Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DR. SEVİLAY ZORLU
PSİKİYATRİST
mail_outline : drsevilayzorlu@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

02.02.2018

Okunma Sayısı

256

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Ertelemeden Şimdi Harekete Geçin

İnsanlar gündelik yaşantısında farklı tip ve türlerde sorunlarla karşılaşabilirler. Sağlık, davranışsal ve duygusal sorunlar kişisel sorunlardandır. Her günümüz aynı rutin içerisinde olmayabilir. Zorluklar hayata anlam veren bazen gücünüzü tüketen süreçler olabilir. Öyle döngüler içerisine girebilirsiniz ki harekete geçemediğiniz için çıkmaz sokaklarda dolanırken bulursunuz çoğu zaman kendinizi.

Büyük olasılıkla işleri geciktirmeyi bir yaşam biçimi haline getirmenin oluşturduğu gerginliği zaman zaman yaşayabilirsiniz. Yapmak istediğiniz birçok işi erteledikçe bu alışkanlığı bırakamayabilirsiniz. Bu alışkanlık, yaşamın oldukça yorucu bir yüzüdür. Yapmanız gereken bir iş olduğunda, ”Yapmalıyım,bunu biliyorum ama sonra uğraşırım” sözlerini sıkça söyleyebilirsiniz. Erteleme davranışınız için dış güçleri suçlamak zordur. Tüm sorumluluk sizindir hem ertelemek hem de bunun sonucunda duyduğunuz rahatsızlık için.

         İşleri ertelemek,  oldukça evrensel bir davranıştır. Dürüstçe kendinize bile ititraf edemeyebilirsiniz ya da bilirsiniz de harekete geçemezsiniz. Aslında işleri ertelemek diye bir şeyde yoktur. Yanlızca iş yaparsınız ve yapmadığınız işler ertelenmiş değil, yapılmamış işlerdir. Birçok insan için ertelemek, bugününü dolu dolu yaşamaktan sakınmak anlamına gelir.

 

“Umarım,Dilerim, Belki….”

  

         Kafanıza koyduğunuz her işi yapabilirsiniz. Güçlüsünüz yeteneklisiniz ve hiçte kırılgan değilsiniz. İşleri gelecek bir ana ertelemeye başladığınızda kendinizden şüphe etmeye, başaramayacağınız düşünmeye ve en önemlisi olumsuz duygulara kapılmaya başlarsınız. Erteleme davranışınız, bu gününüzde kendinizi güçsüz ilan etmeniz ve işlerin gelecekte düzeleceğini umut etmeye yaklaşan bir adımdır.

İşlerini erteleyen kişinin kullandığı işlevsel olmayan sözcükler, bu tavrı korumaya yarayan savunma sistemini oluşturur.

         “Umarım işler iyi gider”

      “İşlerin daha iyi olmasını dilerim.”

      “Belki düzelir.”

      “Bakalım bir ara hallederim…”

Bu cümleyi kullandığınız sürece, şimdi hiçbir şey yapmamak ve kaçış için nedeniniz olur. Bazıları için bu bir yaşam biçimine dönüşür. İşlerini hiçbir zaman gelmeyecek olan bir güne erteleyip dururlar.

 

                  ERTELEME NASIL İŞLER?

“Bunu yapmam gerektiğini biliyorum, ama en iyiyi yapamayacağımdan ya da yapanın beni mutsuz edeceğinden, sonuçlarından korkuyorum.”

İşleri erteleme bir çeşit “geçmişte kalma ve bugünden kaçma” sanatına dönüşür. Ertelemenin mantığı budur. Yapmak istediğiniz belirli şeyler olduğunu ve bunların başkalarının dayatması sonucu değil, kendi tercihleriniz olduğunu bilirsiniz. Ancak, onları yapacağınızı kendinize söylemenize rağmen bir türlü harekete geçemezsiniz. Şimdi yapabileceğiniz bir işi ileride yapmaya karar vermek, onu yapmak için kabul edilebilir bir bedeldir. Amacınızı gerçekleştirmeyerek kendinizi rahatlatmış olursunuz.

Bu sistem aşağı yukarı şöyle işler; “kendime bu işi gelecekte yapacağımı söyleyerek, aslında yapmayacağımı kabullenmek zorunda kalmam.”

Böylelikle kendimden nefret etmem. Zor ya da keyif almadığınız bir iş yapmak zorunda kaldığınızda geliştirdiğiniz aldatıcı mantıkla rasyonalize etmiş olursunuz.

         Belirli bir tarzda yaşayan ve ileride yaşamınızı değiştireceğini söyleyen bir insansanız bu söyledikleriniz hiçbir anlam ifade etmez. Siz yalnızca bu görevi daima geciktirerek asla yapmayacak insan davranışına dönüştürürsünüz durumu.

                                   ERTELEMENİN SEVİYELERİ

         Ertelemenin çeşitli düzeyleri vardır. Bazı işleri belirli bir ana dek ertelemek ve son anda yapmak mümkündür. Bu kendinizi aldatmanın başka bir yoludur. İşinizi yapmak için bu kadar az bir zamanınız olduğunda, sonuçta ortaya çıkan kötü performansınızı kendinize “yeterli zamanım yoktu” diyerek haklı çıkarırsınız. Ancak yeterince zamanınız var. Zamanınızı ne kadar çok işiniz olduğundan yakınarak geçirirseniz o işleri yapmak için hiç vaktiniz kalmaz.

         Etrafınızda erteleyen ve sürekli çok fazla işler peşinde olan insanları gözlemleyebilirsiniz. Sürekli çok işleri olduğundan yakınırlar. Kafalarında binlerce proje vardı ve asla herhangi biri üzerinde çalışmaya başlamazlar. Kendisine ve çevresindekilere yapacağına dair sürekli söz verirler ve kendi iç dünyalarını bu şekilde rahatlatırlar.

                            AYNASI İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ

“Konuşmayın… Siz konuşurken gerçek siz başınızın üzerinde durup gürüldüyor be nedenle ona ters bir şey söylediğinizde sizi duyamıyorum.” Emerson

Söylediğiniz değil yaptığınız önemlidir. Davranış ne olduğunuzu sözlerden daha iyi anlatır. Yaşadığınız anlarda yaptıklarınız bir birey olarak ne olduğunuzun  göstergesidir.

           İş yapmayan birisi çoğunlukla eleştiricidir, yani oturup iş yapanları izler, sonra da onların yaptıkları hakkında felsefi yorumlar yapar. Eleştirmen olmak kolaydır, ama iş yapan biri olmak çaba risk ve değişim gerektirir.

           Yapıcı eleştiri yararlı olabilir. Ama iş yapan bir insan olmak yerine bir gözlemci rolünü benimsediyseniz gelişemezsiniz. Hata bulan ve ukala eleştirmenleri dikkate almamayı öğrenebilirsiniz. İlk stratejiniz bu tavırları kendinizde görmek ve onları yok etmeye karar vermektir. Böylece erteleyici bir eleştirmen olmak yerine iş yapan birisi olabilirsiniz.

 

ERTELEYİCİ DAVRANIŞIN SONUÇLARI

         Yaşam asla sıkıcı değildir ama bazıları sıkılmayı tercih eder. Sıkıntı bugününüzü kişisel doyum alıcı bir tarzda kullanma yeteneğinizi kısıtlar. Sıkıntı bir tercih kendi başınıza bulduğunuz bir duygudur ve kendinizi dışlayıcı diğer sorunlar gibi onu da yaşamınızdan silebilirsiniz. İşlerinizi ertelediğinizde yaşadığınız anları hiçbir şey yapmadan geçirirsiniz ve bu da sizi sıkıntıya götürür. Genel eğilim sıkıntının nedenini çevrenizde bulmaktır. Bu şehir çok sıkıcı ya da ne sıkıcı birkomşu gibi. Bir şehir ya da komşu değildir sıkıcı olan; aslında sıkıcı olan sizin yorumlamalarınızla yaşadığınız olumsuz duygularınızdır. Sıkıldığınız anlarda aklınız ya da enerjinizle bir şeyler yaparak bu duyguyu yaşamayabilirsiniz.

Bir görevden kaçınarak başarıdan sakınabilirsiniz. Başarılı olmadığınızda kendiniz hakkında iyi şeyler hissetmek ve başarının getirdiği sorumlulukları kabul etmek zorunda kalmazsınız.

BEDELLER, BEDELLER….

“Uykum var, enerjim yok, çok yorgunum, hastayım…”.

Hayalleriniz her zaman ilerideki tarihlere aittir.

Düzenli bir egzersiz programı planlamak ama asla yaşama geçirememek; gelecek hafta başlıyorum.

Diyete başlamak da her seferin de takip eden pazartesi gününe ertelenir. Erteleyerek, üstlenmek yerine kolay olanı seçmiş olursunuz.

         Kendinizi mutsuz, kıstırılmış ve gelişemez hissettiğiniz bir mesleğe devam edebilirsiniz.

Hoşlandığınız birisine açılmaktan çekinerek her şeyin kendi kendine olmasını dilerken kaybedebilirsiniz.

Acı verici hale gelmiş bir ilişkiyi bitiremezsiniz. Evliliği ya da bekarlığı devam ettirerek kendinizi daha iyi hissedeceğinizi düşünebilirsiniz.

         Utangaçlık, sosyal fobi ya da diğer fobilerden dolayı yaşamınıdaki kısıtlılıklar ve yapamadıklarınızın mutsuzluğunu sürdürebilirsiniz.

         Alkol, sigara ya da madde kullanımı gibi bağımlılıkları sığınarak düzeltmeyi erteleyebilirsiniz.

Temizlik, tamirat gibi işleri yapılmasını önemli bulduğunuz halde erteleyerek çoğu zaman da ikili yakın ilişkilerinizde sorunlar yaşayabilirsiniz.

Otoriter biriyle, bir arkadaş, sevgili ile karşı karşıya gelmekten kaçınarak mesleki kariyerinizi kendiniz sabote edebilirsiniz.

Coğrafi konumunuzu değiştirmekten korkarak bir yaşam boyu aynı yerde mutsuz ve başarısız hissederek kalabilirsiniz.

Çocuğunuzla ya da sevdiklerinizle eğlenceli olabilecek bir gün geçirmeyi “çok meşgulüm” bahanesini ile erteleyerek ileride pişmanlıklar yaşayabilirsiniz.

Bir hastalık taşıdığınızdan şüphelendiğiniz halde muayene olmayı reddetmek. Geçiştirerek hasta olduğunuz gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalmazsınız.

Tüm yaşamınızı yakınlarınıza adayıp kendi mutluluğunuzu sürekli ertelemek.

 

NEDEN ERTELEMEYE DEVAM EDİYORSUNUZ?

 

         İşlerinizi ertelemek gerçekte olduğunuzdan daha farklı olduğunuza inanarak kendinizi kandırmanıza yol açar. Erteledikçe kaçmaya devam edersiniz. Böylece can sıkıcı görevleri yapmamış olursunuz. Kandırma sisteminizi koruduğunuz sürece kendinizi rahat hissedersiniz. Kendinize yalan söyleyerek kendinizi rahatlatırsınız. İşlerinizi ertelediğiniz sürece sonsuza dek olduğunuz gibi kalır, böylece değişim ve onun getirdiği risklerden korunursunuz. Sıkıntı duyarak da mutsuzluğunuza bahaneler üretebilirsiniz. Olayların daha iyi olmasını bekleyerek, mutsuzluğunuz için dünyayı suçlayabilirsiniz, çünkü işleriniz hep ters gider. Hiçbir şey yapmamak için güzel bir strateji. Belirli bir risk taşıyan aktivitelerden kaçınarak asla başarısız olmamayı garantileyebilirsiniz. Böylece kendinize dair şüphenizle yüzleşmek zorunda kalmazsınız.

Etrafınızdakileri eleştirmeye başlayarak kendinizi yüceltebilirsiniz. Yine kendinizi kandırırsınız. İşinizi erteleyerek onun başkasının yapmasını sağlayabilirsiniz. Yani erteleme tavrı başkalarını yönetmenin bir biçimine dönüşür.

        

NE YAPMALIYIZ?

       Günümüzde psikoterapi süreci dört duvar arasında gerçekleşen kişisel önerilerde bulunmaktan çıkmış ve psikoterapi ortamında neler olduğu, değişimin nasıl sağlandığı akademik bir konu haline gelmiştir.

         Kişinin değişimi istemesi, yardım almayı kabul etmesinden sonra değişim sağlanması ile ilgili çalışmalar yapılabilir. Farkındalık kazanmak ve değişimin içselleşmesi ile harekete geçilerek sonuç alınabilir.

 

   Uzm.Dr. Sevilay ZORLU

Psikiyatrist & Psikoterapist

www.antalyaterapipsikiyatri.com

www.antalyacinselterapi.com

Şirinyalı Mh. İsmet Gökşen Cad.

1528 S. Şahbaz Apt. K:2 D:5

Tel: 0 (242) 316 98 99

MAKALE Yorumları