Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
VAHDET NARİN
OBJEKTİF BAKIŞ
mail_outline : vn@vahdetnarin.com
Dinle

Yayın Tarihi

25.05.2018

Okunma Sayısı

1126

Makaleyi Paylaş

Hukukun Hukuksuzluğu

Hayatımda ilk defa gündüzleri televizyon seyrediyorum. Programlara, yayınlara, konulara ve sunuculara baktıkça şoklardayım! Meğer gündemlerden ne kadar uzakmışız.

Bunlardan bir tanesi malumunuz bir futbolcu hakemin üzerine yürümüş. Kendisine 16 maç ceza verilmiş. Her kanalda her yorumcu bunun abartılı ve taraflı olduğunu, hakkının yendiğini ve kendisinden intikam alınıyor anlamına gelen cümleler kullanılıyor. İnanılmaz mega yorumlar yapılıyor ve yorum tarzlarının içinde hep bir yerlere göndermeler, konuşursam ortalık karışır havası var.

Bu aralar yatağa mahkumum ya takıldım konuya.

Aykut hocayı izliyorum. Tüm başarılara rağmen sınırsız eleştiriden ve yorumcularda genelleşen negatif yaklaşımdan söz ediyor. Haklı. Ancak konuşmada bir ayrıntı çabuk geçiyor, seyirci koltuklarının dolmadığı dile getiriliyor.

Tahkimden gelen karara göre ceza 10 maça indiriliyor. Üstüme vazife değil ama içim almıyor. Fuzuli’nin dediği gibi “konuşsam yararı yok, sussam gönlüm razı değil”.

Hiçbir kanalda hiçbir yorumcunun ve kulüp yöneticilerinin “bu futbolcu bunu neden yapar, yaptığı yanlış, ulusal bir platformda neden bu kadar kötü örnek oluyorlar, bu yakışıksız” dediğini duymadım. Elbirliği ile kurtarma operasyonu şeklinde gidiyor.

Hayal meyal iki olay hatırlıyorum.

Birincisi; İngiltere’de bir parkta gece bir genç hanımı rahatsız eden adama hakim ciddi bir ceza veriyor. Cezanın normalden fazla olduğu hakime sorulduğunda hayran olduğum cevabı veriyor “cezanın küçük bir bölümü taciz için, gerisi İngiltere’deki kadınları gece yalnız sokağa çıkama özgürlüğüne tecavüz olarak verdim”.

 

İkincisi de sanırım yine Avrupa’daydı. Baba oğlunu hastaneye yetiştirirken tüm trafik kurallarını hiçe sayıyor ve trafik cezası alıyor. Mahkemeye başvuruyor ve bu olağan üstü durumdaki cezanın haksızlık olduğunu savunuyor. Ama cezası affedilmiyor. Hakim kararı benzeşik “oğlunuzu hastaneye yetiştirme çabanızı anlıyoruz ama siz ambulans değilsiniz. Kendi oğlunuzu kurtarmak uğruna başka hayatları riske etme hakkına sahip değilsiniz”.

Kurullarda 21 hukukçu varmış. Her kurulun yorumu farklı. Ve ceza yarıya kadar iniyor. Yorumcu konuşuyor “hukukçular farklı yorumluyorlar, bu normal”.

Hukukun bu kadar farklı yorumu olamaz ya da olmamalı diye düşünüyorum. Bu içtahat gerektiren bir konu değil. Yıllardır bu ve benzeri olayalar yaşanıyor. Bu olaylar hala kurallar ve yasalar dışında yorumla yapılıyorsa hukukun varlığını sorguluyor aklım. Sonuçta bu olay da hukuku öncelikle hukukçuların yaraladığı yolundaki düşüncelerime bir katkı daha sağlıyor.

Son sözüm çok saygı duyduğum Aykut Hoca’ya ve onun şahsında bu makamlarda bulunan yöneticilere, yorumculara ve futbolculara. Kaleciniz benzeri bir şey yaptığında cezalandıracağınızı söylediğiniz ama (bildiğim kadarıyla) hiçbir şey yokmuşçasına devam ettiniz. Bu birçok sporcuda, birçok kulüpte defalarca gerçekleşti. Futbol sahaları arenaya dönüşmüş durumda.

İki örnekte olduğu gibi örnek olabilecek kararlar yerine bu kazanın kaynar tutuluyor olduğu düşüncesine doğru sürükleniyorum.

Bu şahısları kurtarılmada öncelikli yapan şeyi bilmiyorum ama eğer çok bedel ödeniyor, bir futbolcu ya da bir maç için bu bedeli göze alamayız diyorsanız siz de etik, hakların eşitliği, ülke geleceği ve para arasında olması gereken yerde değilsiniz demektir.

Amacım, kimseyi incitmek ya da bir şeyler ima etmek değil. Almanya, 1.500.000 Türk’ten bu kadar uluslararası futbolcu çıkartabiliyorken yaklaşık 80 milyonda takımlarımızda oynayan Türk futbolcu sayısının azaldığını görmek ve milli takım oluşturulmasında zorlanılması canımı acıtıyor.

Ben ve benim gibi konuların içinde fazla olmayan vatandaşlar bunu eğlenceli ve izlenebilir bulmuyoruz, futbolu izlemiyor ve bunun için para ve zaman harcamamayı tercih ediyoruz.

MAKALE Yorumları