Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN
YARINA YOLCULUK
mail_outline : faikardahan@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

30.05.2011

Okunma Sayısı

37784

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

İşletmecilik mi, Fırsatçılık mı, Soygunculuk mu?

İşin kendisinin işletmecilik mi, fırsatçılık mı, soygunculuk mu olduğunu anlamadığım bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Amacım bir yanlışlığın düzeltilmesini sağlamak.

 

19 Mayıs tatilini de fırsat bilip bisikletle sahilden Fethiye’ye gitmeye karar verdik. Üç günlük yolculuğun ardına 335 km’lik etabı muhteşem manzaraları seyrederek, güzel insanlarla tanışıp sohbet ederek 21 Mayıs Cumartesi günü akşam üstü 18:00 gibi Fethiye’de tamamladık. Pazar günü yapılacak sınavda görevimin olması sebebiyle mümkün olan ilk otobüsle Antalya’ya dönmeyi istedik. Saat 20.00 da ve gece 01.00’da Fethiye Seyahatin otobüsü vardı, bir de gece saat 03:00 de birkaç diğer firmanın. Fethiye Seyahat görevlisi ile konuştuk ve 20:00’deki otobüse makul bir ücret ödeyerek koyabileceğimizi söyledi. Biz de bisikletlerimizin sökülebilecek yerlerini söküp otobüse konulacak hale getirdik. Bizim dışımızda bir kişi daha bisikletle Antalya’ya gidecekti. Toplam üç kişiydik

 

Otobüs gelmekte gecikti ve Fetiye’ye geldiğinde görevli muavin inanılmaz sıkışık bir zamanda üçünü de arka bagaja yerleştirebilecekken, iki bisikleti arka bagaja bir bisikleti de otobüsü içine yerleştirdi. Otobüs hareket etti ve biz Antalya’ya doğru yola çıktık. Saat 22:00 civarı muavin paraları toplamaya başladı ve bizden kişi başı 20 TL yol ücreti, bisikletler için de 20 TL para istedi. Şaşırdık. Şaka yapıyor sandık ama gayet ciddi idi. Daha makul bir ücret istemesi gerektiğini söylediğimizde şoför muavin aracılığıyla; “ben onlara otobüse binerken söyledim, ödemeyeceklerse insinler” mesajını göndermiş. Ben otobüse binmeden o miktarda para alınacağını bilseydim o otobüse binmezdim. Kamil Koç’un  gece 03:00 deki otobüsüyle gelirdim ve ücrette ödemezdim. Hiç olmazsa suistimal edilmeden gelirdik, küstahça tavırlara maruz kalmazdık, hakkımıza tecavüz edilmezdi. Bu arada; bizimle beraber otogarda otobüse binen genç bir hanımın üç bavulundan birisi otobüsün arka boşluğunu dolduracak kadar büyük ve ağırdı. Ben zor kaldırıp hareket ettirebiliyordum.  Hem ağırlık hem de hacim olarak bizim bisikletlerimizden kat kat daha fazla olan bu bavullardan ücret alınmazken bizimkinden alınmasını firma yetkilileri neyle açıklayacaklar merak ediyorum.

 

Bu andan itibaren ya gerçekten otobüsten inmeliydik ya da paşa paşa bahsedilen ücreti ödemeliydik. Bir şeye mecbur bırakılmak her yerde tecavüz olarak isimlendirilir. Şoföre fırsatçılık yaptığını, hakkı olmayan parayı aldığını, hatta Dirmil kavşağında parayı ödemezsek insinler demenin Fethiye Seyahate yakışmadığını söylesem de bisikletler için kişi başı 20 TL’yi ödedik. Güzel bir etkinliğin ardına 20 TL gibi önemsiz bir miktarın keyfimizi kaçırmasını istemedik. Haram ettim o ücreti.

 

Rahmetli Özal, “Benim memurum işini bilir” demişti. O günden bu güne herkes işini bilir hale geldi. İşini bilmeyenler de etrafındaki fırsatçıların önderliğinde doktoralarını yapıp cilalı taşa dönmektedirler. Üç denemeden sonra bu konuda ustalaşmaktadırlar. Her mesleğin erbabı olduğu gibi fırsatçıları da var. Fırsatçılar işin ahlaki, sosyal, toplumsal kurallarına uymadan kısa yoldan köşe dönme telaşı içinde olanlardan oluşmakta. Onların birey olarak örnek olma gibi bir kaygıları yok çünkü onlar toplumu bir arada tutan adına “ahlak” denen çimento olmadan da taşların üst üste duracağına inanmaktalar.

 

Onların “helal” kazanç diye bir şey umurlarında değil, çünkü eskiden kişinin ne kadar çok parasının olduğu değil, o parayı nasıl kazandığı önemli idi. Bugünlerde paran varsa adamsın ya da paran kadar adamsın ölçüsü haram kazancın kapılarını arkasına kadar açmıştır.

 

Bu durum Avrupa Birliğine girmeyi isteyen Türkiye’de, turizmin başkentinde üç Türk’ün yaşadıkları. Kim bilir bu fırsatçı zihniyet yabancılara nasıl davranmakta. Merak ettiğim bu durum engellenemez mi?  Merak ettiğim Fethiye Seyahat yetkilileri bu durumu nasıl sahiplenecekler ve çözecekler. Hatta kendi içlerindeki çürük elmaları nasıl ayıklayacaklar.

 

Bugün Türkiye’de bisiklet tutkunları hem şehir içinde hem de şehirlerarası yollarda çoğalmaktalar. Teşvik edilmesi gereken bu güzelliğin fırsatçıların eline bırakılmaması, yerel yönetimler, şirketlerce sahiplenilmesi ve desteklenmesi sağlanılmalıdır.

 

 

MAKALE Yorumları