Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
SİBEL ÖZEL
BENCE
mail_outline : ozel.sibel63@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

13.08.2017

Okunma Sayısı

2078

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Değişen Türkiye

Zannediyorum körfez savaşı sıraları idi;

Türkiye Cumhuriyet’inin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın  “ANAYASAYI BİR KEZ DELMEKLE BİR ŞEY OLMAZ” açılımının üzerinden epeyce bir zaman geçmiş bulunuyor.  Emperyal planlar, hedef bölgelerdeki yerli işbirlikçilerinin de desteği ile  açılmaya devam ediyor demek ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyada  doğru bir tesbit olur kanımca.

Ancak; Türkiye Cumhuriyet’inin Anayasasında delinmedik pek bir şey kalmadığına  tanık olmuşken,  bu tanıklığı dile getirmemek mümkün olamamaktadır maalesef.

Üstelik tek bir örnekle;

16 Nisan 2017 Referandumunda sandıktan HAYIR çıkmışken EVET in kazandırılması ise başlı başına Anayasa ihlâlidir malumumuz. Tam da son nokta derken bu kez hallaç pamuğuna çevrilmiş eğitim sistemimizin köküne dinamit atılmış olması, hem içeriden hem de dışarıdan açılımın şeklini iyice gözler önüne sermektedir. Ayrıca, imam ve nikahına pek de ince ayarlar yapılmaya kalkışılması ise bana göre iyice cabası olmaktadır verilmek istenen şeklin.

Tam da burada aklıma gelen bir yaşamışlığımı paylaşmak isterim izninizle. Bir işlem takibim için Ordu İli Adliyesinde sıra bekliyorum.

Bekleme sebebim; Yola çıkacağımdan dolayı  yanımda aile koruması kağıdı olmasını istiyorum. Zira, maalesef yaşadığım ülkemi ve ayıplarını biliyorum. Sıkılmamak için koridorlarda dolaşarak vakit geçirmek istedim. Yürümek istediğim koridor boş, kapıların üzerlerinde ise küçük bilgi kağıtları vardı. Başladım her birini tek tek okumaya. İlk kapıdaki notu, ikinci kapıdaki notu, üçüncü kapıdaki notu da okudum. Dava konusu hepsinde  aynı idi. 10 yaşından küçük kız çocuklarına taciz ve tecavüzde bulunulmuş, ailelerin şikayeti üzerine de her bir dava için ikişer üçer kişiden davacı olunmuş. Tahminen yaşadığımız son süreçlerin başı  ve henüz malum kurumlardaki hatta malum olmayan kurumlardaki istismarlar da bu denli yaygınlaşıp ayyuka çıkmamıştı.

Şimdi; Hukuku görmezden gelen uygulamalara en nazik keyfi uygulamalar denir.  Keyfi uygulamalar ise beraberinde yozlaşmayı getirir. Efendim, ülkemde olan ise tam da budur.

Hatta,   Anayasa gereği, milletin vekili olarak seçilen benim hükümetim;  Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyet’inin ilkelerine alenen ihanet edilip, ülkemin tekeri çoktan keyfi ve yoz bir işleyişin kızağına oturtulmaya çalışılmaktadır.

Anlatmak, anlatmak, anlatmak gerek.

 

Sağlıcakla..

MAKALE Yorumları