Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN
YARINA YOLCULUK
mail_outline : faikardahan@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

03.02.2012

Okunma Sayısı

40548

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Dağcılık Nedir? Dağcı Kimdir?

Daha önceki yazılarımda günü birlik yürüyüşün, sırt çantalı yürüyüşün, doğada gezintinin, kuzey yürüyüşünün bir doğa sporu olduğundan söz etmiştim. Bu yazımda da Dağcılık Sporunun ne olduğu üzerinde etraflıca durmak istiyorum.

 

Genel olarak ülkemizde dağda yapılan her şeyin dağcılık olduğuna dair bir inanış vardır. Bu yargı bu konunun üzerince yeterince durulmadığı için oluşmuştur. Türkiye Dağcılık Federasyonu ülkemizin eski federasyonlarından olmasına rağmen federasyonu olduğu dağcılık sporunu tanımlayan bir doküman oluşturmamıştır. Dağcılık konusunda ülkemizde yapılan yayınlar da oldukça kısıtlıdır. Bu yayınlardan ilki ilk federasyon başkanımız ve birçok dağın ilk çıkışını gerçekleştiren rahmetli Bozkurt Ergör’ün “Dağcılık Tekniği” kitabıdır. Diğerleri Nurtay Yatman’ın “Dağcılık”, sevgili Tunç Fındık’ın yazdığı ve çevirisini yaptığı teknik anlamda dağcılığı ele alan kitaplardır.

 

Dağcılık bir doğa sporudur ve diğer doğa sporları içinde popülaritesi en çok olanlarından birisidir. Yüksek riskler içerir, bu sebeple risk eliminasyonu için uyulması gereken bir dizi kurallar bütünlüğü ve teknik gereklilikleri de beraberinde bulundurur. Dağcılığın tarihine bakıldığında yaklaşık 6000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Alplere tırmanırken ölen ve 5600 yıllık olduğuna inanılan bir ceset Alplerdeki buzullarda bulunmuştur. 1300 lü yıllarda şair Petrarch Alplerin zirvesine ulaşmış ilk kişidir ve dağcılığı (Alpinizmi) onun başlattığına inanılır.

 

Dağcılık İngilizcede “Mountaineering ve Alpinism” kavramları ile ifade bulmuştur. Alpinism denmesinin yegane nedeni, Kıta Avrupası’nda yer alan Alp dağlarında yapılan dağcılığın bölge insanı ve Avrupalı fanatikler tarafından “Alpinism” olarak tanımlanmasına dayanır. Dağcılığın bilinen hali ile ilk Avrupalılar tarafından yapılmaya başlanması bu fanatizmin temelini oluşturur. Dolayısı ile alpinism ve mountaineering aynı kavramlardır.

 

Dağcılığın literatürde yapılmış birkaç tanımlaması vardır. Bunlardan ilki UIAA (Union Internationale des Associations d'Alpinisme, Uluslararası Dağcılık Federasyonları Birliği) dağcılığı; “dağların zirvesine ve/veya tanımlanmış bir noktasına tırmanarak ulaşması” olarak tanımlarken, Bozkurt Ergör, dağcılığı; “kayada, karda, buzda, buzulda ve her türlü şartta ve koşulda dağların doruklarına ulaşmak amacıyla yapılan tırmanışlar” olarak tanımlamıştır. Birçok konuda kavramsal sorgulaması ile bilinen WiseGeek araştırma enstitüsü dağcılığı “dağların zirvesine ulaşmak için kar, buz, buzul, kaya yüzeylerde yürüyüş ve tırmanış tekniklerini kombine ederek ulaşma sporu” olarak tanımlamıştır. Deneyimli dağcılardan Yılmaz Sevgül dağcılığı; “teknik malzeme, teknik bilgi ve performans kullanılarak dağların zirvesine ulaşma” olarak tanımlarken, Tekin Küçüknalbant “her türlü şartta ve koşulda dağların zirvesine ulaşmak için teknik bilgi ve malzeme kullanılarak yapılan tırmanış sporu” olarak tanımlamışlardır.

 

Bu tanımlardaki tüm özellikleri bir araya getirdiğimizde dağcılık; “teknik bilgi, teknik beceri, teknik malzeme, fiziksel ve mental performansın her türlü koşulda ve durumda, karda, buzda, buzulda, kayada uygulanarak dağların zirvelerine ve/veya tanımlanmış bir noktasına ulaşmak için yapılan tırmanış sporudur”. Dolayısıyla dağcılar yürüyüşçüler değil tırmanıcılardır, dağcılık yürüyüşçülerin değil tırmanıcıların yaptığı bir spordur.

 

Karda, kayada, buzda, buzulda tırmanış karın, buzun, buzulun kayanın yapısına, yüksekliğine, mevkisine göre çok sayıda risklerden oluşur. Bunlar; hava, kopmalar ve düşmelerdir.  Tipi, fırtına, yıldırım çarpması, donmalar, irtifadan kaynaklı riskler, kaya kopması, düşmesi, kar kopması, buz kopması, buz çatlakları, çığ, ve tırmanıcının düşmesi bunlardan en bilinenleridir. Dağcılık tüm bu riskleri her koşulda ve her şartta var sayarak gerekli önlemlerin alınmasıyla gerçekleştirilen bir doğa sporudur. Dağcılığı çeşitli şekillerde sınıflamak mümkündür. Bunlardan ilki zirve tırmanışın nasıl yapıldığı ile ilgilidir. Bu haliyle, ekspedisyon tırmanış (expedition climbing)  ve alpin tırmanış (alpine climbing) diye ikiye ayrılır.

 

Expedisyon kelime anlamıyla bir yerden bir başka yere tüm eşya ve insanların taşınması anlamına gelir. Bu haliyle ekspedisyon tırmanış; tırmanışın başladığı ana kamp ile zirve arasında çok sayıda ara kampın olduğu ve kamplar arasında malzemenin taşındığı, gurup sayısının (tırmanıcı ve malzeme taşıyıcıları dahil) büyük olduğu, muhtemel risklerin elimine edilmesi için hazırlanan sabit hatlar üzerinden hareket edilen, teknik malzeme, yiyecek içecek ve diğer bir çok ekipmanın kullanıldığı ve daima kamplar arasında taşındığı, uzun zamanlar gerektiren tırmanış biçimidir. Expedisyon dağcılıkta tırmanıcılar ve malzeme taşıyıcılar genellikle ayrı kişiler olsa da her ikisi de her koşulda ve yüzeyde tırmanış yapabilecek teknik bilgi, beceri, donanıma sahip kişilerdir. Genellikle ekspedisyon tırmanış denildiğinde Everest gibi yüksek irtifa dağcılığı bilinmektedir. Bu elbet doğrudur. Fakat Ağrı gibi, Kaçkarlar, Aladağlar gibi, birçok dağın zirvesine ulaşmak için ard arda iki veya daha fazla kampın yapıldığı tırmanışlar da bu tarz tırmanışa girer.

 

Alpin tırmanışta ise ya tek kamp vardır veya hiç kamp yoktur. Kamp varsa tırmanıcı bu kamptan hareket ederek ulaşmak istediği noktaya kendi oluşturduğu rotadan, yanında tırmanış için gerekli tüm malzemeleri taşıyarak, kendi rotasını kendi açarak, kendi teknik beceri, malzeme, performans, yeterliliğiyle, daha az malzeme, sadece tırmanıcılardan oluşan daha küçük ekip, daha kısa zamanlarda, her türlü koşul ve yüzeyden tırmanış yapılarak dağın ulaşılmak istenen yerine ulaşılmasıdır. Alpin tırmanışta kaya, buz, kar veya bunların karışımından oluşan yüzeylerde kullanılan ayrı tırmanış teknikleri vardır. Hafiflik ve hız alpin tırmanıcıların en temel özelliklerinden biridir.

 

Dağcılık camiasında yük taşımak için kullanılan hamallar (şerpa), hayvanlar, araçlar dağcılığın genel yapısına uygun olmadığını savunsalar da özellikle Himalaya gibi yüksek irtifa dağcılığında kısıtlı tırmanış mevsiminde tüm tırmanış malzemelerinin ana kampa ve oradan da ara kamplara taşınması, geri dönerken geri getirilmesi sadece tırmanıcılarla gerçekleştirilebilecek, başarılabilmesi kolay olan bir şey değildir. Bu sebeple bu tırmanıcıların kolaya kaçması olarak değil, bir zorunluluk olarak algılanmalıdır.

 

Dağcılık son zamanlarda birçok alt branşta ihtisaslaşmıştır. Bunlar kaya tırmanışı, buz tırmanışı, buzul tırmanışı, yüksek irtifa dağcılığı, kayakla tırmanıştır. Kaya tırmanışı kendi içinde geleneksel duvar tırmanıcılığı, spor tırmanış olarak iki branşta sürdürülmektedir.

 

Dağcılık her gün diğer bir çok doğa sporlarıyla ilişkilendirilmektedir. Dağların zirvelerinden yamaç paraşütüyle inişler, kayakla, snowboardla inişler, hatta cliff diving olarak bilinen yamaç dalışçılarının serbest düşüşü ile gerçekleştirdikleri dalışlar dağcılıkla ilişkili hale gelmiştir. Bugün Kaçkarlarda zirvelerden kayakla iniş kışın en çok yaşanan keyflerden biridir. Erciyes’e zirveye kayakla tırmanan ve zirveden kayakla ve snowboardla inan birçok dağcı vardır.

 

Dağcı sporcu kişiliğinin yanında ekolojiye, dağın kendisine, dağcılık sporu, doğa sporları ve diğer doğa sporcularına saygılı, etik değerlere bağlı, sürekli kendini geliştiren ve bunu çevresindekilerle paylaşan kişidir. Bunun yanında bir kişinin ben dağcıyım diyebilmesi için kendi gücü ve iradesiyle kendi teknik birikim ve malzemesiyle kendi açtığı rotadan karda, kayada, buzda, buzulda, her şart ve koşulda dağın ulaşmak istediği yerine ulaşan kişidir. Başkasının döşediği hatta ilerleyen kişi o hat olmadan oraya ulaşamayacaksa, gidemeyecekse, o yeterlilikte değilse dağcı da değildir. Dağcılık bir gelişim sürecidir. Elbette kişinin kendisine ve başkalarına yol açması bir olgunluk düzeyidir. Aynen hayatın diğer yerlerinde olduğu gibi. Dağcılık da yaşanarak, kişinin kendisine yatırım yapmasıyla, okumasıyla, denemesiyle, istemesiyle, çaba sarf etmesiyle ulaşılarak bir yolculuktur. Dağcı bir sporcu gibi yaşayan, antrenman ve beslenmesini organize eden ve sürdüren kişidir.

 

Dağcılık dağlarda yürüyerek yapılan değil tırmanarak yapılan bir spordur. Bu sebeple dağcılar ile yürüyüşçüler birbirlerinden farklıdırlar. Yürüyüşçüler dağda yürürlerken, dağcılar dağa tırmanırlar. Diğer bir deyişle dağcı; dağcılığın gereklerini yerine getiren kişidir, yani “yeterli teknik bilgi, teknik beceri, teknik malzeme, fiziksel ve mental performansıyla her türlü koşulda ve durumda, karda, buzda, buzulda, kayada uygulayarak dağların zirvelerine ve/veya tanımlanmış bir noktasına ulaşmak için tırmanış yapan kişidir”. Bu sebeple sırt çantalı veya günü birlik yürüyüşçülerin yürüdükleri yerler ile dağcıların tırmandıkları yerler ve yaptıkları sporun isimleri birbirlerinden farklıdır.

 

Bir sonraki yazımda; dağcılığın alt branşları üzerinde detaylıca duracağım.

MAKALE Yorumları