Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN
YARINA YOLCULUK
mail_outline : faikardahan@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

02.03.2015

Okunma Sayısı

4406

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Geyikbayırı Neden Korunmalıdır?

Geyikbayırı bir turizm alanı olarak, hatta sportif kaya tırmanış merkezi ve doğa sporları rezerv alanı olarak mutlaka korunmalıdır. Çünkü Antalya ülkemizin turizm potansiyeli açısından bakıldığında İstanbul’dan sonra en çok turist alan şehri ve turizmcilerin tanımlaması ile “Turizmin Başkenti’dir”. Gazipaşa’dan Fethiye’ye kadar olan sahil şeridini yılda yaklaşık 35 milyon turist ziyaret etmekte ve toplam 22 sektöre katma değer yaratmaktadır. Ve Geyik Bayırı Antalya’nın turizm potansiyelinde yıldızı parlayan ve gelecekte hem Türkiye hem de Antalya için bir marka değeri olacak spor kaya tırmanış merkezidir.

Deniz-Güneş-Kum olarak tabir edilen ve geleneksel üretim anlayışıyla seri üretimin turizm sektöründeki karşılığı olan “mass turizm” standart bir turizm ürününün yoğun talebi karşılamak üzere seri üretimi olarak tanımlanır. Mass turizm Antalya’da muazzam bir talebiyle ciddi büyüklükte bir katma değer yaratsa da, sahile sıkışmış bir sektörü tarif eder. Bu sebeple uzmanlar bu hem Antalya’nın mevcut alternatif turizm potansiyelini belirlemek, var olan potansiyelini de turizme açmak biçiminde ciddi çabalar içindedirler. Bahsedilen bu turizm hareketi “Eko-Turizm” olarak isimlendirilmektedir. Bu açıdan bakıldığında; Geyik Bayırı’ndaki turizm potansiyeli hem spor kaya tırmanışı, geleneksel uzun duvar tırmanışı hem de dağ bisikleti, doğa yürüyüşü, dağ koşusu gibi Eko-Turizm potansiyeline sahiptir.

Antalya’da eko turizm potansiyelini başta “Likya Yolu”, “ Sean Poul Yolu” olmak üzere  400’ün üzerinde trekking rotası, 3000 mt nin üstünde iki dağda yapılan dağcılık, iki ayrı ırmak üstünde rafting, 40 a yakın yayla, 15 civarında turizme açılmış mağara, 250 ye yakın dağ bisikleti rotasının yanında,  deniz turizmi, yat turizmi, insentive ve kongre turizmi, inanç turizmi, termal turizm, sağlık turizmi, kültür ve tarih turizmi, ipek yolu turizmi, ornitoloji turizmi, çiftlik turizmi, botanik turizmi, kamp-karavan turizmi, golf turizmi, av turizmi, sualtı dalış turizmi, akarsu turizmi ve atlı doğa yürüyüşü turizmi başlıklarında toplayabiliriz.  Bunlara ilave olarak Antalya il sınırları içinde Olimpos - Beydağları Sahil Milli Parkı, Köprülü Kanyon Milli Parkı, Termessos (Güllükdağı) Milli Parkı, Altınbeşik Mağarası Milli Parkı, Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı ve milli parklar ve Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı içerisinde; yerli ve yabancı turistlerin günübirlik dinlenme ihtiyaçlarına, çadırlı kamp ve karavan ihtiyaçlarına cevap vermek üzere 7 adet günübirlik dinlenme alanı, 2 adet çadırlı kamp ve karavan alanı ile muazzam bir jeolojik, botanik ve coğrafik potansiyeli vardır.

Yukarıda sıralanan turizm potansiyellerin her birini ham Geyik Bayırı, Antalya hem de Türkiye için “Altın Yumurtlayan Tavuk” öyküsüne benzetilebilir. Belki şu anda sadece Deniz-Güneş-Kum potansiyelinden yüksek oranda faydalanılırken diğer potansiyellerden gelecekte faydalanabilmek için gerekli yasal düzenlemeler dahil olmak üzere özendirmeler ve alt yapı yatırımlarının yapılması “altın yumurtlayan tavuğu” büyütecektir.

Bunlara ilave olarak; dünyada son yıllara ciddi turizm hareketine neden olan ve macera turizmi içerisinde kabul gören bir başka uygulama da geleneksel ve sportif kaya tırmanışıdır. Dünyada bu tarz alanlar çok fazla değildir ve en iyi 10 sportif tırmanış alanlarından ikisi Antalya sınırları içindedir. Bunlardan biri Geyik Bayırı, diğeri Olimpostur.

Geyikbayırı, Antalya’nın batısında şehir merkezinden 20 km kadar uzaklıkta sportif kaya tırmanış merkezidir. Aynı zamanda Antalya’da Olimpos, Çit dibi dahil olmak üzere sportif kaya tırmanışı yapılacak rotalar ve Bahçealtı, Geyik Sivrisi, dahil olmak üzere geleneksel kaya tırmanışı yapılacak rotaları çıkarılmış 2000’e yakın tırmanış rotası mevcuttur. Her bir rota daha önce bu konunun uzmanları tarafından açılmış, riskleri ve zorluk dereceleri belirtilmiş, defalarca tırmanılmıştır. Bugün yaklaşık 15-17 yıllık bir geçmişe sahip olan bu alanı yıllık ortalama 20.000 yabancı turist orada konaklayarak kullanmakta. Yılda ortalama iki kez kaya tırmanış şenliği yapılmaktadır. Şenlik zamanı ve diğer tırmanış zamanlarında Antalya içi ve dışından 20.000’in üstünde Türk tırmanıcı da bahsedilen tırmanış rotalarını kullanmaktadırlar. Bunlara ilave olarak meşhur 570 km’lik Likya Yolu’nun Antalya başlangıcı da bu alandadır.

Sportif tırmanış; daha önceden belirlenmiş rotaları ve belirlenmiş hatta sabitlenmiş emniyet noktalarını takip ederek emniyet ipini bu emniyet noktalarından geçirerek doğal veya yapay kayada düşme dahil tırmanışla ilgili diğer birçok riskin minimize edildiği (sıfırlandığı) tırmanış türüdür. Bu tırmanış maratondaki sprint gibidir. Son yıllarda dünyanın her yerinde çok yaygınlaşan, geleneksel kaya tırmanışıyla karşılaştırıldığında daha kısa rotalardaki zor tırmanışlarda daha çok değişik zorluk düzeylerinde tırmanış tekniğini geliştirme, eğlence, rekreatif veya yarışmaya dayalı yapılan bir spor biçimidir.

 Spor tırmanışlar yapıldığı yere göre ikiye ayrılır. Birincisi; kapalı veya düzenlenmiş açık alanlarda yapay kayalarda yapılan sportif kaya tırmanışı, ikincisi ise doğal kayalarda yapılan sportif kaya tırmanışıdır. Yapılış biçimine göre de üçe ayrılır. Birincisi; Serbest Stil (Free Climbing) denilen tırmanışta tırmanıcı çoğunlukla Tap Rap denilen rotanın bitiminde veya daha üstünde sabit bir emniyet noktasından emniyete alınır ve tırmanıcının takoz, sikke, jumar, merdiven gibi hiçbir emniyet aracı kullanmadan kaya üzerindeki tutamak ve basamakları kullanarak yaptığı tırmanış biçimidir. İkincisi; Free-Solo adı verilen hiçbir emniyet aracı kullanmadan kaya tırmanış ayakkabısı ve toz torbasıyla yapılan tırmanış biçimidir. Free-Solo tırmanış fazlasıyla deneyim, fiziksel ve mental yeterlilik gerektirir. Dünyada bu tırmanış türünü yapan tırmanıcı sayısı çok azdır. Bu tırmanış biçiminin göl, deniz veya akarsuların kenarından yükselen cliflerde yapılan biçimine de Deep Water Solo adı verilir. Bu üç tırmanış biçimini Olimposta Serbest Stil ve Free-Solo tırmanışı Geyik Bayırında yapmak mümkündür.

Böylesine önemli bir potansiyele sahip olan Geyik Bayırı’nı devlet çıkaracağı özel yasalarla özellikle koruması gerekirken, maden arama ruhsatlarının kontrolsüz, siyasi çıkar gözeterek dağıtımını yaparak altın yumurtlayan tavuğu öldürmek istemektedir. Eğer orada bir maden ocağı veya taş ocağı açılırsa stratejik olarak beş önemli yanlış yapılmış olacaktır. İlk boyut; orta vadeli gelecekte önemli turizm potansiyeli ciddi şekilde olumsuz etkilenecek ve kimse tırmanmaya gelmeyeceği için bu fırsat kötü kullanılmış olacaktır. İkincisi; o civardaki Geyik Bayırı, Çağlarca ve Akdamlar köyünün tarım alanları maden/taş ocağından çıkan tozlarla kirletilmiş ve tarım yapılamaz hale gelecektir. Üçüncüsü; Geyik Bayırı ve Çağlarca köyü yakınlığı ve temiz havası nedeniyle çok tercih edilen Antalya’nın yaylalarıdır ki, bu değerini yitirmiş olacaktır. Dördüncüsü; Antalya’nın batısındaki yeşil alan, oradaki habitat bozulmuş olacaktır. Beşincisi; devlet bu potansiyeli, kötüye kullanmış olursa aynı zamanda Antalya’nın geleceğini yok etmiş olur ki gelecek nesillere hesabını veremez.

Bu sebeple maden ocakları Eko-Turizm potansiyeli olan bölgelerden uzakta yerlerde ruhsatlandırılmalı ve bölgesel kalkınmada “Turizm” Birinci Öncelikli Stratejik Rekabet Aracı olarak görülmelidir. İkinci stratejik rekabet aracı da Zeytincilik, üçüncüsü de Keçi üretimi olarak görülmelidir.

Bu sebeplerden dolayı Geyik Bayırı’nda bir maden ocağına ruhsat verilmemelidir. Buna devletin karşı çıkması gereklidir.

MAKALE Yorumları