Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
HADİ İSTANBULLU
GİRİŞİMCİ HAYAT
mail_outline : hadiistanbullu@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

26.11.2015

Okunma Sayısı

2166

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Girişimcilik çocuklukta başlar?

Girişimcilik bir kültürdür.  Hayatın içinde yaşayarak kazanılır. Önce ailede başlar; çocuğa sus, dur, otur’la davranarak değil ona insiyatif verilerek, güvenerek, deneyimlemesine fırsat verilerek, hata yapmasına, hatalardan ders almasına izin verilerek gelişir. Her şeyi büyükler bilmez. Çocuklardan da öğreneceğimiz çok şey var. Kendi kendine denemeye öğrenmeye araştırmaya yönlendirilen çocuk bazen yanlışlar başarısızlıklar hatalar yapsa da öğrenecektir, hatalardan dersler alacaktır. Çocuk öğrenerek gelişecektir. Hiç bir şeyi yaşayarak öğrenmesine –denemesine izin verilmeyen çocuk; yetişkin olduğunda iş yapma yada yapmak zorunda olduğu bir şeyi yapmaya kalkarsa tabiî  bedelini  daha büyük bir bedelle ödeyecektir. Kendi insiyatifi, karar alma yeteneğini geliştirmemiş bir çocuk yetişkinliğinde kendine güvensiz başkalarına bağımlı ve mutsuz bir yaşam sürecektir. Çocuklarımızı hep korumak isteriz. En basit işleri bile biz yaparız, ama aslında ona iyilik değil kötülük yaptığımızı biliyor muyuz? Bunun girişimcilikle ne ilgisi var der gibisiniz. Oysa çok büyük ilgisi var. Çocuğun hatalar yapmasına izin vermek gerekir. Sabırla gelişmesini izlemek gerekir. Bu yazı bir çocuk gelişimi yazısı değil elbette.   Birçok yetişkinin yaşadığı sorunlar aslında çocukluklarımızda yatan eksik hatalı eğitimlerden, yanlış baskı sonucu terbiyeden kaynaklandığını uzmanlar söylüyor. Çocukluklarında kısıtlanan, deneme yanılma ile bir çok şeyi öğrenmeyip hazır bulan bir çocuktan büyüdüğüne  de  girişimci olmalarını beklemek hayaldir. Girişimcilik denince akla ilk gelen yenilikçilik, fark yaratmak, farklı olmak, yaratıcı düşünmektir. Kimsenin yapmadıklarını denemek, risk e girmektir. Bunu çocukluğunda denememiş bireylerden girişimci olmalarını bekleyemeyiz. İcat ve keşiflerle patent sıralamasında dünyada neden geriyiz bunları sorgulamamız gerekir.

Bir ülkenin kalkınmasında yeni fikir ve icatların çokluğu,  verimlilik ve üretim artışının önemi yadsınamaz.  Ne kadar üretim ve yenilik yapılırsa ülke kalkınması o oranda gelişecektir. İnsanlarımız yenilik yapmaya teşvik edilmeli girişimci eğitim anlayışı bir kültür olarak uygulanmalı, yenilik yapan fark yaratan, farklı düşünen ayıplanmamalı aksine teşvik edilmelidir. Ülkemizde girişimcilerimiz ne kadar çoğalırsa işsizlikte   azalır gelişmemiz artar dışa bağımlılığımız azalır, zengin ve kendine yeten bir ülke oluruz. Çocuklarımız büyüdüğünde ayakları üzerinde durabilen, kendine güvenen mutlu bireyler olmasını istiyorsak çocuklarımızı girişimci yetiştirelim.

MAKALE Yorumları