Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
iBRAHİM UYSAL
ANKARA'DAN
mail_outline : ibrahimuysal.ant@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

20.11.2019

Okunma Sayısı

1230

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Kapitalizmin Göz Yaşları

erkesten daha fazla, 10 milyar dolar vergi ödedim, ama hükümet benim pozisyonumdaki kişilerden çok daha fazla vergi ödemesini talep etmeli'

--Bu sözler kimin, e-ticaretin devi Amazon şirketinin patronu Jeff Bezos'dan sonra dünyanın en zengin ikinci kişisi olan ve 92 milyar dolarlık bir servete hükmeden Bill Gates'in.

--Türkiye'dekiler vergi vermemek için iktidarlara takla atarken, peki bu adamlar salak mı da, daha fazla vergi verelim diye yırtınıyorlar? Elbette ki HAYIR!...

--Çünkü, günümüz Kapitalist Sistemi Alman Max Planck Enstitüsü başkanı Wolfgang Streeck: “Güncel kriz rastlantısal değil, demokratik kapitalizm olarak tanımladığımız toplumsal yapılanmanın çözülmesinin göstergesi olan bir dizi politik ve ekonomik düzensizliklerin doruk noktasına ulaşmış olmasından kaynaklanmaktadır. .... ....Kapitalizm doz aşımından ölmek üzeredir.” demektedir.

--Geçenlerde ING Bank'ın bir raporu açıklandı, 21. yy günümüz insanın davranışlarının değiştiğini, insani sorunlara duyarsız kaldığını açıklıyordu.

--Bizde de, bir kaç yıl önce Ali KOÇ ve Bülent Eczacıbaşı’nın açıklamaları gibi ekonomik-gelir dağılımında ki dengesizliğin, sorun olma boyuta ulaştığına dikkat çekilmektedir.

--Mülkiyet kavramı insanlığın tarihi ile başlar. Bir çok tanım olmakla birlikte herkesin fikir birliğinde olduğu tanımlar, Marksist felsefe tanımları ile açıklanmıştır.

---Buna göre KAPİTALİZM, İNSANLIĞIN MEDENİYET YAŞAM DEVİRLERİ ya da MÜLKİYET KAVRAMININ EVRİMİ içerisinde tanımlanan bir ekonomik süreçtir.

---Marksist teoriye göre, "alt yapı, üst yapıyı belirler". Yani, mülkiyet kimde ise, yönetim şeklini de o belirlenmektedir.

--Buna göre de MÜLKİYETİN VE TOPLUMLARIN TARİHSEL GELİŞİMİ: -İlkel Komünal -Köleci -Feodal -Kapitalist -Sosyalist -Komünist Toplum olarak tanımlanmaktadır.

--Günümüz dünyasında, her ülkenin kendine özgü yönetim ve ekonomik yapıları olsa da, temel eksen, KAPİTALİST sistemin gerektirdiği yönetim ilişkileri içinde seyretmektedir.

--Kapitalist döneme ilişkin şikayetlerin iki temel sorunu vardır.

--İlki Kapitalizm, artık TEKELCİ KAPİTALİST aşamaya gelmiştir. Onların kaygıları, kapitalizm değildir. Onların kaygıları, TEKELCİ KAPİTALİZM ile FİNANS KAPİTALİZM'idir.

--Nasıl günümüzde MAHALLE BAKKALI, ZİNCİR MARKETLERE yenik düştü iseler, onların korkusu da, teknolojiyi kendilerinden önce ve daha iyi kullanan şirketlere YENİLMEK korkusu ve kaygısıdır. Karlarını ve tüketici piyasalarını/ PAZARLARINI kaybetme korkusudur.

--Aklınıza gelmeyen soruyu ben sorayım, Meclislerde, seçtiğimiz Milletvekilleri çıkardıkları kanunları hangi gerekçeyle ve kimler için yaparlar.

---Sermaye de, kendi çıkarları için YASAL DÜZENLEMELERİ, halkın seçtiği parlamentolara yaptırırlar. O yüzden yasalar, bir etkin sınıf ya da gücün çıkarları doğrultusundadır. Yani herkese adil bir yasa olamaz.

--Yasalar önünde "HERKES EŞİTTİR, AMA BAZILARI DAHA EŞİTTİR!.."

--Bazen ekonomik düzenlemeler, ülkenin hakim sınıflarının istediği gibi olur ise de, bazen de Avrupa Birliği, Dünya Ticaret Örgütü gibi, uluslararası örgütlerin dayatmaları ile uluslararası ekonomik güçlerin çıkarları doğrultusunda da yasalar çıkabiliyor. VE EKONOMİK SİSTEM DE BÖYLECE ŞEKİLLENİYOR.

--Gerek teknolojik gelişmelere şirketlerin zamanında ayak uyduramamaları, gerekse de ekonomik ayrıcalıkları; aynı pazar içerisinde yer alan ulusal ve uluslararası şirketlerin BİRİ BİRLERİ İLE REKABET ETMELERİNİ gerektirebilir. Bu rekabeti kaybeden şirket ya da gruplar ise, TASFİYE OLUP YOK OLURLAR.

--Kapitalizmin, şirketler arasında ki bu rekabetçi evresine de TEKELCİ KAPİTALİZM denilir.

--Sermaye sahibi Kapitalistlerin korktuğu, endişe ettiği şey KAPİTALİZM DEĞİL, TEKELCİ Kapitalizmdir. İstedikleri de, SOSYALİST/KOMÜNİST bir düzen değil, mevcut düzenin devamıdır. Bu göz yaşları da, TİMSAH GÖZ YAŞLARIDIR!..

--Artık Kapitalist sistem için korkunun kaynağı, Ekonomik gelişmenin yavaşlaması, borçlanmanın artması ve kişiler arasında büyüyen eşitsizliktir. Bu da yeni bir sistem arayışı değil, sistemin ne şekilde sürdürüleceği yönündedir.

--Biz de düşen ILIMLI İSLAM ve İslami Sermeye düzeni olmuştur. Sorun da, bu düzenin nasıl süreceği ve uluslararası bağlantılarının ne olacağıdır.

MAKALE Yorumları