Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

27.04.2019

Okunma Sayısı

3172

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Engels- ve Karl Marx’ın..

Ortak Ütobik Dünyaları

 

Friedrich Engels;  1820-1895 yılları arasında yaşadı.

Yetmiş beş yaşında öldü.

Karl Marx’la beraber Komünist manifestoyu 1848 de hazırladı.

Böylece Komünist sistemin temelini attı.

Almanya’nın pozitif filozofudur.

1883 Londra’da Kapitalin birinci cildini bastıran Marx’ın, 2.3 nü ciltlere ömrü yetmemiştir.

Bu iki cildi Engels bastırdı. Babası Tekstilciydi.

Manchester’de pamuk ürünleri işleyen bir fabrikası vardı, Tekstil üretiyordu.

İngiltere Hindistan’ı 1856 da işgal edince, Hindistan’dan ucuz fiyata pamuk temin ediliyordu.

Hindistan’daki dokuma tezgâhları yasaklanmıştı.

Hindistan halkı kumaşa ihtiyaç duyuyordu.

Pamuk üretip, Kumaş alıyordu İngilizlerden.

Sömürü böyle bir şeydi.

Engels’i , babası İngiltere deki fabrikasının yönetimi için İngiltere’ye gönderdi.

Ne olduysa işte O; zaman oldu.

Engels ; tanık olduğu işçilerin çalışma koşulları ve boğaz tokluğuna,

Çalışma durumunda kalmalarından üzüntü duydu, sarsıldı. Yüreğinde insani duygular gelişti.

1844 te “İşçi sınıfının koşulları “ adlı bir yazı kaleme aldı yayınladı.

O yıllarda Karl Marx; “Franço- Germen Annas” adlı bir dergi çıkarıyordu.

Dergi vasıtasıyla Karl Marx’la tanıştı.

Kapitalizm hakkında düşünceleri örtüşüyordu.

1845 te Engels ; Karl Marx’ı  İngiltere’ye çağırdı.Bu çağrıya Karl Marx uydu.

İngiltere’de örgütlü çartizm hareketiyle tanıştılar.

Bu hareket 1838-1850 arasındaki dönemde,

Politik reformlar ve işçi hakları yönünden örgütlüdür.

 1838 de “Halk bildirgesi” adıyla bir bildiri yayınlayarak, yönetim üzerinde baskı kurmuşlar.

İşçi ve halkın desteğini almışlardır.

Bu bildiri avam kamarasına sunuldu. İngiltere’de ses getirdi.

İşçilerin yaşam koşullarının iyileştirilmesi isteniyordu.

Hareket amaca ulaşmak için zor kullanmadı.

Anayasa ve yasalar çerçevesinde, hak aradılar.

Engeles ve Marx, çartist hareketinin liderleriyle tanıştılar.

1846 da Brüksel’e döndüler. İdeolojileri için durmadan çalıştılar.

Brüksel’de  “Komünist yazışma komitesini “ kurdular.

Amaçları, Avrupa’daki tüm sosyalistleri birleştirmekti.

“Komünist birlik” adında bir organizasyon kurdular.

Tüm sosyalistleri Londra’da topladılar. Engels bu toplantıya delege olarak katıldı.

1847 de Komünist manifestoyu yazdılar. Manifesto 1848 de yayınlandı.

Manifestonun yayınlanması onların Belçika’dan sınır dışı edilmesini sağladı.

Almanya Köln’e taşındılar.

1848 de Prusyada büyük bir hareket ve devrim oldu.

Engels Elberfeld’deki ayaklanmada aktif rol aldı.

Almanya’dan da kovuldular. Tekrar Londra’ya döndüler.

Prusya İngiliz hükümetine, bu iki adamın Londra’dan kovulması için baskı yaptı.

İngiliz başbakan Lord John Russell bu isteği red etti.

Londra’da yaşamaya devam ettiler.Karl Marx’ın hiç geliri yoktu. İşi de yoktu.

Engeles’in yardımıyla yaşamaya gayret etti.  Yoksulluk içinde Londra’da öldü.

Engeles , babasının fabrikasında çalıştı. Marx 1883 te ölünce,

Marx’ın yazılarını düzenledi. İngilizceye çevirdi. 1895 te Londra’da öldü.

İrlandalı emekçi kadın Mary Buras ‘la  yaşadı. Hiç çocuğu olmadı.

Marxsizm olarak algılanan ideoloji ,

 Marx ve Engeles ‘in çağın problemlerini yorumlamalarıyla ortaya çıkmıştır.

Marx’la Engeles’te başlangıçta,Felsefe ile ilgilenmişler,

Daha sonra sosyal ve siyasal süreçlere sürüklenmişlerdir.

Üç etmen Marx ve Engels düşünce yapısında etkili olmuştur.

  1. 1789 Fransız ihtilaliyle oluşan toplumcu düşünce
  2.  İngilizlerin sömürgeci yapısı insanları köle gibi kullanmaları
  3. Almanların klasik felsefesi ,
Özellikle Kant’ın etkisi. Bu etki Engelst’e fazlaca görülür.

Bu olguları Marx ve Engelst bilimsel yöntemlerle yorumladılar.

Kapital,

Toplumsal ve siyasi bütünlüğe sahip, felsefi –sosyolojik iktisadi aynı zamanda

Bir siyaset teorisidir.

Bu teoriyi anlatmak için batı tarihini bilmek gerek.

Roma bir imparatorluktu.

410 yılında Alman asıllı Vandallar tarafından yıkıldı. Yıkılmasına kötü idare,

Eski Pago’n dine karşı, Hristiyanlığın yükselişi, ve iç karışıklıklar sebep oldu.

Avrupa da çeşitli beylikler kuruldu. Güçlü milli monarşiler ortaya çıktı.

15 yüzyıla kadar yani bin yıl, ortaçağ boyunca, Avrupa da feodalizm hakim oldu.

Hristiyanlığın ilk 500 yılı komünel hayattır.

Feodal ekonomi tarıma dayalı küçük ekonomiydi.

Tarımsal aletlerin gelişmesi üretimi artırmıştır.

Artan üretimi korumak için köylüleri göçebelerin saldırısından korumak amaçlı,

Şövelya adlı askeri birlikler oluşmuştu.

Bu koruma karşılığında,

Soylular, Ruhban sınıf, ve çalışanlardan oluşan toplumsal bir yapı oluşmuştu.

Üreticileri göçebelerden koruyan Lordlar, barış zamanında;

Kendisi için çalışan köylüler içinde, mızrağını kullanabilirdi.

Lorda bağlı köylüler olduğu gibi. Toprağa bağlı bağımsız üretici köylülerde vardı.

Bu bağımsız üreticiler, üretimlerini satarak ticarete başlayıp, zengin oluyorlardı.

Lorda bağlı köylünün üretimine “Lord” el koyuyordu.

Mücadele böyle başladı. Lorda bağlı köylüler,

Lordun tasallutundan kurtardıkları ürünlerini pazarda satıyorlardı.

Böylece, Bir köylü orta sınıf doğdu.

Ticaret geliştikçe tüccarlarında gücü arttı. Feodalizm bunalıma girdi.

Lordlar köylülerin ürünlerini satmalarını engellemek istediler.

Köylüler örgütlendi ve ayaklandı.

İngiltere, Fransa, İspanya, Almanya’da köylü isyanları çıktı.

Lordlara isyan eden köylüleri krallar korudu.

Bu defa krallar güçlendi.

12 Asırda artık Avrupa da, derebeylikler değil krallıklar vardı.

İngiltere, İspanya, Portekiz, sanayi devrimine giden yolda,

Kaynaklarla büyük sermaye birikimlerine sahip oldular.

Kapitalizm şekilleniyordu.

Kapitalizmin gelişmesinde yağma ve talanın rolü büyüktür.

Fransa sömürge imparatorlukları korumadığı için sermaye birikimi olmadı

Fakirleşti. Köylüler fakirleşti. Ürettikleri krallara yetmez oldu.

Üretim az olunca, çok vergi alınınca hoşnutsuzluklar başladı.

Köylü ayaklanmaları baş gösterdi. Bu ayaklanmalar kıta Avrupasını sardı.

Bu ayaklanmanın bariz sonucu, 1789 Fransız ihtilalidir.

Avusturalya kraliçesi Mari’nin kızı olan

Marie Antoine ve 16. Lui idam edildi.

Küçük burjuva devrimcileri jakobenler eskinin imtiyazlı sınıfına karşı sert tasviye hareketine başladı.

Halk ayaklandı. İhtilalin fikir babaları Robespierre, Saint Just iktidardan alınıp idam edildi.

Halk ayaklanması devam ediyordu. General Napolyon Bonapart imparatorluğu ilan etti.

Krallığa geri dönüldü.  Elli dokuz yıl sonra,

1848 te Paris sokaklarında yine eylemler ve Barikatlar vardı.

Krallık yıkıldı.

II.nci Cumhuriyet kuruldu. Tanrının korumasındaki Feodal çağ kapandı.

Fransa’da yükselen bu durum Avrupalı egemen sınıfları ürkütmüştür.

Fransada halk kitleleri yardımıyla Burjuva iktidar oldu.

İngilterede sınıfsal yapı daha nettir.

Almanya tarımsal verimlilikte İngiltere’ den çok geridir.

Orta Avrupada zayıf Alman prensliklerinden örgütlenmiş bir federasyon vardır,

Adı Kutsal Roma Germen imparatorluğudur. Feodal yapı bu imparatorlukta devam ediyordu.

1871 de Avusturya toprakları dışarıda bırakılarak Alman imparatorluğu kuruldu.

Alman tarihinde mutlakiyetci otoriteye başkaldıran bir hareket hiç olmamıştır.

Alman burjuvası feodal yapıyla sanayileşmiştir.,ve ekonomisini büyütmüştür.

Luterci dini algı biraz piyasa ekonomisine cevaz veriyordu. Liberal bir görünümü vardı.

Bu yapı klasik Alman Felsefesinin doğuşunu ve gelişimini sağladı.

Kant- Hegel- Fihte –Schelling- Spinoza- Leibniz

Christon Wolff- Artur Schopenhauer vs.

Devamında Engeles ve Marx.

Marx ve Engeles’e göre;

Servet birikiminin olduğu,

İşçi sınıfının sömürüldüğü, sanayinin geliştiği İngiltere de devrimci

Hareketler ve Komünizm olmalıydı. 

Fransa’da gelişen sosyalist fikirler Ütopyacı bir sosyalizm doğurdu.

Almanlar ise Felsefeyi siyasete uygulamadı.

Filozoflar sadece felsefe yaptılar.

Marx “filozoflar felsefe yapar amma, dünyayı değiştirmeye yönelik fikirleri yok” diyerek

Tarihsel materyalizmi felsefi temellere oturtmaya çalıştı.

Marx bütün felsefi ve siyasi kaynakları eleştirerek kuramını kurdu.

Marx ve Engels’e göre,

Dünyayı değiştirecek tek güç işçi sınıfıdır.

Kapitalizm kendi bağrında kendi mezarını kazacak,

Komünizm gerçek olacaktır onlara göre;

İşçi sınıfı diktatörlüğü veya proleterya diktatörlüğü,

Ve sınıfsız bir dünya ve sınıfsız bir dünya özlemi.

Avrupa da kapitalist gelişmenin ilk devresinde işçiler,

Yoksulluklarını, işsizliklerini kötü çalışma şartlarını,

Makineleri suçlayarak avundular. Sonra makineleri düşman bellediler.

Makina kırıcılık olarak bilinen ilk hareket 1800 yıllarda görüldü.

Makinelere tahta sopalarla saldırı düzenlediler.

İşçiler ilk olarak makinelere karşı 1830 da eylem yaptılar,

İngiltere’de.

Genel oy hakkı talep ettiler. Bu talepleri parlamentoya sunuldu.

Marxizim işçi sınıfının talepleri olarak doğdu.

Bizim romantik komünizt Nazım Hikmet makinayı savundu.

Makineleşmek” dedi. Makineye özlem duydu.

“Makineleşmek istiyorum.

Tırrrum

Tırrrum

Tırrrum

Trak, tiki tak!

Makineleşmek istiyorum.”

Ütopyacı sosyalistler Saint Simon, Fourier, owen ideal olarak düşündükleri

Toplum düzenini basit örneklerle anlatmaya çalışmışlardır.

Marx ve Engeles;

Bu Ütopyacılara karşı, bilimsel sosyalizmi geliştirmiştir.

Bilimsel sosyalizm onlara göre;

“Sınıf savaşımının zorunlu sonucudur. Toplumsal değişme,

İnsanların beyinlerindeki modellerle gerçekleşmez,

Maddi üretim süresinden ve üretim ilişkilerinden kaynaklanır.

Değişim,

Soyut insan düşüncesi,

Eylem ve üretimdeki insan düşüncesiyle değiştirilir.

Sınıf savaşının sonucu proleterya diktatörlüğüne dayanır.

Bu diktatörlük bütün sınıfları ortadan kaldıracak, sınıfsız bir dünya yaratacaktır.

Ezenin ve ezilenin olmadığı dünya…”

Bu dünya nerde diye sormuşlar Marx’a

Bu dünya Hz. Muhammedin cenneti gibidir.

Ne zaman nerde   kime nasip olacağı bilinmez” demiş.

İnsanlar bilinmezlerin mücadelesini verdiler tarih boyunca

Hep.

Kim bilir, Bir gün herkes kenti cennetinde olur.

 

                                                                                             

KAYNAK: 1: DAS KAPİTAL

                       KARL MARK

                  2: DAS KAPİTAL

                      FULYA SAATÇIOĞLU

                      MURAT CIKRAZ

MAKALE Yorumları