Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DR. SEVİLAY ZORLU
PSİKİYATRİST
mail_outline : drsevilayzorlu@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

17.12.2017

Okunma Sayısı

978

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Kolay İnciniyor musunuz?

Zaman acıları dindirir, zaman açıklığa kavuşturur, hiçbir ruh hali geçen zaman karşısında aynı kalmaz.  

                                                                                                                                           Thomas Mann

Elbette insanlar size isim takabilir, görüşlerinizi paylaşmayabilir, sizi sevmediklerini gösterebilir ve başkalarını size karşı kışkırtabilirler. Ancak, sizi yiyecek, giyecek, barınak ya da diğer fiziksel gereksinimlerinizden yoksun bırakmadıkları sürece, tek yapabilecekleri, olumsuz sözler, tutumlar ve görüşlerle size saldırmaktır. Tüm bunların işe yaraması, için bunların sizi etkilemesine izin vermeniz gerekir.

Sağlıklı psikolojik işleyişin sihirli ya da anlaşılamayacak bir yanı yoktur. Zihnimiz düşünce kalabalığının, önyargıların işgali altında değildir. Varlığını duyumsadığımız tek şey, herhangi bir nedeni olmaksızın duyduğumuz olumlu bir duygudur. Çocuklar bu ruh halini yetişkinlerden daha sık yakalar. Hayatı sade bir biçimde, olumsuz düşünceler katmadan yaşarlar. Olumsuz duygular veya hayal kırıklığı hissettiklerinde üzerinde fazla durmazlar.Doğal halleri olan mutluluğu kolayca yakalarlar.

                              FİZİKSEL ve PSİKOLOJİK ACI  

          Temelde iki tür acı duyabilirsiniz:

(1) Başınız ağrıdığı, ayak parmağınızı bir yere çarptığınız ya da hazımsızlık çektiğiniz zaman hissettiğiniz fiziksel acı

(2) Reddedildiğiniz, hayal kırıklığına uğradığınız ya da haksız bir davranışla karşılaştığınız zaman hissettiğiniz psikolojik ya da zihinsel acı.

Fiziksel acı üzerindeki denetiminiz görece azdır, çünkü dış bir güç yüzünden canınız yanabilir (örneğin biri size yumruk atabilir ya da üzerinize bir şey düşebilir). Fiziksel bir saldırıya uğradığınızda, doğal olarak belli bir süre acı ve mutsuzluk hissedersiniz.

         Psikolojik ya da zihinsel saldırılar sizi incittiğinde, kendinizi aşağılayarak ya da kendinize acıyarak, bu duyguyu kendiniz yaratırsınız. Diyelim ki insanlar size yalancı diyorlar ve insanların sizi sevmelerini istediğiniz için, yalancı olduğunuzu düşünmelerine üzülüyorsunuz. Siz de kendinizi yalancı gibi görür ve yalan söylediğiniz için kendinizi kınarsanız, suçluluk duyar ve depresyona girersiniz. Dahası, yalan söylediğiniz için kendinizi bir bütün olarak aşağıladığınız zaman, daha başka kötü özelliklerinizde olduğunu ‘keşfedebilirsiniz’. Gerçekte böyle özellikleriniz olmayabilir bile. Kendinizi öyle aşağılarsınız ki, kendinizde var olmayan hatalar bulur ya da gerçek hatalarınızı büyütürsünüz.

         Ne var ki ne zaman kendinizi incinmiş hissetseniz, insanların suçlamalarını kutsallaştırır, insanları tanrılaştırır ve böylece kendinizi gerçekten ‘incitmiş’ olursunuz.

         İŞLEVSEL OLMAYAN DÜŞÜNCELER

Düşüncelerinizi saçma yapan nedir? Birkaç şey:

(1) Arada sırada saçmalamanız sizi bir ahmak yapmaz.

(2) Eski arkadaşınızın hakkınızda kötü düşünmesi hiçbir zaman hoşunuza gitmese de, buna dayanabilirsiniz.

(3) Eski arkadaşınız sizin değersiz olduğunuzu düşünebilir, ama onun görüşlerine katılmak zorunda değilsiniz.

(4) Arkadaşınız size kötü davrandığı için diğer insanlar sizin kendinizi rezil ettiğinizi düşünseler bile, onların düşünmelerine dayanabilirsiniz. Burada kendini rahatsız sonuçlarınızla yüzleşir ve bunlara gayretle karşı çıkarsanız, kısa bir süre sonra kendinizi ‘incinmiş’ hissetmeyeceksiniz. Yalnızca yoksunluk ve rahatsızlık duyacaksınız.

         Çocuklar kendilerini incinmiş hissetmeyi seçseler de bunun nedeni anne ve babalarının haksızlıkları değil, kendilerinin anne babalarının haksız davranmamaları gerektiği yönündeki gerçekçi olmayan ısrarlarıdır. Ayrıca kolayca rahatsızlığa kapılan kimi çocukların ilk yıllarında büyük adaletsizliklere maruz kaldıklarını, diğerleri için ise böyle bir şeyin söz konusu olmadığını gösteren pek çok kanıt bulunmaktadır.

         İnsanlar doğru düşünmekte ve iyi duygular beslemekte zorlanıyorlar. Ne kadar zeki ve eğitimli olurlarsa olsunlar, aptalca davranmak onlara kolay, olağanüstü kolay geliyor. Üstelik bunu yaşamlarında bir ya da iki kez de değil, sık sık, hem de çok sık yapıyorlar.

         İnsanlar aklıselim ile akılsızlığın görüp görebileceğiniz en inanılmaz karışımına sahiptirler. Elbette, zihinleriyle mucizeler yaratmışlardır ve yaratmaya da devam edeceklerdir. İnsanı diğer canlılardan ayıran zekalarıdır.

                  NASIL GAMSIZ İNSAN OLUNUR?

       Bir düşünce ekerseniz, bir davranış biçersiniz.

       Bir davranış ekerseniz, bir alışkanlık biçersiniz.

       Bir alışkanlık ekerseniz, bir karakter biçersiniz.

       Bir karakter ekerseniz, bir kader biçersiniz…

                                                                             Anonim

İşiniz ya da ilişkileriniz gibi pek çok şeyi ciddiye alın, ama hiçbir şeyi gereğinden fazla ciddiye almayın. Yaşamınızdaki hiçbir şeyin mutlaka var olması ve hiçbir kötü şeyin de mutlaka var olmaması gerekmez. Hayal kırıklıklarınızla baş etmek ve kendinizi geliştirmek için elinizden geleni yapabilirsiniz. İnsan olduğunuz için gücünüzün bir yere kadar olduğunu fark etmelisiniz. Dalgaları tersine çeviremezsiniz ya da mucizeler yaratamazsınız.

Diğer insanlardan beklentilerinizi yüksek tutarsanız incinmeniz kolay olabilir. Onlardan çok şey beklemeyin, çünkü onların da hemen her zaman kendi sorunları vardır. Zihinleri de kendi sorunlarıyla meşguldür. Size çok değer verdiklerini söyleseler bile nadiren tam olarak sizin tarafınızdadırlar ve zor gününüzde yanınızda olurlar. Ya da her an sizi yüzüstü bırakabilirler. Onları sevin, elinizden geldiğince yardımınızı esirgemeyin, onlarla ilişki kurun ama hiçbir zaman gereğinden fazla değer vermeyin. Çoğu zaman verdiğiniz değeri taşıyamayabilirler. Taşıyabilenlerse sayılı kişilerdir, hayatınızda kalacak olanlardır. Diğer insanları tam anlamıyla iyi ya da kötü görürseniz duygusal anlamda başınız büyük dertte olacaktır. Her an incinebilirsiniz. Ne kendinize ne de onlara insan olarak değer biçmeyin. Hiçbir zaman %100 olmaz.

Yaşam herkes için zordur. Beşikten mezara kadar yüzlerce bazen binlerce acı, hastalık, ıstırap, hayal kırıklığı, haksızlığa uğramak, ekonomik zorluk, eleştirilme, aşağılanma, reddedilme, engellenmelerle karşılaşırız. Çocukluk dönemimiz de bile örselenmelerden kurtulamazken ergenlik ve yetişkinlik döneminde mutlaka travmalara maruz kalabiliyoruz.

Başınıza olumsuz bir yaşantı geldiğinde “buna dayanamam…” deme eğilimindesinizdir. Aslında dayanabilirsiniz. Önemsediğiniz biri tarafından reddedilmek, ciddi bir hastalığa tutulmak, işsiz kalmak gibi acı verici olaylara gerçekten katlanamasaydık bu gibi olaylarla karşılaştığımızda hayatımızı defalarca kaybetmiş olmamız gerekirdi.

Hayatımızda kötü olaylar olmaya devam edecektir. Bütün bunlarla baş etmeyi daha başka doyumlar bulmayı tercih edebilirsiniz. Ya da bunlara “katlanamamayı” , hiçbir şey yapmamayı ve acı çekmeyi de tercih edebilirsiniz. Katlanamıyorum demek; sorunu düşünmeye ya da ortadan kaldırmak için plan yapmaya dayanamıyorsunuz demektir.

Sizi eleştiren insanlara katlanamıyorsanız, büyük olasılıkla onlara kızar, bu insanların hatalarını abartır kendinizi geri çeker her şeyi gözünüzde büyütürsünüz.

Birinin mide bulandırıcı davranışlarına katlanamadığınız zaman, bunlar yüzünden kendinizi fazlasıyla üzer ve sıklıkla onları olduğundan daha kötü görürsünüz.

İnsanlar genellikle sizin istediğiniz gibi değil genellikle kendi istedikleri gibi davranırlar. Yine de durum elverirse onlara nasıl davranmalarının sizi mutlu edeceğini nedenleriyle birlikte “ben dili” kullanarak açıklayın. Öfkeye kapılmaksızın onları daha iyi davranmaya ikna edin. Olanağınız varsa onlardan uzak durmayı tercih edin. Onları durdurma gücünüz varsa bu gücü dikkatli kulanın.

Başımıza gelen olumsuz yaşantılara verdiğimiz düşünsel tepkilerimiz zamanla biz de önyargılar oluşturmaya başlar. Duygularımızı otomatik işlevsel olmayan düşüncelerimizle olumsuz duygulara çevirebiliriz. Örneğin mahkeme ortamını gözlemlediğinizde, karşı avukatların, tanıkların ve çeşitli jüri üyelerinin olan biteni birbirlerinden farklı gördüklerini ve bu yüzden suç olduğu iddia edilen şeyin gerçek ayrıntılarını ortaya çıkarmanın neredeyse imkansız olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Olaylar karşısında algılarımız oldukça farklıdır.

Karşınıza çıkan terslikleri, aşılması, ortadan kaldırılması, değiştirilmesi ya da bir çıkış yolu bulamadığınızda katlanılması gereken zorluklar olarak görmeyi öğrenebilirsiniz.

MAKALE Yorumları