Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN
YARINA YOLCULUK
mail_outline : faikardahan@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

21.01.2015

Okunma Sayısı

3868

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

ÇYDD Haksızlığı ve Utanmak

Uludağ Sözlük “Utanmak” kavramını “Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak, korkmak, mahcup olmak, çekinmek” olarak tanımlamakta.

Utanmak duygusu çocuk eğitiminin temelini teşkil eder ve bireyin ait olduğu aileye, kuruma, topluma ve ülkeye ait değerlerle üç beş yaşından itibaren öğretilir ve buna uygun davranış beklenirdi.  Bunun şarkılarda, türkülerde, filmlerde birçok yansıması vardır. En güzel örneklerinden biri “Babam ve Oğlum” filminden işlenmiştir

— Yolu neden uzattık Baba?
— Kasap İrfan var ya, şimdi onun dükkânın önünden geçmek olmaz. Borç aldı benden, epey de oldu. Belli ki darda, şimdi kendimizi gösterir gibi yakışık almaz.

 

Bizim Anadolu insanı böyle idi. Buna sosyal sermaye deniliyor. İnsanlar arasındaki ilişkinin, dayanışmanın gücünü tarif etmek için. Ki biz millet olarak güçlü bir sosyal sermayeyle, güçlü bağlarla birbirimize bağlı idik. Sonra 1950 li yıllardan itibaren sistematik biçimde sürdürülen bu değerleri yok etme, başkasına muhtaç etme sürecinden sonra, çalan, çırpan, tecavüz eden hale geldi. Artık o bağlar da kalmadı. Bir torba kömüre bu inançlarımızın hepsini değiştirdik.

Utanma bir duyguydu mesela. Utanırdık. Başkasının sahip oldukları ve olmadıklarından başlayarak yapabileceklerimizi belirlerdik. Mahallede ölüm olmuşsa, radyo dinlemezi televizyon açmaz o komşumuza saygı duyardık. Köyde okula giderken normal kıyafetler giydirirdi annem. Söylediklerimizden utanırdık, davranışlarımızdan utanırdık. Utanırdık, yüzümüz kızarırdı. Hatta bir şey olduğunda öğretmenlerimiz “utanmaz mısın, yüzün dahi kızarmadı mı?” derlerdi. Ramazanda ayıp olmasın diye, çocuk dahi olsak dışarıda yemek yemezdik.

Bugünlerde maalesef birçok iş utanma duygusundan uzakta yapılmakta. Siyasetin öç alma duygusuyla yürütüldüğü, hırsızlığın siyaseten örtbas edildiği günleri yaşar haldeyiz.

Son zamanlarda; onca çocuğun okutulması başta olmak üzere elini memleket sorunlarının çözümü için taşın altına koyan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve orada buluşan, yürekleri insanların hepsini sırf kendi gibi düşünmeyen, kendi siyasi düşüncesine ve siyasi uygulamalarına muhalefet ediyorlar algısıyla, büyük abisinin Ankara’da bir zamanlar kol kola yürüdükleri için  “köklerini kazıyacağız” dediği uygulamayı Menderes Türel önce ANSAN’da sonra ÇYDD’de, oranın işletmecisi ve müdavimleri için uygulamaya koyduğu siyasi lince hep beraber tanıklık ediyoruz. Şehrin ileri gelenleri, kurumları, STK’larının yapılması yanlıştır, hukuksuzdur demesine rağmen bu linç devam etmekte. 

Hatta 9 Ocak 2015 tarihinde alınan yürütmeyi durdurma kararına rağmen her ne kadar Menderes Türel aksini iddia etse bile, yıkım ve düzenlemeyi yapacak yüklenici firma, psikolojik ve fiziki ablukaya alma, halkın ve müşterilerin gözünde şantiye havası yaratma ve hatta yıkıma başladı bile. Her yer şantiye elemanlarıyla çevrildi, ÇYDD’nin önü kazıldı, kaldırımlar söküldü. Bunlar aile terbiyesi almışların kınayacağı uygulamalardır.

Kendisine oy versin vermesin o beldede, o şehirde yaşayan herkesin canının emanet edildiği belediyeler uygulamalarıyla kendilerine yakışanı yapması gerekirken, Menderes Türel’in ANSAN ve ÇYDD’yi yok etme arzusundaki siyasi hırsı, Babam ve Oğlum filmindeki toplumsal değerlere sahip çıkma konusundaki repliği iyi ezberleyememişler için Antalya’nın geleceğinde çokça konuşulacaktır. Bizim zamanımızda utanma bir duyguydu ve utanırdık.

Söyleyeceklerimi Nurtaç İnci’nin dizeleriyle bitirmek istiyorum.

Bu sokakta bir zamanlar merhamet hanım yaşardı

Sokak kedilerinden ve çocuklardan daha çok elleri vardı

Bir zamanlar ahlaksızlığın da ahlakı vardı

Çağ çiğnedi geçti edephanesini

Hırsı ateşe, nefsi yele verdi yuva dağıldı

Şimdilerde merhametin metruk evinde

Utanç odasının orta yerinde, kızıl bir incir ağacı durmadan bencilliği emziriyor sütüyle

MAKALE Yorumları