Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DR. ALİ YILMAZ
CESUR KALEM
mail_outline : ali59yilmaz0740@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

21.04.2019

Okunma Sayısı

2124

Makaleyi Paylaş

Kalkınmanın Şartı Hukuktur.

Yerel seçimler bitti.

Türkiye’nin çözüm bekleyen birçok sorunu var.

Terör, eğitim, işsizlik, ekonomi… Vs. 

Ama asıl mesele, hukukun üstünlüğü ve adalet gibi evrensel değerlerin korunmasıdır.

Ülkemizde adalete olan güven giderek azalmakta, hukukun üstünlüğü konusunda dünya sıralamamız aşağılara doğru inmektedir.

Bu durum kaygı vericidir.

Ekonomi de olduğu gibi…

Ülkelerin istikrarlı ve verimli kalkınabilmesi için “rekabet gücü ”nün önemi büyüktür.

Rekabet gücünü neler oluşturur?

Eğitim, yatırım, ihracat, verimlilik, teknoloji…

Türkiye 2001-2011 yılları arasında birçok alanda reform denilecek uygulamalara imza attı.

En çok değişiklik de hukuk alanında oldu.

Bu dönemde yabancı sermayenin gözdesiydi.

Ekonomik büyüme hızlandı.

Rekabet gücü arttığından, halkın cebine para girdi.

Ya sonra?

Hukuk devleti ilkeleri yara aldı.

Yargı bağımsızlığı tartışılır hale geldi.

Hukukun etkinliği yerine siyasetin etkinliği arttı.

“Hukuk ile ekonomi ne alaka…”diyen çıkabilir.

 Hiçbir yerli ya da yabancı yatırımcı, hukuki güvence olmadan bir ülkeye para bağlamaz. 

Başka bir deyişle, hukuki kurumsal yapılar ve gerçekçi kalkınma politikaları olmadan kimse Türkiye’ye güvenmez. 

Ekonomik durgunluk ya da kriz…

Adını ne koyarsanız koyun, günlük popülist önlemlerle aşılamaz.

 Milli gelir…

Halkın refah düzeyi ve satın alma gücü artırılamaz.

Türkiye kalkınmak istiyorsa, “hukuk devleti” kıstaslarında daha ileriye gitmek zorundadır.

Yargı bağımsızlığı, basın özgürlüğü, sistemin denetlenmesi, dengelerin korunması, kurumları güvenilirliği…

Bunun için önemlidir.

Venedik Komisyonu, Hukukun Üstünlüğü Endeksi, WEF ve AB İlerleme Raporları gibi kaynaklar bu sayılan kıstaslara bakmaktadır.

Bu kuruluşların verdiği raporlar ülkemizde önemsenmiyor algısı yaratılsa da…

Dünya sermaye piyasasında etkilidir.

Gelelim, ülkemizin özel durumuna…

Terör, ülkenin bekasını tehdit etmektedir.

Bu nedenle; FETÖ ve PKK gibi terör örgütleri ile mücadele ön plana çıkmış…

Ülkenin içerisinde bulunduğu durum, olağanüstü tedbirler alınmasını gerekli kılmıştır.

Bu doğru.

Buna rağmen, haklı mücadelede hukuk devleti ilkeleri çiğnenmez, hukuk içerisinde kalınabilirdi.

Başarılamadı.

“At izi it izine karıştı, mağduriyetler yaratıldı.”

Bu nedenle sürekli, “Türkiye hukuk devletidir” vurgusu yapılmasına rağmen…

İnandırıcı bulunmuyor.

Ekonomi, hamaset ve popülizmi kaldırmaz.

Hem iç hem de dış piyasanın güven duyması gerekir.

Yapılmaz ise ne olur?

 “Orta gelir” seviyesi ile yola devam edilir, Türkiye ekonomik durgunluktan kendisini çıkaramaz.

Hepimiz biliyoruz ki, refahın yolu üretimden geçer.

Üretim… Üretim… Üretim…

Üretimin gerçekleşmesi için de yatırım gerekir.

Yabancı sermaye çağrısı da bunun için yapılıyor.

Ekonomist Daron Acemoğlu, Türkiye’nin bu sıkıntıdan çıkıp yeniden “sağlıklı” ekonomik büyümeye geçebilmesinin “yabancı sermaye” ile mümkün olduğunu söylüyor.

Peki, yabancı sermaye gelir mi?

Niye gelmesin.

Temel hak ve özgürlükleri, evrensel değerleri ve hukukun üstünlüğünü tesis edin!

Yargının tarafsız ve bağımsız olmasını sağlayacak tedbirleri alın!

Koşa koşa gelirler.

Onun için…

İleri demokrasiye kenetlenmiş, güçlü ve saygın bir hukuk devleti olmak durumundayız.

Böylece, vatandaşlar arasında birlik ve beraberlik de sağlanmış olur.

Siyasetin de hedefi bu olmalıdır.

 “Hukukun olmadığı bir ülkede kalkınma olmaz.”

Ekonomik reform gerekli mi?

Evet.

Ama önce hukuk…

MAKALE Yorumları