Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DR. SEVİLAY ZORLU
PSİKİYATRİST
mail_outline : drsevilayzorlu@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

12.08.2019

Okunma Sayısı

1032

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

izotipal (Şizotürü) Kişilik Bozukluğu

Şizotipal kişilik bozukluğu,

  1. bilişsel e algısal bozukluk­lar,
  2. tuhaf daranışlar,
  3. büyüsel, garip düşünceler,
  4. refe­rans fikirleri,
  5. illüzyonlar e çevreyi yanlış algılamalar,
  6. kişiler arası yakın ilişki kurmada zorluk
  7. sosyal ileti­şim yetersizlikleri ile karakterize bir bozukluktur.

Şizotürü (Şizotipal) Kişilik Bozukluğu(DSM-5 TM) KRİTERLERİ

    1. Alınma düşünceleri (alınma sanrılarını kapsamaz).
    2. Altkültürel değerlerle uyumlu olmayan ve davranışları etkileyen, alışa gelmişin çok dışında inançlar ya da büyüsel düşünme (örn. boş inançlar, geleceği görebilme gücü olduğuna inanma, uzaduyum [tele­pati] ya da "altıncı his"; çocuklarda ve gençlerde, olabilirliği olmayan düşlemler ya da düşünsel uğraşlar).
    3. Olağandışı algısal yaşantılar, bunun içinde bedensel yanılsamalar da vardır.
    4. Yadırganacak denli olağana aykırı düşünce ya da konuşma (örn. belir­siz, çevresel, eğretilemeli [metaforik], çok ayrıntılı ya da basmakalıp).
    5. Kuşkuculuk ya da kuşkucu düşünceler.
    6. Uygunsuz ya da kısıtlı duygulanım.
    7. Yadırganacak denli olağana aykırı, alışılagelmişin dışında ya da sıra­dışı davranış ya da görünüm.
    8. Birinci derece akrabalarının dışında yakın arkadaşlarının ya da sırdaşlarının olmaması.
    9. Yakınlaşmayla azalmayan aşırı bir toplumsal kaygıya, kendisiyle ilgi olumsuz değerlendirmelerden çok kuşkucu korkular eşlik eder.

NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR?

Şizotipal Kişilik Bozukluğunun genel toplumdaki yay­gınlığının %3 olduğu ve erkeklerde hafif oranda daha sık görüldüğü belirtilmektedir.

Frajil X Sendromu olan kadınlarda sıklıkla şizotipal kişilik bozukluğu tanısı konulmaktadır.

Şizofrenik hastaların bi­rinci derece yakınları arasında şizotipal kişilik bozuklu­ğu sıklığında artış bulunmaktadır.

Şizoti­pal kişilik bozukluğu olan hastaların akrabaları ara­sında da şizofreni ve diğer psikozların sıklığında artış gözlenmektedir

KLİNİK ÖZELLİKLER

Şizotipal kişilik bozukluğunun tanısı, hastanın görü­nümü, düşünce ve davranış tuhaflıkları temel alınarak konur.

İletişim kurma bozulmuştur.

Hastalarda belirgin düşünce bozukluğu olmamasına karşın, alışılmışın dı­şında, tuhaf, sadece kendilerinin anlayabileceği, sıklık­la yorumlanmaya ve açıklanmaya gerek duyulacak şe­kilde konuşmaları olabilmektedir.

Batıl inançlar, gele­ceği görebilme, telepati, 6. his diye bilinen inanışlar, düşünme ve kavrama ile ilgili olarak özel güçlerinin ol­duğu şeklinde tuhaf inanışlar, büyüsel düşünceler, acayip (bizar) fantaziler ve uğraşlar görülmektedir.

İç dünyaları çok canlı, hayali ilişkilerle ya da çocuksu korku ve hayallerle dolu olabilir. Kişiler arası ilişkileri­nin oldukça zayıf olması ve insanlar arasında uygun şekilde davranamamaları nedeniyle genellikle yalnız­dırlar ya da çok az arkadaşa sahiptirler.

Diğer insanla­rın hepsinin birbirlerine benzediğini iddia ederler.

Yo­ğun stres altında kısa süreli psikotik belirtiler gösterebilirler.

Referans, paranoid fikirler ve şüphecilik (hezeyan değil) görülebilir.

Bedensel ilüzyonları da içeren illüzyonlar ve yakı­nında birisi olduğu hissi gibi alışılmadık algısal bo­zulmalar görülebilir.

Ciddi olgularda zevk alamama ve şiddetli depres­yon olabilir.

Mecazi, belirsiz, aşın yüklü ve streotipik tuhaf ko­nuşmalar olabilir.

Duygulanımda uygunsuzluk ya da kısıtlılık vardır.

BİRLİKTELİK DURUMLARI VE AYIRICI TANI

Hastaların %30-50'sinde eş zamanlı olarak MAJÖR DEP­RESYON görülmektedir ve hastaların yarısından fazlası en az bir kez majör depresyon epizodu geçirmektedir.

Şizoid, paranoid, çekingen ve sınır (borderline) kişilik bozuklukları en sık birlikte görüldüğü diğer kişilik bo­zukluklarıdır. Şizofreni ve şizotipal kişilik bozukluğu arasındaki ilişkinin yapısı halen tartışmalıdır.

Şizotipal kişilik bozukluğunun, şizofreni ile ilgili kişilik bozukluklarının prototipi olduğu ve bu olguların fenomenolojik, genetik, biyolojik, bilişsel özellikler ve tedaviye yanıt açısından şizofreniye benzer özellikler taşıdığı söylen­mektedir.

Evlat edinme, aile ve ikiz çalışmaları şizofrenik hastaların ailelerinde, şizotipal özelliklerin sıklığındaki artışı ortaya koymaktadır.

Şizotipal kişilik bozukluğu; şizofreni, hezeyansal bozukluk ve psikotik özellikli duygulanım bozukluklarından, hezeyan ve halüsinasyon gibi pozitif psikotik belirtilerin olmaması te­melinde ayrılmaktadır.

Ancak hezeyanlarla seyreden kısa reaktif psikotik bir tablo ise ayrımı oldukça güçleştirebilmektedir.

Psikotik belirtiler genelde stres ile ilişkili ortaya çıkmakta ve kısa süreli olmaktaysa da, belirtiler bazen şizofreniform bozukluk, hezeyansal bozukluk ya da kısa psikotik bozukluk tanı ölçütlerini karşılayacak kadar şiddetli de olabilmektedir.

Sosyal ilişkilerde kopukluk, kısıtlı, soğuk ve tekdüze duygulanım sergileyen şizoid kişilik bozukluğundan, davranış, düşünce, algılama, iletlşimlerindeki tuhaflıklar ve sıklıkla şizofrenik aile öyküsünün olması ile ayrılabilmektedir.

Paranoid kişilik bozukluğunda şüphecilik ön planda olup şizotipallerde bulunan tuhaflıklar yoktur.

TEDAVİ

 Şizotipal kişilik bozukluğu olan hastalar, sosyal anksiyete ve bir dereceye kadar paranoid özellikleri nede­niyle genellikle tedaviden kaçarlar.

Genellikle uyumlu ilişki kurul­ması zor olmaktadır. Yüzleştirici ya da doğrudan yo­rumlayıcı teknikleri tolere edebilmeleri zordur. Des­tekleyici yaklaşımlardan faydalanırlar. Garip düşünce örnekleri olabilir.

 Bazılarında tuhaf dini uygulamalar bulunmaktadır ve hasta bunları gizleyebilir. Terapist hastayı yargılayıcı davranmamalıdır.

Hastalar bilişsel davranışçı ve grup terapileriyle sosyal ilişkilerinin gelişimi konusun­da cesaretlendirilir.

Çeşitli çalışmalarda düşük doz antipsikotik kullanımının olumlu etkileri gösterilmek­tedir. Bu tedavi ile hastalardaki anksiyete ve psikoz benzeri belirtiler azaltılmaktadır. Özellikle psikotik de kompanzasyonu olan hastalarda antipsikotik kullanımı gereklidir.

Antidepresan ilaçlar depresyonun varlığında kullanılmalıdır. Bununla beraber antidepresanların kul­lanımının da kişilik özelliklerinin azaltılmasında faydalı olabileceğini gösteren çalışma sonuçları bulunmakta­dır. Famakoterapi psikoterapi ile birleştirilmelidir.

MAKALE Yorumları