Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
TAYLAN ERTEN
ANKARA MEKTUBU
mail_outline : taylanerten1907@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

13.05.2018

Okunma Sayısı

838

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Ekonomide ahlâk sorunu

Etik de diyebilirdim, daha fiyakalı kaçardı! Ama ahlâk daha “lök” bir sözcük. Üstelik daha şahsi, daha insani. “-Etik dışı” derseniz muhatabı fazla kitabi bulabilir, öznesi veya şahsiliğiyle ilintisini kuramayabilir.

Ama, ahlâk dışı, dediğinizde ahlâk sözcüğü, olanca “löklüğü” ile öznenin veya şahsın üstüne çökebilir ve can acıtabilir.
Acaba? Kavram ve anlam olarak bu kadar güç atfettiğimiz ahlâk sözcüğü, olumsuz eylem söz konusu olduğunda iş dünyası üzerinde can acıtıcı bir etki; bu etkiyle birlikte bir özeleştiri fırsatı yaratabilir mi?
Yoksa, bütün bunlar devlet destekleri, kamu varlık ve gelirleri üstüne kurulmuş, fiziki değilse bile, ideolojik ve kültürel kalite anlamıyla “pre kapitalistik” ekonominin “aktörleri” için anlam, önem ve öncelikten uzak, gevezelik konuları mıdır?
Kanaatimce, Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve kültürel pratiğinden süzülen cevap, ekonomi ahlâkına ilişkin meselelerin, iş dünyasının zihin, fikir ve eylem gündemlerinde yer bulamadığıdır.

DEĞERLERİN YOZLAŞMASI
Kapitalizmin “ruhundaki” ideolojik yırtıcılığın, kural tanımazlığın ahlâki değerler, idari kurallar, yasalar yoluyla törpülenmesinin şunun şurasında 200 yıllık bir geçmişi var. Geçmiş demek bile zor; mesele küresel ölçekte hâlâ çözülebilmiş değil.
Ama, devlet denen merkezi örgütlenme, şayet çağcıl niteliklere sahipse, sosyo-ekonomik zeminde, temelini insanın oluşturduğu her türlü yozlaşmaya karşı savunmacı ve engelleyici hukuku da oluşturarak mücadele ediyor.
Mücadele eden hangi tür devlettir, sorusu, meselenin en yakıcı sorusudur. Ve, bu sorunun berrak cevaplanması için, anayasal ödev olarak ödediği her kuruş verginin neden ve nasıl harcandığının hesabını siyasi iktidarlardan her kademede sorabilen bir sosyal bilinç kitlesinin varlığı gerekir. Şarttır!
Türkiye’nin sosyo-ekonomik pratiğinde bu nitelikle bir vatandaş kitlesinin varlığından ve gücünde söz etmek mümkün değil. Çünkü, böyle bir kitle yok! Böyle bir kitlenin politik fırsatçılığı, demagogluğu, yalancılığı aşarak, yozlaşmayı ağırlaştıran siyasi kararlara karşı çıkması da mümkün değil.
Tam tersine, yozlaşmanın “yasal” teşviki ve ahlâki değerlerin fiilen tasfiyesi temelinde oluşan bir “toplumsal uzlaşma”, çağcıl esaslara göre düzenlenmiş her tür anayasayı ve yasa sistemini aşarak, ekonomik ahlâksızlığı “meşru”laştırıyor!

 

PATRONLARIN SESSİZLİĞİ
Türkiye ekonomisinde büyük ve nispeten güçlü bir üretici kesim var. Bunlar, konumları gereği küresel sisteme bağımlı. Küresel sistem ise ahlâksızlığı meşrulaştıran siyasi iktidar eylemlerine iyi gözle bakmıyor.
Nedeni basit: İktidarların kitlelere oy karşılığı verdikleri ekonomik ahlâkı yerle bir eden her türlü “avanta”, yasa ve ahlâk kurallarına zorunlu da olsa uyan kesimi haksız rekabetle karşı karşıya bırakıyor. Çünkü, bu kesim kamusal mali yükümlülüklerini yerine getiriyor.
Ama, istisnalar dışında sanayicisinden çiftçisine, esnafından sıradan vatandaşına kadar büyük çoğunluk, göz göre göre çiğnediği yasaların, idari kuralların, yerine getirmediği yükümlülüklerin bedeli ahlâki yozlaşma olan karşılığını, siyasi iktidarlardan vergi afları sigorta prim afları, ceza afları, imar afları, şu bu afları olarak alıyor!
Küçüklerden bu nedenle bir tepki gelmiyor. Aksine memnunlar. İktidarın cumhurbaşkanı ve milletvekili erken seçimlerine gün sayılırken açıkladığı 23,5 milyar liralık onuncu mali af paketine ekonominin “büyüklerinden” herhangi bir itiraz, eleştiri ve uyarı gelmemesine de şaşırmadım.
Çünkü, o kesim de ekonomide ahlâk sorununu kökleştiren, yozlaşmayı yaygınlaştıran bütün siyasi tasarruflar karşısında daima sessiz kaldılar, af fırsatlarını daima kullandılar.
Sadece neye mi şaşırdım? Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın aritmetiğine… Akaryakıttan alınan ÖTV oranının indirilmesi beklentilerine karşı, 16 milyar liralık gelirden vazgeçemeyeceklerini söyleyen bakan, 24 milyar liraya yaklaşan seçmen avlama paketini savunuyor. Nasıl hesap ama!

MAKALE Yorumları