Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

17.04.2019

Okunma Sayısı

2644

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Karl Marx’ın Ütobik Dünyası

Marx, 1818-1883 tarihleri arasında bu dünyada bulundu.

65 yaşında bu dünyadan ayrıldı.

Kısa ömründe,

Dünyalılar kendisine, filozof, politik ekonomist ve devrimci unvanlarını verdi.

Namusuyla yaşadı.Komünizmin kurumsal kurucusudur.

Komünist manifestoyu  yazdı 1848 de.

Dünyalaşan toplumların tarihini, sınıfsal savaşların tarihi olarak gördü.

Tarihe yeni bir yorum getirdi.

Kapitalizm feodalizminin yerini nasıl aldıysa;

 Komünizmde kapitalizmin yerini alacaktır, inancında idi.

Sınıfsız bir toplum düşü kuruyordu.

Komünizmi de;

“Devletin proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka  şey olmadığını….” Düşünüyordu.

Siyasal bir mücadele ile kapitalizmin komünizme yenileceğini düşünüyordu.

Sosyo- Ekonomik değişikliklere, tarihsel bir zorunluluk olarak bakıyordu.

Burjuvazinin ürettiği her şeyin onu mezara taşıyacağına inanıyordu.

Mutlaka toplumsal değişim olacaktı.

Bu değişimi dünya işçi sınıfının birleşik hareketinin gücüne bağlıyordu.

Günün koşullarının işçiler lehine değişmesine Komünizm diyordu.

Marx, diyalektik akıl yürütmeyi alman filozof Hegel’den (1770-1831) almıştır.

Diyalektik söz söyleme ve itiraz sanatıdır.

Diyalektik, karşı tarafın söylediğini çürüterek yeni bir fikrin doğmasına yol açmıştır.

Fikirlerin çatışması yoluyla doğruya ulaşma ve hakikati ortaya çıkararak,

Düşünceyi uyarmaktır, diyalektik.

Namık Kemal,

Barika-i hakikat müsademe-i efkardan çıkar” demiştir.

Yani fikirlerin çarpışmasından yeni fikirler ortaya çıkar.

Doğada gelişme sürecini olumlu ile olumsuz arasındaki çarpışma sağlar.

Fikirler ve şeyler arasında çekişme olmazsa gelişme olmaz.

Yeni bir şey olmaz.

Varlık, yeni birşeyin doğmasına yol açmadan ölür.

F.Hegel idealisttir.

F. Hegel’e göre, Tanrı en yüksek bicimde insanda var olan bir oluştur.

Gelişimi ve evrimi hareket ettiren güç Tanrısal güçtür.

Marx’ta , bu güç maddedir, Ruh değildir.

Marx’a göre Proleterya kurulu düzeni red edecek, bu red ediş bir mücadele ve savaşı gerektirecek,

Yeni bir oluşum Komünizm olacaktır.

Yeni sentez son gelişim, Komünizm yani proleterya diktatörlüğüdür.

Diktatörlükle demokrasi bağdaşmaz.

Zamanında pek tanınmadı. Ölümünden sonra değeri arttı ve anlaşıldı.

Böylece fikirleri dünya işçi hareketlerine yön verdi.

Rusya’da gerçekleşen Ekim devrimi 1917 bunun örneğidir.

Prusya’ya bağlı Trier kentinde doğdu, Babası yedi çocuğu olan bir Yahudi idi.

Babası aydın bir adamdı. Aydınlanma düşünürleri Volter, 1694-1778 J.Rausseo 1712-1778 hayranıydı.

Avukat olabilmesi için din değiştirip Hristiyan oldu.

Marx, On üç yaşına kadar okula gitmedi.

17 yaşında hukuk okumak için Bonn Üniversitesine kayıt oldu.

Marx, Edebiyat, Tarih, Felsefe okumak istiyordu. Babası bu isteğini red etti.

18 yaşında Berlin’de saygın bir üniversiteye kayıt oldu.

Bu dönemde şiir, deneme, felsefe yazıları yazdı.

Alman Filozof F.Hegel’den  ( 1770-1831)etkilendi.

F. Hegel Kant’ın  (1724-1804) öğrencisi idi. Marx 1841 de doktoraya başladı.

Doktora konusu,

Demokritoscu ve Epikürcü doğa felsefesi arasındaki farklar”

İsimli başarılı, teziyle doktor unvanını kazandı.

Demokritos M.Ö 460-370 Atomculuk felsefesini geliştiren ilk materyalist filozoftur.

Epikuros M.S. 341-270 Tanrı kötülüğü önlemek istiyorda, gücü mü yetmiyor?

Öyle ise O, güçsüzdür” diye akıl yürüten filozof.

Berlin üniversitesinde hocaları Hegel’i eleştiren genç Hegelciler  diye bir gurup oluştu.

Lodwig Feuerbach ve Bruno bunlardandır.

Bunlar Hegel’in diyalektik metodunu, Dini ve politikayı analiz etmekle kullandılar.

Marx Stirnes, bir kitap yazarak 1845 te genç Hegel’cileri eleştirir.

Marx bu kitaptan etkilenmiştir.

Tarihsel materyalizmin temelleri kafasında oluşmaya başlar.

1843 Marx Pariste  Friedirik Engels’le tanışır.

Hayatının en önemli dostunu edinmiştir olur.

Paris’te bir gazete çıkarırlar. Gazete başarısız olur.

Marx, Pariste en radikal Alman gazetesi  Vorwarts’ta yazmaya başlar.

Hegel felsefesi yahudi sorunu, Fransız devrimi üzerine yazılar yazar.

İşçi sınıfı üzerine düşünmeye başlar.

İnsan hakları, politik özgürleşme, Yahudilik ve Hristiyanlığı eleştiren yazılar yazar.

Özgürleşmeye önem verir. Kapitalist yapıda, insan emeğini inceler.

1845 te Prusya Kralı Frederick’e suikast düzenlenir, Marx’la ilişkilendirilir.

Engeles’le beraber Bürüksel’le gelirler.Bürükselde tarihsel materyalizme kendini adar.

“İnsanların varlığını belirleyen, onların bilinci değil,

Tersine onların bilincini belirleyen, onların toplumsal varlığıdır”

Kanaatine  varır.

Artık Marx;  tarihi, üretim ilişkilerine bağlı olarak ele alır.

Marx; toplumun dinamizmi olan din ve hukukun kaynağını bulmaktan çok,

Sosyal ve kültürel hayatın, dönüşümlere yol açan sebepleri ve hareket ettirici

Dinamik gücünü keşf etmeye başlar.

Marx nesnelerin kaynağını değil, diyalektik gelişmesini yani, tarihin ihtilalci unsurunu arıyordu.

Marx’a göre;

İnsan toplumunun itici güçleri yani,

Toplumların duygularının düşüncelerinin dönüşümünü sağlayan ŞEY

Ruh ve Akıl değildir. Maddi hayat şartlarıdır.

İnsanlık tarihinin temeli maddedir.

Sınıflar ve sınıfların savaşımını meşru kılan, başlıca gelir kaynağı

ÜCRET olan kimselerden oluşan kalabalığa “İŞÇİ SINIFI” der.

Gelir kaynağı faiz, kazanç ve toprak olan sınıfa “KAPİTALİST SINIF” der.

Bu iki sınıf çıkarları gereği uzlaşamaz.

Kapitalist sınıf durumunu devam ettirmek ister. İktidarı kontrol etmek iktidar olmak ister.

Aynı şeyi işçi sınıfıda ister. İşçi sınıfı sosyalist devleti gerçekleştirmek ister.

Bu iki sınıf uyuşamaz. Birisi Kanla yok olmalıdır. İşçi sınıfı kazanmalı kendi diktatörlüğünü kurmalıdır.

Buda devrimci irade ile olur. Devrime kendini adamakla olur.

Dindeki cihat ve mücahit algısıda böyledir.

Bu algı, Rusyada denendi. Kuzey Kore de yaşıyor.

1847 yılında “Felsefenin Sefaleti “ adlı bir kitap yazar. 

Bu kitapta Fransız sosyalist düşüncesini eleştirir.

1848 yılında Avrupa da köklü kalkışmalar olur, kurulu düzene karşı.

Bu eylemlerde ilişkilendirilen Marx;  Belçika’dan sınır dışı edilir.

Paris’e gider orada devrimci hareketlere katkı verdiğinden sınır dışı edilir.

1849 Köln’e gelir. Bir gazete çıkarır. Gazeteye devlet baskısı artar.

Köln yaşanmaz hale gelir. Tekrar Paris’e döner.

Orada da huzur bulamaz. İngiltere’ye iltica eder. Londra’ya yerleşir. 

Ölünceye kadar Lodra’da yoksul bir hayat yaşar, işsiz kalır.

1851 de Newyork Herald Turbin gazetesinde muhabir olarak işe girer.

Politika ve Ekonomi üzerine çalışır. 800 sayfası bulunan bu kitabı  ancak 1939 da yayınlanır.

1859 da,” Ekonomi politiğin eleştirisine katkı kitabı “yayınlanır.

Artı değer üstüne çalışır. 1867 de Dev çalışması Kapitalin ilk cildi yayınlanır.

İkinci ve üçüncü ciltleri bitirir. Ölümden sonra Engels tarafından yayınlanır.

Birinci Enternasyonal kongresinin düzenlenmesinde önemli rol aldı.

Burada sol akımlar içinde ciddi fikir ayrılıkları olduğu görülmüştür.

Kongre ateşli geçmiş, bölünmeler olmuştur.

Bu kongre Laheyde 1872 de olmuştur. Sağlığı giderek bozulmuş, üretemez olmuştur.

“Herkesten yeteneğine göre, Herkese ihtiyacına göre ,

Prensibinin komünist toplumun, Sloganı olması gerektiğini savunmuştur”.

Karl Marx aile kurma yönünden şanslıydı.

Prusya baronunun güzel ve eğitimli kızı Jenny Von Westphalen ile evlendi.

Önce iki ailede bu evliliği istemedi. 19 Haziran 1843 tarihinde evlendiler.

Marx’ın devrimci yapısından dolayı, belirli bir mekanları olmadı.

1850 lerde Lodrada bir kenar mahallede yaşadılar. Yedi çocukları oldu.

Üç tanesi ergenliğe erişebildi. Bu üç çocuktan ikisi olgunluk çağında intihar etti.

1856 yılında Marx’ın eşine biraz miras düştü. Lodra civarında sağlıklı bir eve taşındılar.

Ailenin hiçbir zaman yokluk peşini bırakmadı.

Marx’ın hayatta kalan kızı Elanor 1884 te Britanya’nın ilk sosyalist partisine üye oldu.

Partide Edward Aveliğ’le tanıştı.  Ömür boyu bu adamla nikahsız yaşadı.

Erkek arkadaşının gizlice evlendiğini duyunca intihar etti.

Marxizm, alışıla gelen  felsefi düşünüşten farklı olarak, Fikrin eyleme düşmesini ister.

Ölümünden sonra, Lenin, Mao, Stalin ve Troçki,

 Marx’ın felsefi ve sosyo politik yapısını kendilerine göre,

Yorumlayarak topluma uygulamışlardır.

Marx, doğayı ve doğadaki insanı odak noktası olarak ele alır.

İnsan ve doğa felsefesinin temeli budur.

İnsan doğasının değişmezliği kavramını red eder.

Toplumsal ilişkiler, üretici güçlere sıkı sıkıya bağlıdırlar.

Yeni üretici güçler sağlamak için İnsanlar kendi üretim biçimlerini değiştirirler.

Kendi üretim biçimlerini değiştirmek, yaşamalarını kazanma yollarını değiştirmek, içinde

Bütün toplumsal ilişkilerini değiştirirler.

Yel değirmeni size feodal beyli toplumu,

Buharlı değirmen ise Sinai kapitalistli toplumu verir.

Yani toplumdaki sınıflar, üretim biçimlerine göre oluşur.

İnsan toplumunun en kalıtımsal özelliği  sınıfların çatışmasıdır.

Şöyle diyor;

“Şimdiye kadar ki, bütün toplumların tarihi, sınıf savaşlarının tarihidir.”

Üretim araçlarına sahip sınıf, kendi dünya görüşünü alt sınıflara pompalar.

Böylece prolater çıkarının nerede olduğunu göremez.

Düzene alışır. Düzeni değiştirme şansının olduğu aklına bile gelmez.

Olayları din ve insan odaklı görür.”

Şöyle diyor;

Dinsel üzüntü bir ölçüde gerçek üzüntünün dışa vurumu ve bir başka ölçüde de gerçek

Üzüntüye karşı protesto oluyor.  Din ezilen insanın içli ezgisini, kalpsiz bir dünyanın sıcaklığını,

 Manevi olanın dışlandığı toplumsal koşulların maneviyatını oluşturur.

Din, halkın afyonunu oluşturuyor

Marx’a göre;

Üretim ilişkilerine bağlı olarak, ekonomi, sistemin dinamiğidir.

Herşey maddi koşullara göre belirlenir.

İnsanlar önce yaşamlarını sürdürmek ister.

Yemek, içmek, barınmak, giyinmek ihtiyaçları için toplumla ilişkiye girerler.

 Marx ve Engeles insan toplumunu dört döneme ayırırlar. Burada ölçü batı toplumudur.

Batı toplumu dört dönemi yaşamıştır. Yaşanmayan yaşanacak olan beşinci dönem Komünizmdir.

  1. İlkel Komünizm  Avcı toplayı dönem. İlkel Demokrasi – Paylaşılan mülkiyet

Hristiyan toplumu M.S. 4. Asra kadar Komünel dir. Mülkiyet paylaşılır.

Müslümanlığın iki yılı ,komüneldir. 622-624 yılları.

  1. Kölelik: Kabileden şehir devletine geçildiği devirdir.
Köleliğin özel mülkiyetin, Aristokrasinin olduğu tarıma dayalı ekonomi.

  1. Feodalizim: Kralın dahil olduğu bir aristokrasinin hakim olduğu devir,

Dinin önemli olduğu dönem. Din ve mezhep savaşların olduğu dönem.

  1. Burjuva sınıfı yöneticidir.  Proleterya ezilendir.
       Parlamenter demokrasi vardır.  Piyasa ekonomisi hakimdir.

       İnsan üretim araçlarına ve mülkiyete sahiptir.

  1. Komünizm;  işçilerin devrim yaparak kapitalistleri ezdiği yok ettiği,

Devletsiz, sınıfsız, mülkiyetsiz bir toplum.

Tabiki bir Ütopya.

Marx’a sormuşlar sınıfsız ve mülkiyetsiz toplum ne zaman gerçekleşir?

Bu hülya Hz. Muhammed’din cenneti gibidir.

Ne zaman hangi toplumda gerçekleşeceği belli olmayan hülyadır.” Demiş.

Komünizmin  Rusya uygulamasında Polit Büro diktatörlüğü görüldü.

İnsanlar eski düzenlerini arar hale gelerek geri döndüler kansız.

Komünist ihtilal kanlı geldi. Çar Romonof sülalesi kurşuna dizildi.

Zenginler, toprak sahipleri öldürüldü.

Üretim araçları Kolhozlarda toplandı. Üretim düştü.

Devrim sonrası Rus insanının üretim ilişkilerini,  Durgun Don romanıyla dile getiren,

Nobel ödülü Mihail Aleksanroviç  Şolohov İronik bir şekilde anlatmıştır.

Maxsim Gorki de insani olmayan bu uygulamaya eserleriyle tepki vermiştir.

Sistem 70 yıl dayandı. Üretim düştü, sistem çöktü..

Üretim için polit büronun baskısı arttı. Bu baskıyla Komünizmden dönüldü. Dönüş kansız oldu. 

1990 da Gorbaçov’da  Marx siyasetini sınıf mücadelesi olarak algılar.

Amma topluma hakim olan yeni sınıf devrim yaparak ezilen sınıfı tekrar eziyordu.

Sistemin analinizini Komünist Yugoslav entelektüel Milovan Dilas yaptı.

“Parti yetkililerinin mülkiyeti kullanan ve elden çıkaran bir yeni bir kapitaist

Sınıf olduğunu yazdı. 1957 de.”

Kitap bizde 1970 lerde İngilizceden çevrilerek bastırıldı.

Şimdiki komünist uygulama Kuzey Kore ve Küba ‘da kaldı.

Çin yarı komünist , yarı karma ekonomi modelini uyguluyor.

En iyisi demokratik parlamenter sistem. Hür teşebbüs.

Her insan ürettiği kadar değerlidir.

Sosyal devlet güçsüzleri ve işçileri korur. Batı toplumları böyledir.

1929 İzmir iktisat kongresinde Atatürk önderliğinde alınan kararlarda böyledir.

Karma ekonomi hedeflenmiştir.

Devlet yönetimleri ideolojik ve dini kaygılarla yönetilemez.

Evrensel hukuk değerlerini esas alan, demokrasiler insan yapısına en uygun idare şekilleridir.

Marx’ı bir filozof olarak değerlendirmeli.

Toplumda düşlediği düzene gülüp geçilmelidir.

                                                                                                      

KAYNAK:

  1. Das Kapital Karl Marx

Fulya Saatçioğlu

Murat Ukray

  1. Das Kapital

Karl Marx

  1. Sosyalizm ve sosyal mücadele tarihi.

Marx Beer.

MAKALE Yorumları