Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

27.02.2016

Okunma Sayısı

2188

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Eğitime Pedegojik Bakış

Pedogoji ; Eğitim bilim ve teorisi anlamına gelir.

Yunanca kökenlidir. “Çocuk Yönetmek” anlamı taşır.

Türkçede Çocuk Eğitimi karşılığıdır.

Batı ülkelerinde Fransız ihtilalinden sonra

Psikoloji bilimi içerisinde konumlanmıştır.

19. Asırdan sonra müstakil bir bilim olarak ortaya çıkmıştır.

Çeşitli dallara ayrılmıştır.

Eğitimde doğru yöntemlerin uygulanması

Eğitim pedagojisinin konusudur.

Problemli çocukların davranışları ve eğitimi,

Kültürel etkenlerin, çocuk davranışları

Üzerindeki etkileri,

Tarihteki önemli şahsiyetlerin durumlarını inceleyip,

Günümüz insanı ile karşılaştırılmasının yapılması,

Pedogojinin ana konularıdır.

1940 larda kurulan köy enstitülerinin

Programlarında yoğun pedegojik metotlar vardır. 

Köy enstitülerinin devamı öğretmen okullarında öyledir.

Öğretmen okullarından seçilen

Köy çocukları yüksek öğretmen okullarında

Lise öğretmeni yapılırdı.

Kendi dalı ile ilgili bilim yapar

Mesala Fizik-Felsefe-Türkoloji

Öğretmen olacağı için bu gerektir.

Yüksek öğretmen okulunda

Dört yıl gece derslerinde

Pedegoji eğitimi alır.

Ayrıca sınav olur

Diploma alınırdı.

Ben onlardan biriyim.

1980 yılında Türk Üniversitelerinden

Pedogoji bölümleri kaldırıldı.

Uyduruk, psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümleri kuruldu.

Bunlara pedegog ünvanı verildi.

Üniversitelerimizdeki tüm bölümler gibi,

Bu bölümde kısırlaştırıldı.

Bu işi Eğitim fakülteleri yapıyor

Fakat çokça yetersiz.
Bir pedogojik  metoda göre eğitim verilmediğinden,

Mezunlar medrese hocaları gibi,

Önlerine verilen konuları hep dağınık anlatırlar.

Bütün bildiklerini döküverirler ortaya!

Bilgilerini sistemleyememişlerdir.

Cami hocaları gibi daldan dala atlayarak konuşurlar.

Konuyu toparlayamazlar.

Bu durum 1980 sonrası eğitim acımızdır.

Dünya eğitim tarihine katkı sunan önemli pedagoglar şunlardır.

Benjamin Bloom, John Dewey, Celestin Freinet,paulo Freire,

Friedrich Fröbel, Gloria Jean Watkins (bel hooks), Jan Amos Komensky,Janusz Korczak,

Maria Montessori, William G.Perry, Johann Heinrich Pestalozzi, Jean Piaget,

Simon Soloveychik, Rudolf Steiner, Lev Vygotsky, Henry Giroux,

Ne yazık ki orta doğudan bu insanlar içinde bir bilim adamı yok.

İnsanlığın eğitim tarihinde adımlayarak

Türk eğitim tarihine katkı sunmuş bilim adamlarını

Yaşanan zamana bir yolculuk yaparak anlatmak istedim

Bu yazıda.

 

İlk öğretmen Atina sokaklarında,

Atina’nın zeytin bahçelerinde

Gençlere dünyayı algılatma mücadeleleri veren

Sokrat tır.

Bu eğitime “Akedimia” deniyordu.

Sokrat Kainlerin;

“Gençlerimizin ahlakını bozuyor” şikâyeti üzerine

İdam edildi.72 yaşında idi.

Öğrencisi Eflatun İskenderiye’de bir

Felsefe okulu açtı.

Kapısına “ Geometri bilmeyen bu kapıdan giremez” yazdı.

Öklid, Arsimed, Hipokrat, Patlamyus,

Milattan önceki çağlarda bu okullarda yetişti.

Miladi yıllarda insanlar Tanrılarını hepten göğe gönderdi.

M.Ö. 1600 lerde Musa Tanrısını ilk olarak göğe göndermişti.

Çok Tanrılı inançlardan,

Tek Tanrılı inançların mücadelesi başladı.

Sokrat’tan bin yıl sonra,

İskenderiye kütüphanesinde,

Eflatun’cu öğretiye bağlı olarak,

Doğayı, mantık, matematik, deney ile

Açıklamaya çalışan

370 yılında doğan 415 yılında ölen

Kıpti Hristiyan çeteler tarafından

Taşlanarak linç edilen,

Hypatia adlı bir öğretmen görüyoruz.

 

Hypatia  (ölüm 415)

 

Psikopos Cyril İncil’den ayetlerden

Alıntılar yaparak,

“Bu kadının dinsiz ve şeytan olduğunu” söyledi.

Şeytan Kilisede çırılçıplak soyuldu.

Taşlanarak öldürülüp yakıldı.

Bazı Hristiyanlar Hypatia için,

“Erdem ve iffetin sembolü idi “dediler.

Kendini bilime adayan bu aydın kadın için

2009 yılında,

“Agora” adlı filim çekildi.

İnsanlık  dini baskı korkusundan karanlık ve suskunluğa büründü.

Bin yıl sonra Giordana Brunod  D.1548

Kendisi rahipti. Matematik ve gök bilimiyle ilgilendi.

Engizisyon mahkemesi diri diri yakılmasına karar verdi.

Yakılarak öldürüldü.

“Matematik Tanrının sırrı idi öğretilemezdi”

Kilise; “ gerçek bilgiyi kilise öğretir,

Diğer bilgiler ŞEYTAN’IN işidir.”

Diyordu.

Bağdat medresesinin baş müderrisi

 

 

Gazali’de .(D.1058-Ö1111)

Medreseden felsefeyi kovuyor, şairleri aşağılıyordu.

“Bilimi; aklın, Allah’ın sıfatlarını kavraması olarak algılıyordu,”

Yaşadığı zamanda.

17. yüz yılda insan eğitimin

Doğayı tanıyarak olması gerektiğini

Savunan düşünürler çıktı.

Bunların başında;

J.J.Ruso gelir. Fransız ihtilalinin öncülerindendir. D.1712

Çocuk merkezli eğitimi savundu.

 

Friedric Fröbel D: 1782

Alman Pedagogdur. Çocukların kendi gayretleriyle öğrenmesini,

Oyunlarla, müzikle öğrenmenin desteklenmesini savundu.

Kurduğu Çocuk Bahçesi adlı Okulunda

Kendi sistemini yürüttü.

“Çocuk doğup solumaya başlayınca

İlk nefeste eğitim başlar.

Akıl ve vücut gelişmesi paraleldir.

Her ikisi de aynı anda gelişmelidir.

Çocuk ileride sorumluluk yüklenecek insandır”

Gibi düşünceleri savundu.

Pestalozzi D:1746 İsveç’lidi.

“Her çocuğun kişilik sahibi olması gerektiğini,

Her insanın iyiliğe elverişli olduğunu,

Toplumların eğitimle düzeleceğini,

Disiplinin sevgi ve anlayışa dayalı olması gerektiğini “

Söylüyordu.

Eğitimde basitten karmaşaya gitmek

Bilginin bir önceki öğrenilenin

Üzerine bina etmek gerektiğine inandı.

Mücadelesi ile,

Kilise okulları devlete bağlandı.

Dünyevi eğitim kurucudur denilebilir.

 

Maria Montessori     (1870-1952)

Kendi tıp doktoru Nörologtur.

Zeka özürlü çocuklarla çalışırken

Belirli eğitim metotlarıyla bu çocukların

Topluma kazandırılabileceğini düşünmüş,

Bambini’yi yano “Çocuk Evini” kurmuştur.

Bir eğitim metodu geliştirmiştir.

Ana esasları şöyledir.

3-6 yaş çocukları için karma sınıf önermiş,

Belirlenmiş seçenekler içerisinden,

Öğrencinin kendi seçeneği faaliyetlerle

Eğitime katılmasını sağlamıştır.

Sınıf içinde hareket özgürlüğü esastır.

Kendi metoduna has eğitim materyalleri vardır.

Türkiye de özel okul öncesi

Eğitim kurumlarında Montessori metodu yaygın

Olarak kullanılmaktadır.

Ne yazık ki tarihimizde

Dünya çapında bir pedogoğumuz yoktur.

John Dewey: 1859-1952

20. yüzyılda önemli filozofu ve pedagogdur.

Amerikalıdır.

Çocuk eğitimi üzerine gözlemlerini derinleştirmiş

Laboratuvar okulu kurmuştur.

Liberalizmin özgürlükçü değerinden hareket etmiştir.

“Okullar birbirleriyle eşitlik temelinde ilişkilenen

Özgür insanları yetiştirmelidir.

Eğitim bir vazoyu su ile doldurmak değil

Bir çiçeğe kendi tarzında büyüyebilmesi

İçin yardımcı olmaktır.”

Fransız ihtilalinden sonra batıda köklü otoriter

Değerlere bağlı insanlar yetişmiştir.

Komünizmde öyle.

Bireylere itaat etme öğretilmiştir.

Dewey’i ; eşitlik temelinde dayanışmacı

İnsani ilişkileri hedefler.

Serbest bir demokratik toplumda

İşçiler kendi kendilerinin efendisi olmalıdır.

Çocukları yapacakları iş için eğitmek,

Dar görüşlüktür ahlaki değildir.

Demokratik toplumun temel ölçüsü,

Bireyin kendi yaratıcı potansiyelini

Toplumsal yaşama gönüllü katılımı

Suretiyle ve toplumun iyiliği için

Çalışarak açığa çıkarabilmesidir.

1924 yılında Atatürk’ün davetiyle

Türkiye’de iki ay kalmıştır.

 Yazdığı raporda,

Türkiye’yi “Aşırı merkezileşme

Çabaları için uyarmıştır.

17 yüzyılda felsefenin etkisinde kalan

Zihin ve dünya için

Yeni bir bilgi felsefesi geliştirmiştir.

Düşüncenin bilgiye dönüşebilmesi için

Eylemle sınanması lazım demiştir.

Çocuğun kendi insiyatifi doğrultusundaki

Aktivite ile buluşmayan eğitim

Dışarıdan baskıya dönüşür.

Eğitim,

Çocuğun kapasitesine,

İlgilerine,

Huylarına dair psikolojik

Bir kavrayışla başlamalı.

Eğitim bir yaşama biçimidir.

Gelecek için hazırlık değildir.

Okul çocuk açısından

Mevcut hayatı temsil etmelidir.

Okulun bilgi verilecek yer olarak

Çocukta algı yaratması yanlıştır.

Öğretmenin görevi belirli düşünceleri

Çocuğa empoze etmek değildir.

Çocuğu etkileyecek etkileri seçmek

Çocuğa bu etkilere uygun cevaplar

Üretmek konusunda,

Yardımcı olmaktır.

Eğitimin odak noktası,

Çocuğun kendi toplumsal aktivitesidir

Diyor pragmatik eğitimci

John Dewey.

John Dewey’den hareketle;

2004 yılından itibaren,

Yapılanmacı öğretim anlayış hakimdir.

Milli eğitim bakanlığı da,

Üretken, yaratıcı problem çözen demokratik

Bireyler yetiştirmeyi amaçlamıştır.

Eskiden davranışçı öğrenme vardı.

Öğretmen aktiftir. Çocuk boyun bükücü

İtaatkârdır, yani kuldur.

Harmanlanan bu eğitim

Davranışlarından bakanlığımızın

Hazırladığı müfredatlara uygun olarak

Jon Dewy’i nin pedagojik bakışı geliştirilmiştir.

Milli Eğitim Bakanlığınca.

Fakat,

Bir türlü ruhumuza sinmiş olan

Medrese artığı metotlardan vazgeçilememiştir.

Bakanlığın okul öğrencilerine verdiği

Ders kitaplarını anlatacak öğretmen yoktur ki,

Tüm okullarda çocuklara yardımcı ders kitapları aldırılmış,

Konular oralardan anlatılmaktadır.

Konu anlaşılmadan test çözme kolaylığındadır öğretmenler.

Öğrenci üzerinde otorite kurabilmek için

Alabildiğince ödev adı altında lüzumsuz testlerle

Çocuklarımızın beyinleri yorulmaktadır.

Bu anlayışın pedojik değeri yoktur.

“Eğitimin odak noktası çocuğun kendi toplumsal aktivitesi”

Olduğuna göre,

Çocuklarımızı ödevlerle ezmek doğru değildir.

Bakan Nabi Avcı doğru yapmıştır.

2016 dinlenme tatilinde ödevi yasaklamıştır.

Bırakın,

Çocuklarımız çocukluklarını yaşasın.

MAKALE Yorumları