Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
Y. Mimar ERCAN EVREN
DUAYEN
mail_outline : erevren1932@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

07.10.2019

Okunma Sayısı

1898

Makaleyi Paylaş

Konumuz Yine “Akıllı Kentler”

Türkiye uzun zaman daha inşaat ekonomisi ile yoluna devam edeceğe benziyor. Beş yıl boyunca 300 000 konut yapmayı planlamak bunu gösteriyor. Tabii, insan için bildikleri şeyi yapmak en kolayıdır. Yeni bir alan, yaratıcılık, deneyim, sermaye ve bilgi ister. Hele sanayi yatırımları çok riskli ve zor işlerdir.

Deprem sorunu bu durumu biraz zorunlu kılıyor.  Hele bunu çok az yatırımla yüklenicilere yaptıra bilirseniz tadından yenmez hale gelebilir. Müşterisi hazır olan bu işten; küçük manipülasyonlara, büyük karlar da elde edebilirsiniz. Aslında çürük ve çirkin kentlerin yenilenmesi ve modernleşmesi için bu büyük bir şans. Başka bir ülkede bu kadar iş yapılsa birçok sistemler bulunur, mimari şaheserler yaratılırdı. Bizde ise hiçbir yenilik getirilmediği gibi binalar daha da çirkinleşti. 

Türkiye’de mimarlık pek sanat olarak kabul edilmez ve daha çok teknik bir iş olarak algılanır. İnşaat mühendisleri arasında bu algı daha da yaygındır ve kendilerinin mimarlardan daha iyi tasarım yapacaklarını ve daha sağlam yapılar üreteceklerini sanırlar. İnşaat fakültelerinde mimarlık eğitimi görülmediği gibi mimarlık ayrı bir yetenek de ister.  Hiç unutmuyorum, eğitimli bir dostum; bir mimarı eleştirince, “Ne olacak canım hepiniz aynı okuldan yetişmiyor musunuz ?” deyivermişti. Yılda, okullardan binlerce mimar mezun oluyor ama gerçek mimarlık yapan çok az insan var. Avrupa’da 16. Asırda mimarlara Baumeister (Bina ehli) denirken biz Mimar Sinan gibi bir dahi yetiştirmiş bir ülke olmamıza rağmen bu böyle.

Mimarlık bir sanattır. Hatta sanat tarihçileri mimariyi müzikle aynı kefeye koyarlar. Çünkü her ikisi de soyut sanattır.

AK Partinin mahalli idarelerden sorumlu, eski Kayseri belediye başkanı, Sayın Mehmet Haseki bu yeni yapılacak inşaatlardan bahsederken özellikle iki ilke üzerinde duruyor:

  1. Binalar yüksek değil alçak olacak.
  2. Binalar her yörenin mimari özelliklerini taşıyacak.
Hâlbuki buna karar verecek olan mimardır. Bir bina yerine göre alçak da olabilir yüksek de. Bu işler emirle olmaz. Yerel mimariyi taklit etmek ise bir çağdışılıktır ve ancak restorasyonlarda yapılır. Orada bile gerçek eskiyle yeniyi ayırmak gerekir. Günümüzde, evrensel modern mimarinin uygulanması gerektiğini bir türlü anlatamadık. Geçmişten muhakkak faydalana bilinir ama taklit ile değil.

TOKİ nin bu gün yaptıkları, Sayın Cumhurbaşkanının Suriyeliler için önerdiği çözümler doğrusu hiç güven vermiyor. Türkiye’nin dünya çapında mimar ve şehircileri var ve bu çirkinlikleri hiç hak etmiyor.

Sayın Haseki Hukuk mezunu; her ne kadar belediye başkanlığı yapmış olsa da, mimariden hele estetikten anladığını hiç zannetmiyorum. Maalesef Şehircilik Bakanı ve Kadrolarının da böyle olduğunu görüyoruz. Bu türlü müdahaleler ancak faşist yönetimlerde olur. 1930 yıllarında Almanya ve İtalya’da; antik tarzı taklit eden, “Güç Mimarlığını “ yaratıldı. Biz de 1900-1927 ve 1940-1950 yılları arasında iki kere “Neoklasik”  dönem yaşadık. Ancak bu dönemlerde çok kaliteli denemelere rastlarız. Bu gün yapılanlar ise Tam bir “Kitch”(Bayağı).

Aslında pek faydası olduğunu sanmıyorum ama yine de bu yapılacak yeni inşaatlar için birkaç öneri de bulunmak istiyorum (Bizim yaptığımız sadece kendimizi tatmin etmek):

  • Şehirlerin büyümesini kendi içinde değil çevresinde küçük akıllı şehirler kurarak yapılmalı ve bu üniteler kuvvetli bağlar ile ana kente bağlanmalıdır. (1 Eylül tarihinde yazdığım “Akıllı kentler” başlıklı yazımda ayrıntılı bilgi vermiştim)
  • Eğer bu büyüme kentsel dönüşüm için yapılacaksa; Kentin yoğunluğunu artırmamak ve altyapıyı zorlamamak için, yükleniciye verilecek payı çevrede yapılacak akıllı kentlerden vermek bir çözüm olabilir.
  • Planlama ve proje işi muhakkak; belki dışarıdan hizmet alarak, ehline yaptırılmalıdır.
  • Akıllı kentler 20 000 nüfuslu yaklaşık 90ha. oturan ve her türlü ihtiyacını kendi temin eden( enerji, atık, vs) kentler olacaktır (meydanı, camisi, lise dengi okulları, sağlık merkezi, spor ve kültür merkezleri, spor alanları, büro ve AVM leri olan). Bu kentler 5 000 kişilik 15 ha. lık 4 üniteden oluşacaktır (çarşısı, ilk ve ortaokulu olan)
  • Yoğunluk ~350 kişi/ha olmalıdır.
  • Okullarda öğrenci başına 30 m² alan ayrılmalıdır. Ana ve ilkokullarda çocuklar yürüyerek okullarına gidip gelmelidir.
  • Mahalleler mümkünse avlular etrafında toplanmalı ve içeride trafik olmamalıdır.
Bir hekim; tedavi edilebilecek, bir hastasının ölüme terk edilmesine nasıl üzülürse, ben de bir mimar olarak bu duruma öyle üzülüyorum. Maalesef elimizden bir şey gelmiyor.

 

MAKALE Yorumları