Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
GÜNSEL DİLMEN BİLİCİ
ORİJİNAL YOGA SİSTEMİ
mail_outline : gun.dilmen@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

24.10.2017

Okunma Sayısı

3652

Makaleyi Paylaş

Farkındalık

Sevgili Cesur Okur,

Hepimiz acı çekiyoruz. Acı çektiğimizin farkındayız ya da değiliz.   

Acılardan kurtulmanın bilinen yolu, acıların nedenlerini görmemek için icat edilen kimyasal ya da öğretisel yöntemlerin tamamı. Sonuç, acıları hissetmemek için daha da bilinçsizleşme,  duyarsızlaşma ve acılara uyum sağlama. Acılardan sonsuza kadar özgürleşmeyi sağlayan kalıcı yol ise aydınlanma ve tekâmül yolu. Bu yolda ilerlemek içinse insan acılarının farkında olmalı, nedenlerini ortadan kaldırmak için gereken eylemlerde bulunmalıdır.  

Acıların kökünü kurutmak için gelişmek ve değişmek gerekir.  Kişisel değişim sadece tekâmül yolunda gerçekleşir çünkü insan tekâmül ederek uyanmaya ve hatalarının farkına varmaya başlar. Bu farkındalık sayesinde acılara uyum sağlamak yerine acılardan tamamıyla kurtulur. Güzel haber, artık Dünya Değişim Akademisi var ve karanlıkta el yordamı ile ilerlemek zorunda değiliz. Dünya Değişim Akademisi’nin düzenlediği farkındalık festivallerinde değişim bilimsel yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Bu festivallerde uygulanan yöntembilim sayesinde özgüven, yaratıcılık, kararlılık, sevgi ve iletişim yeteneği ile zihinsel güç gelişiyor, farkındalık yükseliyor.

Farkındalık nedir öyleyse?

Farkındalık sahip olduğumuz bilincin sonucu. Farkındayız çünkü bilincimiz var. Bilinç var ve o bilincin sonucu farkında olmak. Bilinç özümüzde olan bir olgu, farkındalık ise onun dışa yansıması. Bilinç bir ışık olarak yayılıyor ve biz farkında oluyoruz. Farkındalık bilinçle ilgili olduğu için bilinç yükseldikçe farkındalık çok boyutlu bir farkındalığa dönüşüyor.

Sadece şimdide ve burada özümüzde kalınca içimizdeki bilinç farkındalığa dönüşüyor.  Bir fener düşünün, ışığı tuttuğunuz yeri aydınlatıyor. Tıpkı bunun gibi bir bilinç aracımız var, ışık tutan bir araç. Işığı bir yere tutuyoruz ve  o yerin farkında oluyoruz.

Zihin, düşünce, duygu bunların hepsi farkındalığı perdeleyen olgular. Düşünceler duymamızı, dinlememizi, anlamamızı, idrak etmemizi engelliyor ve deneyim yaşamamıza izin vermiyor.

Farkındalığı geliştirmek için ilk adım eylemleri gözlemlemektir. Ne yaptığının farkında olmayan insan hem kendisi ile hem de çevresi ile çatışma halindedir. Duygular ve düşünceler birbiri ile çatışır ve bu çatışma çevredekilere de yansır. İçsel ve dışsal kavga bitmez. Kişilik parçalanmış haldedir, çünkü duygu, düşünce ve eylemler farklı yönlerde ilerler. Farkındalık gelişince acı verici eylemlerin bilincinde olmaya başlarız. Ve böylece bir mucize gerçekleşir. Acılar dinmeye başlar. Çünkü acı verici eylemlerde bulunma isteğimiz kaybolur. Eylemlerin farkında olunca gerilim giderilir ve gevşemeye başlarız. Aceleci davranmanın anlamsız olduğunu görürüz ve derin bir huzur ortaya çıkar.

İkinci adım düşüncelerin farkında olmaktır. Düşüncelerin farkında olmak, zihinsel bir çaba gerektirmez. Düşüncelere itiraz etmeden ve onlarla savaşmadan sadece gözlemleyerek düşüncelerin farkında oluruz. Böylece artık beden ile zihin arasında bir koordinasyon ve ahenk oluşmaya başlar.

Farkındalık derinleşince duyguların farkına varmaya başlarız. Duygusal farkındalık daha ince bir düzeydir. Bu farkındalık sayesinde duygusal kargaşa biter ve duygular yatışır. Eylem/düşünce/duygu uyumu ortaya çıkar ve inanılmaz bir huzur tüm varlığını kaplar.

Eylem/düşünce/duygu farkındalığı sayesinde beden, zihin ve hisler bütünleşir. Bu üçü birleştiğinde, uyum içinde hareket ettiğinde, aynı titreşimi yaydığında evrensel senfoniyi duymaya başlarız.

Ve sonra dördüncü adım kendiliğinden gerçekleşir. Eylem/düşünce/duygu farkındalığının meyvesi nihai farkındalıktır. Bu adımda birey farkında olduğunun farkındadır. Nihai uyanış gerçekleşir ve birey sonsuz saadetin tadını çıkarır.

Ve yaşamda yaptığımız hataların sona ermesi için öz farkındalığın gelişmesi gerekir. Öz farkındalık kendi özünü anımsamaktır. Öz anımsama ebedi ruhi varlık olduğunu unutmamaktır. Özü sürekli anımsama farkındalık enerjisinin artmasını sağlar. Daha çok farkındalık daha çok ruhi öz olarak eylemde bulunmayı sağlar. Bu süreç sayesinde öz varlığımız gitgide daha da belirginleşmeye başlar. Öz farkındalık yükselince kendi olma duygusu güçlenir. Ve icra edilen her eylemde ebediyen var olduğumuzu unutmayız.

Farkındalık sayesinde kişiliğimiz yenilenmeye başlar ve evrensel enerji ile dolmaya başlarız. Yükselen farkındalık sayesinde, öfke, çatışma, istek ve dürtülere harcanan enerji özde yoğunlaşır ve öz farkındalığın ortaya çıkmasıyla yeni bir hayat başlar. Artık dünya tehlikelerle dolu, güvenilmez ve yabancı bir yer değildir; evrensel varoluşun bir parçasıdır.

YANİ..

Farkındalığın yükselmesi için düşünceler durmalı ve zihin aşılmalıdır.

Bunun için nefesi gözlemlemeli, tarafsızca nefes alışverişlerine tanıklık etmeliyiz. Sessizce nefesimizi izlemeli, sadece nefes alırken havanın içeri girdiğinin ve nefes verirken dışarı çıktığının farkında olmalıyız. Nefes yaşamak, öz farkındalık ise var olmak için hayatidir.

Gözlem ve farkındalık sayesinde düşünce nasıl ve neden durur?

Çünkü zihin aynı anda hem gözlemlemeyi hem de düşünmeyi yapamaz. Zihin ya gözlemler ya düşünür. Anıların, değerlendirmelerin ve yargıların kapısını kapatınca tanıklık kapısı açılır. Düşünceler aşılınca geriye kalan şey tanıklıktır.

Zihin bedenin içine nüfuz eden ve aynı zamanda bedeni saran bir enerji alanıdır. Zihinsel enerji alanında düşünceler dalga şeklinde yayılır. Düşünceler geçici, zihin kalıcıdır. Zihin düşüncelerden oluşmaz aksine düşünceler zihinsel alanda oluşur ve bu alana yayılır.

Çevremizde gördüğümüz nesnel bir dünya vardır ama zihnimiz onu isteklerimiz doğrultusunda yorumlar. O zaman dünyayı olduğu gibi değil, görmek istediğimiz gibi görürüz. Yani gördüğümüz, dünyanın kendisi değil zihnimizin bir yorumudur. Veya zihnimizin var olan dünyaya verdiği tepkilerdir.

Uyanmış insanlar tek bir gerçek dünyada var olurlar.  Uyuyan insanların ise kendilerine ait yanılgı dünyası vardır. Uyuyanların dünyası gerçek değil, sahtedir. Sahte bir dünyada yaşadıkları için söz ve eylemleri de sahtedir. Uyuyan insanlar bir araya gelince dünyaları çarpışmaya başlar. Uyuyan kişiler hiçbir zaman uzlaşamaz; çatışır ve kavga eder. Farklı rüya dillerinde konuşurlar ve anlaşmazlıklar bitmez. Evrensel gerçek insanları birleştirir, kişisel gerçek ise ayırır. Evrensel gerçek kişiliği bütünleştirir; kişisel gerçek ise parçalar.  Uyanmış insanlar tek bir varoluş dünyasının parçası olurlar. Uyuyan insanların ise kendi dünyaları vardır ve bu dünyalar illüzyonun parçalarıdır.

Sevgi ile kalın.

Kaynak. Farkındalık Nedir ve Nasıl farkında Olunur?, Büyük Yoga Üstadı Akif Manaf, 2014. 

MAKALE Yorumları