olan doğaltaş o günlerde daha yeni yeni gündeme geliyordu.

İkincisi, ülkemizin değişik yerlerinde linyit yatakları vardı, ama düşük kalorili, yüksek oranda kükürt içeren, kül ergime dereceleri elverişli olmayan özelliklere sahipti. Maden yatağının üzerinde kuracağınız bir tesis ekonomik olabilirdi. Bir kamyona yüklediğiniz zaman 100 kilometreyi aşan bir taşıma yapıldığında linyit maliyeti fuel-oil maliyetlerine denk geliyordu. Elktro filtre ihtiyacı, atıkların stoklanması gibi ek maliyetler, örneğin sodayı fuel-oil'den linyite dönüştürmede ekonomik fayda yaratmıyordu.

Üçüncüsü, madencilikte aramalar MTA tarafından yapılıyordu; bu kamu kuruluşunun verdiği rezerv rakamları ile birebir sahalarda yapılan araştırmalar arasında ciddi sapmalar saptanıyordu.Dördüncüsü, ülkemizde ortalama 350 metrelik yeraltı sondajları ile maden araştırması yapılmışken, madenciliğe önem veren ülkelerde ülkemizdekinin 5 katına varan derinliklere ulaşan taramalar ve araştırmalar yapılmıştı. Beşincisi, ülkemizdeki özel kesim maden işletmeleri uluslararası piyasalara erişebilirlik imkanları olmayan küçük işletmelerdi; sermaye yetersizlikleri nedeniyle gerekli aramalar yapılamıyordu, mekanizasyon ve yüksek verim sağlama için elverişli koşullar oluşamıyordu.

Geçmişte ulaştığımız bilgilere dayalı genellemelerimizin bugüne yansımalarını bir hafta sonra ele alalım.

MAKALE Yorumları