Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN
YARINA YOLCULUK
mail_outline : faikardahan@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

07.12.2010

Okunma Sayısı

35168

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Gönüllü Olmak

Öncelikle cevaplanması gereken “gönüllü” kimdir, kime gönüllü denilir?.

 

En yaygın tanımlamayla gönüllülük; “bireylerin toplumsal sorumluluk anlayışıyla, çıkar gözetmeksizin bilgi, zaman, beceri, deneyim ve kaynaklarını, kendi özgür iradeleriyle bir sivil toplum kuruluşunun amacı doğrultusunda kullanmalarıdır”.  

 

Sözlük anlamı ile gönüllülük; ”ağır bir işte kendi rızasıyla çalışmaktır”.

 

Toplumumuzda ise “sivil toplum kuruluşlarında çalışanlar” gönüllü olarak algılanmaktadır.

 

Tanımlardan da anlaşılacağı üzere gönüllülük; fedakârlık, emek vermeyi gerektiren, birçok insanın başlamaya cesaret edemediği, bireysel olarak bir misyonu gerçekleştirmek için veya başkalarıyla birlikte bir sivil toplum kuruluşu içinde faaliyette bulunulan ağır ve zor bir iştir. Gönülden yapılan bir iştir. Aynen şairin; “ben ağır bir işçiyim 24 saat seni düşünüyorum” dediği gibi aşkla yapılan ve gerçekten yorucu bir iştir, işçiliktir. Sorumluluk gerektiren bir duruş hali, alma üzerine değil “verme” üzerine kurulu bir ilişkiler yumağı, ihtiyacı olana, ihtiyaç duyduğunu verebilmekle ilişkin yükümlülük, zamanın, emeğin, sağlığın, sahip olmanın zekatını verebilmektir gönüllülük, dua da bile tanrıdan bir şeyler isterken “vermeye hazırım” diyebilmektir gönüllülük.

 

Devletin ihtimam gösteremediği ya da yeterince hizmet veremediği ya da vermemesi gereken alanlarda insanların kendiliğinden bir birliktelikle hareket edip başta kendi üyelerine sonra da toplumun bu hizmete ihtiyaç duyan diğer üyelerine hizmet vermek adına oluşturulmuş gönüllü organizasyonlar” olarak tanımlanan Sivil Toplum Kuruluşları (STK) içinde olabilmektir gönüllülük.

 

Doğanın korunmasından, engelliğe, HES’lerin karşısında durabilmeye, sınır tanımayan doktorlardan, savaşta yaralılara yardım etmeye varana kadar STK’larda faaliyet gösteren gönüllülük, kamu sektörü ve özel sektörden sonra en büyük hasılatı yaratan üçüncü sektör olarak kabul görmektedir.

 

Bireyler birçok sebeple gönüllü olurlar ve olmalıdırlar. Herhangi bir STK’da tam zamanlı veya yarı zamanlı ya da belirli projelere katılmak suretiyle gönüllü olarak faaliyet gösterirler. Kişilerin gönüllü faaliyetlere katılımı, onların bir takım beklentilerinin/amaçlarının karşılanmasıyla doğru orantılıdır. Bu beklentiler/amaçlar;

 

·         Amaçlı (oriented) Güdüler: Toplum için yararlı olmak.

·         Sosyal (social) Güdüler: Grup deneyimi yaşamak, sosyal entegrasyon gibi.

·         Materyal (material) Güdüler: Materyalle ödüllendirmek, organizasyon giysisi elde etmek gibi.

 

Gönüllü olabilmek için bireyi motive eden bazı faktör vardır. Onları izleyen şekilde sıralamak mümkündür; 

·         Altruism (Fedakârcılık),

·         Egoistik zorunluluk,

·         Sosyal ve etik sorumluluk,

·         Yeni deneyimler kazanma isteği,

·         Boş zamanlarını değerlendirme isteği,

  • Kişisel yeteneklerini kullanma isteği.

 

Bunların yanında gönüllü olmayı etkileyen ve hızlandıran faktörler;

·         Kişi, kendisine sosyal bir çevre edinerek yalnızlık duygusundan veya can sıkıntısından kurtulmak istemektedir;

·         İnandığı bir çalışmayı veya kuruluşu desteklemek istemektedir;

·         İlgili STK’da yapılan işleri eğlenceli bulmakta dolayısıyla orada bulunmaktan zevk almaktadır;

·         Yeni beceriler kazanmak ya da var olan becerilerini ilgili kurumda kullanmak suretiyle korumak istemektedir;

·         Kendisinde var olan birtakım yetenekleri başkalarıyla paylaşmak istemektedir;

·         Kendisini ihtiyaç duyulan birisi olarak görmek ve bir problemin çözümüne yardımcı olmak istemektedir;

·         İçinde bulunduğu sosyal çevrede önemli ve popüler birisi olmak istemektedir;

·         Yeni bir arkadaş ve dost edinmek istemektedir;

·         Sosyal gereksinimlerden olan aidiyet duygusunu yaşamak ihtiyacındadır vs. dir.

 

17 Ağustos depreminde canını enkaz altında kalmış bireyleri çıkarabilmeye adamış AKUT üyelerinin inancı ve güler yüzü o dönemde ilkokul öğrencilerinin ideali olmuş ve “Ben AKUT’çu olacağım” demişlerdi. Onlar büyüdüler şimdi ve AKUT’un çeşitli birimlerinde rol üstlendiler.

 

Gönüllü olmak; AKUT’çu olmaktı, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfında bir çocuğa internete girebilmeyi, voleybol topuna vurabilmeyi, kendine yolculuğu öğretmekti, Çocuk Esirgemede bir çocuğun “yüreğine dokuna bilmekti”. Gönüllü olmak çiçek açmak, meyve vermekti.

 

5 Aralık Dünya Gönüllüler günü idi. Aynen “camide gözü olmayanın ezanda kulağı olmazmış halk deyişinde olduğu” gibi kaç kişi duydu bilmem ama duymadığımız kadar ilgisiziz gönüllü olmaya.

 

5 Aralık Pazar günü 320 kayıtlı aktif gönüllüsüyle hizmet veren ve orada olmaktan, gönüllüsü olmaktan onur duyduğum Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı Antalya Eğitim Parkı’nda 110 gönüllü ile bir araya gelip günümüzü kutladık. Gülümseyen yüzlerimizle çocukların gönüllülere yazdıkları mektupları dinledik. Adım atmaya tekrardan yüreklendik. Bir kez daha doğru yerde, doğru şeyi yaptığımızı anladık, kendimizle onurlandık, bir birimizi alkışladık.

 

Herkesin Dünya Gönüllüler gününü kutluyorum ve herkesi “bir yüreğe dokunmaya” davet ediyorum

MAKALE Yorumları