Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN
YARINA YOLCULUK
mail_outline : faikardahan@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

18.08.2015

Okunma Sayısı

3840

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Doğru Sandığımız Yanlış Davranışlarımız

İster işte olsun, ister komşuluk ilişkisi olsun, ister okul arkadaşlığı, isterse aşk ve evlilik ilişkisi olsun, ikili ilişkiler dünyanın her yerinde zordur. Bireyler arasındaki etkileşimin kalitesi, iletişim kalitesine bağlıdır. Eğer yanlış etkileşim kurgulanmışsa yanlış anlamalar oluşur veya ifadeler yanlış kurgulanır.  Sonuçta iletişim çatışması denilen durum ortaya çıkar. 

 

Size geçenlerde okuduğum bir olayı anlatmak istiyorum. Bir delikanlı kız arkadaşına uzaklara bir yere gittiğinde geri iade edilmesi veya değiştirilmesi zor olan bir hediye alır ve heyecanla eve geldiğinde kendisine verir. Kız arkadaşı “hediyenin kendisinin tarzı olmadığını, beğenmediğini, bu sebeple de alamayacağını, ama bunu bir şekilde birilerine verebileceğini” söyler. Delikanlı bu duruma inanılmaz kırılır. Reddedilmiştir. Egosuna dokunmuştur sevdiğinin davranışı. “Beğenmesen bile keşke alsaydın” der incinmişliğiyle, kız “ne yani yalan mı söyleseydim” der bir kez daha kırılır delikanlı.  Toparlar kendini “yalan söylemeden de özenli olunabilir” der delikanlı ve sözleri ileride bir yerde çatışmaya dönüşür ve ayrılırlar. 

 

Bu ve buna benzer birçok olayı kendimiz yaşamış veya tanık olmuşuzdur. Beklentiler üzerine kurgulanmış yaşamlara etrafımızda çok fazla örnek var. Ben de kızmıştım. Delikanlının yerine koyduğumda bu davranış bana yapılsa bende kızardım. Sonra olayı sorgulamak için facebookta “Sevgilinize veya eşinize değiştirme imkanının olmadığı uzak yerlerden bir hediye alsanız ve o kişi hediyeyi "beğenmedim" diye reddetse ve hediyeyi almasa, bunu da düşüncelerini ifade etmek olarak görse, "ne yani yalan mı söyleseydim" dese sizin tavrınız ne olurdu... merak ediyorum...” şeklinde paylaştım. İnanılmaz değişik cevaplar aldım. 45 yorum yapılmıştı. Temelde benzer üç dört farklı cevap vardı.

 

Birinci grup cevaplar:  erkeğin kırılmışlığını onaylayan tavırlar ortaya koyan, kızın davranışını yanlış bulan cevaplar kümesi. “Bir Serikli olarak çok kızardım”, “Dedirtmem ,diyemez!”, "Özür dilerim hayatim ama nazik olmakla açık sözlü olmak arasında ciddi bir fark var derim bilmediğini öğretirim hissettiğim şeyin aynini hissetmesini sağlarım”, “Değişmesi mümkün olmayan bir hediyeye bile bile beğenmedim denmesi üzücü her hediye beğenilmek zorunda değil önemli olan o kadar uzaklarda düşünülmüş olmaktır insan kalbindeki düşünür. Ne demiş atalarımız dostum beni ansında varsın çürük koz olsun”, “O kadar düşünüp almışım taaa uzaklardan , beğenmese bile sussun, kafasında parçalarım”, “Her istediğini söylersen, istemediğin bir sürü şey duyarsın”.

 

İkinci grup cevaplar: kadının buna haklı olduğunu savunan yaklaşım. “akıllı bir kadın ne alacağını bilir”, “Özdemir Asaf'ın da dile getirdiği: ‘Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, İncinirsin.’ sözündeki gibi olabildiğine dürüst olunmalı. Partner mutlu olacak diye yapılan her samimiyetsiz memnuniyet gülümsemesi, dile gelememenin (kaldı ki eş, sevgili, canan, aşk denilmiş bir kişiye karşı) yarası olarak yürekte kalır. Saygı önce kendimizedir, sonra başkasına... Hayır yerine evet diyerek kendi saygınlığımı yitirmektense, dürüst olup anlayışsız, kaba lanse edilmek en mantıklısı”.

 

Üçüncü grup cevaplar: Erkeğin kendini sorgulamasını savunan yaklaşım. “Özür dilerdim beğeneceğini düşünmüştüm der ve onu daha iyi dinleyip anlamaya ve daha ilgili olacağıma dair söz verirdim”, “Bu sevgilini ya da eşini tanımadığın anlamına gelir. Tanısaydın, neden hoşlanıp hoşlanmayacağını bilirdin”, “Beğenmemiş olabilir. Üzülmem. Ben demek ki onu tanımamışım diye kendime üzülürüm”.

 

Daha derinlemesine sorguladığımda ben bu olayda en doğru yaklaşımın şu olduğunu gördüm. Bu olayda tespit ettiğim iki doğru ve bir yanlış, iki de eksikliğin olduğudur. Kadın açısından bakınca  hediyenin hoşuna gitmemesi sebebiyle hediyeyi reddetmesi ve kendi gerçeğini ifade etmesi doğru, ama söyleme biçimini kırıcı olduğu için burası yanlış olan kısım. Kadın hem beğenmeyip hem de reddetme işlemini daha özenli seçilen kelimelerle gerçekleştirebilirdi. Delikanlının kadına hediye alması doğru davranış, ama neyi beğenip neyi beğenmediğini bilmemesi erkeğin birinci eksikliği. Kadını madem seviyor her koşulda onun söylediğine kırılmaması gerekirdi, ama kırıldı, bu da delikanlının ikinci eksikliği.

 

Her zaman demişimdir. Aklı ve yüreği güzel olan insanlar güzel davranmayı öğrenebilir. Davranış öğrenilebilecek bir şey. İlişkilerde doğru insan olmak için gördüğüm o ki karşıdaki insan bir şey yaptığında ya da söylediğinde önce söylenenden çok niyete bakılması gerektiği, niyet güzelse ne dendiğinin, nasıl dendiğinin, ne zaman dendiğinin önemi yok. Hele sevgiyle kurulan ve sürdürülen ilişkilerde.

 

Bu ve benzer çok sayıda doğru sandığımız ama derinlemesine sorgulandığında yanlış birçok kararlar alıp hayatı hem kendimiz hem de başkaları için çekilmez hale getirebiliyoruz. İletişimde ustalık zor iş. Yazımı Can Yücel’in Tam Zamanında Yaşamak şiiriyle bitirmek istiyorum.

 

Yemek de boş, içmek de,
Hatta yeri gelmeden sevişmek de.
Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,
Tam zamanında söylemelisin sevdiğini
Gözlerinin içine baka baka.

Tam zamanında açmalısın kapını
Hayatına girmek isteyenlere.
Tam zamanında çıkarmalısın
Sevginden şımarmaya başlayanları.

Tam zamanında affetmelisin kardeşini
Biliyorsan yüreğinde kötülük olmadığını
Seni gecenin üçünde arayıp da
Kafasının iyi olduğunu söylediğinde

Tam zamanında bağırmalısın
Acıyınca bir yerin.
Tam zamanında gülmelisin
Kemal Sunal küfür edince filmin bir yerinde.

Tam zamanında bırakmalısın içmeyi
Son kadeh bozacaksa seni
Ve üzeceksen birilerini
Ertesi gün hatırlamayacaksan.

Tam zamanında yaşlandığını hissetmeli
Tam zamanında ölmelisin
Iskalamak istemiyorsan hayatı.

Haydi şimdi kalk bakalım
Silkin şöyle bir
At üzerinden hayatın yorgunluğunu,
Vakit zannettiğinden daha az
Haydi kalk bakalım !
Şimdi YAŞAMAK ZAMANI...

MAKALE Yorumları