Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

04.12.2018

Okunma Sayısı

1148

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Kırcami ve Planlama

          Kırcami insanı otuz yıldır plân bekler.

Bu beklenti, her seçimde, seçim malzemesi olur.

İnsanları malzeme olarak kullanmayı; hem siyasiler, hem de,

Kendilerine sivil toplum örgütü diyen yapılar, kır cami halkını kullanır.

Plan fikri batılı bir anlayıştır.

Plan yapan kafa batılı,

Plan yapmayan ve yapılan plana uymayan kafa doğuludur ilkeldir.

Doğulu ve ilkel kafaların insanımıza eziyet çektirmeleri artık kabak tadı verdi.

Bölge halkının imar talepleri 1989’ larda başladı.

1989 seçimlerinde  ANAP’tan aday merhum : Metin Kasapoğlu’nu  ;

Bir akşam,  şimdi Adile Teyze Çocuk Yuvası olan evimde;

Meydan ve Kırcami’li komşularla tanıştırmak için bir toplantı yaptım.

Bu toplantıda merhum Metin Kasapoğlu,

Avni Tolunay bahçesinin özel imarı %40 emsal olarak vardı.

Bu emsali  %80 emsali çıkaracağını, aynı emsali Meydan ve Kırcami için uygulayacağını,

İmar bekleyen tüm yapı kooperatiflerinin imar sorunlarını çözeceğini vaad etti.”

Alkış aldı.

Bu vaatleri mahalli basına yansıdı.

DOĞRUYOL’ dan aday Hasan Subaşı idi. Aynı vaatleri verdi.

CHP adayı merhum Malik Günay böyle bir vaatte bulunmadı.

Seçimleri Hasan Subaşı kazandı. Şubaşı Çalışmalara başladı.

O zaman Şehir Plancısı; Zühtü Can ‘ın  Antalya planlaması ile ilgili çalışmaları vardı.

Yener Ulusoy zamanında;  100 yıl caddesinin planlanmasını,

Mezbaha’nın kaldırılmasını ,Yeni Hal projelerini, Masa Dağı  vs. bölgelerini

Zühtü Can planlamıştır.

Hasan Subaşı, Yener Ulusoy’un yaptırdığı planlamaya harfiyen uydu.

Kırcami planlarını da yaptırdı.

O zaman Makine Mühendisleri Odası  başkanı olan Süleyman Evcilmen ve

Mimarlar Odası bu planlamalara tepki veriyorlardı.

Zerdalik’te bir çınar ağac bir adamın parselinde kalmış,

Odalar  ve çevreciler ortalığı ayağa kaldırdı.

Parsel sahibinin inşaatını durduruldu. Şimdi O çınarın yerinde yeller eser.

Onların çevreciliği bu kadar.

Odalar danışma ve bilgi kurumları olmalı.

Planlamaya katkı sağlamalılar. Bizimkiler tümden plansız yayış istiyorlar.

O zamanda varoşlarda, Gecekondular oluşuyordu.

Halkın dinamizmi bürokrasiden hızlı çalışıyordu.

Tüm gecekondular hantal bürokrasi ürünüdür.

Planlı arsa üretmemenin sonucudur.

Bu sonuçta odaların ve Belediye bürokrasinin sorumluluğu vardır.

Bu dünyada yaşıyoruz.   

Dünyayı tüketerek yok olacağız. Bu yok oluşta planlı olmalı.

Plansız yaşama ilkel yaşamadır.

Bu coğrafyada planlı yaşayışa ulaşamamamız utanç vericidir.

İlk cağda, Perge, Aspendos, Side, Hirepolis  vs. kentlerinin planlarına bakınız.

Tiyatrosu, hamamı, şehir meydanı vs. Planlı.

İnsanımızı plansız yaşamaya mahkûm etmek ilkel beyin ürünüdür.

Ben hep merak ederim,

Kendilerini anlı şanlı gören, oda temsilcilerinin şehir planları için attıkları

Olumlu bir imza var mı?

Nereyi planlamışlar?

Mimarlar odası başkanlarının hayata geçirdikleri bir tane şahsiyetli bina var mı?

Bu soruların cevabı olumsuzsa eğer ; hukuk ve halk adına nasıl konuşabilirler.

Konuşuyorlarsa bu yüzsüzlük değil mi?

Kırcami de 1600 hektar toprak sahibini mağdur etmenin manası nedir?

Arıklar kesilmiş, toprak verimsiz, Şehirleşme bölgeyi zorluyor.

Halkın geliri yok. Çözüm gayretlerinde niçin elbirliği yapılmaz.

Sen ben kavgalarıyla halk mağdur edilir.

Otuz yıl az bir zaman mıdır?

  Otuz yıl Kırcami insanı üzerinden politika üretilir.

Yeter artık, Halka hep doğru söylenmeli.

%40 zaiatla bölgenin planı yapılamaz. Sosyal donatı alanları için bu zaiat yeterli değil.

1/5000 lik yapılırken halka %41-42 zaiyatla planlamanın yapılacağı söylendi.

Düden Çayı kenarındaki aşağı yukarı 600 dekar mülk rekreasyon alanına bırakıldı.

Buradaki mülk sahiplerinin halkları düşünülmedi.

Bu konuda davalar açıldı. Bu alanlar da planlamaya dahil edilip,

Mülk sahiplerine 18 uygulaması ile yer verilerek hakları korunmalı di.

Buda zaiatı yükseltiyordu.

Fakat başkada bir çözümü yok. Planda kişisel haksızlıklar da var.

1/1000 lik plan zaten bozulurdu.

Kişiler mülklerinin olmadığı yerlere dağılmış, parseli parçalara bölünmüş.

İşini çözebilen ticari köşe parsellere gelmiş. Bu konuda davalar açılıyordu.

1/5000 lik plan bozulunca o davalar açılmadı.

Plan yapmak çocuk oyuncağı değil ciddi iş .

Hem kamunun hemde ferdin haklarını dengelemek lâzım.

Bu denge kurulamazsa hukuk devreye girer.

Planın bozulması birazda Belediye bürokrasisinin yetersiz bilgisinden kaynaklanıyor.

Davul- zurna çalarak plan olmuyor.

İmar planları insan, toplum, çevre ilişkileri ve kişi mutluluğunu sağlamalı.

Kamu yönetimi;

Vatandaş hakkını korumak için, bireyin hareketlerini sınırlayacak,

Vatandaş haklarını ön plana çıkaracak, dengeyi sağlayacak planlar yapmalıdır.

Kaçak inşaat, bireyin çıkarına, vatandaşın aleyhinedir.  

 Arabayı kaldırıma park etmek, bireyin işine gelir. Vatandaşın işine gelmez.

Dükkân sahibinin önündeki kaldırımı işgal etmesi, dükkâncının işine gelir.  Vatandaşın işine gelmez.

Dükkân sahibi Belediyeyi ikna etti mi? Vatandaş mağdur olur.

Şehirleşmede bu dengeler önemlidir.  Fakat biz millet olarak şehirleşemedik.

Sık sık çıkarılan imar afları,

Son çıkarılan imar barışı yasası bunlara örnektir.

Milletin kafasında ve ruhunda daha sonrada bu gidişle,

Genlere de intikal edecek( üç K) kurallı kurumlaşacak ahlaki bir yapıya bürünecek.

Üç K kural şu.

  1. Yapılan kaçak bina yerinde kalır.
  2.  Çalınan para cepte kalır.
  3. Dökülen kan yerde kalır.
Hukuk devletlerinde böyle kurallar olamaz.

Hızlı planlar yapılmalı.

İnsanlar nereye ne yapacağını bilmelidir.

Bu konuda;

Mülk sahiplerinin dilekleri dikkate alınmalı,

Odalar bu konuda bilgileri varsa alternatif planlar yapıp,

Belediye’ye ve halka sunmalı.

Gerçi bizim odalarımız çözüm üreten değil , çözümsüzlük yaratan kafalardan oluşmuş gibi.

Yaşım yetmişe geldi.

Halk yararına olumlu bir şeylerini görmedim.

Yine de beklentim var.

Odalar çatışma mekanizması değil, çözüme yardımcı mekanizma olmalılar.

El ve güç birliği ile Kırcami insanının mağduriyetine son verilmelidir.

Belediye seçimlerinde de bu konu siyasi malzeme yapılmamalıdır.

Hukuk öyle karar vermiştir.

Gerekçeli karardaki, olumsuzluklar,

İtirazlardan, dava konusu olan ve olacak olan, mülk sahiplerinin dilekleri

Tekrar masaya yatırılıp,

Konu adil ve acil bir şekilde çözülmelidir.

MAKALE Yorumları